Küresel gıda krizi: Kıtlık günleri kapıda mı?

Küresel ekonomilerdeki enflasyonist etki, Ukrayna savaşının temel gıdalara ulaşmada sıkıntı çıkarması, iklim krizine bağlı olarak beklenen üretim düzeylerine ulaşamama, dünyanın kıtlıkla yüz yüze kalmasına neden olabilir. Dahası rafların dolu olması insanların gıdaya erişmesi anlamına gelmiyor.

Türkiye’de yüzde 70’lik yıllık enflasyon gıdaya konu geldiğinde farklı bir hal alıyor. Resmi verilere göre nisan ayında gıda enflasyonu bir önceki yıla göre yüzde 90 düzeyinde arttı. Türkiye’de enflasyon ve gıda fiyatlarının kontrolden çıkmasının kendi içinde yanlış ekonomi yönetimi ve politikalarıyla yakından ilgisi var. Ancak Türkiye’deki bu açmaza bir de küresel gıda krizi eklendi. Örneğin Avrupa pazarında buğdayın ton başı ücreti 435 euro yaklaşık 453 dolara kadar çıktı.

BM Dünya Gıda Programı Başkanı David Beasley, milyonlarca insanın kıtlık yaşayabileceğini ifade ederek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e seslendi ve Karadeniz limanları açmasını istedi. BM’nin bu çağrısının nedeni ne? Karadeniz limanları küresel gıda tedariki için neden önemli? Hindistan’ın buğday ihracatını askıya almasının nedeni ne? Enerji fiyatlarındaki tırmanma gıda fiyatlarına nasıl yansıyor? Küresel gıda zincirinde ne oluyor? Bu hafta bu sorulara yanıt arayacağız.

UKRAYNA SAVAŞI VE GIDA KRİZİ

Rusya ile Ukrayna arasında başlayan savaş, iki ülkenin de tarımsal üretimdeki güçlü payları nedeniyle küresel gıda tedarik zincirinde sorunlara neden oluyor. Ukrayna küresel buğday üretiminin yaklaşık yüzde 12’sini karşılıyor. Ukrayna ile Rusya’nın küresel buğday ihracatındaki toplam payları yüzde 34 düzeyinde.

Öte yandan Rusya’nın küresel tahıl ihracatındaki payı yüzde 30 civarında. İki ülkenin küresel gıda tedarikindeki rolü sadece bununla sınırlı değil. Arpada Rusya’nın payı yüzde 14.2, Ukrayna’nın yüzde 12.6.

Avrupa restoranlarında patates kızartması başta olmak üzere kızartmaların menüden çıkmasına neden olan, Türkiye’de benzer biçimde siparişlerin gelmemesi ihtimaliyle marketlere koşulmasının sebebi, ayçiçek yağı üretiminde Rusya’nın küresel payının yüzde 23.1 olması; yani dünyada tüketilen her dört litre ayçiçek yağından biri Rusya’dan geliyor.

Ukrayna’nın payı daha dikkat çekici, Ukrayna küresel ayçicek yağının neredeyse yarısını üretiyor, resmi payı yüzde 49.6. Rusya ile Ukrayna’nın payları toplandığında bugün tüketilen 4 litre ay çiçek yağının 3’ü bu iki ülkeden tedarik ediliyordu.

İki ülkenin savaş halinde olması her ikisinin de ticaretinde ciddi aksamaları beraberinde getiriyor. Rusya Ukrayna’yı işgal ettiği ve savaş Ukrayna topraklarında gerçekleştiği için Ukrayna ticareti işgal nedeniyle, Rusya ticareti de yaptırımlar nedeniyle aksıyor. Piyasada toplam 100 litre ayçiçek yağı olduğunu düşünürsek bunun 73-75 litresi yerine konamıyor, hal böyle olunca kalan 25-28 litrelik yağa ciddi talep oluyor, bu da basit iktisat mantığıyla arzın kısıtlı talebin çok olması sonucunda fiyatların rekora koşmasıyla noktalanıyor.

BM Gıda Programı Başkanı Beasley’in Putin’e seslenmesinin nedeni de tam burada yatıyor. Ukrayna ticari gemileri büyük oranda Karadeniz’deki limanları kullanıyordu ancak günümüzde bu neredeyse imkansız. Örneğin Ukrayna’nın en büyük ticari limanı olan Odessa Rusya’nın bombardımanına uğradı ve ablukada. Ukrayna’nın limanlara erişiminin aksaması başlı başına bir sorun. Yaptırım ve savaş baskı Rusya’nın da dışlanmasını talep ediyor. Buna karşın tacirler ürün bulmakta zorlandıkları için Rusya’dan alımlarını sürdürüyor. Ancak bunun ne kadar süreceğinin bilinmemesi piyasalarda ciddi baskıya ve belirsizliğe neden oluyor. Üstelik buğday konusunda ciddi bir başka sorun daha var: Hindistan.

HİNDİSTAN İHRACATI NEDEN ASKIYA ALDI?

Küresel buğday üretiminde Çin’den sonra ikinci sırada yer alan Hindistan arada Türkiye dahil olmak üzere pek çok ülkeye buğday ihraç ediyordu. Yeni Delhi 2021’de 7,2 milyon ton buğday ihraç ederken 2022-2023 arasında 12 milyon ton ihracata yeşil ışık yaktı. Ancak mahsul üretiminde beklenen rakamlara ulaşılamaması, içeride artan enflasyon Hindistan’ın geri adım atmasına neden oldu. Hindistan daha önce mahsulde rekor kırmış ve bu yıl 120 milyon ton üretim planlanmıştı. Ancak aşırı sıcak geçen hava koşulları ve kuraklık üretimin beklentilerin altında kalmasına neden oldu.

İhracattan gelen talep artışı karşında mahsul fiyatı arttı ve hükümetin çiftçiden aldığı rakamın üzerine çıktı. Bu durumda çiftçiler ürün satışını hükümet yerine özel sektöre kaydırdı. Buysa hükümetin devasa iç talebe yetişebilme kapasitesinde gerilemeye neden oldu. İçeride artan talep ve artan fiyatlar karşında Yeni Delhi ihracatı askıya aldı.

ARTAN ENERJİ FİYATLARI, TEDARİK SORUNU VE KITLIK KAYGISI

Rusya, Ukrayna ve Hindistan’ın buğday, ayçiçek yağı, tahıl gibi temel gıda ürünlerinin ihracatında sorunlar yaşaması, G7’nin “Önümüzdeki yıl kıtlık olabilir” uyarısına neden oldu. BM benzer biçimde önlemler alınması için dünya liderlerine sesleniyor. Küresel bir kıtlık durumda özellikle tarımsal üretimi cılız olan ülkelerin daha zor durumda kalması bekleniyor.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporları incelendiğinde özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın buğday ithalatında üst sırada yer aldığı görülüyor. Daha sorunlu olansa bu ülkelerin büyük oranda Rusya ve Ukrayna’ya bağlı olması. Burada yaşanan aksama hali hazırda talep arz dengesinde şaşmaya neden olduğu için fiyatların neredeyse her ay yüzde 10-20 arasında artışına neden oluyor. Ancak sıkıntı bununla sınırlı değil.

Ukrayna savaşının taraflarından biri dünyanın en önemli enerji devlerinden. Bu durum enerji piyasasında ciddi bir çalkantı yarattı. Örneğin Aralık 2021’de 74 dolar düzeyinde olan brent petrol mayısta ortalama 110-115 dolar bandında işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki artış, gıda başta olmak üzere küresel ticaret açısından önemli girdi, zira ticaretin büyük bir kısmı gemilerle yapılıyor ve bu gemilerin neredeyse tamamında petrol kullanılıyor. Dahası doğal gaz piyasasında da benzer bir şok yaşanıyor. Rusya’nın dünya doğal gaz ihracatındaki payı yüzde 20 düzeyinde, Avrupa’da bu oran yüzde 40-45 aralığında. Doğalgazın elektrik üretiminde kullanılıyor olması, gıdaların işlenişinde elektrik kullanımının yaygınlığı üretim ile doğalgaz arasında ilişki kurduruyor. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü seyir, taşımacıdan işlenmeye gıda fiyatları üzerinde baskı yaratıyor. Buna da bir tedarik sıkıntısı eklendi.

Sonuç olarak küresel olarak ekonomilerde yaşanan enflasyonist etki, Ukrayna savaşının enerjiden temel gıdalara ulaşmada sıkıntı çıkarması, iklim krizine bağlı olarak beklenen üretim düzeylerine ulaşamama dünyanın kıtlıkla yüz yüze kalmasına neden olabilir. Dahası marketlerde fırınlarda ekmek, yağın olması, yani rafların dolu olması insanların gıdaya erişmesi anlamına gelmiyor. Artan maliyet, arzdaki sıkıntı ve küresel enflasyon trendi, rafların dolu, karınların boş olduğu günlerin çok uzak olmayabileceğine dönük ciddi sinyaller veriyor.

Köşe Yazıları Haberleri