İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’a gece yarısı nakli: Heyetiniz tuttu, Bakanlık vurdu

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, “suç örgütüne üye olmak” suçlamasıyla 16 aydır tutuklu. 2 Ekim gecesi Çorlu’daki “kuyu tipi” cezaevinden gerekçe gösterilmeden Kandıra’ya sevk edilen Pehlivan, İBB davasının bugünkü duruşmasına üç buçuk saat kelepçeli yolculukla getirildi. Pehlivan’ın naklini protesto eden avukatlar “Savunma susmadı, susmayacak” sloganıyla salonu terk etti.

Kısa Dalga - Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın 2 Ekim gecesi Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edilmesi, İBB davasının 5 Ekim’de görülen duruşmasında protestoya dönüştü.

Pehlivan, duruşmada yaptığı konuşmada nakil nedeniyle Kandıra’dan Silivri’ye üç buçuk saat kelepçeli şekilde getirildiğini belirterek, mahkeme heyetine “Siz tuttunuz, heyetiniz tuttu, Bakanlık vurdu” diye seslendi.

Pehlivan’ın konuşmasının ardından İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir söz almak istedi. Mahkeme başkanı, “Meslek örgütü dışarıda konuşsun” diyerek söz vermedi. Bunun üzerine avukatlar mahkeme heyetini protesto etti; duruşmaya ara verilirken avukatlar “Savunma susmadı, susmayacak” sloganıyla salondan ayrıldı.

Duruşma başlamadan önce de çok sayıda avukat, Pehlivan salona girerken aynı sloganla desteğini göstermişti.

Pehlivan neden tutuklu?

Mehmet Pehlivan, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yürütülen İBB soruşturması kapsamında 19 Haziran 2025’te “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Savcılık soruşturmayı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Adem Soytekin ve Servet Yıldırım’ın ifadelerinde Pehlivan hakkında ileri sürülen iddialar üzerine başlattı. Savcılık, Pehlivan’ın bazı şüphelilerin gözaltı ve sorgu süreçlerinde devreye girecek avukatları organize ettiğini, soruşturma dosyalarına bilgi edinmeye çalıştığını ve tutuklu şüphelilerin savunmalarını örgütsel amaçlarla yönlendirdiğini ileri sürdü.

Pehlivan ise başından beri bu iddiaları reddediyor ve suçlama konusu yapılan eylemlerin avukatlık faaliyeti olduğunu savunuyor.

Tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, “Suç örgütüne üye olmak iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur” diyen Pehlivan, tutuklanmasının nedeninin İmamoğlu’nun avukatlığını yapması olduğunu öne sürmüştü.

Tutuklamaya dayanak yapılan ifadeler tartışmalı hale geldi

Pehlivan’ın tutuklanmasına gerekçe gösterilen iddialardan biri, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Adem Soytekin’in, Pehlivan’ın bir toplantı organize ettiği ve kendisine avukat ayarladığı yönündeki beyanıydı.

Ancak Soytekin’in kendi avukatı Onur Büyükhatipoğlu daha sonra savcılığa verdiği ifadede bu anlatımı reddetti. Büyükhatipoğlu, söz konusu görüşmenin Soytekin’in talebiyle yapıldığını, kendi hukuk bürolarının Soytekin’in şirketinin uzun yıllardır vekili olduğunu ve Mehmet Pehlivan’ın iddia edilen toplantıya katılmadığını söyledi.

Pehlivan da tutukluluğu sırasında yaptığı açıklamada, kendisine “şüpheliye avukat ayarladığı” yönünde yöneltilen suçlamanın gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını savundu. Pehlivan, söz konusu avukatın ilgili kişinin 14 yıldır avukatı olduğunu, bu avukat-müvekkil ilişkisi kurulurken kendisinin henüz hukuk fakültesi öğrencisi bulunduğunu belirtti.

“Avukatlık yaptığım için kapatıldım”

Pehlivan, İBB davasındaki savunmasında da iddianamenin avukatlık faaliyeti ile suç arasındaki sınırı ortadan kaldırdığını savundu.

“Delilleri karartma şüphem olduğunu söylüyorsunuz ama hangi delilleri karartacağımı yazmıyorsunuz” diyen Pehlivan, kendisinin müvekkili lehine savunma yürütmesinin suçlama haline getirildiğini söyledi.

Pehlivan savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Müvekkilin lehine en iyi savunmayı yapmak şeklinde bir iddianame düzenlendi ve siz bu iddianameyi kabul ettiniz, beni tutuklu yargılıyorsunuz.”

Pehlivan, “Benim avukatlık mesleğim suça iştirak miydi?” diye sorarak, suçlamaların mesleki faaliyetleri kriminalize ettiğini savundu.

Ayrıca Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi kapsamında mesleki faaliyetleri nedeniyle hakkında soruşturma yürütülmesi için Adalet Bakanlığı izni gerektiğini, bu güvencenin uygulanmadığını söyledi.

16 ay “kuyu tipi” cezaevinde kaldı

Pehlivan, tutuklandıktan sonra Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuldu.

Pehlivan, daha önceki savunmasında cezaevini “kuyu tipi” olarak nitelendirerek, hücresinin avlusunun yüksek duvarlarla çevrili olduğunu ve doğrudan güneş ışığından çok sınırlı yararlanabildiğini anlatmıştı.

“Güneş en dik zamanda bile avlunun zeminine düşmüyor” diyen Pehlivan, kendisini “kuyunun dibinde” hissettiğini söylemişti.

Kandıra F Tipi Cezaevi’ne nakledildikten sonra kendisiyle görüşen avukata ise dikkat çekici biçimde, “Kuyu tipinden başka cezaevi görmediğim için oranın şartlarını ister istemez normalleştiriyordum. Buraya gelince ‘güneş diye bir şey varmış, yürüyebileceğin avlu varmış’ dedim kendime” mesajını iletti.

Gece 03.00’te uyandırılıp Kandıra’ya götürüldü

Pehlivan, 2 Ekim’i 3 Ekim’e bağlayan gece Çorlu’daki cezaevinden kaldırılarak Kocaeli’ndeki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi.

Pehlivan’ın açıklamasına göre kendisine naklin gerekçesi olarak yalnızca bunun “rutin bir uygulama” olduğu söylendi; somut ve hukuki bir gerekçe bildirilmedi.

Pehlivan, naklin İBB davasında haftada dört gün süren duruşmaların ortasında yapıldığına dikkat çekerek bunun savunma hakkını zorlaştırdığını belirtti:

“İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?”

Pehlivan, sevk edilmemiş olsaydı o hafta ayda yalnızca bir kez gerçekleşen açık görüşte kızını göreceğini belirterek, “Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz? Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı” dedi.

İzmir Barosu da sevke tepki göstererek, naklin gece saat 03.00 sıralarında ve önceden haber verilmeden gerçekleştirildiğini belirtti; işlemin hukuki dayanağının ve koşullarının açıklanmasını istedi.

Bugünkü duruşmaya üç buçuk saat kelepçeli getirildi

Pehlivan, 5 Ekim’deki İBB davası duruşmasında söz alarak nakli ilk kez doğrudan mahkeme heyetinin önünde anlattı.

“Heyetinizin tutukluluk devam kararı verdiği günün gecesinde uykumdan uyandırıldım” diyen Pehlivan, dakikalar içerisinde 16 aydır kaldığı hücresindeki eşyalarını toplamasının istendiğini ve nereye götürüleceğini bilmeden nakil aracına bindirildiğini söyledi.

Pehlivan, yargılamasının Silivri’de ve haftanın dört günü sürdüğüne dikkat çekerek nakil kararını eleştirdi:

“Bu sabah 3,5 saat kelepçeli bir şekilde buraya getirildim.”

Mahkeme Başkanı ise Kandıra’ya sevk bilgisinin gelmesinin ardından Pehlivan’ın duruşmada hazır edilmesi için cezaevine yazı yazdıklarını söyledi. Başkan, uygulamanın sağlıklı olmadığını belirterek konuyla ilgili görüşme yapacaklarını ve “sorunu çözmek için” ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.

“Bakanlık beni duruşmadan uzaklaştırmak istedi”

Pehlivan, mahkemenin kendisinin duruşmaya getirilmesini istemesini olumlu karşıladı ancak nakil kararının Adalet Bakanlığı’nın tutumunu gösterdiğini savundu:

“Bakanlık beni bir başka şehirde, başka bir cezaevine nakletti. Heyetiniz hemen cezaevine yazı yazdı ve ‘sanığı duruşmada hazır edin’ dedi. Ben bu yazıdan şunu anladım: Bakanlık beni duruşmadan uzaklaştırmak istedi, heyetiniz beni duruşmaya geri çağırdı.”

Ancak Pehlivan bunun ardından mahkeme heyetine de sorumluluk yükledi.

Pehlivan, “Siz tutukluluk devam kararı vermeseydiniz Bakanlık gece üçte beni o hücreden alıp götüremezdi” diyerek sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Gündüz siz karar verdiniz, gece onlar geldi. Bir çocukluk oyunu vardır; biri tutmuş, biri pişirmiş, biri yemiş diye devam eder. Ben bu tabloda şunu görüyorum: Biri tutmuş, biri vurmuş. Siz tuttunuz, heyetiniz tuttu, Bakanlık vurdu.”

Pehlivan ayrıca kendisi için ayrıcalık istemediğini, ancak duruşma sonunda nereye götürüleceğini bile bilmediğini söyledi:

“Bu duruşma bittiğinde siz ve buradaki meslektaşlarım nereye gideceğinizi biliyorsunuz. Ben nereye gideceğimi bilmiyorum.”

Avukatlar salonu terk etti

Pehlivan’ın konuşmasının ardından İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir söz almak istedi.

Mahkeme Başkanı’nın “Meslek örgütü dışarıda konuşsun” diyerek söz vermemesi üzerine avukatlar tepki gösterdi.

Mahkeme ara verirken çok sayıda avukat “Savunma susmadı, susmayacak” sloganlarıyla duruşma salonundan çıktı.

Avukatların kullandığı slogan aynı zamanda Pehlivan’ın aylar önce yaptığı savunmanın son cümlelerinden biriydi:

“Hukukta ısrar etmekten, avukatlık yapmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz... Savunma susmadı, hiç de susmayacak.”

Pehlivan’ın tutukluluğu ve son cezaevi nakli, bir yandan İBB davasında kendisine yöneltilen “örgüt üyeliği” suçlamalarının yargılamasını, diğer yandan bir avukatın müvekkili için yürüttüğü savunma faaliyetlerinin hangi noktada ceza soruşturmasının konusu yapılabileceği tartışmasını büyütüyor.

Gündem Haberleri