Emeklilerin ortak geleceği çalıştayı

HASAN AYDIN | Çalıştayın en dikkat çekici yönlerinden biri, yapılan çağrıda hiç bir ön koşul öne sürülmemesi ve hiçbir örgütsel modelin dayatılmamasıdır. Eşit söz hakkı, ön koşulsuz tartışma, karşılıklı saygı, dayanışma ve demokratik işleyiş gibi ilkeler etrafında şekillenen bu yaklaşım, emekli hareketinin uzun yıllardır ihtiyaç duyduğu diyalog ortamını yaratma potansiyeline sahiptir.

HASAN AYDIN

Türkiye'de ekonomik kriz, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emekliler taşıyor. Milyonlarca emekli günümüzde açlık sınırı altında yaşam mücadelesi verirken insanca yaşam hakları da giderek daha fazla aşınıyor.

Ne var ki emeklilerin yaşadığı bu ortak mağduriyet henüz ortak ve güçlü bir örgütsel mücadeleye dönüşmüş değildir. Tam da bu nedenle 21 Haziran Pazar günü saat 10.00 ile 18.00 saatleri arasında Ankara - Çankaya'daki Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Konferans Salonunda "Emeklilerin Ortak Geleceği' Çalıştayı düzenlenecek. Tüm Emeklilerin Sendikası, Devrimci Emekliler Sendikası ( DİSK/Dev Emekli -Sen) ve Emekli Meclisleri Sendikası tarafından ortaklaşa düzenlenen çalıştay, yalnızca emeklilerin güncel sorunlarını tartışmayı değil, aynı zamanda geleceğe dönük ortak bir mücadele hattının imkanlarını da değerlendirmeyi hedefliyor.

Çalıştayın ilk oturumunda emeklilerin ortak sorunları ve mücadele deneyimleri ele alınacak. Tüm Emeklilerin Sendikası adına Zeynel Abidin Ergen, DİSK/Dev Emekli-Sen adına Cengiz Yavuz ve Emekli Meclisleri Sendikası adına Ali Ersin Gür'ün konuşmacı olarak yer alacağı bu bölüm, farklı örgütlenme deneyimlerini bir araya getirmesi açısından önem taşıyor. İkinci oturumda dayanışma ve toplumsal destek başlığı altında emeklilerin mücadelesinin toplumsal boyutu tartışılacak.

Öğleden sonraki üçüncü oturumda ise Prof.Dr. Aziz Çelik," Emeklilerin Örgütlenme Hakkı ve Ortak Mücadele İhtiyacı" başlıklı sunumuyla emekli hareketinin önündeki yapısal sorunları değerlendirecek. Serkan Önce ise ekonomik kriz, yoksullaşma ve emeklilerin geleceğine ilişkin görüşlerini paylaşacak. Sonraki dördüncü ve beşinci oturumlarda katılımcıların görüş ve önerileri değerlendirilecek, sonuç bildirgesi oluşturularak salondaki katılımcılarla paylaşılacak.

Bu çalıştayın en dikkat çekici yönlerinden biri, yapılan çağrıda hiç bir ön koşul öne sürülmemesi ve hiçbir örgütsel modelin dayatılmamasıdır. Eşit söz hakkı, ön koşulsuz tartışma, karşılıklı saygı, dayanışma ve demokratik işleyiş gibi ilkeler etrafında şekillenen bu yaklaşım, emekli hareketinin uzun yıllardır ihtiyaç duyduğu diyalog ortamını yaratma potansiyeline sahiptir.

Çünkü bugün emekli örgütlenmesinin en önemli sorunlarından biri dağınıklıktır. Türkiye' de emekliler adına faaliyet yürüten çok sayıda sendika, dernek, platform ve inisiyatif bulunuyor. Ancak bu yapıların büyük bir bölümü benzer talepleri savunmalarına rağmen ayrı isimler, ayrı logolar ve ayrı örgütsel yapılar altında faaliyet göstermeyi sürdürüyor. İlk bakışta zenginlik gibi görünen bu tablo, pratikte örgütsel parçalanmışlığa işaret ediyor.

Kamuoyu da yıllardır aynı soruyu soruyor:" Aynı sorunları yaşayan emekliler neden ortak bir mücadele zemininde buluşamıyor? Bu soru haksız değildir. Çünkü bugün yaklaşık 17 milyon emeklinin yaşadığı bir ülkede sendikalı emekli sayısının ancak onbinlerle ifade edilmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur. Emeklilerin yaşadığı ekonomik yıkımın büyüklüğü ile örgütlü mücadele kapasitesi arasındaki mesafe dikkat çekicidir.

Oysa geçmişte ortak mücadele deneyimleri umut vermişti. 16 Nisan 2022 ve 10 Aralık 2023 tarihlerinde Ankara Anıttepe'de gerçekleştirilen büyük emekli mitingleri, farklı emekli sendikalarının ortak hareket edebileceğini göstermiş, sendikal birlik konusunda önemli beklentiler yaratmıştı.

Ancak aradan geçen yıllar içinde, alanlarda zaman zaman kurulan eylem birliktelikleri kalıcı bir örgütsel birlikteliğe dönüştürülemedi. Sonuç olarak emekli örgütlerinin parçalı yapısı her koşulda siyasi iktidarların ve sermaye çevrelerinin işini kolaylaştırdı

Emekli sendikacılığı bugün açık bir yol ayrımındadır. Ya ilkelere dayalı, kapsayıcı ve birleşik bir mücadele hattı kurulacak, ya da örgüt içi tartışmalar ve ayrışmalar nedeniyle zaman kaybedilmeye devam edilecektir. " Benim olsun, küçük olsun" anlayışıyla sürdürülen sendikal faaliyetlerin emeklilerin ihtiyaç duyduğu güçlü toplumsal hareketi yaratmayacağı da artık daha net görülmektedir.

Bununla birlikte çalıştay çağrısında yer alan bazı başlıklar üzerinde ayrıca durulması gerekiyor Örneğin tartışma gündemlerinde biri de emekli sendikalarının karşı karşıya kaldığı hukuki engellerdir. Bilindiği gibi emekli sendikaları yıllardır Ankara Valiliği'nin başvuruları sonucunda açılan kapatma davalarıyla mücadele etmektedir "Emekliler çalışmadıkları için sendika kuramaz" biçimindeki dar yorumlar nedeniyle kurulu olan emekli sendikaları kapatıldı.

Hukuki baskılara uğradı. Böylesine önemli bir başlığın tartışılacağı bir çalıştayda, emekli sendikalarının hukuki durumuna ilişkin görüşlerinden yararlanılabilecek hukukçuların daha görünür bir sürece dahil edilmemesi önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca sahada fiilen mücadele eden, emeklilerin taleplerini görünür kılmak için çeşitli eylemler gerçekleştiren tüm emekli örgütlerinin ve platformlarının çalıştaya katılımı konusunda daha güçlü bir ısrarın gösterilmesi de yararlı olurdu Çünkü emeklilerin geleceği yalnızca belli örgütlerin, değil bütün emekli hareketinin sorunudur.

Ancak tüm bunlara rağmen bu çalıştayın önemli bir fırsat sunduğu da açıktır. Kalıcı dayanışma ağlarının oluşturulması, ortak kampanya ve eylem imkanlarının geliştirilmesi, emeklilerin ortak talepler etrafında birleşebilmesi için yeni bir başlangıç yapılabilir. Çalıştayda çıkacak öneriler, sermayenin ve siyasal iktidarın emeklilere yönelik politikalarına karşı birleşik bir emekli hareketinin altyapısını oluşturabilirse gerçek anlamda tarihsel bir işlev görmüş olacaktır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, farklılıkları yok saymak değil; farklılıkları koruyarak ortak hedeflerde buluşabilmektir. Emekli örgütleri, bireysel ve kurumsal farklılıklarını bir şekilde kenara bırakarak kapsayıcı bir çatı altında koordineli bir mücadele zemini oluşturabilmelidir. Asgari talepler etrafında sağlanacak birliktelikler, zaman içinde daha güçlü, daha etkili ve daha kapsayıcı bir birleşik emekli sendikasının yolunu açabilir.

Emeklilerin bugününün ve yarınının tartışılacağı, yeni bir mücadele haritasının çizilmeye çalışılacağı bu çalıştayın, başarılı geçmesi yalnızca emekli örgütleri açısından değil, giderek yoksullaşan bütün toplum kesimleri açısından da önem taşımaktadır. Emeklilerin ortak geleceği, ancak ortak akıl ve ortak mücadeleyle kurulabilir.

Gündem Haberleri