Cumhuriyet mahallelerinin tasfiyesi

Neoliberalizmin insanda yarattığı karakter aşınması, rant odaklı kurumsal ilişkiler, kentsel planlama ve mimarlık vizyonundan yoksun yöneticilerle, yaşam alanlarımız, değerlerimiz, kentlerimiz, mahallelerimiz ideolojik bir kuşatma altında yıkılıyor.

Ankara’nın başkent ilan edilmesi ile ortaya çıkan konut ihtiyacının büyük bölümü, mahalle ölçeğinde kooperatifler, blok apartman ölçeğinde kooperatifler ve tek yapı ölçeğinde apartman kooperatifleri ile karşılandı. Ankara’da 1935 yılında ilk kurulan Bahçelievler Yapı Kooperatifi’ni diğerleri izledi. Teşviklerle çıkarılan kanunlarla birlikte, Ankara’nın Bahçelievler, Emek, Mebusevleri, Ayrancı, Keçiören, Subayevleri, Küçükesat, Gaziosmanpaşa, Cebeci, Yenimahalle ve birçok semtte kamu görevlilerinin konut ihtiyacına çözümler üretildi.

Planlama ve konut üretimi ile birlikte Cumhuriyet’in mahalle yerleşkeleri şekillenirken, gelinen noktada, kentsel dönüşüm, yık-yap kültürü, var olan köklü mahalleleri tehdit eder duruma geldi. Özgün tasarlanmış konut yapıları, konut kooperatifleri yıkılarak kentsel dönüşüme tabi tutulmaya başladı. Üst ölçekli ve yere özgü bir planlama yapılmadan, Ankara’nın kent merkezine yakın mahallerinde, caddelerin sokakların bir de ticaret yolu ilan edilmesi Başkent’te Cumhuriyet’in mahallelerinin tasfiyesine neden olan bir dönüşümü tetikledi.

Ticaret Yolu” kararı mahalleleri yıkıyor

Başkent’te Bahçelievler, Emek, Anıttepe, Maltepe, Cebeci, Gaziosmanpaşa, Küçükesat, Ayrancı köklü mahalle geleneğinin olduğu yerler. Zaman içerisinde apartmanların zemin katlarında, güncel ihtiyaçların karşılanması için ticari alanlar oluşturulmuş. Apartman altlarındaki bakkal, kasap, manav, kuaför ve eczane, çiçekçi vb ile mahallenin ihtiyaçları karşılanmış. Bu mahalleye özgü bütünlük, kentsel dönüşüm ile bir kez daha bozuldu. Binaların yıkılıp yeniden yapılması durumunda zemin katlarda oluşan ticareti koruma gerekçesi ile bakanlık yönetmeliği ve belediye meclisleri tarafından ticaret yolu ilan edilmesi, bu kez de mahallenin konut dokusunun ticarete dönüşmesinin önünü açtı. 5 katlı konutların olduğu mahallelerde, sokaklar, caddeler ticaret yolu ilan edilmeye başlandı.

Ticaret yolu ilan edilen sokak ve caddelerin üzerinde bulunan yapıların, yıkılıp yeniden yapılması halinde, mevzuat gereği bodrum kat, zemin kat ve 1.kata kadar ticaret yapılmasına olanak tanınmakta. Böylece mahallenin ihtiyacını karşılayan zemin katlardaki ticaret birimleri, yapının yıkılıp yeniden yapılması sürecinde, 3 kata kadar ticarete dönüşebilecek. 3 kat ticaret yapılmasının rantının peşinde olan müteahhitler, çantacılar, işbirlikçileri bir yandan kapı kapı dolaşarak mahalle sakinlerini ikna turlarına başladılar, bir yandan da apartmandan bir daire satın alıp kentsel dönüşüme başvurarak kat maliklerini baskı altına almaya başladılar.

“Başkent’in şantiye mahalleleri”

Müteahhitlerin bu yıkım ve yeniden yapım sürecinde kar marjını yüksek tutması için, 5 katlı apartmanda 3 kat ticaret hakkını kullanması, kat maliklerine, yeni ama küçük metrekarelerde konut üretmesi, mahallenin konut dokusunu bozan ve ticarileştiren bir süreci başlattı. Kent merkezine yürüme mesafesinde ulaşılan Cumhuriyet’le modern bir kentleşme politikasının ürünü olan mahalleler, özgün tasarlanmış yapılar şimdilerde büyük bir yıkımla karşı karşıya bırakılmış durumda, Başkent’in kent merkezi ve yakın çevreleri konuttan arındırılarak sermayeye teslim ediliyor.

Tıpkı Anıtkabir çevresinde ki mahallelerde sokak ve caddelerinin ticaret yolu ilan edilerek, ticarileşmesi, yoğunluğunun arttırılması, tıpkı Kızılay’da Cumhuriyet’in ilk toplu konut üretimi olan Saraçoğlu Mahallesi’nin konut dokusunun tasfiye edilerek, ticarileştirilmesi ve sermayeye teslim edilmesi gibi.

“Göç edası”

Ankara’nın Cumhuriyetle birlikte dönüşen, apartmanlaşan, kooperatiflerin örnek uygulamalarına tanıklık eden, Ayrancı, Küçükesat, Bahçelievler, Anıttepe, Gaziosmanpaşa ticaret yolu ve kentsel dönüşüm uygulamaları ile şantiye mahallelerine dönüştü bile. Mahalle sakinleri, kat malikleri müteahhitlerin eline bırakılmalarına sitem ederken, yerel yönetimlerin bütüncül bir politika üretmemesinin çaresizliğinde öfkeliler, hüzünlüler.

Müteahhit bizlere süre verdi, şu tarihe kadar hepimiz apartmandan çıkacağız. Bunun şu an önemi kalmadı. Sadece binanın yıkılmasını ve yerine bir ucubenin dikilmesini istemiyoruz. Bu anlamda da koruma kararı çıkartmak ve yapılabilecek başka şeylerle ilgili yapacağınız yönlendirmelere, yanımızda olmanıza ihtiyacımız var” mesajları mahallelerden yükseliyor.

Her sokakta bir yıkım, sökülmüş kapılar, pencereler, tabelalar bir göç edasıyla yükleniyor. Yıkılan sadece bir bina değil elbette, içerisinde onlarca anı, onlarca yaşanmışlık ve Cumhuriyet’in kentsel politikasının mekân üretimini izleri de yok olup gidiyor. .

Başkentin ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına giderken bütüncül bir planlama ile ele alınması ve mahalle ölçeğinde korunması gereken alanlar yönetmelik maddesi ile tasfiye ediliyor. “Kent genelinde ele alınıp nazım imar planı ölçeğinde irdelenmesi gerektiği, fiili durumu resmileştirmek gibi bir sonucu doğuracağı kent merkezi ve anılan caddelerde trafik yükünü artıracağı, bir planlama yapılmaksızın böylesi bir ilke kararının uygun olmayacağı görüş ve kanaatine varıldığı” gerekçesi ile 2014 yılında Çankaya Belediye Meclisi’nde reddedilen ticaret yolu önerileri, şimdilerde, Çankaya, Altındağ, Etimesgut, Sincan Belediye Meclisi ve Büyükşehir Belediyesi’nde kabul ediliyor. Yerel yönetimler yaratıcı planlama başkent vizyonu oluşturma yerine, yönetmelik maddesine teslim olmuş şekilde neoliberalizmin planlama literatürünü altüst eden rant odaklı ‘ticaret yolu’ nu ilan etmeye devam ediyorlar.

İlan edilmemiş bir ”kentsel yıkım” süreci Başkent’te Cumhuriyet’in mahallelerini dolaşıyor. Bir kez daha şehircilik ilkeleri, planlama ve nitelikli mekânların korunması yönetmelik maddesine teslim ediliyor. Yönetmeliğin planlama referansları ile yapılması gerekirken, planlama, yönetmelik referansları ile devre dışı bırakılıyor.

“Mahallelerin kimsesizliğinin çaresi”

Neoliberalizmin insanda yarattığı karakter aşınması, rant odaklı kurumsal ilişkiler, kentsel planlama ve mimarlık vizyonundan yoksun yöneticilerle, yaşam alanlarımız, değerlerimiz, kentlerimiz, mahallelerimiz ideolojik bir kuşatma altında yıkılıyor.

Bu kuşatmada “kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet”’in mahallelerinin kimsesizliğinin çaresi ve medeti bir kez daha kamu yararını önceleyen Mimarlar Odası ve meslek örgütlerinin açtıkları hukuksal süreçlerde oluyor.

Bahçelievler, Emek, Anıttepe, Gaziosmanpaşa, Küçükesat, Ayrancı ve Cumhuriyet’in mahalleleri, nitelikli ve özgün yapıları Cumhuriyet’in ve Başkent’in ikinci yüzyılı planlamasının bir parçası olarak korunmalı.

Köşe Yazıları Haberleri