Siyasi partiler son 1 yıldır üye kaydına ağırlık verdi.
Yeni üyelerle zeminlerini sağlamlaştırmaya çalışıyorlar.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin güncellenmiş üye sayısı 11 milyon 543 bin.
İkinci sıradaki CHP'nin 1 milyon 922 bin üyesi var.
Yeniden Refah Partisi'nin üye sayısı 653 bin.
MHP 498 bin, İyi Parti 391 bin, Saadet Partisi 314 bin, Demokrat Parti 309 bin, DEVA Partisi 125 bin, Zafer Partisi 71 bin, Gelecek Partisi 60 bin üyeye sahip.
Yüksek oy oranına karşılık DEM Parti'nin üye sayısı şaşırttı: 16 bin.
Türkiye'de en büyük 11 siyasi partinin üye toplamı 15 milyon 902 bin.
Peki emeklilerin sayısı kaç?
SGK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin toplamı 17 milyonu aştı.
Yani;
Emeklilerin sayısı 11 siyasi partinin üye toplamından 1 milyon daha fazla.
Mesaj açık:
Türkiye'nin en büyük siyasi gücü emekliler...
Çünkü tamamının oy hakkı var.
Eş ve çocukları da dikkate alındığında çok daha büyük bir güce sahip oldukları açıkça görülüyor.
Emeklinin gücü neden maaşa yansımıyor?
Peki bu büyük siyasi güce rağmen neden her yıl milyonlarca emekli açlık sınırının altına düşüyor?
Çünkü ekonomi yönetimi enflasyonun en büyük sorumlusu olarak emeklileri görüyor. Emeklilerin maaşı yıllardır baskı altında tutularak enflasyon geriletilmeye çalışılıyor. Sadece emekliler değil, asgari ücretliler de süründürülüyor.
Sonuca bakalım:
Ak Parti 2002 yılı sonunda iktidara geldiğinde Türkiye'de enflasyon yüzde 29.7 oranındaydı.
Aradan 23 yıl geçti.
2025 yılı sonunda enflasyon yüzde 30.89.
Bunun sorumluluğunu emekli ve asgari ücretlilere yüklemek doğru mu?
Bu arada...
İktidar cenahından yükselen "emekliler de artık fazla yaşıyor" gibi sözleri akıl ve vicdanla ilişkilendirmek mümkün değil.
"Çirkin" sözlerin sahiplerine sormak lazım: Yahu sizin anne babanız yok mu?
Yaşlı akrabalarınız yok mu?
Verilen para mutfak masrafını karşılamaya bile yetmiyor. Siz hala nasıl insanların yaşam sürelerini bahane olarak öne sürebiliyorsunuz?
Ekonomiyi kurtarmak için emeklilerin ölümünü istercesine mesaj vermek ahlak, erdem, vicdan noktasında gelinen yerin acı bir yansıması.
Emeklinin yüzde 28'i iktidarı destekliyor
Güncel mesele şu:
Emekliler daha ne kadar "açlık sınırının" altında tutulacak?
Görünen o ki, seçim sathı mailine girilinceye kadar maaşlar baskılanacak. Büyük olasılıkla erken seçim 2027 yılının sonbaharında yapılacak ve emekliler, 2027 başında veya ortasında yüksek oranlı zamlarla memnun edilmeye çalışılacak.
Peki bu "kandırmaca" sonuç verir mi?
Verir.
Çünkü, zor koşullarda bile, emeklilerin iktidara desteği yüksek.
ORC Araştırmanın son anketine bakarak konuşalım:
Emeklilerin yüzde 34.7'si CHP'yi desteklediğini söylemiş. AK Parti'yi destekleyen emekli sayısı hala yüzde 28.2 (NOT: Bu zamsız hali. Bir de yüksek oranlı zam verildikten sonra görün.)
Devlet Bey hep emeklilerin yanında olduklarını söylüyor. Bu söylem henüz eyleme dönüşmedi, ama yine de MHP, emeklilerin yüzde 6.8 ile en çok destek verdiği 3. parti.
Emeklilerin yüzde 6.1'i DEM Parti, yüzde 5.1'i İyi parti, yüzde 3.5'i Zafer Partisi, yüzde 3.2'si ise YRP'yi destekliyor.
Emekliler büyük bir siyasi güç, ama organize değil. Birlikte hareket etmiyorlar. 2023 yılında Türkiye Emekliler Partisi kuruldu. Önümüzdeki seçime katılıp katılmayacakları belli değil. Katılsalar bile alacağı oyun hayal kırıklığı yaratacağını söylemek için sonucu beklemeye gerek yok.
Muhalif gençler emeklileri suçluyor
Muhalif genç kesim AK Parti iktidarlarının sorumlusu olarak emeklileri görüyor. Seçim dönemlerinde sosyal medya üzerinden emeklilere yönelik tepkilerin yoğunlaşma nedeni bu.
Geçmiş tüm seçim dönemlerine bakıldığında, emeklilerin en büyük siyasi gücü elinde bulundurmalarına karşın blok olarak hareket etmedikleri ve zam dönemlerinde iktidara desteğin arttığı gözleniyor.
Ancak...
Bu kez yoksullaşma dönemi uzun sürdü ve emeklilerin tepkisi çok büyük. Bu tepkinin "Hiroşima" etkisi yaratabileceğini söyleyen eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar'a sorduk. Tayyar, "emeklileri kazanmadan seçimi kazanmanın çok zor olacağına" dikkat çekti.
İktidarın seçim yılına ilişkin hazırlık yaptığına dair çeşitli haberler servis edilmeye başlandı.
Önemli olan geçici tedbirler ve "seyyanen" gibi kandırmaca zamlar yapmak değil, emekliyi kök maaş üzerinden gerçek anlamda "açlık sınırının" üzerine taşımak.
Son 3 yılın mağduriyetini giderecek iyileştirmeye ihtiyaç var.
Yoksa...
Ekranlara yansıyan çığlıkların sandıkta nasıl patlayacağını kestirmek güç değil!