İBB davasında 68. gün: Kasapoğlu “Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı” dedi, Erdoğdu’ya rüşvet iddiasına yalanlama

İBB davasının 68. gününde Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun eski telefonu olduğu iddia edilen ve yaklaşık 1,5 yıl incelenen cihaz nedeniyle tutuklandığını belirterek “Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı” dedi. Aynı eylem kapsamında savunma yapan şirket yetkilileri Erdoğan Göğen ve Gülant Candaş ise Aykut Erdoğdu’ya 1 milyon 200 bin dolar rüşvet verildiği iddiasını reddetti.

Kısa Dalga- İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasının dördüncü günü yani davada 68'inci günü Silivri’de devam ediyor. Duruşmada, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun adının geçtiği 1 milyon 200 bin dolarlık rüşvet iddiası ile İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun savunması öne çıktı.

Cumhuriyet Gazetesi'nden Engin Deniz İpek ve Batuhan Serim'in haberine göre, İSTAÇ Çöp Tesisi Devir Sözleşmesi kapsamında rüşvet verdiği iddia edilen mühendis ve iş insanı Erdoğan Göğen, Erdoğdu’ya 1 milyon 200 bin dolar rüşvet verdiği iddiasını reddetti. Göğen, şirketi 1 milyon 350 bin Euro'ya devraldığını belirterek söz konusu rüşvet iddiasının ticari açıdan kendisi için inandırıcı olmadığını söyledi.

Şirket yetkilileri rüşvet iddiasını kabul etmedi

Duruşmada ayrıca Erdoğdu’nun avukatı Tuğba Torun’un sorularını yanıtlayan Göğen, faaliyetlerinin durdurulduğunu belirterek, rüşvet verdiği yönündeki iddianın faaliyetlerinin durdurulmasıyla bağdaşmadığını savundu. Göğen’in ardından aynı eylem kapsamında yargılanan Gülant Candaş da şirket hesaplarındaki yaklaşık 1 milyon 200 bin dolarlık para çıkışına ilişkin savunma yaptı.

Duruşmanın dikkat çeken bir diğer bölümü ise İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun savunması oldu. Kasapoğlu, İmamoğlu’na ait olduğu iddia edilen ve soruşturma kapsamında incelenen telefonun sıradan bir iletişim hattı olduğunu belirterek, cihazın 1,5 yıl incelenmesine rağmen iddianamede bu telefona ilişkin herhangi bir bulguya yer verilmediğini söyledi.

Kasapoğlu, tutukluluk sürecinin kendisini ve 13 yaşındaki oğlunu ağır biçimde etkilediğini belirterek, “Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı. 1,5 yıl incelendi, içinden suç unsuru olabilecek ne çıktı? İddianamenin hiçbir yerinde bu telefon yok” dedi.

Duruşmada öne çıkanlar şöyle:

Göğen: “Rüşvet versem hangi genel müdür benim faaliyetimi durdurabilir?”

Duruşmada rüşvet iddiasının merkezindeki isimlerden Erdoğan Göğen, savunmasında biyolojik atık tesisi projesine İtalyan bir firmadan devir yoluyla dahil olduklarını anlattı. Projeyle ilgili ilk görüşmelerinde Aykut Erdoğdu’dan destek istediklerini söyleyen Göğen, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay’ın daha sonra şirketlerine yönelik tutumunun değiştiğini öne sürdü.

Göğen, sözleşme ve şartnamede bulunmadığını söylediği bazı talepler nedeniyle şirketin zor durumda bırakıldığını savundu. Hakkındaki rüşvet iddiasını ise basından öğrendiğini belirten Göğen, şirket kayıtlarında Erdoğdu’ya verildiği ileri sürülen 1 milyon 200 bin dolarlık bir para hareketinin bulunmadığını ifade etti.

Çapraz sorgusunda Erdoğdu’nun projenin işleyişi, belediyeye sağladığı gelir, ihale yapılıp yapılmadığı ve tesisin faaliyetlerinin durdurulmasıyla ilgili sorularını da yanıtlayan Göğen, belediyenin projeden elde ettiği gelirin önceki döneme göre arttığını söyledi. Proje kapsamında yeni bir ihale yapılmadığını belirten Göğen, mevcut sözleşme kapsamında biyogazdan enerji tesisi kurulmasına yönelik düzenleme yapıldığını aktardı.

Faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığı sorusuna “Evet” yanıtını veren Göğen, kendisine “Keyfi olarak durdurdum, ne istersen yap” denildiğini öne sürdü.

Erdoğdu’nun avukatı Tuğba Torun’un rüşvet iddiasıyla faaliyetlerin durdurulması arasında bağlantı olup olmadığını sorması üzerine Göğen, “Rüşvet versem hangi genel müdür benim faaliyetimi durdurabilir?” dedi.

"Bu miktara şirketi devralmışken rüşvet diye konuşulan rakam kafama girmiyor”

Göğen, şirketi 1 milyon 350 bin Euro bedelle devraldığını belirterek, kendisine atfedilen 1 milyon 200 bin dolarlık rüşvet iddiasını ticari açıdan kabul etmediğini söyledi.

Göğen, “1 milyon 350 bin Euro devir bedeli ödedim. Bu miktara şirketi devralmışken 1 milyon 200 bin dolar rüşvet diye konuşulan rakam benim ticari kafama girmiyor” ifadelerini kullandı.

Aykut Erdoğdu ile bağlantısı olmadığını söyledi

Savunmanın ardından aynı eylem kapsamında yargılanan Çiftay A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Gülant Candaş da sanık kürsüsüne çıktı. Candaş, şirket çalışanı Cihan Duman tarafından bankadan çekilerek dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Aydın’a teslim edildiğini belirttiği yaklaşık 1 milyon 200 bin dolarlık para hareketine ilişkin açıklamalarda bulundu. Söz konusu para çıkışının Aykut Erdoğdu ile bağlantısı olmadığını söyleyen Candaş, şirket kayıtlarını sonradan incelediğinde bu miktardaki para çıkışını gördüğünü ancak paranın hangi amaçla verildiğine ilişkin doğrudan bilgisinin bulunmadığını belirtti.

Candaş, “O arada öyle bir ödeme olduğu yönünde bir iddia çıkınca kayıtlara baktım. Kayıtlarda bulunuyor. Hepsi bu” dedi.

Aksoy: Suç tarihinde İstanbul'da bile değildim

Duruşmada Göğen ve Candaş'ın ardından İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’un savunmasına geçildi. Aksoy, hakkında suç tarihi olarak gösterilen Mart 2023 döneminde İstanbul’da olmadığını, 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da İBB Afet Koordinasyon çalışmalarında görev yaptığını söyledi.

Aksoy, dosyada suçlamaya ilişkin HTS, baz veya sinyal kayıtlarının bulunmadığını belirterek, “Suç tarihi olarak Mart 2023 yılı gösterilmiş. HTS, baz kaydı, tarama yok. Yani herhangi bir HTS, baz, sinyal vesaire kayıt yok dosyada. Bu neden önemli? Mart 2023 yılında gösterilen eylem tarihinde ben, asrın felaketi nedeniyle deprem bölgesindeydim. Sayın Ekrem İmamoğlu tarafından Hatay'da İBB Afet Koordinasyon işlerinde görevliydim” ifadelerini kullandı.

Aksoy ayrıca, Fatoş Pınar Türker ile birlikte konutlarda indirim yaptırmak amacıyla Bahattin Uçar’ın şirketine giderek baskı yaptıkları yönündeki iddiayı da reddetti. Böyle bir olayın yaşanmadığını belirten Aksoy, iddianamede olmayan bir beyanın farklı biçimde yazıldığını savundu.

Keleş: “Büyük ihtimalle sadece oluşturulmuş ama hiç giriş yapılmamış bir test hesabından dolayı yaklaşık altı ay cezaevinde kaldım”

Aksoy’un ardından eski İPA çalışanı Şehide Zehra Keleş savunma yaptı. Keleş, hiç çalışmadığı İBB Hanem uygulamasıyla ilgili suçlandığını ve kendisine yöneltilen suçlamanın ne olduğunu polislerin dahi anlatamadığını söyledi.

Keleş, “İBB Hanem ile ilgili suçlandığımı öğrendim. Ne olduğunu polisler anlatamadı, nezaretteki arkadaşlar anlattı” dedi.

Keleş ayrıca, iddiaya göre oluşturulmuş ancak kullanılmamış bir test hesabı nedeniyle aylarca cezaevinde kaldığını belirterek, “Büyük ihtimalle sadece oluşturulmuş ama hiç giriş yapılmamış bir test hesabından dolayı yaklaşık altı ay cezaevinde kaldım” ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul İl Başkanlığı'na giderek seçim verisi çalmakla suçlandığını da aktaran Keleş, kendisiyle birlikte bazı yöneticilerin seçmen verisi çalmaya gittiklerinin ileri sürüldüğünü ancak iddiada tarih ve saat gibi ayrıntıların bulunmadığını söyledi.

Keleş’in avukatı Büşra Çakır ise müvekkilinin İPA’dan istifa etme gerekçesinin maaşının yoksulluk sınırının altında kalması olduğunu belirterek, “Suç örgütü üyesi bu sebeple işten ayrılır mı?” diye sordu.

Kasapoğlu: “İddianamenin hiçbir yerinde bu telefon yok”

Duruşmanın en dikkat çeken savunmalarından birini İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu yaptı. Kasapoğlu, İmamoğlu’nun eski telefonu olduğu iddia edilen cihazın, İmamoğlu’nun ilçe başkanlığı döneminden beri kullanılan, gün içerisinde yoğun çağrı alan ve nöbetçi personel tarafından kullanılan sıradan bir iletişim hattı olduğunu anlattı.

Hattın vatandaşlardan gelen yoğun aramalar nedeniyle Başkanlık Sekretaryası’na yönlendirildiğini ve 2025’in başlarında tamamen kullanımdan kaldırıldığını belirten Kasapoğlu, cihazın soruşturmanın önemli unsurlarından biri haline gelmesini anlamlandıramadığını söyledi.

Kasapoğlu, “Arayan insanların Ekrem İmamoğlu'yla konuşma ihtimali olmayan bir telefondu. Hattı Özel Kalem'e yönlendirilmiştir” dedi.

Telefonun yaklaşık 1,5 yıl boyunca incelendiğini belirten Kasapoğlu, incelemeden herhangi bir suç unsuru çıkmadığını savundu. Kasapoğlu, “4 bin sayfalık iddianamemizde ne bu dijital rapor var, ne bu telefona ait bir bilgi belge var, ne de benim ifademin tek satırına yer verilmiş” ifadelerini kullandı.

Kasapoğlu, daha önce televizyonda “İmamoğlu’nun kayıp telefonu bulundu” şeklindeki haberleri gördüğünü ancak söz konusu telefonun kendileri açısından o tarihte gündemden çıktığını söyledi. Gözaltına alındığında avukatlarının telefonun soruşturmayla bağlantılı olabileceğini söylemesi üzerine de bunun mümkün olmadığını düşündüğünü belirtti.

"Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı”

Kasapoğlu, telefon nedeniyle tutuklanmasının 13 yaşındaki oğlu üzerindeki etkisini de duruşmada anlattı. Soruşturma kapsamında iki kez gözaltına alındığını belirten Kasapoğlu, tutukluluk sürecinin oğlunun LGS dönemine denk geldiğini ve anne yoksunluğunun çocuk üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını söyledi.

Kasapoğlu, “Tutukluyken her gün şunu sesli düşündüm: 'Bu telefon 11 ay beni oğlumdan nasıl ayırdı? Bu telefondan suç unsuru olabilecek ne çıktı?'” ifadelerini kullandı.

Oğlunun yaşadığı travma nedeniyle onunla birlikte uyumaya başladığını anlatan Kasapoğlu, evinden ayrıldığı günün ardından yaklaşık 11 ay sonra oğlunun yanına dönebildiğini belirtti.

Kasapoğlu, “Acaba Özel Kalem Müdürü olarak sadece layıkıyla işimi yaptığım için mi 11 ay evladımdan ayrı kaldım? Devlet kendisine 20 yıl pırıl pırıl hizmet etmiş pırıl pırıl bir memurunu korur. Anneleri korur, kadınları korur” dedi.

Kasapoğlu, savunmasının sonunda ise “Bize hep 'Devlet anneyi korur, devlet kadını korur, memurunu korur' dendi. Ben size güvenmek istiyorum. Savunmam kısa ama haklılığım iddianame gibi 4 bin sayfa eder” ifadelerini kullandı. Kasapoğlu’nun savunması salondaki izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

Kasapoğlu rüşvet suçlamasını da reddetti

Kasapoğlu, İBB davasında kendisine yöneltilen rüşvete yardım suçlamasını da reddetti. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Ertan Yıldız’ın şoförü Bayram Yıldırım’ın kendisi hakkında para taşıdığı yönündeki beyanına dikkat çeken Kasapoğlu, bu iddiayı doğrulayan herhangi bir şoför bulunmadığını söyledi.

Kasapoğlu, “Hayatımda hiç görmediğim Bayram Yıldırım demiş ki, 'Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü gider, paraları alırdı.' Ama hiçbir şoför arkadaşımız bunu kabul etmiyor” dedi.

Hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasına da tepki gösteren Kasapoğlu, İmamoğlu’nun kendisini Özel Kalem Müdürü olarak atamasının liyakate dayalı olduğunu savundu. İmamoğlu’nun KPSS şartı aranmadan başka bir kişiyi Özel Kalem’e alabileceğini ancak kendisinin 20 yıllık memuriyet geçmişi nedeniyle göreve getirildiğini söyledi.

Kasapoğlu, “Burada bir örgüt hikayesi anlatılıyor, ben size bir liyakat hikayesi anlatacağım” ifadelerini kullandı.

Muzaffer beyaz hakkındaki tutuklama talebi yine reddedildi

Öte yandan davada savcılığın hakkında iki kez tutuklama talep ettiği iş insanı Muzaffer Beyaz yönünden de yeni bir gelişme yaşandı. Savcılık, Beyaz’ın soruşturma aşamasındaki çelişkili beyanlarını ve dosyadaki delilleri gerekçe göstererek tutuklanmasını talep etmişti. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu talebi reddetmesinin ardından yapılan itiraz da üst mahkeme tarafından değerlendirildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Beyaz hakkındaki tutuklama talebini reddetmesinin yasaya uygun olduğu ve kararda düzeltilecek bir husus bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetti. Böylece Muzaffer Beyaz hakkındaki tutuksuz yargılama kararı kesinleşmiş oldu.

Gündem Haberleri