Danıştay, MEB’in ‘Ramazan Genelgesi’ için yürütmeyi durdurma talebini reddetti

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda ramazan ayı etkinlikleri düzenlenmesini öngören genelgesine ilişkin yürütmenin durdurulması talebini 5’e karşı 4 oyla reddetti. Karşı oy gerekçesinde, genelgenin belirli bir dine ait ibadetleri okul ortamında kurumsallaştırdığı belirtildi.

Kısa Dalga - Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı genelgesinin yürütmesinin durdurulması talebini oyçokluğuyla reddetti.

Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, kurul 20 Mayıs’ta yaptığı incelemede, genelgeye karşı dava açan velilerin itirazını 5’e karşı 4 oyla kabul etmedi.

Veliler iptal davası açmıştı

MEB tarafından 12 Şubat’ta yayımlanan genelgeye karşı Laiklik Meclisi üyesi N.T. ve U.T. adlı veliler, yürütmenin durdurulması ve genelgenin iptali talebiyle Danıştay’a başvurmuştu.

Veliler dava dilekçesinde, başvurularının kişilerin bireysel inanç ve ibadet özgürlüğünü engellemeye yönelik olmadığını vurguladı. Devletin din ve inanç alanında tarafsız kalması, eğitim hizmetlerinde bütün inanç gruplarına eşit mesafede durması ve eğitimin laik, demokratik ve bilimsel temellerden uzaklaştırılmaması gerektiği belirtildi.

Dilekçede ayrıca genelgenin çocuk haklarını ihlal ettiği, farklı inanç grupları ile herhangi bir dinsel inanca sahip olmayan öğrenciler açısından eşitlik ilkesini zedelediği ve anayasal laiklik ilkesine aykırı olduğu savunuldu.

MEB, UNESCO kararını dayanak gösterdi

Danıştay 8. Dairesi, dava kapsamında MEB’den savunma istemiş; bakanlık da 23 Mart’ta savunmasını sunmuştu.

MEB savunmasında, UNESCO’nun 2023 yılında iftar geleneğine ilişkin aldığı kararı dayanak gösterdi. Bakanlık, iftarın yalnızca dini bir ritüel olmadığını; aile ve toplum bağlarını güçlendiren, dayanışma ve hayırseverlik duygularını teşvik eden sosyokültürel bir gelenek niteliği taşıdığını ileri sürdü.

Karşı oy: Gönüllülükten söz edilemez

Yürütmenin durdurulması talebinin reddine karşı çıkan kurul üyesi ise genelgenin ülke genelindeki okul yöneticilerini, öğretmenleri, öğrencileri ve velileri ilgilendiren düzenleyici bir idari işlem olduğuna dikkat çekti.

Karşı oy gerekçesinde, uygulamanın devlet eliyle yürütülmesi nedeniyle etkinliklere katılımda gerçek anlamda gönüllülükten söz edilemeyeceği belirtildi. Genelgenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin parçası haline getirilmesi nedeniyle yalnızca bir ramazan ayıyla sınırlı kalmayacağı ve her yıl tekrarlanabilecek nitelikte olduğu kaydedildi.

Bazı okullarda öğrencilere namaz, oruç ve sadaka gibi ibadetlerin takip edildiği “Ramazan Çetelesi” ve “Ramazan Çizelgesi” dağıtıldığına işaret edilen karşı oyda, kültür ve toplumsal dayanışma faaliyeti olarak sunulan uygulamaların özünde inanç ve ibadet içerdiği değerlendirmesi yapıldı.

Karşı oy kullanan üye, “Dava konusu işlem belirli bir dine ait ibadet ve törenlerin devlet eliyle ve okul ortamında kurumsallaştırılmasıdır” ifadelerini kullandı.

Karşı oyda ayrıca laikliğin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına gelmediği; devletin bütün din ve inançlar karşısında tarafsız kalmasını, hiçbir inancı diğerinden üstün tutmamasını ve dini vecibeleri örgütleyen bir aktöre dönüşmemesini de gerektirdiği vurgulandı.

Etkinlikler için öğretmenlere izleme ve değerlendirme formu doldurtulmasının, etkinliklere katılmayan öğrencilerin dışlanmasına yol açabileceği belirtilerek genelgenin yürütmesinin durdurulması gerektiği savunuldu.

Gündem Haberleri