SUAT KINIKLIOĞLU
Haluk Levent gözaltına alındı.
Haber gündeme bomba gibi düşünce, seküler ahalinin hayran olduğu kalelerin bir bir yıkıldığını düşündüm.
CHP’den AK Parti'ye “topuklayan efelerden” tutun Afyon’un ülkücü hanımefendisine kadar siyaset sahnesinde aniden taraf değiştirenler; ekranlarda milyonların beğendiği sanatçıların, haber sunucularının uyuşturucu partilerinde geçen çarpık yaşantıları ortaya saçılıp en son AHBAP ile yaşanan hayal kırıklıkları da eklenince bu meselenin masaya yatırılması şart oldu.
Şark toplumlarında siyasetçi, sanatçı, toplumda önderlik eden insanlara mest olmak, aşırı hayranlık duymak bilinmeyen bir olgu değil.
Ahalinin önemli bir kesimi liderlerine, sanatçılarına, futbolcularına ve kanaat önderlerine yönelik derin bir kendinden geçme ve mest olma halindedir.
Son zamanlarda halkımızın bu tatlı sarhoşluklardan zorla uyandırılması pek nahoş oldu.
Baksanıza Kızılay’da yaşanan rezaletlerden sonra milyonları gönüllü olarak teslim ettiğimiz baş Ahbap, paraları kumar masalarında, iddaa platformlarında ve emlak projelerinde iç etmiş. Aydın’ın sağlam CHP'li topuklu efesi “bu yaştan sonra 3 metrekare hücreye giremem” deyip AK Parti'ye görkemli bir geçiş yaptı. Keçiören’in ülkücü CHP'lisi bir süre inletildikten sonra el öptürülerek iktidar partisine iltihak ettirildi.
Daha bir-iki yıl öncesine kadar uğruna yollara düşülen, cumhurbaşkanlığı makamına layık görülen kişi bugün aynı toplum tarafından bir “öteki” objesine dönüştürülmüş durumda.
Toplumsal kurtarıcılar aramak, insanlık tarihinin en eski ve en köklü psikolojik ve sosyolojik eğilimlerinden biridir. Sosyolojide ve siyaset biliminde bu durum sıklıkla "Mesih Kompleksi" veya "Kurtarıcı Miti" olarak adlandırılır. Nitekim, Osmanlı’nın gerilemesi ile birlikte tarihimiz boyunca “ne olacak bu memleketin hali” sorusuna hep “kim kurtaracak bu memleketi” arayışı da eklenmiştir.
Bireyinden STK’sına, iş adamından siyasetçisine, okumuşundan en cahiline kadar kimse zor olanı yapmak istemediğinden - yani örgütlenip yeniyi inşa etmek yerine – Godot’u beklediği gibi mucizevi bir kurtarıcıyı bekliyor.
Tabii mahallede, sokakta, işyerinde, meslek örgütlerinde ve başka platformlarda örgütlenmek yerine o mucizevi kurtarıcıyı aramanın getirdiği bir rahatlık da var. Bir kere sorumluluktan kaçma imkanı sağlıyor.
Toplumu dönüştürmek, aktif vatandaş olmak çaba gerektirir. Bir kurtarıcı beklemek, bireyin toplumsal sorunların çözüm sorumluluğunu kendi üzerinden atıp bir başkasına yüklemesini kolaylaştırır. Kriz anlarında bireyler kendilerini çok küçük, aciz ve çaresiz hissederler. Bu devasa sorunları ancak "olağanüstü" güçleri veya zekası olan bir figürün çözebileceğine inanmak, zihinsel bir rahatlama sağlar. Fakat kamuoyu kendi liderlerinin, siyasetçilerinin ve sanatçılarının gerçek kişiliklerini asla göremezler. Onların ekranın veya sahnenin arkasındaki mahrem yerlerdeki hallerini bilemezler. Bizim gibi bu kişilere meftun bir şark toplumu asla göremez.
O yüzden aniden AK Parti'ye geçen CHP milletvekillerini, belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini gördüklerinde, yıllardır peşinden koştukları genel başkanın butlanmış hallerini görünce, TV ekranlarında hayran hayran izledikleri sözümona muhafazakar sunucunun uyuşturucu ve seks partilerinin müdavimi olduğunu öğrendiklerinde, hayır işlerinde kullanılsın diye yatırdıkları paraların kumar masalarında iç edildiğini fark ettiklerinde dünyaları çatırdıyor.
Toplumsal değişim çok emek ister.
Örgütlenme ve kararlılık ister.
Seküler kesim uzun bir süredir orta sınıf konforundan çıkmadan bir kurtarıcı bekliyor.
Onlara kötü bir haberim var.
Öyle bir kurtarıcı çıkmayacak!
Değişim ve arzu edilen dönüşüm ancak o konfor alanınızdan çıkarak ve sorumluluk alarak mümkün.
O da garanti değil.
Ama mümkün.
Bundan sonra kimlerin peşinden koştuğunuza biraz daha dikkat edin emi.