'Sıcak parayla' seçime gitmek!

Daha önce sözleşme imzalandığı için emeklilerin 3 yıl süreyle yeni bir ödeme yapılmadan bulundukları bankalarda kalmaları gerekiyordu. İktidarın müthiş buluşuyla, sözleşmeleri sıfırlama modeli icat edildi. Emekliye "gelecek promosyonlar ipotek edilerek" yeni bir ödeme yapıldı.

MEHMET ÇETİNGÜLEÇ


İktidarın şapkasından "promosyon" dışında bir şey çıkmadı.

Zamanlamayı o kadar iyi ayarladılar ki, emekli aldığı parayı harcamaya fırsat bulamadan sandığa gidecek.

Bir başka ifadeyle...

Emekliler paranın sıcaklığını cepte hissederken oy kullanacak.

Bunu sağlamak için...

Promosyon ödemelerini 28 Mart'ta yapacaklarını söylediler ama yapmadılar.

Çünkü...

Bu enflasyon ortamında alınan parayı 2 günde sıfırlamak mümkün.

O yüzden, parayı 30 Mart'ta, yani Cumartesi günü hesaplara geçirdiler.

Sadece devlet bankaları değil, özel bankalara da talimat verildiği için hepsi birden cumartesi günü 16 milyon emeklinin hesabına promosyonları yatırdı.

XXXX

Can çıkar huy çıkmaz.

Bu işe bile hile karıştırıldı.

Daha önce 10 bin liranın üzerinde maaşı olanlara en yüksek promosyon veriliyordu.

Şimdi daha az promosyon ödemek için yeni maaş kademeleri oluşturmuşlar.

Örnek mi?

10-15 bin lira arasında maaşı olanlara 8 bin, 15-20 bin lira arasında maaş olanlara 10 bin, 20 bin ve yukarısına 12 bin lira ödeme yapılıyor.

Araya 15-20 bin lira diye bir kademe koymuşlar.

Sırf emekliye 2 bin lira daha az ödeme yapmak için.

Pes vallahi!

XXX

Emekliler bu 3 yıllık promosyon sözleşmesini daha önce yapmış, bankalarından para almışlardı.

Şimdi aradan geçen 1,5 yıllık sürenin promosyonu hak edilen yeni promosyondan düşülerek ödeme yapıldı.

Yani 16 milyon emeklinin hiç biri net 8 ile 12 bin lira arasında para almadı. Kiminden 3 bin, kiminden 4 bin lira kesinti yapıldı.

Bir örnek daha...

Maaşı 16 bin lira olan ve daha önce Ziraat Bankasından "en yüksek promosyon" olan 4 bin 500 lirayı alan bir emekli, şimdi "en yüksek" kademesinin bir altına çekildi. Böylece 12 bin yerine 10 bin liralık ödeme kapsamına alındı. O ödemeden de daha önce aldığı promosyonun 2900 liralık kısmı düşüldü. Kendisine 7 bin 100 lira ödendi.

Oysa bu emekliye en yüksek 12 bin lira üzerinden ödeme yapılmalı; 2900 liralık eski promosyon borcu düşüldükten sonra eline net 9 bin 100 lira geçmeliydi.

Olmadı.

XXX

Ayrıca...

Emekli imzaladığı yeni sözleşme ile bulunduğu bankaya 3 yıl süreyle bağlanmış oldu.

Başka bankaya geçemeyecek.

Şu anda ciddiye alınan promosyon miktarı, enflasyon ortamında 1 yıl sonra komik bir paraya dönüşecek ama en azından sıkıntılı bir süreçte emekliye 1 ay da olsa nefes alma fırsatı verildi.

Aslında...

Daha önce sözleşme imzalandığı için emeklilerin 3 yıl süreyle yeni bir ödeme yapılmadan bulundukları bankalarda kalmaları gerekiyordu. İktidarın müthiş buluşuyla, sözleşmeleri sıfırlama modeli icat edildi. Emekliye "gelecek promosyonlar ipotek edilerek" yeni bir ödeme yapıldı.

XXX

Geçen hafta da yazdık, bunlar "pansuman" tedbirler.

Emeklilerin durumu gerçekten kritik ve iktidar bunu iyi biliyor.

Peki seçimde oy vermeme ihtimaline rağmen neden maaşları artırmadılar?

İhtimalleri şöyle sıralamak mümkün:

Birincisi; Hazine gerçekten zor durumda. Maaş zammını karşılayacak para yok.

İkincisi; Maliye, sıkı para politikasına zarar verir ve enflasyonu yükseltir diye zamlara sıcak bakmıyor. Seçimden sonra uygulanacak programı sekteye uğratmak istemiyor. Dış kaynak sağlamak için de tasarruf yaptığını göstermesi gerekiyor.

Üçüncü ve zayıf ihtimal; İktidar kendine güveniyor ve zaten yüksek oy alabileceğini düşünüyor. Emeklileri etkilemek için ayrıca bir çaba göstermeye ihtiyaç duymuyor.

Son ihtimal ise;

Anketlerde muhalefetin adayları açık ara önde göründüğü için, iktidar "nasıl olsa kaybedeceğiz" diye maaşları artırmaya yanaşmadı.

Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde ve şu anda iktidarın elinde bulunan Bursa gibi bazı illerde dahi muhalefetin seçimi kazanma ihtimali, Hükümeti ekonomi politikasına öncelik vermeye itiyor.

Muhtemelen "Biz önümüzdeki 4 yılda ekonomiyi düzeltip seçime öyle girer ve yeniden kazanmaya başlarız" hesapları yapılıyor.

Bakalım evdeki hesap çarşıya uyacak mı?

Köşe Yazıları Haberleri