2026’ya giriyoruz. Yeni yılda bizi nelerin beklediğini konuşmak adettendir… Ekonomiden bakacak olursak; bir kere emekçilerin durumunda bir iyileşme olmayacağı kesinleşti. Sığınmacıları hesap dışı tutarak, milli geliri baskılı kura bölerek ortaya çıkan rakamlarla havalanmak, algı… Hep algıya abanan AKP siyaset müktesebatına yeni ve yarayışlı bir argüman sunuyor olabilir ama açlık sınırı altındaki bir asgari ücretli ne kadar yoklarsa yoklasın cebinde o 17 bin küsur dolardan bir pay bulamayacağı gibi… 2026’nın enflasyonunu ödemeye başlayarak girecek yeni yıla. Emekliler, memurlar ve diğer kesimler de öyle… Bu, aynı zamanda enflasyonla mücadelenin yükünün emekçilerin sırtında kalmaya devam edeceğini de gösteriyor.
İşsizlikte gerçek bir iyileşme olmayacak. Yabancı doğrudan yatırımcı girişi kıpırdamadı. Yerli yatırımlar tarihi düşük seviyelerde. Dolayısıyla her yıl iş piyasasına giren 500 bin civarında kişiye, 12 milyondan fazla stok işsize iş bulanamayacak. İşsizlik rakamları bir puan yukarı iki puan aşağı… Tablo değişmeyecek.
Kendinizi kollayın ve güvenli alanları tercih edin
Bütçe açıkla devam edecek. Türkiye hazinesi 10 yıllık tahvile yüzde 30 faiz veriyor. Dolayısıyla trilyon trilyon faiz ödemeleri devam edecek. Çünkü yatırımcılar, borç verenler, kısa ve orta vadede Türkiye hükümetinin enflasyonu düşürmeyi başarsa bile onu uzun vadede istikrarlı biçimde koruyamayacağını, aksine, her an yeniden patlatacak işler de yapabileceğini düşünüyor. Haksız değiller.
Haksız değiller… Çünkü hükümetin fark edilen ajandası, Türkiye siyasetinin seçim günü saatine varıncaya kadar operasyonlarla, siyaset alanının hırpalanmasıyla ilerleyeceğini düşündürüyor. Bu seçim sonrasına ertelenebilecek bir ajanda değil çünkü, aksine hırpalanmış rakiplerle seçime girme planı, alan temizliği… Dolayısıyla bir kere siyaset ekonomiyi rahat bırakmayacak. Piyasalar çalkalanmaya devam edecek. Hangi operasyon için ne zaman düğmeye basılacağı bilinmeyeceği için her seferinde yatırımcının hangi yatırım aracında yakalandığına göre binlercesi kaybedecek binlercesi kazanacak. Tavsiye yok. Kendinizi kollayın ve güvenli alanları tercih edin!
Hükümetin (pek de beklenmeyen) bir yola dönmesi; siyaset alanını sakatlayan işlerin sonlanması, çözüm sürecinin ilerlemesi, rotanın hukuka, demokrasiye dönmesi… Bunlar elbette iklimi değiştirebilir. Hatta, demokrasinin temel prensiplerine dönerek, seçmen beklentilerine cevap vermek üzere erken seçim kararı alması… İşte ekonomiyi de canlandıracak, coşturacak atmosfer bu.
Herkese iyi yıllar olsun.