KIBRIS MAFYA CUMHURİYETİ 2 / MAFYANIN GÜNEYİ

1994’de Lefkoşa’da Kıbrıs Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı Theofilos Georgiadis’in öldürülmesi siparişinin Kuzeyli eroin kaçakçılarıyla ilişki kuran Abdullah Çatlı’dan geldiği ileri sürülmüştü. Kıbrıs’ın iki yakasında “vatanseverlerin” oluşturduğu bir suç ağı mükemmel işliyor, uyuşturucu, bahis ve kumar üzerinden oluşturulan ortaklıklar vatan, bayrak, millet ve sınır tanımadan çalışıyor. Halil Falyalı bu atmosferde, uyuşturucu, kara para ve bahis-kumar ağında Güney’den Kuzey’e, Türkiye’ye uzanan ilişkilerin içinde öldürüldü.

Ilık bir bahar akşamı, Andreas Rodotheu akşam yemeğinin ardından tabağını mutfağa götürüp döndüğü anda dere yatağının diğer tarafındaki pusudaki kalaşnikoftan çıkan kurşunla vuruldu. Bu ilk atışı başka atışlar izledi ve 61 yaşındaki Rodotheu cansız yere yığıldı. 13 Nisan 2017 günü Limasol’da Yeresa’daki bir yazlıkta işlenen bu cinayetin kurbanı Rodotheu Lefkoşa’nın Rum kesiminde tanınmış bir işadamıydı ve online bahis işini elinde tutuyordu. Yedi yıl önce motosikletle yaklaşıp ateş açan saldırganların elinden kurtulmuştu. Gazetelere bu saldırıyı “Başka şehirlerdeki çeteler Lefkoşa’nın Rum tarafındaki bahis işini ele geçirmek için beni hedef aldı” diye anlatmıştı. O gece öldürülmesi tesadüf değildi ve başka cinayetlerle bağlantılıydı.

2004 yılında Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs parayı bir mıknatıs gibi çekti. Rus oligarkları servetlerini Güney’e aktardı. “Limasolgrad” diye anılan şehirde Rus yatırımları 2012’de 30 milyar doları buluyor, Rus bankalarının off-shore kredileri 40 milyar dolara ulaşıyordu. Güney Kıbrıs 30 binden fazla Rus nüfusuyla adeta Rusya’nın Akdeniz’deki üssüydü.  

Güney Kıbrıs’taki Rum organize suç grupları Avrupa Birliği üyeliğinden önce kıyasıya bir rekabet içindeydi. İlişkileri Kuzey’e uzanıyordu. 20 Mart 1994’de Lefkoşa’da öldürülen 37 yaşındaki Kıbrıs Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı Theofilos Georgiadis’in faili Rum mafyasından, uyuşturucu çetesi üyesi Kipros Aristodimos’tu. Mafyanın 4 bin Kıbrıs lirası ve 4 kilo eroin karşılığı işlediği bu “siyasi cinayetin” siparişinin Kuzey’den, Kuzeyli eroin kaçakçılarıyla ilişki kuran Abdullah Çatlı’dan geldiği ileri sürüldü. Çetenin reisi Andreas Aristodimos da üç ay sonra Limasol’da ölü bulundu.

Güney’de 1990’ların ortasından başlayarak 2005 yılına kadar çoğu Limasol’de olmak üzere sık sık kalaşnikoflar ya da bombalar ortaya çıktı ve 20 civarında “yeraltı cinayeti” işlendi.

2013’te yaşanan krizden sonra 2 milyon Euro karşılığı vatandaşlık veren “altın pasaportlara” en çok Rus oligarkları ve mafya üyeleri teveccüh gösterdi. Verilen 6 bin pasaportun yarısından fazlası Ruslara aitti. Geçen yıl Haziran’da tamamlanan Altın Pasaport soruşturması Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve halen Başsavcı Yardımcısı olan Savvas Angelidis’i suçladı. Pasaport alanların yüzde 70’i kriterlere uymuyordu, yatırımcı kisvesi adı altında kara para ya da bahis işinde 93 azılı suçluya pasaport verilmişti, içlerinde cezaevinde hapis cezası çekenler bile vardı.  

Altın pasaportlarla gelen 12 milyar Euro yatırım, aslında belaya da davetiye çıkaracaktı. Çünkü Rus parasıyla birlikte Rus mafya klanları da adaya yerleşecekti.

2009’da Limasol’da evinin önünde vurulan polis memuru Stavros Lallas’ın otomobilinde bulunan 1,5 milyon Euro’luk çekler yeraltındaki ilişkilerin polis örgütüne sıçradığını gösteriyordu.

Büyük patronlar arasındaki çatışma 2011 sonunda başladı. 13 Aralık’ta “Kurbağa” lakaplı Charalambos Charalambous otomatik silahlarla aracında taranarak öldürüldü. 5 Şubat’ta da “Afros” lakaplı Andreas Papadopoulos aracı içinde ve köpeğiyle birlikte 13 mermiyle öldürüldü. Papadopoulos, Charalambous’a yakın bir isimdi. 5 Mayıs’ta bir online kumarhane sahibi olan “Kaki” lakaplı Neophytos Christoforou motosikletli saldırganlar tarafından öldürüldü.

En kanlı cinayet Aya Napa’da gerçekleşti. 23 Haziran 2012’de Fanos Kalopsidiotis’i hedef alan saldırıda Kalopsidiotis kurtuldu ama ikisi Romen vatandaşı beş koruma öldü. Salgırganlar o kadar profesyoneldi ki, cinayetleri tek bir silah ve 14 kurşunla dört saniye içinde işlemişlerdi.

İki yıl sonra bu defa baba Yannis Kalopsidiotis namlunun ucundan kaçamadı. Kalopsidiotis’ler “işadamı” olarak tanınsa da baba Yannis’in evi arandığında ortaya çıkan ağır silahlar ve küçük poşetlere bölünmüş bolca kokain gerçek durumu açıklıyordu.

Büyük çatışma 23 Haziran 2016 gecesi (Dört yıl önceki saldırının yıl dönümünde) Aya Napa’da Stone Garden adlı restoranda yaşandı. Maskeli üç kişi iki Kalaşnikofla girdikleri restoranda akşam yemeğindeki işadamı Fanos Kalopsidiotis’i, polis memuru Elias Hadjiefthymiou ve eşi Skevi’yi öldürdü. Saldırganlardan bir Arnavut olay yerinde ölürken koruma Panayiotis Kallitsionis ağır yaralandı. Katiller Sırbistan’dan gelmişti ve Rus mafyası artık kendini belli ediyordu.

Mafya Güney’de polisi de avucuna almıştı. Sırp İnterpolü dört ay önce, Mart’ta bir grubun Kalopsidiotis’i öldürmek için adaya geleceğini Rum polisine bildirmişti. Polis önlem almak yerine bu bilgiyi “yanlışlıkla” çete üyelerine sızdırdı. Suikast ekibi bunu haber alınca henüz indikleri Ercan Havaalanı’ndan ilk uçakla Türkiye’ye geri döndü, saldırı ertelendi. Bu skandal ortaya çıkınca üç kişilik bir araştırma ekibi “polis ve adli sistem içindeki yolsuzluğu” araştırmaya koyuldu fakat bir yere varılamadı.

Aya Napa cinayetlerinin sorumlusu olarak “Beny” lakaplı Marios Christodoulou yakalandı, azmettirici olarak yargılandı. Aynı davada yer alan bir başka mafya üyesi Alexis Mavromichalis, Kalopsidiotis cinayetini Andreas Rodotheou ve Giorgos Phenek’in sipariş ettiğini söyledi. Baba Yannis’i de öldürenler bunlardı. “Benny” bu davada 14 Nisan 2017 günü “ömür boyu hapis” cezasına çarptırılınca belki de sahipsiz bırakıldığını düşündü, aynı gece Yeresa’da kurulan pusuda “Beny”nin eski patronu Andreas Rodotheu öldürüldü.

Aya Napa’daki saldırıdan yaralı olarak kurtulan ve çok şey bilen koruma Kallitsionis de üç yıl sonra 25 Haziran 2020 günü Larnaka’da evinden çıkarken öldürülecekti.

Balkanlardan gelen tetikçilerle kendini belli eden Rus mafyası iki yıl sonra açık seçik “ben buradayım” dedi. 8 Şubat 2018’de Gürcü Ernesto Leonides  Germasoyia’da bir restoranda yüzü maskeli ve kalaşnikoflu üç kişi tarafından öldürüldü. Yakalanan faillerden Gürcü Georgios Theodoridis ifadesinde Leonides’in Rus mafyasının Limasol’deki lideri olduğunu anlattı. Pasif kalmış, adamlarını ve kendisini suçtan uzak tuttuğu için gelirlerin düşmesine sebep olmuş ve bu yüzden ölüm emri verilmişti. Leonides’i öldürenlerden dördü Kuzey’e KKTC’ye kaçtı ve sahte kimliklerle yakalandılar. 9 Haziran 2019 günü KKTC ile Güney Kıbrıs arasında Barış Gücü aracılığıyla gerçekleştirlen ilk suçlu takasında Pakistanlı bir adi cinayet mahkûmu ile değiştirilerek Güney’e iade edildiler.

Leonides’in ölümünden sonra da hesaplaşma sürdü. İşler sertleşiyordu. 26 Kasım 2018’de bu defa Andreas Rototheou’nun kardeşi Nicos, Hilton Oteli’nin önünde bir motosikletten açılan ateşi şans eseri yara almadan atlattı.

Saldırıyı organize eden “Sifis” lakaplı İosif İosif’ti. İosif Apoel Kulübü Derneği’nin başkan yardımcılığını yapmış ancak “kirli işleri” nedeniyle kulüpten çıkarılmıştı. 2016 yılında Aya Napa’daki saldırının arkasında yer alan “Beny” lakaplı Charalambos Andreou’nun da hedefindeydi. İosif Kuzey’e kaçtı, iki ay boyunca saklandı, 11 Ocak 2019 günü Mağusa’da yakalandı.

Aya Napa’nın devamı da geldi. 16 Şubat 2020 günü yine Aya Napa’da “Bar Liquid” adlı mekâna Kalaşnikofla düzenlenen saldırıda dört kişi yaralandı. Asıl hedef Kostas Kritikos’tu ve 20 dakika önce bardan ayrılmıştı. Kritikos dört yıl önce öldürülen Fanos Kalopsidiotis’le asıl anlaşmazlığı yaşayan kişilerden biriydi.

Güney’de bir şeyler sıkışmış, kokain, bahis ve kumar işinin büyük balıkları birbirlerini yemeye başlamışlardı. Ruslar son 10 yılda 153 milyar dolar aktardıkları Güney Kıbrıs’ta eskisi kadar mutlu değiller. Kara para konusunda daralan halka, Rus oligarkları ve Kıbrıs’ı sıkıştırıyor. Euro bölgesi dışından gelen yabancıların Kıbrıs’taki banka hesapları 7,1 milyar Euro’ya kadar gerilemiş durumda, 2012’de bu rakam 21,5 milyar Euro’ydu.  Özellikle paravan şirketler ve hesaplara getirilen yeni kısıtlamalar Rus yatırımlarını kalbinden vuruyor, yatırımlar geriliyor. Geçtiğimiz Aralık ayında FATF (Mali Eylem Görev Gücü) İlerleme Raporu’nda Güney Kıbrıs’ın notu “kısmen uyumlu”ya düşürüldü. Buna neden olan ve “kısmen uyumlu” sayılan dört başlık kâr amacı gütmeyen kuruluşların riskleri, muhabir bankacılık, yeni teknolojiler ve kolluk kuvvetlerinin yetkileri konusundaki düzenlemeleri içeriyordu.

Güney Kıbrıs’taki Rus varlıklarının üzerinde 2009 yılında Rusya’da bir hapishanede işkence ile öldürülen Denetçi Sergei Magnitsky’nin hayaleti de dolaşıyor. Adını 2012’de Obama’nın çıkardığı bir yasaya veren Magnitsky, Rus bürokrasisi ve mafyanın Güney Kıbrıs’a uzanan ilişkilerini, yolsuzluk ve rüşvet çarkını ortaya dökmüştü.  Magnitsky’nin patronu ve Hermitage Capital’in patronu Bill Browder, denetçinin ölümünden sonra kendisini merkezinde Rus oligarkların ve mafyanın olduğu kara parayla savaşmaya adadı. Şimdi, Rus devletinin desteğiyle şirketine çöken Kyuev ve ortaklarının Kıbrıs’taki varlıklarının da izini sürüyor.

İki hafta önce Güney’e gelen ve her iki taraftan da gazetecilerle “kara para” konusunda mülakat yapan Amerikalılar, Ukrayna kriziyle başlayan soğuk savaş rüzgarının Rusların mali arka bahçesi sayılan Ada’ya da uğrayacağını gösteriyor.

Güney’deki bu sıkışma Kuzeye doğru yükselen bir basıncı da tetikliyor. Bahis işlerinde pandemiyle yaşanan gerileme rekabeti kızıştırıyor. Online kumar, bahis ve uyuşturucu işleri yeni bir mekân arıyor.  Kara paranın  pek de sorun edilmediği, bahislere ve kumara izin verilen, çok uluslu soruşturmaların uğramadığı bir mekân!

Geçen yıl Ekim ayında İsrail asıllı Kıbrıs’lı milyarder Teddy Sagi’ye suikat yapacağı söylenen ve Güney’de susturuculu silahla yakalanan Rus pasaportlu Azeri Orkhan Aşadov bu karışık bilmecenin bir parçası. 6 milyar dolarlık servete sahip Sagi, sahip olduğu yazılım şirketi Playtech ile “şans oyunları” alanında en büyüklerden biri. Lefkoşa’da bir otelde kalan Aşadov’a susturuculu silahı veren Tural Aliyev Kuzey’de tutuklandı. İsrail bu olay için İran’ı ve Hizbullah’ı suçlasa da beş kişilik suikast çetesi Rus mafyasına çalışıyor olabilir.

Kıbrıs’ın iki yakasında “vatanseverlerin” oluşturduğu bir suç ağı mükemmel işliyor, uyuşturucu, bahis ve kumar üzerinden oluşturulan ortaklıklar vatan, bayrak, millet ve sınır tanımadan çalışıyor.

Halil Falyalı bu atmosferde, uyuşturucu, kara para ve bahis-kumar ağında Güney’den Kuzey’e, Türkiye’ye uzanan ilişkilerin içinde öldürüldü.

Böyle bir atmosferde Güney’deki kanlı infazlar ve saldırıların, Rum mafyasın ve Rus klanlarının Kuzeye göz dikmiş olması mümkün mü?

Bu sorunun cevabını Falyacı cinayetinin arkasındaki isimler gösterecek. 

Kaynaklar:

  • “Tanınmış işadamı arkadaşının evinde pusu kurularak öldürüldü” Gündemkibris.com 13 Nisan 2017
  • “Murder in Cyprus : Who killed Theofilos Georgiadis in 1994?” medyanews.net 27 Mayıs 2021
  • “Sicilya gibi” kibris724.com 14 Nisan 2017
  • “Activist financier targets Cyprus over Russian dirty cash” Politico.eu 26 Haziran 2019
  • “The Russian mafia is here” in-cyprus.philenews.com 12 Mayıs 2018
  • “Rum mafyası, suç işleyip, Kıbrıs’ın kuzeyine kaçtı” Nadire Bahadi Kıbrıs Postası 11 Ocak 2019
  • “Kıbrıs Artık Rus İşletmeleri İçin Akdeniz Cenneti Değil” Moscow Times 10 Ocak 2019
  • FATF Mutual Evaluation Report of Cyprus Aralık 2021

Köşe Yazıları Haberleri