HASAN AYDIN
27 Şubat 2026' da yürürlüğe giren 7574 Sayılı Kanun' ile trafik düzenlemelerinde ve plaka kullanımında köklü değişiklikler yapılırken, işlenecek suçlara ilişkin cezalarda çok büyük oranda artışlara gidilmişti. Sahte plaka ve standart dışı(APP) plakaların yaygınlaşmış olması bu düzenlemenin temel gerekçelerindendi.
Bir motorlu taşıtın kimliği olan plakaların kriter özelliklerine yönelik sahadaki uygulamalar ve yaratılan bilgi kirliliği kamuoyunda bir dizi tartışmalara neden oldu. Trafik ekipleri ülke genelinde denetimlerini artırdı. Standart dışı plakalar ve sahte plakalara yönelik yüksek cezaların kesildiği haberleri yazılı ve görsel basına yansıdı. Mobese sisteminde, plakaları okunmayan araçlar durduruldu. Yıllar önce Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'na(TŞOF) bağlı şoförler odasınca basılmış, mühürlü fakat harfleri ve rakamları biraz kalın olan plakalar, bazı illerdeki denetimlerde "şüpheli " ilan edildi. Cezalar kesildi.
Televizyon haberlerinde, yazılı basında ve sosyal medyada, “Plakada ki harf ve rakam kalınlığı suç mu?," "Mühürlü ama yıllar önce basılmış olan plaka geçersiz mi?" "Neden yeni plaka almak zorundayız? “şeklinde sorular dile getirilerek tartışmalar yoğunlaştı.
Kimi vatandaş, kendi aracının plakasının fotoğrafını çekip trafik şubelerine gitti. Buradaki görevli memurlara çektiği plaka fotoğrafını göstererek plakanın geçerliliğini sordu. Kimi vatandaşta, araç plakalarının en ve genişliği ile harf ve rakamların kalınlığını metre ile ölçmeye çalıştı. Öyle ki sokakta, kahvede ve evlerde standart plakaların" kriterleri" gündem oldu.
Tüm bu belirsizlikler ve ilan edilen ceza korkusu nedeniyle araçlarının plakalarına ilişkin tereddütü olan vatandaşların bazıları, en yakın noter ve şoförler odası önünde toplanarak uzun kuyruklar oluşturdular. Ortaya çıkan bu son durum için vatandaşlar tepkilerini dile getirdiler. O günlerde sıra beklerken bir televizyon kamerasına konuşan bir vatandaş “Aracımı 10 yıldır kullanıyorum. Plakamın mührünü şoförler odası basmış, harf ve rakamlarını da onlar yazmış. Yıllardır çeşitli kontrollerden geçtik, sorun çıkmadı. Şimdi mi sorun oldu? Sonra bir yanlış varsa, bu yanlış plakayı bana verenlere aittir. Ben bunun sahte olup olmadığını nereden bileyim?" açıklamasını yapmıştı.
Plakasında herhangi bir sorun olmadığı halde plaka değişimi için noter ve şoförler odasına ödeme yapan vatandaşların tepkisinin büyümesi ve buralarda oluşan izdiham üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü( EGM), 8 Mart 2026 günü Türkiye' de kullanılmakta olan standart plakaların TŞOF tarafından basılan ve üzerinde mühür ile birlikte diğer güvenlik özellikleri bulunan plakalar olup, herhangi bir değişim zorunluluğu bulunmadığı açıklamasını yaptı. Genel Müdürlük, standart ölçülerde uygun olmayan, üzerinde mühür ve diğer güvenlik özellikleri bulunmayan ve mevzuata aykırı şekilde basılmış APP plakaların kullanımının yasak olduğunu ve bu tip plaka takılı araçlara yönelik denetimlerin 1Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme amaçlı yapılacağını da bildirdi.
Bazı vatandaşların araçlara ait plaka değişim süreci devam ederken 27 Mart günü, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Trafik Başkanı Ümit Mutlu, resmi mühür ve güvenlik işaretlerini taşıyan plakaların geçerli olduğunu belirterek" Harf ve rakam kalınlığı nedeniyle vatandaşlarımız şoför odalarına gitmeye gerek duymasın, bu plakalarını değiştirmesin" dedi.
Bu açıklamalar üzerine vatandaşlarda şu soruları sormaya başladı." Madem bu plakalar geçerliydi, daha önce neden net bir açıklama yapılmadı? Vatandaş neden günlerce kuyrukta bekletildi? Madem sorun sahte plakalardı, neden standart olan eski plakalar tartışmaya açıldı? Bunlara cezalar yazıldı."
Sonuçta gerek olmadığı halde çok sayıda vatandaş plakasını değiştirmek zorunda kaldı. Noter ve plaka için ödeme yaptı. İlgili kurumların önünde uzun süre bekleyen pek çok insanın zaman kaybı oldu.
Motorlu araçlara plaka takılmasına dünyada ilk kez 14 Ağustos 1893 yılında Fransa’da başlandı. Plakayla aracın kimliği tanımlanmış oldu.
2026 yılı Şubat ayı itibarıyla 33 milyon 900 bin motorlu kara taşıtının trafiğe kayıtlı olduğu ülkemizde, 27 Eylül 1962 ' de yayımlanan bir yönetmelikle araçlarda plaka uygulamasına geçildi. Tüm illere 01'den 67 'ye kadar kod verilerek plakalar belirlendi. 1962 yılının Kasım ayında da plakalar araçlara takılmaya başladı. Yakın tarihlerde büyük bazı ilçeler, il yapılınca alfabetik sıra bozuldu. 67-81 arasındaki plakalar, ilçelerin il yapılma sıralarına göre verildi.
Plakalar, kamu güvenliği ve denetlenmesi açısından elbette önemlidir. Yasal olmayan plakaları araçlarında kullananlara karşı yasal bir yaptırımın uygulanması da şarttır.
Fakat plaka değişimi ve kontrollerine ilişkin son bir ay içinde yapılan uygulamalar ne yazık ki iyi yönetilemedi. İletişim eksikliği nedeniyle başlangıçta hangi özelliklere sahip plakaların geçerli olduğu kamuoyuna net olarak anlatılamadı. Vatandaşın zihninde oluşan sorulara yeterince cevap verilemedi.
Öte yandan sahada ülkenin farklı illerindeki plaka denetimlerinde, ilgili kriterler geniş bir açıyla yorumlandı. Yıllar önce resmi kurumlarca verilmiş, doğru standart plakalarla, sahte plakalar ayrımında tereddüte düşüldü. Sonuçta yetkililerin iletişim hatasının bedeli vatandaşa stres ve ekonomik yük olarak yansıdı.
30 Mart 2026 günü, İçişleri Bakanlığı Basın Müşaviri Hasan Öymez," Sahte plakalara 1 Nisan' dan itibaren 140 bin lira ceza yazılacak, erteleme yok " ifadelerini kullandı.
Vatandaşlar, plaka basımı ile ciddi bir gelir elde eden TŞOF'na bağlı şoförler odalarından bazılarına yönetmeliğe uygun olmayan plaka basımı nedeniyle yaptırım yapılmasını da dile getiriyorlar.
Mart ayı içindeki plaka tartışması; kamu politikaları uygulanırken, planlama ve iletişimin ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha göstermiş oldu.
Bugün 1 Nisan. Sahte ve standart dışı plakalarla, trafikteki kuralsızlıklara karşı cezalar ve yaptırımlar da zaman içinde sürecek. Fakat trafik güvenliği sadece cezayla sağlanamaz. Trafik eğitimi, gerekli alt yapı yeterliliği, denetimin adil ve tarafsız yapılması da en az cezanın kendisi kadar belirleyicidir.
Sonuç olarak sağlıklı bir trafik düzeni, ille de ceza miktarını artırarak değil, adil şeffaf ve çok boyutlu bir trafik politikası ile sağlanabilir.