Yeni yıl dünyanın her yerinde umudu büyütenlerin ve daha iyi bir yaşam talep edenlerin evrene bıraktığı dilekler, yüreğinde beslediği iyiliklerle birlikte milyarlarca insanın ortak umut etme günü. Dünyanın onca hoyratlığı içerisinde, insanların yeni yılı karşılama ve umutla girme telaşı kültürel bir alışkanlıktan öte zaman, bellek ve gelecek arasındaki kopmayan derin bir ilişkiden kaynaklanır.
Umut etmek direnişin bir biçimi
Elbette yeni yıldan kendiliğinden mucizeler beklemeyeceğiz. Gece yarısı takvim yaprakları değiştiğinde her şey düzelmeyecek biliyoruz. Ama nerede olursak olalım, savaşta, sokakta, dört duvar arasında, yazda, kışta ve baharda, evrene bıraktığımız milyarlarca dilek ve beklenti vazgeçmediğimizin en güçlü kanıtı. Yaşamdan, ideallerimizden ve beklentilerimizden vazgeçmediğimizin en kolektif anı…
Birbirini tanımayan milyarlarca insanın bu vazgeçmeme ısrarı, yaşananların normalleşmesine izin vermeme kararlılığı ile umut etme yeni yıla girerken en bilinçli direniş biçimlerinden birisidir.
Hayat sıfırlanmaz, birikir
Zamanın bölünebilirliğinin ortak kabulü olan bu direnişte, takvim sayfalarının değişmesi, yaşanılanın giden yılda kaldığı hissini güçlendirir. Ancak hayat sıfırlanmaz, yaşanılan unutulmaz. Acısıyla tatlısıyla, kayıp ve kazanımlarıyla gideni biriktirmektir yaşamda. Biraz daha deneyimle bir eşiği aşmak ve gelen günü biriktirdiklerimiz ile karşılamaktır.
Bir yılı geride bırakırken elimizde kalan birikimlerin çoğu somut kazanımlar değil belki de. Korunamayan mekânlar, durdurulmayan yıkımlar, alınamayan haklar. Ama her yılın bitiminde elimizde kalan tek şey kolektif hafıza.
Bir yıl içerisinde yazılan her metin, her yazı, her haber, her eylem, her isyan, her kahkaha ve her gözyaşı, hayal kırıklıkları, sessizlik, kalabalıklar içerisinde yalnızlık hissi, görmezden gelmeler, kaydı tutulan defterlerin hafıza çizgisini oluşturdu. Bedenimiz bunca şeyle baş etme inadıyla biraz daha güçlendi.
Geriye kalan bellek
Ardı arkası kesilmeyen kentsel mekânların yok olmaların boşluğunda sallandık. Turhan Kitabevi’ne, Kızılırmak Sineması’na, Cumhuriyet’in köklü mahallelerinde içerisinde hikâyeler büyüten apartmanlara veda ettik. Sokakların kokusu, yaşamın dokusu değişti. Kamusal alanlarımız daraldı, ormanlarımız vadilerimiz rant kuşatması ile altına alındı. Cumhuriyet’in biricik kurucu değeri Atatürk Orman Çiftliği sessiz sedasız ve sitemle, bağrındaki hançerlerle 100. yılını karşıladı. Başkent’in her noktası biriktirdiğimiz belleğimizin hedef alındığı mücadele alanımızdı. Mecralar kapatılırken, yazan, çizen, söyleyenler üzerinde baskılar devam ederken bu mecrada yazdığımız yazılar yalnızca bunların envanterini biriktirmedi. Kentteki ısrarı, kararlılığı inatla kayda geçirdi.
Göksu Lokantası, Cafe Des Cafes, Güniz Sokak, Kuğulu Park ve mücadele kazanımı Saraçoğlu Mahallesi’nde bellek hala nefes alıyordu.
Kent üzerine yazmak salt bir belgeleme değil aynı zamanda buradayız demenin ve buradaydı demenin en kalıcı müdahale biçimi. 2025 yılında en büyük kazanımımız tam da bu: Belleğin mekân üzerinden daha politik ve daha kolektif bir yerde zihnimize ve yüreğimize yerleşmesi. Artık yaşadığımız kentler salt bir planlama ve mimarlık meselesi değil, etik, adalet, özgürlük demokrasi ve hak arenası.
Kolektif hafıza sokakta, meydanda, mahallede karşılık bulsun
2025 boyunca iktidar mekân üzerinden belleğimize müdahale etmeyi hiç bırakmadı. Belleğimiz her müdahale ile güçlendi daha da keskinleşti. Hafızamız boşlukta asılı kalmadı. Yazılan her yazı boşluğun doldurulmasının mücadele biçimiydi. Bazen Kathe Kollwitz’in direnişinde, bazen bir mezarlığın sessizliğinde, vicdan durağında, bazen Berlin’den Ankara’ya uzanan ortak hafızada…
Yeni yıla girerken kaybettiklerimizin hemen gelmeyeceğinin farkındayız. Ama direnci, acıyı, sevinci, biriktirdik. Yeni yıl için umut ettik. Vazgeçmedik.
Yeni yılda milyarlarca insanın evrene bıraktığı dileklerin ortaklaşması, görünür hale gelmesi başka bir dünyanın mümkünlüğünü güçlendirecektir. 2026 kentlerin yalnızca yönetilen değil, birlikte düşünülen ve birlikte savunulan mekânlar olduğu bir zaman dilimi olsun. Umut, bu kez uzaklarda değil, sokakta, meydanda ve mahallede karşılık bulsun…
Yeni yıl kolektif hafızanın güçlendiği, boşlukta asılı kalmadığı bir yıl olsun.