Kısa Dalga- İstinafın CHP Kurultayı'na yönelik mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Merkezi'nde süren hareketlilik gece yarısının ardından arttı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Genel Merkez binasının tahliye edilerek kendilerine teslim edilmesi yönünde talepte bulunmasının ardından genel merkez binasında hareketli saatler yaşandı. Ankara Valiliği'nin emniyete talimat vermesinin ardından polis ekipleri binaya gaz kapsülüyle müdahalede bulundu. Bina içindeki barikatlar yıkıldı, partililer ve halk genel merkez binasından çıkarıldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Özel, parti binasından "Çok üzgünüm, baba ocağını geri almak üzere çıkıyoruz" sözleriyle ayrıldı. Yürüyüşe geçen halkın desteği arasında Meclis önünüdeki Milli Egemenlik Parkı’na gelen ve konuşma yapan Özel özetle şu ifadeleri kullandı:
“Bugün CHP’de günlerdir sabaha kadar bekleyen, baba ocağını korumak için, baba ocağı işgal olmasın diye direnen; baba ocağı kime emanetse, onun oraya canını siper edenlere selam olsun. Hepinize selam olsun.
“CHP’ye yenilgiyi yakıştıramayanlarız”
Biz, yıllarca seçim akşamları partinin genel merkezinin, il ve ilçe binalarının erkenden ışıklarının sönmesinden razı olmayanlar; buna katlanamayanlar, CHP’ye yenilgiyi yakıştıramayanlarız.
28 Mayıs 2023 günü, o seçimi kazanamadığımızda, hepimiz artık bir şeylerin sonuna geldik dediğimizde; gözler yerdeyken, başlar öndeyken, kimse kimseyle konuşacak hâlde değilken Cumhuriyet’in kadınlarına, Cumhuriyet’in muhafızlarına yönelmişlere dedik.
“Bir daha yenilmeyeceğiz diye yola çıktık”
Yola çıktık, söz verdik: Bir daha yenilmeyeceğiz, kaybetmeyeceğiz, ışıkları erkenden kapatmayacağız dedik. Bu kararlılıkla bu millet samimiyet gördü. Bu millet bu samimiyete görev verdi. “Gelin” dedi, “Siz geçin partinin başına, biz size güveniyoruz” dedi.
Öyle zor bir işi başardık ki hep beraber; “Atatürk gelse bu delegeyle seçim kazanamaz, Cumhuriyet tarihi boyunca sağdaki genel başkan seçimle değişemez” dediler.
Dedim ki aynı apartmanda yaşayan 18 yaşındaki komşusu, mezun ettiği öğrencisi, mezun ettiği öğretmeni ile iftihar edecek. Geldiler, salondaki yerlerini aldılar.
Kiminiz salondaydınız, kiminiz tribündeydiniz, kiminiz de dua ile ekranın başındaydınız.
“Delege sokağın sesini dinledi”
O gün, “Delege halkın sesini dinle, delege sokağın sesini dinle” diye slogan attınız. On binler, yüz binler, milyonlar “Delege sokağın sesini dinle” diye bağırıyordu. Ellerini vicdanlarına koydular, bir karar verdiler.
“47 yıllık hasreti bitirdik”
O gün söz verdiğimiz gün, ilk seçimde 47 yıllık hasreti bitirdik. 23 yıllık kibri bitirdik, yendik.
Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ilk kez yendik. 47 yıl sonra partiyi kurulduğu gün gibi yaptık. CHP, Türkiye’nin birinci partisiydi artık. İşte bizim hikâyemiz böyle.
“Hain Kemal” sloganları atılırken devam etti:
Bizim hikâyemiz böyle. Bir umutsuzluktan umuda…
“Kazandığımız için zulüm görüyoruz”
Niye zulüm görüyoruz? Kazandığımız için, onu yendiğimiz için, onu yeneceğimiz için, onu indireceğimiz için zulüm görüyoruz.
En iyi siz biliyorsunuz. Ne 31 Mart zaferi ne de gelecek seçimde saraydakinin aşağıya inmesi tek başına CHP’nin gücüyle olacak şey değil. Ülkesini seven, farklı siyasi partilerde de olsa kurtuluşu birlikte tam bağımsızlıkta gören; bayrağı seven, Atatürk’ü seven milyonlar kurtaracak.
“Saray ittifakı şimdi karşımızda”
Zulüm o gün başladı. İki mağlubiyeti hazmedemeyenler, 31 Mart’ta partilerinin kurulduğu günden beri ilk yenilgiyi ve onları yenme olasılığımızı hazmedemeyenler… Sarayın ittifakı ile 48 yaşındaki bahçıvanın torununun, bir emekli öğretmen çocuğunun genel başkan olmasını hazmedemeyenlerin ittifakı şimdi karşımızda.
AK Parti’nin yargı kollarıyla AK Parti’nin butlan kolları kol kola karşımızdadır. Ve ben bugüne kadar hep sustum. 10 yaşında lastik ayakkabısıyla okula giden, büyüğünü sayan Özgür; “Abi” dediğine bugün laf söylemeyen Özgür sustu.
“Beni baskıyla terbiye edemezler”
Ama yeter.
Sen seçim başkanı, tülbendi bağlayan, haftalarca başı ağrıyan kadın kollarına; babasının yüzüne bakamayan gençlik kollarına acıyorum. Kendime acımıyorum.
“Bir seçim kazanmadan, onu göndermeden gidersem” diyen partililerin cenazesine katılmaktan nefret ediyorum.
O yüzden size söz veriyorum: Beni acıyla, zulümle, baskıyla terbiye edemezler. Yılmam. Asla bir daha mağlubiyete alışmam. Kaybetmeye tahammül edemem.
“19 Mart bu ülkedeki son darbedir”
Geçen sene 19 Mart darbesi, bu ülkedeki son darbedir. En uyanıkça darbedir. 19 Mart, bu Cumhurbaşkanı’nın kendinden sonraki Cumhurbaşkanı’na, Ekrem İmamoğlu’na yaptığı darbedir.
19 Mart darbesinden sonra verilen mücadele hesapları bozmuştur. Birileri bu partinin evlatlarına hırsız, yolsuz demiştir. Casus demiştir. Ama bu parti evladını da bilir, iftiracıları da bilir. Yolumuz birdir; biz kimseyi satmayız.
“Partinin belini kırmak için operasyona giriştiler”
19 Mart darbesinden sonra verdiğimiz mücadeleyi durdurmak, partinin belini kırmak için bu sefer de partiyle bir operasyona giriştiler.
21 Mayıs 2026 günü, partinin başına delegelerin sokağın sesini dinleyerek seçtiği kişiyi darbeyle partinin başından uzaklaştırmaya kalktılar. İşte ona direniyoruz hep birlikte.
“Baba evini hep birlikte koruduk”
Bu sabah saat 7’de, Ankara’nın ne kadar kriminal, tehlikeli, suçlu tipi varsa onları arkalarına alarak bu partiye saldırdılar. Gençlere saldırdılar. Baba evini hep birlikte koruduk.
“Türk polisini kirli emellerine alet ettiler”
Hiç utanmadan, çekinmeden bu kez de Türk polisini, şerefli Türk polisini kirli emellerine alet ederek genel merkezimize girdiler. Kapıları, camları kırdılar; gaz sıktılar, işgal ettiler.
“Son ana kadar direndik”
Biz işte; ben, sen, hepimiz hep beraber son ana kadar direndik. Yollara döküldük, geldik. Yolda yağmur yağdı, üstümüze dolu yağdı; arının diye.
Onların sıktığı biber gazından, yağan yağmurun altında biz arındık. Bu partinin iktidarın biber gazından gayrı dost bildiği ihanetinden gayrı arınacak hiçbir şeyi yoktur.
“Bariyerleri incitmeden geçtiniz”
Önümüze 8 kilometrelik yolda bariyerler geldi. O kadar güzelsiniz ki o bariyerleri incitmeden geçtiniz.
“Vur vur inlesin, hain Kemal dinlesin” sloganları atıldı.
Burası Millî Egemenlik Parkı.
Gündoğdu Marşı okundu.
Mikrofon bozuldu.
Sonra devam etti:
“Altı barikat aştık, Meclis’in önüne geldik”
Altı barikat aştık, geldik. TOMA’ları aştık, geldik. Hep birlikte Meclis’in önüne, Millî Egemenlik Parkı’na geldik.
“Bu partinin ilk genel merkezi Meclis’teydi”
Niye? Şunun için: Bu partinin kurulduğunda bir genel merkezi yoktu. Sivas Kongresi’nde, Anadolu yaylalarında, Anadolu topraklarında; sonra harp sırasında çadırlarda kuruldu. Bu partinin ilk genel merkezi Birinci Meclis’teki bir odaydı sadece.
23 Nisan 1920’de Meclis açıldı. 9 Eylül 1923’te dilekçe verildi. Genel merkez, Birinci Meclis’te bir odaydı.
“Bundan sonraki genel merkezimiz TBMM’dir”
Genel merkezi elimizden alarak CHP’yi elimizden alacaklarını sananlara söylüyorum: Binayı meraklısına bıraktık. Sonuna kadar mücadele ettik ve şimdi bundan sonraki genel merkezimiz TBMM’dir.
Partinin ilk genel merkezi de Meclis’teydi. Bu mücadele sırasında, parti işgalden kurtulana kadar şu andaki genel merkezi de TBMM’dedir.
“Teslim olmuyoruz, boyun eğmiyoruz”
Teslim olmuyoruz. Boyun eğmiyoruz. Geri çekilmiyoruz. Sadece ve sadece kazanmak için, başarmak için kararlılıkla yürüyoruz. Sizinle birlikte yürüyoruz.
Bu meydanın özelliği şudur: Biz birbirini sevenleriz, ülkesini sevenleriz, Cumhuriyet’i sevenleriz.
Ne yaparlarsa yapsınlar biz kazanacağız. Biz kazanacağız, biz kazanacağız.
“CHP’yi üçüncü kez açmaya var mısınız?”
Şimdi bir davet yapmak isterdim; hepinize bir davet yapmak isterim.
Bu parti çok zorluklar gördü. 9 Eylül 1923 günü Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından açıldı. Darbeciler tarafından kapatıldı. 9 Eylül 1992 günü parti yeniden açıldı ve o günden beri faaliyetlerine devam ediyordu.
21 Mayıs 2026 günü AK Parti’nin yargı kolları ve butlan kolları CHP’yi bir kez daha kapattı.
Sizi partinin üçüncü kez açılışına davet ediyorum. Partiyi ilk seferinde Mustafa Kemal ve arkadaşları açtı. İkinci seferinde Erol Tuncer ve arkadaşları açtı. Üçüncü seferinde CHP’yi işgalden kurtarıp hep birlikte yeniden açmaya var mısınız?
Partiyi 12 Eylül, 19 Mart, 21 Mayıs darbecileri fiilen kapatmıştır.
“CHP’yi milletin seçtikleri yönetecek”
CHP’yi milletin seçtikleri, delegenin seçtikleri yönetmiyorsa; hele hele CHP’yi sarayın seçtikleri yönetiyorsa CHP kapanmıştır.
CHP’yi üçüncü kez açmak için ben var gücümle çalışacağım. Eninde sonunda o sandığı getireceğim. CHP’yi sizin seçtikleriniz yönetecek ve partideki sandıktan sonra hep beraber ülkedeki sandığı da getireceğiz.
Hep beraber CHP’ye ve Atatürk’ün diğer emaneti Türkiye Cumhuriyeti’ne sonuna kadar sahip çıkacağız.
Hepinize güveniyorum. Hepinizi çok seviyorum.
Hep birlikte başaracağız.
“O sandık gelecek, o butlan gidecek”
O sandık gelecek, o butlan gidecek. O sandık gelecek, saray ittifakı gidecek. Millet iktidar olacak.
Biz kazanacağız, biz kazanacağız.
Ben partimin yöneticileri ve milletvekillerimizle birlikte Meclis’e geçeceğim ve yeni genel merkeze yerleşeceğim."