BURAK SOYER
İlk sezonundan itibaren yalnızca “Katil kim?” sorusunun etrafında dolaşmadan, toplumun çürümüş yanlarını, kadın cinayetleri üzerinden görünür kılan “Mezarlık” dizisi, yeni sezonunda da bir türlü dinmeyen bu yaranın, internet forumları ve sosyal medya aracılığıyla şekil değiştirip örgütlü bir yapı haline gelişini ekrana taşıyarak izleyiciyi de bunun üzerinde düşünmeye çağırıyor.
Türkiye, suç konusunda sanatsal altyapı hazırlamaya ne yazık ki fazlasıyla müsait bir ülke. Bunun nedenlerini herkes, hepimiz biliyoruz. Bu yüzden hem edebiyatta okuduklarımız hem de sinemada, ekranda izlediğimiz suç-polisiye eserler meraklılarının haricinde de çok fazla rağbet görüyor. Okuyucuyla, seyirciyle buluştuğunda gerçekliği çok fazla sorgulanmıyor zira gazetelerin üçüncü sayfa haberleri, gündüz kuşağı programları, ana haber bültenleri işin üreten kısmında yer alanlar için yeterli malzemeyi sağlıyor.
Somut bir örnek vermek gerekirse; Ahmet Ümit’le 2024 yılında çıkan romanı “Yırtıcı Kuşlar Zamanı”yla yaptığım röportajda, Ümit, “Kimse kitabın gerçekliğini sorgulamıyor çünkü çok fazla gerçek var!” demişti. Polisiyenin görsel alanda son dönemdeki en gerçekçi ve kendine has yapımı ise ilk sezonu 2022 yılında Netflix’te yayınlanan ve üçüncü sezonu da 28 Ağustos’ta yine aynı platformda izleyiciyle buluşan “Mezarlık” dizisi.
ANS Production ve Evrensel Yapım’ın yapımcılığında, usta yönetmen Abdullah Oğuz’un yönetmenliğini üstlendiği, senaryoda Ahmet Saatçioğlu ve Evren Oğuz’un imzalarının bulunduğu dizinin başrollerini, ilk iki sezonda olduğu gibi, yine Birce Akalay, Olgun Toker, Şehsuvar Aktaş ve Hakan Meriçliler paylaşıyor.
İlk sezonundan itibaren “Katil kim?” sorusunun etrafında dolaşmadan, toplumun çürümüş yanlarını, başta kadın cinayetleri olmak üzere, görünür kılan “Mezarlık”, yeni sezonunda sadece kadın cinayetleri üzerinde durarak, bu toprakların bir türlü çözülemeyen bu büyük yaranın şekil değiştirerek nasıl örgütlü bir yapı haline geldiğini ele alıyor.
Yeni sezon, komiser Serdar Ata (Olgun Toker), kriminalist Berk Güleryüz (Baran Güler) ve komiser yardımcısı Selin Korkmaz’dan (Arbil Tabur) oluşan “Mezarlık” ekibinin, bir kadın cesedinin bulunmasının ardından olayı soruşturmasıyla başlıyor. Peşine düştükleri şüpheliyi ekibin “ihtiyar”ı memur Hasan Duru (Şehsuvar Aktaş) yakalıyor ve olay bir süredir görevinden uzakta olan “Mezarlık”ın başındaki isim başkomiser Önem Özülkü’ye (Birce Akalay) gidiyor. Mesele, başkomiser Önem’i yakından ilgilendirdiği için geri dönüyor ve takım tekrar bir araya geliyor. İkinci bölümden itibaren yeni cinayetlerin aynı şekilde işlenmesi, internette özellikle kadınları hedef alan INCEL (involuntary celibates – istemsiz bekar) forumlarında dillendirilmeye başlayınca, olayın organize bir örgütün işi olduğunu düşünen Özel Suçlar Birimi ekibi tüm dikkatini bu yöne yoğunlaştırıyor.
Olay derinleştikçe, uluslararası insan kaçakçılığına kadar uzanan bir organizasyonla karşı karşıya kaldığını anlayan Özel Suçlar Birimi, soruşturmayı Türkiye geneline yayıyor ve örgütün başındaki kişiyi yakalıyor. Mevzu polisiye olduğu için çok fazla detaya girmeden toparlayalım…
“Mezarlık” ilk sezonundan itibaren kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini masaya yatıran bir yapım oldu. Bu ağır suçu oluşturan toplumsal sebepleri, oluşum biçimini, ihmalleri merkeze alan dizi, üçüncü sezonunda da aynı yöntemi izleyerek bu kez sosyal medyanın kadın cinayetleri için oluşturduğu zemin üzerinden ilerliyor.
Bunun içinde INCEL sorununa da ayrı bir parantez açıp konunun sosyolojik ve psikolojik tarafına da değinerek sınırlarını netleştirirken, kadın cinayetlerinin üzerinde pek durulmayan “içerideki” yapısını gün yüzüne çıkarıyor.
Her ne kadar “Mezarlık” ekibi failleri yakalayıp adalete teslim etse de kadınlara karşı bitmek bilmeyen bir öfke ve nefretle yoğrulan kötülüğün hâlâ devam ettiği gerçeğini izleyicinin önüne koyarak bunun üzerinde düşünmeye sevk ediyor.