×

Eşref Bitlis olayında sır perdesini aralayacak rapor!

MEHMET ÇETİNGÜLEÇ | 1993’ün karanlık dosyalarından Eşref Bitlis’in ölümü yeniden açılıyor. Kilit soru hâlâ aynı: Uçak hava koşulları biline biline mi havalandı, yoksa “buzlanma” açıklaması daha büyük bir gerçeği mi örttü?

MEHMET ÇETİNGÜLEÇ

Adalet Bakanlığı'nın faili meçhul cinayet dosyalarını yeniden açma kararı kapsamında Orgeneral Eşref Bitlis’in şehit olduğu uçak “kazası” da gündeme geldi.

Bitlis’in damadı, geçen ay olayın aydınlatılmasını isteyince dosya yeniden açıldı.

Önce olayı hatırlayalım:

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’i Diyarbakır’a götürmek üzere 17 Şubat 1993 tarihinde saat 12.30’da Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan kalkan uçak, kısa bir süre sonra düştü.

Bitlis’le birlikte binbaşı Yaşar Ertan ve yüzbaşı Tuğrul Sezginler de şehit oldu.

Gerçekten de aydınlatılması gereken bir olaydır Bitlis cinayeti!

“Cinayet” kelimesini bilerek kullanıyorum.

Çünkü…

Uçak düştükten sonra araştırma yaptım, yetkililerle konuşup haber haline getirdim.

Dönemin Meteoroloji Genel Müdürü'nden aldığım çok önemli bir rapor vardı. Açıkladım. Buna rağmen üzerine gidilmedi. Dosyanın kapatılması tercih edildi.

Felaketlerin yılı

1993 yılı Türkiye’de Turgut Özal’ın Adnan Kahveci’nin, Uğur Mumcu’nun öldüğü ya da öldürüldüğü bir yıldı.

Kürt sorununun çözümü için büyük çaba gösteren Eşref Bitlis gibi değerli bir komutanın da aynı yıl öldürülmesi, soru işaretlerini artırıyor.

Türkiye’yi bunalıma sokmak isteyen dış güçler ve onlarla bağlantılı iç elemanlar tarafından uçağın düşürülme ihtimali üzerinde durmak gerekiyor.

Buzlanması sonucu mu düştü?

Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’ti. Güreş, uçağın motorundaki buzlanmadan dolayı kazanın meydana geldiğini açıkladı.

Oysa…

İTÜ öğretim üyeleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda uçağın düşüş nedeninin “buzlanma” olmayabileceği belirtildi. Raporda, örtülü biçimde “sabotaj” ihtimaline dikkat çekiliyordu.

Meteoroloji uyarmıştı

Uçaklar havalanmadan önce meteorolojiden rapor alınır. Hava durumu uygun mu diye.

Bitlis’in uçağı havalanmadan 2,5 saat önce Meteoroloji Genel Müdürlüğü 37 numaralı raporunu verdi.

Kazadan bir gün sonra telefonda konuştuğumuz dönemin Meteoroloji Genel Müdürü Mehmet Örmeci, raporun çok önemli olduğunu vurguladı.

Şunu söylüyordu Örmeci:

“17 Şubat 1993 tarihinde saat 10.00’da (kazadan 2,5 saat önce) raporumuzu vermişiz kendilerine. (Güvercinlik Üs Komutanlığına.)

“Verdiğimiz formun seri numarası 037. Bu raporda uyarmışız. Bir sürü meteorolojik parametreyi bildirmişiz. Buzlanma da bunun içine dahil.

“Pilotlar meteorolojinin raporuna uyup uymama konusunda serbesttir. Bu tamamen kendi bilecekleri bir iş. Rapora uyarlarsa kendileri kazanır!…”

Raporlar gizli

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile TSK arasında özel bir anlaşma var. Günlük olarak hava durum bilgileri sunuluyor. Ancak gizli tutuluyor.

Bu rapor da gizli kaldı.

Orgeneral Eşref Bitlis’in şüpheli ölümünden sonra çok sayıda “senaryo haber” yapıldı ama bu boyutuna hiç değinilmedi.

Askeri yetkililer de açıklama yapmadı.

Oysa…

Rapor açıklansa Eşref Bitlis’in ölümündeki sis perdesi büyük oranda aralanmış olacaktı.

Rapor, uçuş saatinde havanın nasıl olacağını, buzlanma tehlikesi bulunup bulunmadığını, rüzgarın nereden hangi süratle estiğini ya da eseceğini içeren ayrıntılara sahipti.

Eğer, Doğan Güreş Paşa’nın açıkladığı gibi kaza “buzlanma” yüzünden gerçekleştiyse, uçak bile bile ölüme havalanmıştı.

Uçağın düşüşüne ilişkin ihtimalleri şöyle sıralamak mümkün:

1- Meteoroloji raporunda “buzlanma” tehlikesinden söz edilmiş olabilir. Eğer böyle bir uyarı yapıldıysa uçak neden havalandı?

2- Uçağın kalkışına kimler izin verdi?

3- Rapor pilotlara gösterilmedi mi? Bu önemli, çünkü hiçbir pilot kendisini ölüme götürecek bir uçuşa çıkmaz.

4- Raporda “buzlanma” tehlikesinden söz edilmediyse uçak neden düştü?

Genel Müdür: "Anamızı ağlatırlardı"

Meteoroloji Genel Müdürü Mehmet Örmeci o dönem yaptığımız görüşmede sözlerini şöyle sürdürdü:

- “Raporumuz ilgililere bildirilmiştir. Zaten öyle bir şey bildirmemiş olsaydık, o zaman anamızı ağlatırlardı.

- “Bu bizim yıllardan beri Silahlı Kuvvetlerle bir hiyerarşik düzende, protokolle yaptığımız bir hizmet. Bizim Silahlı Kuvvetlerle olan ilişkimizin yüzde 99’u gizlilik dereceli ilişkilerdir. Ben onların yetkisinde olan bir şeyi size ifşa edemem. Kanunen suçlu olurum.

- “Siz gideceksiniz komutanlığa, şu günkü meteoroloji raporunu istiyorum, diyeceksiniz. Orada her şey mevcut. Biz Güvercinlik Üs Komutanlığına bildiriyoruz. Orada bizim istasyonumuz var. O istasyon oradaki hava durumunu yazıyor. Gittiği yerde rüzgar arkadan mı gelecek, önden mi gelecek, buzlanma olacak mı, onları yazıyoruz.

- “Olayın arkasında koskoca bir Orgeneralin kaybı söz konusu.”

O rapor Güvercinlik Üs Komutanlığının kayıtlarındadır.

Eşref Paşa ve beraberinde şehit olan askerlerimizin ruhunu huzura kavuşturmak için raporu açıklamak, ihmal ya da kastı olanları ortaya çıkarmak için yeni bir fırsat doğmuş gibi görünüyor.


Köşe Yazıları Haberleri

Daha fazla haber: