Millet İttifakı'nı anlama kılavuzu

Millet İttifakı'nı işletmek burada uzun uzun yazıldığı kadar kolay olmayacak doğal olarak. İktidarın engelleri ile de karşılaşacaklar, partilerin kendi iç dinamiklerinin dirençleriyle de. Ama Türk siyaseti açısından çok önemli bir deneyim olacağı kuşkusuz.

Batı demokrasilerinin bir standardı olan, farklı partilerin bir araya gelebilme yeteneği Türkiye’de haber değeri olan ve üzerinde konuşulması gereken bir olay.

Millet İttifakı, cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra, cumhurbaşkanının seçilebilmesi için yüzde 50 artı 1 oy alma zorunluluğu nedeniyle AKP’nin MHP ile Cumhur İttifakı kurması üzerine bir mecburiyet olarak oluşturuldu. Bir genel bir de yerel seçimlerde başarıyla çalıştı ve sonuç da aldı. Şimdi genişleyerek, önüne somut konu başlıkları koyarak ilerliyor.

Aslında çok alışık olmasak da TBMM çatısı altında zaman zaman tüm partilerin katılımıyla kararlar alınmakta ya da yasalar kabul edilmektedir. Çok sık olmasa da muhtelif partilerin bir araya gelerek karar alması Türkiye için bir ilk değil yani. Koalisyon hükümetlerinde bu bir araya gelme doğal olarak daha kolay oluyor. Seçimler için bir araya gelinmesi ve seçim olmadığı dönemde de hem olası seçimleri hem de seçimler sonrasını önüne hedef olarak koyması bakımından Türkiye siyasetinde bir ilk olması nedeniyle de üzerinde pek çok soru işareti barındırıyor Millet İttifakı.

Öncelikle Millet İttifakı farklı siyasi kimliklere sahip 6 partiden oluşuyor. Yani bu 6 parti ittifak yaptıkları zaman partilerini kapatıp bir çatı altında bir araya gelmeyecekler. İttifakta parti kimliklerini muhafaza ederek yer alacaklar.

MİLLİ TAKIM MODELİ

Biraz daha anlaşılır olması için milli takım modeli üzerinden anlatalım. Milli takımı oluşturan futbolcular, milli maç için bir araya geliyorlar, maçlarını oynayıp tekrar kendi takımlarına, kulüplerine ve liglerine dönerek futbollarını oynama devam ediyorlar. Hatta futbolcuların yer aldığı takımlar çoğu zaman da birbirlerinin rakibi oluyorlar. Burada da durum aynı.

Milli takım oluşturur gibi somut konu başlıkları altında Millet İttifakı bileşenleri bir araya geliyor, o konuyla ilgili çalışma bitince bir sonraki konuda buluşmak üzere ayrılarak kendi partilerinin rutin çalışmalarına devam ediyorlar. Siyasi yelpazede sağdan sola geniş bir alan kaplayan millet ittifakının partilerinin, parlamenter sisteme dönüldükten sonra birbirlerinin en sıkı rakipleri olacaklarını da unutmamak lazım. Ayrıca muhtelif meselelerde farklı taraflara düştüklerini de not alalım. Örneğin HDP meselesi olunca İyi Parti, İstanbul Sözleşmesi söz konusu olunca Saadet Partisi hemen ittifaktan ayrışıyor. Ama bu mesele oluşturmuyor çünkü bir araya geldikleri alan içinde bunlar yok. Cumhur İttifakından farkı da burada ortaya çıkıyor Millet İttifakı'nın. Cumhur İttifakı sonuç olarak 2 kişiden oluşuyor ve nihai hedefleri sahip oldukları iktidarı muhafaza edebilmek.

Farklılıkların nasıl bir araya gelebildiğini de detaylandırmak lazım. Bunun için çok sıkı bir somut örnek var Millet İttifakı içinde. Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu 19 yıl aynı parti çatısı altında ve aynı hükümet içinde bakan, başbakan olarak görev yaptılar. Genel başkanlığı döneminde Erdoğan’a rağmen Babacan’ı Davutoğlu milletvekili yaptı, bakan yapmaya gücü yetmedi ama kriz çıkarmak pahasına zorladı. Babacan partiden istifa etti, Davutoğlu ihraç edildi ve bu ikili 2 ayrı parti kurdu. Aynı partide görüş ayrılıkları nedeniyle bir araya gelemeyen Davutoğlu ve Babacan Millet İttifakı'nda aynı masa etrafında uyumlu bir birliktelik sergileyebiliyorlar. Çünkü ittifak masası buna müsait.

Kendileri de Millet İttifakı diyor ama ortada bir ittifak yok. Birlikte muhtelif meselelerle ortak kararlar alıp bunu ileride uygulamak için ortaya irade koyan bir muhalefet bloğu var. Örneğin parlamenter sisteme dönmek için yazılı metin haline getirilen ve altına 6 genel başkanın imzasını attığı anayasa değişiklik metni. Ya da masanın ilk kurulduğu tarih olan 12 Şubat’ta yol haritasının ana hatlarını ortaya koyan açıklama. Orada parlamenter sisteme dönmenin yanı sıra demokrasiyi tekrar inşa etmek ve bunun içim AB ve Avrupa Konseyi’nin kriter alınmasına vurgu yapılıyordu. Son toplantı sonrasında ekonomik meselelere ilişkin görüş ile diplomatik bir mesele olan Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısında kullanılan ortak ve net dil, birlikte epeyce mesafe kat edildiğini de gösteriyor.

Millet İttifakı'nca yeni oluşturulan siyasi komisyon, seçimler sonrasındaki yol haritasını somutlaştıracak. Yol haritasının ilk başında “ne yapılacak”tan önce “nasıl yapılacak” var. Seçimler sonrasında Türkiye’yi pek çok bilinmezlik bekliyor. Örneğin cumhurbaşkanı millet ittifakından olursa, parlamento da çoğunluk da cumhur ittifakının eline geçerse ya da tam tersi yani cumhurbaşkanlığını cumhur ittifakı adayı kazanırsa, parlamentoda çoğunluk millet ittifakına geçerse ne olacak? Benzer şekilde parlamentoda millet ittifakının çoğunluğu anayasa değiştirmeye hatta referanduma götürecek sayı olan 360’a HDP’nin sayısal çoğunluğu da eklendiğinde ulaşamazsa ne olacak? Bunun gibi pek çok olasılık masaya yatırılacak şimdi bu komisyon tarafından. Hepsi için alternatifler üretilecek ve seçim sonrası ortaya çıkan tabloya en uygun olan uygulamaya konulacak. Bu tabii ki kamuoyu ile de seçimler öncesinde paylaşılmış olacak. Geçiş süreci hem zaman hem de yürütme organının yapısı hem hukuki hem de siyasi olarak belirlenecek. Bu süreçte cumhurbaşkanı kararnameleri ile düzenlenecek işler listelenecek ve cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi bu işlemler bitene kadar sınırlanmayacak. Bütün bunlar seçimler öncesinde, olası hükümet modeli ve ekonomi başta olmak üzere somut atılacak adımlar ile kamuoyu ile paylaşılacak.

Liderler birlikte olmaya çok alışmış gözüküyorlar. Görüşmeler sıcak sohbet havasında geçiyor. Masanın abisi tartışmasız Temel Karamollaoğlu. Sık sık dini bilgisini de kolaylaştırıcı olması için devreye sokuyor. Hiç gerginlik yaşanmadı şu ana kadar. Bütün liderler sürekli meselelere olumlu ve yapıcı tarafından bakıyorlar. Burada birincilik de Kemal Kılıçdaroğlu’nda. Toplantıya gelirken liderlerin ellerinde bulunan ve masaya bıraktıkları üzerinde partilerinin amblemi bulunan dosyaları, sıkı bir müzakereye hazırlık gibi görmeyin. Hepsinin içinde aynı belge var. Toplantının gündemine ilişkin ev sahibi tarafından hazırlanan metin ve bunlarla ilgili olarak alınmış kişisel, partisel notlar. Sadece gündem değil yemeğin menüsüne kadar her şeye ortak karar veriliyor. Ali Babacan tek tek liderleri ziyaret ederek de bir gelenek başlattı bu anlamda.

Mekanların tercihinde de hassasiyetler var. DEVA Partisi, genel merkez seçeneğini çok tartıştı kendi içinde. Bilkent otelde yapılması halinde siyasetsiz bir görüşme olacağı ve görüşmenin hep Bilkent otel olarak anılacağı, bir restoranda yapılması halinde oranın adının kalıcı olacağı oysa meselenin bir siyasi faaliyet olduğu ve parti çatısı altında yapıldığının vurgulanması gerektiğine karar verildi. Diğer liderlerin de onayı alındı ve DEVA Genel Merkezi mekân oldu. Toplantının yapılacağı odadaki büyük DEVA Partisi amblemi yerinden alındı, yan duvardaki Atatürk resmi oraya asıldı. Genel Merkezin girişinde bulunan büyük “bu pazar seçim olsa DEVA Partisi hazır” afişi liderlerin girişi sırasında gözükmesin diye kaldırıldı. Bu arada bir prensip kararı olarak DEVA Partisi'nin genel merkezinin duvarlarında genel başkanın resmi asılmıyor.

Ali Babacan gündemi belirlemek için yaptığı liderler turu sırasında ve sonrasında, amacı dışına çıkabileceği gerekçesiyle temaslarıyla ilgili sınırlı kalmak koşuluyla olsa bile basına hiçbir açıklama yapmadı.

Doğal olarak seçim kararı alındığında millet ittifakı dinamiği bir kez daha harekete geçecek. Cumhurbaşkanı adayını çalışacak. Çatı aday konusu kesin gibi, sonrasında adayın kim olacağı belirlenecek. Herkes burada çok tartışma beklerken ben beklemeyenlerdenim. Mutlak kazanacak ve süreci de yönetecek aday isminde karar verilecek. Kılıçdaroğlu ismi bu anlamda bir adım önde girecek bu tartışma zeminine. Sonra mühendislik çalışması başlayacak milletvekili listelerini oluşturmak için. Burada çok mesai harcanacak, biraz da sıkıntı yaratması hayli normal.

Millet İttifakı'nı işletmek burada uzun uzun yazıldığı kadar kolay olmayacak doğal olarak. İktidarın engelleri ile de karşılaşacaklar, partilerin kendi iç dinamiklerinin dirençleriyle de. Ama Türk siyaseti açısından çok önemli bir deneyim olacağı kuşkusuz.

Köşe Yazıları Haberleri