Yapay zeka devrede: Siyasette görünmez yalan makinesi dönemi

İLKE ATİK TAŞKIRAN l Bundan sonra karar yine seçmenin olacak. Ancak bu kez seçmen, gerçeği unutarak değil; görmezden gelerek değil; gerçeği göre göre, hatırlaya hatırlaya karar verecek. Çünkü yapay zekâ çağında söz de uçmayacak, yazı da.

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Siyasette yeni bir dönem başlıyor. Yakında bir politikacının en büyük rakibi muhalefet partisi olmayacak. Çünkü artık söylediği her söz, açıkladığı her veri ve verdiği her vaat, saniyeler içinde geçmiş açıklamalarıyla karşılaştırılabilecek. Bir canlı yayında konuşurken aynı anda milyonlarca sayfalık arşivi tarayan, eski demeçleri bulan, resmî verileri kontrol eden ve çelişkileri ortaya çıkaran yapay zekâ sistemleri devrede olacak. Bir bakıma siyasetçiler görünmez bir yalan makinesine bağlanmış gibi konuşacak. Ancak bu makine nabız ölçmeyecek; arşivi tarayacak.

Reuters Institute'un son raporunda yer alan çalışmalara göre, doğrulama kuruluşları canlı yayınlarda dile getirilen iddiaları yapay zekâ yardımıyla gerçek zamanlı analiz edebilen sistemleri haber merkezlerine entegre etmeye hazırlanıyor. Brezilya merkezli Aos Fatos'un geliştirdiği "Busca Fatos" sistemi, konuşmalar devam ederken söylenen ifadeleri geçmiş açıklamalar, resmî veriler ve güvenilir veri tabanlarıyla karşılaştırarak gazetecilere anlık doğrulama desteği sunmayı hedefliyor. Benzer çalışmalar Avrupa'daki doğrulama kuruluşlarında da sürüyor.

Siyasetin en büyük avantajı: Unutulmak

Bu gelişme ilk bakışta teknolojik bir yenilik gibi görünebilir. Oysa asıl değişim teknolojinin kendisinde değil, siyasetin uzun yıllardır üzerine kurulduğu dengelerde yaşanacak gibi görünüyor. Aslında yapay zekâ siyasete yeni bir şey getirmiyor. Sadece siyasetin yıllardır faydalandığı unutkanlığı ortadan kaldırıyor.

Demokratik sistemlerde siyasetçiler her zaman denetlendi. Muhalefet tarafından eleştirildiler, gazeteciler tarafından sorgulandılar ve seçim dönemlerinde seçmenin karşısına çıktılar. Ancak bütün bu denetimin önünde görünmeyen bir engel vardı: İnsan hafızası.

Beş yıl önce verilen bir söz, iki seçim önce yapılan bir açıklama ya da yıllar önce dile getirilen bir vaat zamanla silikleşebiliyordu. Bir siyasetçi aynı konuda birbirine tamamen zıt açıklamalar yaptığında bunu fark edecek kişi sayısı oldukça sınırlıydı. Gazeteciler eski kayıtları günlerce tarıyor, görüntüler buluyor ve açıklamaları tek tek karşılaştırıyordu. Çoğu çelişki ise haber arşivlerinde kalıyor, kamuoyunun gündemine hiç ulaşmadan kayboluyordu.

Yapay zekâ ise zamanla yarışmıyor. O unutmadığı gibi yorulmuyor da. Siz konuşurken aynı anda geçmiş konuşmalarınızı, seçim vaatlerinizi, sosyal medya paylaşımlarınızı ve resmî verileri önünüze koyabiliyor. Böylece geçmiş, ilk kez bu kadar güçlü biçimde bugünün içine taşınıyor.

Yalan söylemenin maliyeti değişiyor!

Bu gelişme ile yapay zekânın siyaseti tamamen yalansız bir alana dönüştüreceğini söylemek gerçekçi olmayabilir. Elbette yapay zekâ da yanılabilir. Ancak bir insanın söylediği yalana, onu doğru biliyormuş gibi bilinçli şekilde eşlik etmeyi seçer mi? Yakın gelecekte bunun da cevabını göreceğiz. Ancak çok önemli bir şeyi değiştireceği açık görünüyor: Yalan söylemenin maliyetini.

Bu durum siyasetçileri daha dürüst olmaya zorlar mı, bilemiyorum. Ancak daha dikkatli olmaya zorlayacağı kesin. Seçmen hafızasına güvenerek kurdukları birçok iletişim stratejisi, dijital hafızanın karşısında anlamını yitirebilir. Belki de uzun yıllardır ilk kez siyasetçiler söylediklerini unutan seçmenlere değil, hiçbir şeyi unutmayan algoritmalara karşı konuşacak.

Son kararı yine seçmen verecek

Yine de bütün bu teknolojik dönüşümün değiştiremeyeceği bir gerçek var. Yapay zekâ gerçeği bulabilir, çelişkileri gösterebilir ve yanlış bilgiyi saniyeler içinde ortaya çıkarabilir. Fakat bütün bunlar seçmenin kararını otomatik olarak değiştiremez. Çünkü seçimler yalnızca verilerle değil; güvenle, aidiyetle, ideolojiyle ve duygularla da şekillenir.

Burada yaşanan değişim, artık hiçbir yalanın fark edilmediği ya da unutulduğu bahanesine sığınamayacak olması olacak. Bundan sonra karar yine seçmenin olacak. Ancak bu kez seçmen, gerçeği unutarak değil; görmezden gelerek değil; gerçeği göre göre, hatırlaya hatırlaya karar verecek.

Çünkü yapay zekâ çağında söz de uçmayacak, yazı da.

Köşe Yazıları Haberleri