Kocaelispor-Amedspor maçında tribünlerdeki “sarı torbalar” gerçekte ne anlama geliyor?

BURAK SOYER | Kocaelispor maçında ev sahibi ekibin tribünlerindeki ceset torbalarını simgeleyen “sarı torbalar” dikkat çekti. Peki yeşil sahada “dakika bir gol bir” vuku bulan bu olay ne anlama geliyor?

BURAK SOYER

Bu yıl PTT 1. Lig’den, Süper Lig'e çıkan Amedspor, ilk hafta evinde ağırladığı Erzurumspor’u 3-0 yenerek hızlı bir başlangıç yaptı. Deplasmanda konuk oldukları Kocaelispor’a ise 2-0 yenildiler. Ligin ilk haftalarında bunlar doğal sonuçlar. Daha iyi bir seviye, taraftarın beklentisi, oyuncuların mental durumu gibi meselelerle ilgili. Bekleyip göreceğiz. Ancak Amedspor’un iki haftalık performansını spor yazarlarına bırakalım zira konumuz başka.

18 Ağustos 1976 yılında kurulan kulübün ilk adı Melikahmetspor’du. 1990’da Diyarbakır Belediyespor, 1996 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Diskispor, 2010 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor son olarak da 2014 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor Kulübü Olağanüstü Genel Kurulu’nda oybirliğiyle Amedspor adını aldı. Kulübün isminin değiştiği tarih önemli zira o zaman da bir “çözüm süreci”miz vardı. Ancak masa Tayyip Erdoğan tarafından devrildi ve devletin Kürtlere karşı takındığı eski sert tavrı tekrar geri geldi. Sonrası malum. Kobane olayları, onlarca insanın ölümü, hapse atılması, kin, nefret… Bu sürede Amedspor yoluna devam etti ama gittikleri deplasmanlarda “beyaz Toros”lar, “Doğayı sev, YEŞİL’i koru” gibi pankartlarla karşılandılar. Takım otobüsleri taşlandı.

Amedspor’un Süper Lig’deki performansından daha çok tribünlerin Amedspor’a nasıl yaklaşacağı merak konusuydu. Hatta ilk maçını Erzurumspor’la oynaması da kaderin bir cilvesi oldu. Çünkü iki yıl önce Erzurum’da karşı karşıya gelen iki takımın maçında Erzurumspor tribünlerinde, 1990’larda Kürtlere yapmadığını bırakmayan “Yeşil” kod adlı kontrgerilla Mahmut Yıldırım’a gönderme yapan pankartlar açılmıştı. Dün akşam oynan Kocaelispor maçında da bu kez ev sahibi ekibin tribünlerindeki ceset torbalarını simgeleyen “sarı torba”lar dikkat çekti. Peki yeşil sahada “dakika bir gol bir” vuku bulan bu olay ne anlama geliyor?

Bir kere dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bizde de futbol, siyasetten ayrı düşünülemez. Ayrı konumlanamaz, salt sahanın içinde kalamaz. Uzun yıllardır Milli Takımlar ya da kulüpler bazında uluslararası bir başarı gösteremese de Türkiye’nin bir futbol ülkesi olarak anılması, toplumun tüm bu başarısızlıklara rağmen futboldan vazgeçmemesinin, takım tutmasının, maça gitmesinin ya da televizyondan izlemesinin sebebi, futbolun, dolayısıyla tribünün, “aidiyet” gibi unsurların yanında insanların kendilerini hem bireysel hem de çoğunlukla beraber ifade edebilme alanı tanımasıdır.

Örneğin MHP’li bir taraftar, Devlet Bahçeli’nin başlattığı ve büyük çoğunlukla meclisten geçen “çerçeve yasa”ya karşı olabilir. Bunu eş dost ortamında kendince dillendirebilir, bir ihtimal sandıkta fikrini değiştirip başka bir partiye oy verebilir ancak bunların hiçbirisi, gerçekten hissettiği duyguyu yüz kişiyle beraber gırtlağını yırtarcasına haykırmasının önüne geçemez. Ya da “çerçeve yasa”yı demokratikleşme adına atılmış bir adım olarak gördükleri için desteklediğini belirten Yeni Parti’nin, eski CHP’li, yeni Yeni Partili bir üyesi, kendi eşrafında “Biz bunun için mi sizin peşinizden gittik?” diye tartışma açabilir ama Özgür Özel’in memleketinin takımı Manisaspor’un bir maçında “çerçeve yasa”yla ilgili Yeni Parti aleyhine yapılan bir tezahürata eşlik ettiğinde kendisi gibi düşünen yüzlerce insanı görüp yalnız olmayacağını anlayacak, bu sayede de güvenle birlikte kendine bir haklılık payı da çıkaracaktır.

Saray’da ağırlanan takıma karşı sallanan ceset torbaları

Gelelim asıl meseleye. Bilindiği üzere “çerçeve yasa”nın geçtim içeriğini, bir harfi dahi halkla paylaşılmadı. Halkın ne düşündüğü, ne istediği sorulmadı. Yarım asırdır devam eden ve bu ülkenin on binlerce çocuğunu toprağa gömen, sakat bırakan bu kadar hassas bir konu, bir torba yasa gibi Meclis'e sunuldu ve kabul edildi. Evet, demokrasi için sadece bir ilk adım. Asıl süreç bundan sonra başlıyor ancak birçok gazetecinin, siyaset bilimcinin, uzmanın dillendirdiği gibi iki tarafın da kararlılıkla sükûnet göstermesi gereken bir ortamda, bu kadar bıçak sırtı bir meseleyi halkın önüne getirmezseniz, o halkın kendisini en iyi ifade ettiği, sokaktaki insanın yansımasını direkt görebileceğiniz yegâne kamusal alan olan tribünlerde de daha ligin ikinci haftasında, Saray’ınızda ağırladığınız bir takıma karşı sallanan ceset torbaları simgeleriyle karşılaşırsınız.

Meclis'teki tüm partilerin kafasında “çerçeve yasa”yla ilgili soru işaretleri varken, tabandan gelen seslere kulak vermezseniz, barış ortamını sağlamak adına mecliste toplu fotoğraf çektirmek dışında tek bir somut adım atmazsanız, çoktan yok ettiğiniz hukuku, insan haklarını, defaatle tecrübe ettiğimiz üzere seçim malzemesi olarak kullanırsanız, yüzlerce yılla, var olmadığını mahkeme kararıyla beyan ettiğiniz bir “örgütün” lideri olarak tutuksuz yargıladığınız adamı cezalandırmayıp, onun itiraflarıyla hapis yatan onlarca insana düşman hukuku uygularsanız, tribünlerdeki ceset torbaları simgelerini taşıyanlar hakkında bu tür şovenist eylemlerin asla tekrarlanmaması için yapıcı bir hukuki işlem uygulamazsanız, “çerçeve yasa”, adıyla müsemma bir şekilde meclisin koridorlarındaki herhangi bir duvarda bir “çerçeve” olarak asılı kalır.

Köşe Yazıları Haberleri