Solcu, üstelik Türkiye kökenli, o zaman vurun Elif’e

YUNUS ÜLGER | Sol Parti’nin Berlin Eyaleti başbakan adayı Elif Eralp’e ve partisine yönelik linç kampanyası şiddetlenerek sürüyor. Spiegel dergisinde yer alan yetkilendirilmemiş söyleşi vesilesiyle sağ medya, Eralp’ın olası başbakanlığını engelleme girişimine iyice hız verdi.

YUNUS ÜLGER

Uzun yıllardır Almanya’da yaşayan ve burada gazetecilik yapan biri olarak, çok seyrek olarak bir politikacının ve partisinin medyanın hedef tahtası olduğuna tanık oldum. Geçen eylül ayında yapılan Berlin eyalet meclisi seçiminden birinci parti çıkan Sol Parti (Die Linke) ile başbakan adayı Elif Eralp’a yönelik linç kampanyası, şimdiye kadar Almanya’da tanık olduğum siyasi linç kampanyalarını katlarca aşıyor. Bu linç kampanyasını yürüten bizdeki iktidar yanlısı medyayı aratmayacak konuma gelen sağ medya, bunların başını da ülkenin en büyük yayınevi Springer bünyesindeki medya kuruluşları.

Son olarak Spiegel dergisinin Eralp’ın onay vermediği yanıtlar ile söyleşiye ilişkin özel notları yayınlanması, kendisine karşı siyasi linç kampanyasını iyice şiddetlendirdi. Üzerine notlar düşülmüş ve yayınlanması istenmeyen yanıtların üzeri çizilmiş söyleşi, yanlışlıkla Spiegel dergisine gönderilmişti. Eralp, ailesinin güvenliğini tehlikeye atacağı korkusuyla Hamas sempatizanı olduğu ileri sürülen kişilerle ilgili yanıtların üzerini çizip, yayınlanmamasını istemişti. Ayrıca, “Tümüyle söyeleşiyi iptal mi etsek?” notunu düşmüş. Eralp’in ekibinin bu hatası, Spiegel için büyük bir ganimet elbette, dolayısıyla tüm gazetecilik etik kurallarını ihlal ederek söyleşiyi yayınladı, gerekçe olarak kamu yararı ve güvenliği gerekçelerini göstertirdi. Burada Eralp ve ekibinin büyük bir acemilik yaptığını belirtmek gerek. Linç kampanyası altındaki bir parti, çok dikkatli, hele de Spiegel sözkonusu ile daha çok dikkatli olmalıydı.

Sağ medya: Terör destekçilerinden korkan Eralp, eyalet başbakanı olamaz

Sol Parti ve Eralp, ilk önce konut şirketlerini kamulaştırma planı ile Filistin yanlısı terör örgütleriyle bağı olduğu gerekçesiyle sağ medyanın hedefi olmuştu. Adeta konut şirketlerinin sözcüsü gibi yayınlar yaptılar. Açıkça dile getirilmese de Türkiye kökenli birinin Berlin eyalet başbakanı olması pek istenmedi. Daha sonra Sol Parti’nin olası koalisyon ortakları Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller’e, “Sol Parti ile koalisyon yapmayın” baskısı yapıldı, bu partilerin kendi içinden de Sol Parti ile koalisyona karşı sesler yükseldi.

Spiegel dergisinde yayınlanan söyleşi dolayısıyla bu kez, “Terör sempatizanlarından korkan biri, Berlin’in güvenliğini sağlayamaz” gerekçesiyle Eralp’e karşı yeniden bir atak başlatıldı. Sanki Eralp, Berlin Emniyet Müdürlüğü’ne adaymış gibi. Eralp’e ve partisine karşı kampanyada başı çeken Bild gazetesi yorumunda, Eralp’in eyalet başbakanı olması halinde Berlin için bir güvenlik riski olacağını ileri sürüp, “Önemli bir görevde olan kişi, suç örgütlerine boyun eğebilecek durumda olursa bir güvenlik riski oluşturur. Eralp böyle bir konumda, çünkü kendi partisinden korkuyor. İslamcılar ve terör sempatizanları, kendisi ve partisi için seçim kampanyası yürüttü” suçlaması yaptı.

Münih’te yayınlanan haber dergisi Focus’ta yayınlanan yorumda da terör sempatizanlarından korkan birinin başbakan olamayacağı ileri sürüldü. Yorumu yazan Tanit Koch, şu görüşleri savundu: “Elif Eralp, kişisel ve siyasal olarak kendini diskalifiye etti. Eralp, partisinin ağırladığı terör sempatizanlarıdan korkuyor, o kadar ki, bir söyleşi sebebiyle paniğe kapılıyor. Bir iktidar makamı için çok iyi bir nitelik (ironik).” Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU), Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller’den de Eralp’in eyalet başbakanı olacak yetkinlikte olmadığını savunanlar oldu.

Taz ve Frankfurter Rundschau’dan Elif Eralp’a destek, Spiegel’e eleştiri

Okuduğum ve televizyon kanallarında dinlediğim yorumların çoğunda Spiegel’in izinsiz söyleşi bölümlerini yayınlanması, kamu yararı gerekçesiyle doğru bulundu. Sol eğilimli Taz ile Frankfurter Rundschau gazeteleri bu konuda istisna oluşturdu. Frankfurter Rundschau, Spiegel’in gazetecilik etiğini ihlal ettiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Uluslararası gazetecilik standartının tersine Spiegel, söyleşi yaptığı kişilere yayınlanmadan önce söyleşiyi okuyup düzeltme olanağı sağlıyor. Geçen yüzyılın ortasından bu yana bu kuralı uygulayan Spiegel, Eralp’la söyleşide ilk kez kendi etik kuralını ihlal etti.”

Taz gazetesinden Felix Zimmermann yorumunda, yayınlanmaması istenen bölümlerin haber değerinin olduğunu, ancak izin olmadığı için yayınlanmaması gerektiğini ifade etti. Spiegel’in bu davranışıyla gazeteciliğe zarar verdiğini, diğer medya kuruluşlarına kötü örnek olduğunu vurguladı. Ayrıca, birçok yorumcu da sosyal medya kanallarında Eralp’a destek verdi.

Eralp: Spiegel’e karşı Alman Basın Konseyi’ne ve yargıya başvuracağım

Elif Eralp, İnstagram sayfasında paylaştığı videoda söyeleşiye ilişkin açıklamalarda bulundu, özel notlar ile çıkarılması istenen yanıtları yayınlamakla Spiegel’in gazetecelik sınırlarını aştığını söyledi. Dergiye karşı Alman Basın Konseyi ile yargıya başvuracağını bildirdi. Politikacı, ama aynı zamanda anne olduğunu vurgulayan Eralp, ailesi için kaygı duymasının son derece normal olduğunu belirtti. Güvenlik makamlarıyla iletişimde olduğunu anlattı, kendisine suç örgütleriyle ilgili ad vermemesinin tavsiye edildiğini ifade etti.

Öte yandan, Eralp’e kendi partisi içinden de İsrail yanlısı olduğu ve başbakan olabilmek için burjuva partileriyle işbirliği yaptığı gerekçeleriyle suçlamalar ve tehditler yapıldı. Bu sebeple bugün yapılacak Sol Parti’nin Berlin eyalet kurultayında Eralp’e özel koruma verildi.

Dünya Haberleri