Mehmet ÇETİNGÜLEÇ
ABD-İsrail ikilisi ile İran arasındaki çatışmanın Borsa İstanbul’a 1 haftalık faturası 1 trilyon 100 milyar lira oldu.
Savaş 28 Şubat Cumartesi günü başladı.
Borsanın işlemlere açıldığı 2 Mart Pazartesi günü ile 6 Mart Cuma kapanışa kadar geçen sürede hisse senetleri yüzde 6,74 oranında değer kaybetti.
Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, bu değer kaybının parasal ifadesi şöyle:
Borsa İstanbul’daki hisse senetlerinin piyasa değeri 28 Şubat’ta 20 trilyon 650 milyar lirayken, 6 Mart gün sonu itibarıyla 19 trilyon 550 milyar liraya geriledi.
Değer kaybının yabancıların satışından mı, yerlilerin paniğinden mi kaynaklandığı Perşembe günü açıklanacak verilerle ortaya çıkacak.
60 bin yeni yatırımcı
Ancak…
Borsada satış dalgası ve düşen fiyatların yerli yatırımcılar tarafından “alış fırsatı” olarak görüldüğü anlaşılıyor.
Nitekim…
Son 1 haftada borsaya 60 bin yeni yatırımcı gelmiş.
Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, toplam yatırımcı sayısı 28 Şubat-6 Mart döneminde 6 milyon 780 binden 6 milyon 840 bine yükselmiş.
Yabancılar ne yapıyor?
Savaşın başlayacağı ABD’nin Körfez Bölgesi’ne yaptığı emsalsiz yığınaktan dolayı öngörülebiliyordu.
Buna rağmen yabancılar Türkiye borsasından çıkmadı.
Kesintisiz 12 hafta süren alımlar, 27 Şubat’la biten hafta boyunca da devam etti.
Borsa o hafta yüzde 1,55 oranında kayıpla kapanmış olmasına rağmen, yabancıların 65 milyon dolarlık alım yaptığı açıklandı. Bir önceki haftanın alımı 410 milyon dolar seviyesindeydi.
Böylece yabancı alımı aralıksız 13 haftaya taşınmış oldu. Son hafta alım hızının yavaşladığını vurgulamak gerekir.
Sadece yılbaşından bu yana geçen 8 haftalık sürede yabancı alımı 2,5 milyar dolara yaklaştı. Toplam hisse varlığı 40 milyar doların üzerinde.
Kritik soru şu:
Yabancılar 6 Mart’la biten “savaş haftasında” ne yaptı?
Alıma devam ettilerse, fiyat düşüşlerini “fırsat” olarak gördükleri anlaşılacak, ama büyük ihtimalle son haftada satışa dönmüş olabilirler.
Amerika'nın gölgesi, aslından daha mı heybetli?
Dini lider Hameney ve komutanlar öldürülünce savaşın birkaç günde biteceği zannedildi, ama ABD ve İsrail’den gelen açıklamalar 4-5 hafta sürebileceği yönünde. Hatta Eylül ayına kadar süreceğini söyleyenler de var.
Resmi açıklamalar “psikolojik harbin” bir yansıması. O nedenle süre ile ilgili sözlere güvenmek mümkün değil.
Dünya ekonomisi uzun süreli çatışmaya ne kadar dayanabilir?
Önemli olan bu.
Petrol fiyatlarının 60 dolardan 90 doların üzerine çıkmasıyla oluşan şok, Orta Doğu’dan, Asya’ya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar uzanıyor.
Türkiye de buna dahil.
Fiyatlar sert bir şekilde yükselmeye başladı.
Atılan her bombanın faturasını halklar ödüyor.
Buna Amerika. İsrail ve İran yönetimleri daha ne kadar dayanabilir?
İspanya ve Almanya başta olmak üzere Avrupa’dan savaşın bir an önce bitirilmesi yönünde çağrı yapılıyor.
Çünkü…
Petrol fiyatları biraz daha artarsa, mevcut yönetimlerin değişmesi gündeme gelecektir.
Bu arada…
Amerika’nın oynadığı büyük kumar, en çok kendisine zarar verebilir. Tüm hava ve deniz unsurlarını Körfez bölgesine yığdığı halde sahadaki gerçeklik gösterdi ki ABD’nin gölgesi aslından daha heybetliymiş!
Amerika ve İsrail’in en ileri teknolojileri ve silahları kullanmalarına, uçak gemilerini bölgeye yığmalarına rağmen, hava savunma sistemleri son derece zayıf olan İran’a karşı 7 günlük savaşta ciddi bir başarı elde edememiş olması “süper güç” algısını bozmaya başladı.
Bundan sonra Amerika’nın dünya devletlerine parmak sallaması o kadar korkutucu ve caydırıcı olmayabilir…
Enflasyon farkı hisselere yansır mı?
Petrol fiyatlarındaki artış, iğneden ipliğe her şeye yansıyor.
Etiketler süratle değişiyor, fiyatlar yükseliyor.
Domatesin, maydanozun, şirketler tarafından üretilen tüm ürünlerin fiyatları artarken hisse senetlerinin fiyatlarında uzun süreli gerileme beklenebilir mi?
Türkiye’de yıllardır yüksek enflasyon yaşanıyor. Mevduat faizleri borsaya karşı ciddi, risksiz bir alternatif oluşturuyor. Bu yüzden hisse senetleri artmıyordu.
Ancak…
Tüm ürünlerde fiyatlar güncellenirken, şirketlerin değerlerinde de güncelleme ihtiyacı oluşacaktır.
Önemli olan zamanlama.
Bu yıl savaş çıkmasa, borsa yeni bir ivme ile yoluna devam edecekti. Endeks 14 binin üzerine çıkmıştı. Yıl sonu için 17 binlerin üzerinde konuşuluyordu. Şimdi 12 bin 792’ye kadar geriledi.
İzlenecek önemli destek noktası 12 bin 450.
Geri çekilme devam edebilir mi?
Savaşın süresine bağlı olarak dalgalanma yaşanır, ama dünya ekonomisi bu savaşı çok uzun süre taşıyamaz. Savaşın biteceği anlaşıldığı andan itibaren borsa yeniden iyi bir alternatif oluşturacaktır.
Nitekim aracı kurumlar bu fiyatlardan hisse senedi portföyü oluşturmaya başlamayı öneriyor.
Fiyat düştükçe kademeli olarak alınacak hisse senetleri iyi bir alternatif oluşturabilir.
Savaşın Eylül’e kadar süreceği yolundaki spekülasyonlar “psikolojik harbin” bir yansıması.
Eylül’e kadar ne Avrupa ne de Amerika bu savaşa dayanamaz.
Dünya'yı bekleyen enflasyon tehlikesi
Sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı bu savaş yüzünden yüksek enflasyon süreci bekliyor.
Petroldeki yükseliş tüm ürünlere yansıdıktan sonra, savaş bitse, petrol 90 dolardan tekrar 60 dolarlı seviyeye çekilse bile, gıda başta olmak üzere ürün fiyatları “yapışkan” hale gelmiş olacak.
Yükselen etiketleri bir daha aşağı indiremezsiniz.
Piyasalardaki enflasyon fırsatçıları yüksek fiyatlardan vurgun yapmaya devam edecek.
Örnek verelim:
Petrolde fiyat artışı yüzde 20’lerde, buna karşılık Ankara’da taksilerin indi bindi ücretlerine yüzde 55 zam yapıldı.
Aynı şekilde dolmuş ve otobüs taşımacılığına da.
Marketlere gidin, sebze meyveden raflardaki dayanıklı ürünlere kadar her şeye zam yağıyor.
Tam fırsatçılık.
Bu fiyatları düşürmek mümkün mü?
Olmadığını hepimiz biliyoruz.
İşte körfezdeki bombaların fakir fukara demeden dünyadaki her aileye, her eve kestiği fatura budur.
Önce savaşı İran’a özgürlük için yapıyormuş gibi sunan, sonra “demokrasi umurumda değil” diyen Trump’ın çılgınlığı dünyayı işte böyle bir yoksulluğun içerisine doğru sürüklüyor.
Ama bu sorumsuz eylemin Amerika’ya kestiği bir fatura da olacak ve Amerika bundan sonraki süreçte dünya liderliği konusunda ciddi bir darbe alacak. Bu darbenin Amerikan dolarına yansıması da olacaktır. Dünya ticaretinde dolar kullanımı yüzde 80’lerden 50’lere düştü. Daha da aşağı inebilir.
Bundan sonra Amerikan Merkez Bankası matbaasının bastığı her kağıt parçasını, üzerine bir değer yazıp o fiyatla piyasaya sürmek pek de kolay olmayabilir. Altın doların tahtına göz dikmiş durumda.
“Rezerv para” değişimine karşı tavır alan Amerikan yönetiminin yaşadığı sancıların dışa vurumu olarak da görülebilir bu yaşananlar.
Asıl amacı Venezuela’dan sonra İran’ın Çin’e sattığı petrolü engellemek ve Çin’le gizli savaşı İran üzerinden yürütmek olan bu saldırıların ABD’ye nasıl zarar verdiğini görmek için fazla beklemeye gerek olmayabilir.
ABD, dünyaya demokrasi, hukuk ve sosyal adaleti inşa etme misyonunu üstlendiği dönemlerde bugünkünden çok daha güçlü ve etkili ve saygındı.
İsrail’in “gazı” Amerika’yı zehirleyecek gibi görünüyor…
Yazık oldu İran gençliğine
Bu arada, İran’da demokrasi ve özgürlük beklentisi içerisinde olan gençlerin savaştan en çok zarar görecek kitle olduğunu hatırlatmak lazım.
Çünkü…
ABD ve İsrail liderlerinin bu gençleri ayaklanmaya çağırması, onları mollaların hedefi haline getirmiş ve bir daha sokağa çıkmaları imkânsız hale gelmiştir.