Derdini botlara anlatan genç sayısı artıyor

İLKE ATİK TAŞKIRAN | Bir gencin sohbet botuna danışmasını engelleyebilirsiniz ama yerine ne koyacağı sorusu ortada duruyor. Ve o sorunun cevabı hep aynı yerde bitiyor, yani bir yetişkinde. Sorun gencin makineyi seçmesi değil. Sorun, alternatifin bu kadar zayıf görünmesi.

On gençten ikisi, geçen bir yıl içinde ruh sağlığıyla ilgili bir derdini sohbet botuna danıştı. Bir yıl önce bu oran on üçte birdi.

Rakamlar JAMA Pediatrics'in haziran sayısından. RAND'dan Ryan McBain ve ekibinin 12-21 yaş arası gençlerle yaptığı ulusal ölçekli araştırma, ABD'deki gençlerin %19,2'sinin üzgün, öfkeli ya da gergin hissettiğinde ChatGPT, Gemini, Character.AI gibi araçlara danıştığını gösteriyor. Nüfusa oranlandığında yaklaşık 8,2 milyon kişi. Kullananların %42,8'i bunu en az ayda bir yapıyor. Kızlarda erkeklerin iki katı yaygın, 18-21 yaş grubunda çocuklara göre belirgin biçimde yüksek.

Bir yılda %13,1'den %19,2'ye. Artışın hızı kadar oranın ulaştığı yer de dikkate değer. Aynı dönemde profesyonel bir ruh sağlığı desteği aldığını söyleyen gençlerin oranı %19,8. Yani iki rakam neredeyse eşitlendi.

Asıl bulgu burada değil

Bu araştırmanın manşete çıkan tarafı kullanım oranı oldu. Oysa içinde çok daha rahatsız edici bir sayı var.

Sohbet botuna danışan gençlerin %63,3'ü bunu kimseye söylemedi. Anne babasına değil, öğretmenine değil, doktoruna değil, arkadaşına bile değil.

Söyleyenlerin dağılımı da ayrıca anlamlı. Bir arkadaşına söyleyen %28. Ebeveyn, öğretmen ya da hekim gibi güvendiği bir yetişkine söyleyen sadece %16,4.

Yani haber "gençler yapay zekaya danışıyor" değil. Haber şu. Bir gencin zorlandığı anda kurduğu iletişim zincirinden yetişkin tamamen çıkmış durumda. Çocuk susmuyor, konuşuyor. sadece ebeveyn bundan habersiz kalıyor.

Neden gizli?

Bu sorunun cevabını verirken gençleri küçümseyen bir cümle kurmamak gerekiyor, çünkü tercihlerinin mantığı gayet açık.

Sohbet botu yargılamıyor. Randevu istemiyor, sıra yok, ücret yok. Sabahın üçünde açık. Söylediğin şeyi annene anlatmıyor, okula bildirmiyor, akrabalar arasında dolaşıma sokmuyor. Bir gence "Seni tanıyan kimsenin duymayacağı bir yerde konuşabilirsin" fırsatı veriyor.

Bu araçların sattığı şey terapi değil. Utançsızlık.

Utanmak, ruh sağlığı konusunda hâlâ en büyük bariyer. Türkiye gibi mahalle baskısının işlediği, "psikoloğa gitmek" cümlesinin bile fısıltıyla söylendiği bir toplumda bu bariyerin ne kadar yüksek olduğunu tahmin etmek zor değil.

Faydalı bulmak ile doğru olmak

Araştırmanın bir başka bulgusu da şu. Kullananların %91,7'si aldığı tavsiyeyi faydalı bulmuş.

Bu sayı iyi gibi görünüyor ama ölçtüğü şey memnuniyet. Doğruluk değil. Kendini iyi hissettiren cevapla işe yarayan cevap aynı şey değil ve bu araçların en iyi olduğu iş, karşısındakini iyi hissettirmek.

Ortada bir de değerlendirme boşluğu var. Bir gencin bu konuşmalarda ne aldığını, ne kadarının yanlış ya da riskli olduğunu bağımsız olarak ölçen bir mekanizma yok. Konuşma kapanıyor ve kaydı hiçbir klinik sürecin içine girmiyor.

Araştırmacıların altını çizdiği nokta da tam olarak bu. Genç kullandığını söylemediği için, hekim de öğretmen de ebeveyn de bu tavsiyenin varlığından habersiz kalıyor. Bir gencin kafasındaki cümleyi kimin koyduğunu artık kimse bilmiyor.

Bizde durum nasıl?

Türkiye'de bu ölçekte bir ölçüm yok.

Verinin olmaması da bir veri aslında. Çocukların dijital hayatını yıllardır ekran süresi ve yaş sınırı üzerinden tartışıyoruz. 15 yaş altı düzenlemesi kasımda fiilen devreye giriyor, e-Devlet üzerinden yaş doğrulama konuşuluyor, ebeveyn kontrol araçları yönetmeliklere giriyor.

Bunların hepsi erişimi düzenliyor. Hiçbiri çocuğun kime ne anlattığını sormuyor.

Bir çocuğun Instagram'a kaç yaşında girdiğini kayıt altına alan bir sistem kuruyoruz. Aynı çocuğun kötü hissettiğinde kime döndüğü hakkında elimizde tek bir veri yok.

Yetişkin ne zaman devreden çıktı?

Yasakla çözülebilecek bir şey değil bu. Bir gencin sohbet botuna danışmasını engelleyebilirsiniz ama yerine ne koyacağı sorusu ortada duruyor. Ve o sorunun cevabı hep aynı yerde bitiyor, yani bir yetişkinde.

Araştırmanın asıl söylediği de bu galiba. Sorun gencin makineyi seçmesi değil. Sorun, alternatifin bu kadar zayıf görünmesi.

Sahnedeki değişim şu. Bir zamanlar bir gencin derdini anlatabileceği kişi sayısı azdı ama vardı. Şimdi sıfıra yakın bir yetişkin ve yedi gün yirmi dört saat açık bir uygulama var.

Soru da burada başlıyor. Yetişkin ne zaman dinlenmeye değer olmaktan çıktı.

Köşe Yazıları Haberleri