AKİF KURTULUŞ
Manchester United, Müslüman oyuncularına iftar yemeği verdi. Oyuncular ve aileleri oruçlarını Old Trafford’da okunan ezanla açtılar. Kulüp görüntüleri paylaştı, sosyal medyada epey bir dolaştı. Üstüne çok ilginç yorumlar yapıldı.
Bir parça halkla ilişkiler kokusu alsam da, Kırmızı Şeytanlar’ın bu jestini çok değerli buldum. Ada’nın önemli bir kulübünün, yüzdesini bilemesem de “büyük çoğunluğu” Hristiyan bir ülkede bunu hatırlaması bile çok anlamlı.
Habere Türkiye’den bakmadan önce, kaynağındaki tepkilere şöyle bir baktım. Bir kısım United taraftarı postayı koymuş, hatta içlerinden birisi “Hep United taraftarı oldum ama gidecekleri yol buysa eğer, taraftarlığımı bir daha gözden geçirmem gerekecek” demiş.
Dalga geçenler de var: “Kırmızı şeytanı kapamaları gerekirdi.”
Sınırları az biraz zorlayarak “Herkese domuz pastırmalı sandviç” demiş bir başkası.
Birisi soruyor: “Acaba başka bir Müslüman ülkede Hristiyan olarak benzer bir şey yapmama izin verilir miydi?”
Bu tarafta ise içinde “%99’u Müslüman bir ülke” tamlaması geçmeyen bir cümle neredeyse yok.
“Gazze konusunda cılız kalan kulüplerimiz, %99’u Müslüman olan bir ülkede Ramazan’a da kayıtsız kalmaları üzücü!” Gazze’ye kayıtsız kalmanın bir vicdan sorunu olmaktan çok dini bir vecibe olduğunu düşünüyor bu yorumcumuz.
O cenahta saldırgan ve saygısız, kimi zaman küfürbaz üslubuyla dikkat çeken gazetenin haber başlığı şöyle: “Türkiye'de olsa sekülerler ayaklanırdı: İngiliz takımlar sahada ezan okutup iftar veriyor.” Bu arada Liverpool’un da aynı şeyi yaptığını yazalım. Gazete bunu ima ediyor.
Özellikle sağ ve Müslüman (siyasal İslamcı mı demeliyim burada) yorumların ortak özelliği bu yönde: Türkiye’de takımlar aynı şeyi neden yapmıyor? Çoğunluğu Hristiyan bir ülkede Müslümanların bu özel dönemine gösterilen bu sıcak ilgiyi, %99’u Müslüman bir ülkede muadillerinden bekliyor. İlginç bir simetri arayışı değil mi? Öte yandan, bu yorum sahiplerinin cevabı da hazır: Çünkü bu kulüpler “ortalığı ayağa kaldıracak” laikçi tepkilerden korkuyorlar.
Buna çok şaşırıyorum. Gerçekten aynı ülkede mi yaşıyoruz? Sanırsınız iftar vakti sokaklarda gezen timler var ve bu timler toplu iftar yemeklerini basıyor, dağıtıyor, önüne gelene veriyor sopayı.
Evlerinde Noel ağacı olanlara bile katlanamayan “ezici çoğunluk”, İngiltere’de “hâkim çoğunluğun” azınlığa verdiği değerden yola çıkarak, bu kulüplere ayar veriyor.
Şimdiye kadar kaçınız onların Noel’ini, Paskalyasını kutladı?
Türkiye’de Manchester United’ın muadili takımlara sorulacak doğru soru aslında şu olmalıdır: Kulübünüzde azımsanmayacak kadar Hristiyan oyuncunuz var. Şimdiye kadar kaçınız onların Noel’ini, Paskalyasını kutladı? Bilmiyor olabilirsiniz ama Hristiyanların 18 Şubat’ta başladığı, 40 gün sürecek Büyük Perhiz’i var. Neden hiçbirinizin aklına bununla ilgili bir mesaj vermek, kısaca bir iki cümle kurmak gelmiyor?
Gelmez. Çünkü %99’lu bir toplum olarak, %1’den korunma refleksi hep ağır basmıştır.
99’un hassasiyetleri hep önemlidir. Onlar 1’in amansız gücü karşısında her an tehdit altındadırlar.
Adı Türkiye olan bir ülkede neden Türklük özel koruma altına alınmıştır mesela? Adı bile Türk olan Ceza Kanunu’nun 301. maddesi açıp okuyabilirsiniz.
Bu ülkede Ermeni, Rum ve Yahudi yurttaşlarımız var mı? Onların hepsini TCK 122’deki “nefret ve ayrımcılık” veya 216’daki “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” cezası gibi geniş bir paranteze alıyoruz da, Türklüğe neden özel bir koruma bahşediyoruz.
Nereden başladık, nereye geldik.
En başa dönelim. Kızıl Şeytanlar’ın yaptığı güzellikten sonra, doğru simetri arayışı ne olmalıdır?
Ben cevabım: Adı güzel Kızıl Şeytan’a uy, buradaki gayrimüslim oyuncularını unutma!
Akif Kurtuluş, Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Serbest avukatlığın yanı sıra işçi sendikalarında hukuk danışmanlığı yaptı. Yazın hayatına 1981’de Yarın ve Edebiyat Dostları dergilerinin kurucuları arasında yer alarak başlayan Kurtuluş; şiir, deneme ve hukuk üzerine pek çok mecrada yazdı. Yalan Şiirler (1983), Tören Provası (1989) Kırgınlıklar Galası (1997), Herkes Gitmiş (2005), Hayat Saat Farkıyla (2017), Herkes Gitmiş Hepsi Bir Arada (2021) adlı şiir kitapları bulunmaktadır. Herkes Gitmiş adlı toplu şiir kitabıyla 2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Ekim Devrimi 1917 – 1932 (1998) araştırma kitabı ile Romantik Korno (1998), Harita Metod Defteri (2000) adlı deneme kitaplarının yanı sıra Mihman (2012) ve Ukde (2014) adlı romanların yazarıdır.