Sarıyerli Boris ve İstanbul’daki Balkan mafyası

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da işaret ettiği gibi kara para aklama, uyuşturucu ve insan trafiği rotasında sık sık adı geçen Türkiye, uluslararası mafya çetelerinden kurtulmak istiyor mu?

İstanbul artık mafya dizilerine rahmet okutacak çatışma, suç ilişkileri ve operasyonlarla anılıyor. Azeri mafyasının Türkiye’deki karanlık ilişkiler ağı, Sedat Peker’in iddiaları vasıtasıyla biraz daha fazla bilinse de İstanbul’un Balkan mafyasının yuvası haline gelmesi nedense aynı ilgiyi uyandırmadı.

8 Eylül’de Sırp mafya lideri Jolan Vukotiç’in Mecidiyeköy’de öldürülmesi, Balkan mafya savaşında bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

Vukotiç’in cinayet zanlısı, Sırp organize suç grubu Kavac çetesinden Zelico Bojaniç, önceki gün Sarıyer’de yakalandı.

Meslektaşım Cengiz Erdinç, Bojanic’in kim olduğunu, neden arandığını ve Balkanlar’daki bağlantılı organize suç örgütleriyle bağlantısını yazdı.

Bunları okurken insanın aklına doğal olarak şu soru geliyor:

Madem Bojaniç, tam da Sırbistan-Karadağ merkezli mafya çatışmalarının ve operasyonlarının yükseldiği 2014’de Türkiye’ye gelip yerleşti… Sarıyer’de yaşayıp komşularına kendini “Boris” olarak tanıttı ve cruise gemileriyle kokain ticaretini sürdürdü…

Aradan geçen sekiz yılda, İçişleri Bakanlığı’nın bundan haberi olmadı mı?

Türkiye’ye nasıl girip çıktı?

Bunca yıldır İstanbul’da yaşadığına göre, buradaki bağlantıları kimlerden oluşuyor?

Balkan çetesi bağlantılı pek çok haberin Türkiye’de engelli olduğunu ve kaynaklara VPN kullanarak ulaşabildiğimi vurgulamak isterim.

Elmas Topçu’nun Deutsche Welle Türkçe’de Eylül’de yayınlanan haberi, bunlardan biri.

Haber, Almanya Federal Emniyet Teşkilatı’nın (BKA) Eylül ayında açıkladığı 2021 Organize Suçlar Raporu'na dayanıyor. Buna göre pandemiye rağmen organize suç çeteleriyle ilgili yürütülen soruşturmalarda yüzde 17.2 oranında artış var.

Almanya'da organize suçlarla bağlantılı yapılan işlemlerin yüzde 10,9'unu Türkler oluşturmuş.

Almanya Gümrük Direktörlüğü DW Türkçe'ye değerlendirmesinde, Almanya'da en çok ele geçirilen uyuşturucu olan kokainin ülkeye ağırlıklı olarak Orta ve Güney Amerika ile Karibik'ten deniz yoluyla Avrupa'ya getirildiğini, havayolu veya karayolu ile de ülkeye sokulmaya çalışıldığını belirtmiş.

BALKAN VE KARADENİZ ROTASI

BKA’ya göre kokain ticaretinde Türkiye güzergâhta yer almıyor, ancak eroin kaçakçılığında transit ülke.

Cengiz Erdinç’in yazılarında anlattığı gibi, Hollanda ve Fransız emniyet güçlerinin 2020'de organize suç örgütlerinin kullandığı kripto haberleşme sistemi Encrochat'ı çözmesiyle işler farklı bir boyuta vardı:

20 milyon veri, Avrupalı partnerlerle paylaşıldığından bu yana Türkiye dahil her yerde daha yüksek miktarda uyuşturucuya el konuldu.

İyi de İstanbul’daki Balkan mafyasıyla ne alakası var diyeceksiniz…

DW’nin “ilgi çekmeyen” ve alıntılandığı halde engellenen haberine göre Balkan rotası, Türkiye, Yunanistan veya Bulgaristan üzerinden Sırbistan veya Romanya'ya, oradan da Batı Avrupa'ya ulaşıyor.

Karadeniz rotası ise Türkiye, Kafkaslar, Karadeniz, Ukrayna, Moldova veya Romanya üzerinden ilerliyor.

Alman Emniyeti, Türkiye’nin Batı Balkan suç çetelerinin sığınağı haline geldiğini de belirtmiş.

Skaljari çetesi lideri Vukotiç’in İstanbul’da öldürülmesiyle operasyon genişletildi. Cinayeti azmettirenin, rakip 'Kavac' çetesi yöneticisi Radoje Zivkoviç ve Türkiye'deki bağlantıları olduğu duyuruldu.

Bunun üzerine Zivkoviç dahil, 10 kişi Türkiye’de 16 Eylül’de yakalandı.

Zincirin “-şimdilik- son halkası “Sarıyerli Boris”.

KIRMIZI BÜLTENLE ARANIRKEN GELMİŞ

Bu arada Sırbistan’daki bu suç örgütünü deşifre eden gazetecilerin kendi hükümetlerinin soruşturmaları ve tehditleriyle boğuşuyor.

Gazeteci Bojana Jovanović ve Stevan Dojčinović, “Balkan Kokain Savaşlarının Figürleri: Gangster ve Holiganlar” başlıklı 2020 tarihli araştırmalarında, Skaljari çetesinin iki liderinden biri olan Vukotiç’in Karadağ’da hapisteyken zehirlenme korkusuyla yaşadığını anlatıyor.

Sırp yetkililer Ankara'ya gelip Vukotic'i, TC İçişleri Bakanliginin özel ucagiyla geri götürüyor

Ancak belli ki bu işlemden sonra kırmızı bültenle aranmasına rağmen elini kolunu sallayarak İstanbul’a geliyor ve 2022 Eylül’ünde öldürülüyor.

Skaljari ve Kavac, Karadağ’ın Adriyatik kıyısındaki Kotor şehrinde bulunan iki köy. Turizm, yat limanları ve vizesiz seyahat edilebilmesiyle Türkiye’den de pek çok turistin ilgisini çeken bir yer. Hatta AB’ye girmesi beklendiği için sıradan Türkiye vatandaşlarının da Karadağ’da, Kotor’da mülk aldığı biliniyor.

Ne var ki Güney Amerika’dan Avrupa’ya uzanan kokain ticaretini yürüten Kotor’un iki ünlü çetesinin arasındaki savaş, 2014’te Ispanya’ya gönderilecek kokain anlaşmasının bozulmasıyla başlayıp Balkanlar’a sıçradı.

Üstelik bu çatışma, Sırbistan’daki bazı emniyet görevlileri ve politikacılara kadar uzanıyor.

Diğer Skaljari lideri Igor Dedoviç ise Ocak 2020’de, Atina’da karısı ve çocuklarıyla yemek yerken öldürülüyor.

Peki Balkan mafyası, İstanbul’a çöreklenen ve uluslararası operasyonların kapsamında yakalanan Kavac çetesi üyelerinden ibaret mi?

Nasıl yargılanacaklar?

Türkiye’deki yerel bağlantıları ortaya çıkacak mı?

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da işaret ettiği gibi kara para aklama, uyuşturucu ve insan trafiği rotasında sık sık adı geçen Türkiye, uluslararası mafya çetelerinden kurtulmak istiyor mu?

Yoksa gördüğümüz, aysbergin ucu mu?

İlüstrasyon: Rat-Klanova

Köşe Yazıları Haberleri