Kaptana âşıksan…

ALİN OZİNİAN | Kaptana âşıksan seyri bütünüyle anlamaya ihtiyaç duymazsın. Sahip olduklarınla değil, vazgeçtiklerinle kendine yeni bir ben kurarsın. Önce pusulalarını, haritalarını ve varacağın limanların hayalini, sonra yolcu olmayı, en sonunda da hepsini terk ettiğini bilmeyi terk edersin.

ALİN OZİNİAN

İnsan nereye gittiğini bilmek ister.

Haritayı önüne sermek, yolları incelemek, riskleri anlamak ve önlemler almak ister.

Yolculuğun her aşamasını anlamlandırabildiği sürece kendini güvende hisseder ve bilmediği bir yola ancak sonunu tahmin edebilirse razı olur.

Oysa hayat, seyri çoktan belli olsa da rotası en başta teslim edilen bir yolculuk değildir.

Bazen tam kıyıya vardığımızı düşünürken yeniden açık denizin ortasında buluruz kendimizi.

En sağlam limana halat atarken gemimizin su almaya başladığı da olur. Kazandığımızı sandığımız her şey gözlerimizin önünde batarken, çırılçıplak karaya doğru yüzmek dışında seçenek kalmaz.

Kayıp dediklerimizin ne ağır yükler olduğunu, onları taşımayacak olmanın yıllar sonra getireceği hafifliği suyun üzerinde kalmak için çırpınırken sezemeyiz.

Başımıza gelen her şeyi sevmek ya da anlamak değil; anlayamadığımız hâlde yolculuğun bütünüyle manasız olmadığına inanabilmektir önemli olan.

Bir kaptana güvenmek kolaydır; ustalığına ve rotayı bildiğine dair kanıtlar isteriz. Fırtınayı önceden haber versin, dalgaların arasında yolunu kaybetmesin, bizi mümkün olan en kısa yoldan limana ulaştırsın isteriz.

Fakat kaptana âşık olmak başka bir şeydir…

Aşk varsa, mesele yalnızca varılacak liman olmaktan çıkar. İnsan sonu görünmeyen yolculuklarda bile kaptanın gemisinde ilerlemekten korkmaz; açık denizdeki en sert gecelerde dalgalara, rüzgâra ve yıldızların ışığına hayran olur.

Yönünü artık seçmediğinde ürkmez, yolunu kaybedebilme ihtimaliyle uzlaşır. Bu kabul, yolculuğun ondan daha büyük bir şey olduğunu sonunda sezebildiğinde olgunlaşır.

Aşk varsa, yelken açmak ve demir atmak kadar rotayı kaybetmek, hatta dümeni aniden kırmak da yolculuğun eşsiz parçaları haline gelir. Ve bu uzun yolda, bazen rüzgârı arkasına alarak, bazen rüzgâra karşı giderek ilerler insan.

Açılmayan ve tamamlanmayan yolların tümü ilk bakışta birer mahrumiyet gibi görünür. Oysa açılmadıkları için bizi koruyan rotalar da vardır. Kimi yollar insan kendi gerçek yoluna dönebilsin diye kapanır; kimi yolculuklar ise yenisi hızla başlayabilsin diye erken biter.

Lakin insan yalnızca ulaşamadıklarıyla yarım hissetmez, vardıklarıyla da eksilir. Çünkü zaferle taçlanan her hedef, ona doğru yürüyen benliğin sonudur. Başarmak da bir bitiştir.

İnsan yıllar boyunca limanın hayaliyle yaşayan bir yolcu kurar kendinden: Bekleyen, hazırlanan, sabreden, bir gün varacağına inanan birini var eder. Limana ulaştığında, oraya varmayı isteyen kişi artık aynı kişi değildir. Mesafe kapanmış, bekleyiş bitmiş, “bir gün” dediği gelecek tükenmiştir.

Arzu gerçek olurken, arzuyu taşıyan benlik sessizce ölür.

İnsan böylece aynı anda hem kazanır hem kaybeder: Vardığı yeri karşılar, artık olmadığı yolcuyu uğurlar. Benliğin hiç oluşu, özgürlüğü var eder.

Ve belki de kaptan bizi bazı fırtınalara kazanmamız için değil, kaybetmemiz için sürükler. Gemiler tam da bu yüzden alabora olur: Taşıdıklarıyla yollarına devam edemeyecekleri için.

Kendim dediği şeyi terk ettikçe genişler insan. Bildiği adından, kurduğu hikâyeden, ezberlerinden vazgeçmeden gerçek yolculuk başlamaz.

Yolcu olmanın güvertede oturup beklemek olmadığını anlar insan zamanla. Yelkenleri açmak, halatları çözmek, gerektiğinde kürek çekmek gerekir. Lakin rüzgârların yönünü sorgulamanın bir anlamı yoktur. İnsan elinden geleni yapar; çaba ona aittir, sonuç değil.

Yolculuk insanı varmak istediği yere değil, olması gereken kişiye götürür. Yol uzamamış, derinleşmiştir. Varış gecikmemiş, yolcu hazırlanmıştır.

Kaptana âşıksan seyri bütünüyle anlamaya ihtiyaç duymazsın.

Sahip olduklarınla değil, vazgeçtiklerinle kendine yeni bir ben kurarsın. Önce pusulalarını, haritalarını ve varacağın limanların hayalini, sonra yolcu olmayı, en sonunda da hepsini terk ettiğini bilmeyi terk edersin.

Kaptana âşıksan, kaybolduğunu sandığın her yolculukta onunla yeniden buluşacağını bilirsin…

Köşe Yazıları Haberleri