SINIRDAKİ GERÇEKLER 4/ YETİMHANEDE KALAN SURİYELİ ÇOCUKLAR, DULLAR EVİ VE REYHANLI...

Reyhanlı’da bakım merkezleri / yetimhaneler / dullar evi, İnsani Yardım Vakfı (İHH), El Vefa Yardımlaşma Derneği, Darül Cerha El Vefa, Darül Hayat, Sadakataşı, İyilik için El Ele Derneği ve Katahayn gibi sivil toplum örgütleri tarafından kurulmuş.

REYHANLI - Antakya’nın Reyhanlı ilçesi sayıları onları aşan yetimhane, dul evleri, hasta/yaralı tedavi merkezleri ile Suriyelilere bakım ve rehabilitasyon kasabası olarak dikkat çekiyor. Kasabanın çeşitli yerlerinde farklı derneklere ait binalarda faaliyet gösteren dullar evinde Türkiye’nin Suriye’de destek verdiği çeşitli grupların eş ve çocukları kalıyor. Yetimhanelerde kimsesiz ve refakatsiz çocuklar, yaralı bakım merkezlerinde ise çatışmalı dönemlerde Suriye’de yaralanıp hastanelerde tedavileri devam eden çeşitli radikal gruplara mensup Suriyelilerin yanı sıra kalp, kanser gibi ağır hastalıkları olanlara bakılıyor.

Reyhanlı’da bakım merkezleri / yetimhaneler / dullar evi, İnsani Yardım Vakfı (İHH), El Vefa Yardımlaşma Derneği, Darül Cerha El Vefa, Darül Hayat, Sadakataşı, İyilik için El Ele Derneği ve Katahayn gibi sivil toplum örgütleri tarafından kurulmuş.

YETİMHANELER ÇOCUKLARIN VELAYETİNİ ALARAK TÜRKİYE’YE GETİRİYOR

Katahayn, bölgede faaliyet gösteren yetimhanelerden biri. Çocuklarla konuşmamak, görüntülerini almamak kaydıyla binaya girişime izin veriliyor. Görevli, yetimhanenin kurucusunun Suriyeli iş adamı Abdel Qader, destekçilerinin de ABD’de yaşayan Suriyeli doktorlar olduğunu söylüyor.

Üç katlı merkezde çocuklara tıbbi destek, tedavi, eğitim ve barınma hizmeti sunuluyor. Merkezde bulunan çocukların anne ve babalarının hayatta olup olmadıklarını soruyorum. Yetimhanenin öksüz ve yetim çocuklara hizmet verdiğini ancak babalarını kaybeden ama anneleri hayatta olan çocuklara anneleri ile birlikte himaye ettikleri bilgisini veriyor. 10 yaş üstü çocuklara ise anneleri ile birlikte yaşamaları için ev tahsis edildiğini ekliyor. Yetimhanede 55 çocuk barınıyor.


EBEVEYNLERİ HAYATTA OLAN ÇOCUKLAR DA YETİMHANEYE ALINABİLİYOR

Suriyeli çocukların çatışmalı süreçler sırasında Türkiye’ye getirilme prosedürlerini soruyorum. Yetkilinin verdiği bilgiye göre yetimhanede bulunan çocukların büyük bir bölümünün doğum belgeleri yok. Çocuk ülkeden çıkarılmadan dernekler, yetkili Suriye’deki bir mahkemeden velayet belgesi çıkartıyor. Türkiye’de çocukların vasileri de yetimhaneler görünüyor. Çocukların temel sağlık, eğitim hizmetleri yetimhanede veriliyor. Ebeveynleri hayatta olup Suriye’de kalan fakat ekonomik ve fiziksel olarak bakamayacak durumda olanların çocukları da yetimhaneye alınıyor.

Keza Reyhanlı ve komşu kasabalarda yaşayıp ekonomik durumları iyi olmayan ailelerin çocuklarından da barınanlar olduğunu söyleniyor. Çocukların aileleri bulunursa şayet aile birleşimi DNA testi ile sağlanabilecek.

“KADINLARIN EŞLERİ SURİYE’NİN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADEYE EDİYOR”


Bağlar Mahallesi’nin arka sokaklarında ise yan yana faaliyet gösteren dernek ve sivil toplum örgütlerine ait “dullar evleri” olarak adlandırılan binalar yer alıyor.

Kapıdaki güvenlik görevlileri merkeze dışardan girişlerin yasak olduğunu söylüyor. Türkiyeli bir erkek görevli geliyor. Kadın ve çocukların güvenliği için merkeze gazeteci almadıklarını söylüyor . Yetkiliyle bina önünde konuştuğumuz sırada beyaz bir minibüs yanaşıyor. Araçtan önce boynunda kimlik kartları asılı bir kadın bir erkek bir görevli ve ardından da tamamı çarşaflı kadın ve baş örtülü kız çocukları iniyor. “Kadın ve çocuklar hep sizlerin denetiminde toplu mu hareket ediyor? Dışarı yalnız çıkmıyorlar mı?” diye soruyorum. “Tek başlarına çıkmazlar” yanıtını veriyor. “Reyhanlı’da kadın ve çocukların çarşıya gitmelerinde yalnız dolaşmalarında nasıl bir risk var ki?” sorusunu yöneltiyorum. "Vardır, yoktur. Sistem böyle" yanıtını veriyor.

“SURİYE’DEN EŞLERİ GELDİĞİNDE YÜKSEK BİNADAKİ EVLERDE KALIYORLAR”

Yetkili, kadın ve çocuklardan bazılarının eşlerinin halen Suriye’de Türk askerine destek verdiğini söylüyor. “Eşleri dinlenmek için Reyhanlı’ya geliyorlardır. O zaman erkekler burada kalmıyorlardır sanırım. Onlar için ayrı evleriniz vardır” derken cümlemi tamamlamadan yaklaşık 500 metre uzaklıktaki yüksek binaları göstererek “Babaları geldiklerinde ailecek o binadaki evlerde kalıyorlar” yanıtını veriyor.

SELAHATTİN EYYÜBİ TEDAVİ MERKEZİNDE SURİYELİ YARALI VE HASTALAR İLE KONUŞTUM

Reyhanlı’da üç ayrı binada faaliyet gösteren Selahattin Eyyübi Yardım Derneği ise yaralı ve hastaları barındıran “tedavi/bakım merkezlerinden” biri. Merkez yetkilileri, kurumları hakkında bilgi verirken hasta ve yaralıların kaldığı bölüme girmeme de izin veriyor. Bakımevinin yöneticiliğini savaşın ilk yıllarında Türkiye’ye gelen Suriyeli Muhammed yapıyor. Tercümanlığımızı, hasta ve yaralıları hastaneye getirip götürme işini üstlenen derneğin şoförlerinden Suriyeli Hüseyin üstleniyor. Merkezin ülke genelinde derneklerine yapılan zekat yardımları ile ayakta durduğunu söylüyor.

Merkezde 38 kadın, 44 erkek, sekizi çocuk toplam 90 hasta barınıyor. Binalardan biri yönetime, diğer iki bina ise kadın ve erkek hastalara ayrılmış.

ÇOCUKLAR YANIK, TRAFİK KAZASI, KALP VE KANSER NEDENİYLE GETİRİLİYOR

Çocuklar çoğunlukla, yanık, trafik kazası, kalp rahatsızlığı ve lösemiden dolayı Suriye’den Türkiye’ye getirilmiş. Hasta çocuklar Suriye tarafından ambulans ile Türkiye tarafına geçiriliyor. Hastaların durumları çok acil değilse önce tedavi merkezine getiriliyor. Daha sonra Antakya/Reyhanlı ve çevre il ve ilçelerdeki hastanelere tedaviye götürülüyor. Tedavi merkezindekilerin hastaneye ulaşımları derneğin minibüsleri sağlanıyor.

Bilgileri aldıktan sonra erkek hastaların bulunduğu bölüme giriyorum. Hasta ve yaralılar konteyner tipi yapılarda dörder kişi halinde kalıyor. Öz bakımları ve temel ihtiyaçları dernek görevlileri tarafından sağlanıyor.

AJANLIK FAALİYETİ İHBARI

Suriye’de Esad güçlerine karşı çatışırken yaralanmış ve bedeninde hasar kaybı olan genç Suriyeliler var. Suriye’de hangi gruba bağlı olduklarını soruyorum. Geniş avluda hasta ve yaralılarla konuştuğum sırada merkez yetkilileri polislerin geldiğini söylüyor. Avlu kapısı açık, iki minibüsten polislerin indiğini görüyorum.

Polisler bana doğru yaklaşıyor. Hakkımda ajanlık faaliyetinde bulunduğum yönünde ihbar geldiğini, halkın kaygı ve rahatsızlık duyduğunu ve onlara eşlik etmemi istiyorlar. Kimliklerini görmek istiyorum, gösteriyorlar. Eğer göz altı kararı çıkarsa avukat çağırma, telefon etme gibi yasal haklarımın kullandırtılacağını söylüyorlar. Ulusal ve uluslararası kimliklerimi uzatıyorum. Bölgede bulunmamın amacını soruluyor.

Polis nazarında “gazeteci olduğumu” ispat ettiğim için Türkiye ve dünyanın her yerinde haber yapma hakkım olduğunu, Reyhanlı’da tam da bu nedenle bulunduğumu anımsatıyorum. Gerilim yaratmamam, sorulara net yanıtlar vermem isteniyor. “Suriye’ye haber yapma yönünde bir girişimde bulunup bulunmadığım ya da geçme yönünde bir niyetim olup olmadığı” soruluyor. Suriye sınırını geçmeyeceğimi, Reyhanlı’da bulunduğum sırada sınır köylerinde çalıştığımı, bunu güvenlik güçlerinin de muhtemelen bildiğini, ajanlık değil gazetecilik yaptığımı ifade ediyorum. Kendilerinin merkezden sık sık gelen telefonlarla teyit ettiği çalışma alanlarım, mesleki deneyimime ilişkin bilgiler, çalıştığım kurumlar teker teker soruluyor. Son tahlilde yarım saati aşan süre sonunda Reyhanlı’dan ayrılacağım tarih, uçuş numarasına ilişkin bilgiler teyit ediliyor.

REYHANLI’DAN NOTLAR

Reyhanlı’da ekonomi Suriyelilerin elinde. Kasabada iki Türk lokantası dışında geriye kalanlar Suriyeliler tarafından işletiliyor. Kuyumculuk ve döviz sektörü bir hayli gelişmiş. Kasabasının merkezinde sayabildiğim Arapça levhalı 13 döviz-kuyumcu mağazası vardı. Kuyumcular da ağırlıklı olarak Suriyelilere ait. Reyhanlı’daki bulunan otellerin tamamına yakını dolu. Kasabada boş oda bulmak da bir hayli zor. Oteller ağırlıkla bölgede görev yapan güvenlik görevlileri, İdlib ve Afrin’de yapımı devam eden inşaat projesinin temsilci ve görevlileri, insani yardım kuruluşlarının bölgeye gelen temsilcileri kalıyor. Kasabadaki bir kahvehane Özgür Suriye Ordusu’na destek veren çeşitli grupların Reyhanlı’ya yerleşenlerin gittiği mekan olarak biliniyor. Kasaba sokaklarında en çok son model, camları siyah filtreli jeepler hareket halinde. Esnaflar bu araçların Suriyeli iş adamlarına ait olduğunu söylüyor. Hem gündüz hem de gece sokaklarda dilenen çocuk / kadın /yaşlı Suriyeliler çoğunlukta.

Beş altı yaşlarındaki çocuklar geceleri Reyhanlı sokaklarında dolaşıyor. Gece 21.45 sıralarında cadde üzerinde bir dükkanın önünde soğuktan titreyen iki çocuğu gördüğümde dükkana girip bu olağan üstü durumu anımsatıyorum. Dükkan sahibi, Suriyeli çocukları dilendiren şebekeler olduğunu, ailelerin de bu işten kazanç sağladığını söylüyor.
Kasabanın önde gelen varlıklı ailelerinden, şıh olarak anılan ileri yaşlardaki bir erkeğin dördüncü eşi olarak imam nikahı adı altında birliktelik yaşadığı 17 yaşındaki Suriyeli kız çocuğun evdeki bir miktar altınlarla birlikte aşık olduğu kişiye kaçması kasabada gündem maddesiydi.

1. BÖLÜM /
SADECE KAÇAKÇILAR YOK "AYAKÇILAR" DA VAR

2. BÖLÜM / KAMPTAN KADIN VE ÇOCUKLARI ÇIKARMANIN BEDELİ 40 - 50 BİN EURO


3. BÖLÜM / SURİYELİ REFAKATSİZ ÇOCUKLAR

Özel Haber Haberleri