MEHMET ÇETİNGÜLEÇ
Mahkeme tarafından atanmış CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, partililer tarafından tanınmasa da devletin kurum ve kuruluşları tarafından resmî muhatap olarak kabul edilmesi CHP’yi krize soktu.
Zaten istenen de buydu.
Özgür Özel’in ve Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesaplarında “CHP Genel Başkanı” yazıyor, ama TBMM Başkanlığı Özel’in hesabındaki “CHP Genel Başkanı” ibaresini kaldırdı, yerine “CHP Grup Başkanı” ibaresini koydu.
CHP’nin “Hazine yardımından” kaynaklanan gelirini yönetme yetkisi de Kılıçdaroğlu’na geçti.
CHP 2025 yılında 1 milyar 422 milyon lira Hazine yardımı almıştı. Bunu faizde değerlendirmeye başladı. Ayda 140 milyon faiz geliri var.
Tabii, 100’ün üzerinde miting yapmak ciddi bir harcama gerektiriyor.
Mitinglerdeki harcamalardan sonra 22 Mayıs itibarıyla kasada 1 milyar 15 milyon lira olduğu açıklandı.
Faiz gelirleri dikkate alındığında, Özel yönetiminin 2025 yılından bu yana yaptığı harcamaların 1 milyar civarında olduğu söylenebilir.
Güncel soruları şöyle sıralamak mümkün:
Bundan sonra Özgür Özel miting yaparsa, masraflar hangi hesaptan karşılanacak?
CHP Genel Merkezi'ndeki harcamaları kim ödeyecek?
CHP personelinin maaşlarını ödemek için çekilecek paranın altında kimin imzası bulunacak?
Kılıçdaroğlu’nun işten çıkarma yetkisi 3 avukatla sınırlı mı kalacak?
Şu anda Genel Merkezde Özgür Özel’e destek veren personelin işine de son verilecek mi?
Bu personel hangi genel başkana hizmet edecek?
XXX
Özgür Özel’e yakın avukatlar Yargıtay’a başvurunun sonuçlanmaması nedeniyle hukuki sürecin tamamlanmış sayılamayacağını, dolayısıyla banka hesaplarının kullanımı, personel atamaları, disipline verme gibi konularda yetkinin hâlâ Özel’de olduğunu savunuyor.
Buna karşılık, pratikte Kılıçdaroğlu’nun ipleri eline aldığı dikkat çekiyor.
XXX
77 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu, “eskimiş kindar neslin” son örneklerinden biri.
Onu yakından tanıyanlar “deve kini var” diyor.
Peki neden kin duyuyor?
Neden kurultayın peşini bırakmadı ve mahkeme yoluyla atanmayı içine sindirdi?
Onu destekleyenler diyor ki;
“38. Kurultayın ilk tur oylamasında Özgür Özel 682, Kemal Kılıçdaroğlu 664 oy almıştı.
“Kemal Bey, ilk tur oylamada rüşvetle oy kullanıldığını, bu yüzden 18 oy farkla seçimi kaybettiğini düşündüğü için sonucu bir türlü içine sindiremedi. (İkinci turda Özel 812, Kılıçdaroğlu 586 oy aldı.)
“ Bu yüzden her türlü mücadele yöntemini hak olarak gördü.”
XXX
Peki Kemal Bey’in gelmesi CHP’ye ne kazandırır?
Bir şey kazandıracağı yok, ama seçimi kaybettireceği, AK Parti'ye bir kez daha Cumhurbaşkanlığını hediye edeceği kesin.
Bu sürecin devamında CHP’nin toparlanmasına fırsat vermeden “baskın seçim” de gündeme gelebilir.
Çünkü…
İktidar gözünü karartmış görünüyor.
Temmuz ayında emekli ve asgari ücretlilere ek zam yapıp hemen ardından seçime gidilme senaryosu hâlâ canlı.
O seçimde ne Kılıçdaroğlu, ne de Özgür Özel tek başına iktidarı yakalayabilir.
Tarafların süratle bir araya gelip oynanan büyük oyunu bozması gerekiyor.
İktidarın elinde “para dağıtma” gibi bir koz var, ama muhalefet kamuoyunda yükselen tepkiyi iyi yönetebilirse sandıktan sürpriz bir sonuç çıkabilir.
Bunun için yapılması gereken, partiyi bir an önce kurultaya götürüp, orada ortak listelerle yeniden dirilişi gerçekleştirmektir.
Ancak…
Şu anda her iki lider de “kurultay” açıklaması yapmış olsa da, Kemal Bey’in delege yapısını kendi lehine değiştirmeden seçime gitmeyeceği, yönetimi tamamen eline almak isteyeceği konuşuluyor.
XXX
Kemal Kılıçdaroğlu ve onu bu makama “seçim dışı yöntemlerle” yeniden getirenler büyük bir kumar oynuyor.
Bu kumarın sonunda CHP seçimi kaybederse, Kemal Bey için hayatın devamı zorlaşacaktır!
İktidar kanadı ise kararın kamuoyunda yarattığı öfkenin sandığa olumsuz yansıma ihtimalini önemsemez gibi görünüyor.
Tarihin en kritik seçimine doğru gidilirken sadece CHP değil, Türkiye “mutlak buhran”ın içinden geçiyor…
Hükümet gözünü karartmış durumda, ama bu kararın ekonomiye olumsuz yansımaları hesaplandığından daha büyük olabilir.
Borsanın bir gün düşüp ertesi gün toparlanması kolay. Bunu Varlık Fonu'nu devreye sokup kamu kağıtları üzerinden sağlayabilirsiniz.
Peki, yabancılardan kaynaklanan sorunlar büyüyerek devam ederse ne olur?
Merkez Bankası uzun süre piyasayı kontrol edebilecek mi?