Kısa Dalga - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Fatih Altaylı’nın programında gündemdeki fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fon mağduriyetlerinin nasıl giderilebileceğinin ele alındığı programda Babacan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yaşanan gelişmeler karşısındaki konumuna ilişkin değerlendirme yaptı.
Altaylı’nın “Mehmet Şimşek istifa etmeli mi?” sorusunu yönelttiği Babacan, Şimşek’in ekonomi yönetimi içerisindeki konumunun sınırlı olduğunu savundu. Babacan, Şimşek’in sorunlara müdahale etmeye çalıştığını kamuoyuna yaptığı açıklamalardan anladığını belirterek şöyle konuştu:
“Tabii Mehmet Şimşek’in şu andaki sistemdeki yeri önemli. Yani AK Parti sistemi içerisinde, ‘Mehmet Şimşek yapamadı ama şu ondan daha iyi yapar’ diye eğer bir isim bulurlarsa ne âlâ. Ama Mehmet Bey’in de bu işlere müdahale etme çabasında olduğunu kamuya açık beyanatlarından anlıyoruz zaten. Ama problem ne? Mehmet Bey’in sistem içindeki durumu çok zayıf. Yani bu işlere müdahale edecek gücü, kuvveti yok; öyle bir imkânı yok yani.”
Babacan: “Bu tür şeyler ola ola eğer göz yumuluyor...”
Programın devamında Altaylı, Babacan’a Mehmet Şimşek’in kendi yerinde olması halinde nasıl hareket edeceğini sordu.
Babacan, mevcut görev anlayışı içerisinde yaşanan sorunların devam etmesi halinde kendisinin aynı pozisyonda kalmayacağını belirterek, geçmişte ekonomi yönetiminde görev yaptığı döneme işaret etti:
“Ben olsam zaten ya bunlar olmazdı ya da ben çoktan ayrılmış olurdum. Bunlar olmazdı. Yani ben 11 yıl Türkiye ekonomisinin başında oldum. 11 yıl. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kesintisiz en uzun süre hükümette görev yapan insan benim. Ama bunu yaparken de sürekli bir gerginlikle, sürekli bir mücadeleyle, sürekli bir kavgayla, dışarıya yansıtmamaya çalışsak da öyle gitti bu işler yani.
Şimdi bu tür şeyler ola ola eğer göz yumuluyor, bu kadar büyük meseleler var, müdahale edilmiyor... Bunu gördüğüm zaman zaten olmazdım ben oralarda yani. Ya da ne yaptık, bankacılık örneğinde olduğu gibi; oradaydık, dünyada yüzyılın en büyük krizi oldu, bize bir şey olmadı.”
Fon krizinde ne olmuştu?
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) incelemeleriyle gündeme gelen süreçte, bazı portföy yönetim şirketlerinin yönettiği fonlarda usulsüzlük ve yatırımcıların mağdur edildiği iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı. SPK, aralarında 7 portföy yönetim şirketinin bulunduğu şirketlere ait 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesine karar verdi. Bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğu açıklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da fonlardaki işlemlere ilişkin soruşturma yürüttü. Soruşturma kapsamında fon ve şirket yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı ve tutuklama işlemleri yapıldı. 25 Eylül itibarıyla 45 şüpheli tutuklandı. Soruşturma kapsamında bazı şüphelilerin mal varlıklarına da el konuldu.
SPK, tasfiye sürecinde yatırımcıların haklarının korunması amacıyla işlemlerin yürütülmesi için iki bankayı görevlendirdi. Fonlarda parası bulunan yüz binlerce yatırımcının mağduriyetinin nasıl giderileceği ve yatırımların ne kadarının geri alınabileceği ise soruşturma ve tasfiye süreciyle birlikte gündeme geldi. Bakanlık gerekli adımların atılacağını açıkladı ve resmi açıklamarın dikkate alınması uyarısında bulundu.