Özgür Özel: Ya otokrasi ya demokrasi, en çok 1 - 1,5 yıl sonra tarihin en kritik dönüm noktasında olacağız

Özgür Özel, "En çok 1 - 1,5 yıl sonra tarihin en kritik dönüm noktasında olacağız. Ya otokrasi ya demokrasi ya bir otokrat ya bütün demokratlar gelip ülkenin kaderine el koyacaklar. Ya bu ülkede AK Parti'nin kara düzeni yıkılıp Yeni Parti'nin, Atatürk'ün istediği gibi hem demokratik hem insana değer veren bir düzen kurulacak ya da bu felaket ilanihaye sürecek" dedi. Özel, Kılıçdaroğlu için, "14 kere üst üste kaybedip milletin umutlarını kırandan millete fayda gelmez" diye konuştu.

Kısa Dalga- Yeni Parti'nin Birinci Olağan Kurultay takvimi, bugün Türkiye'nin 81 ilinde il başkanları ön seçimiyle devam ediyor. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Yozgat Büyük Sinema'da düzenlenen Yozgat il ön seçimine katıldı. Özel, Yozgat'ta partisinin Yozgat Kurucu İl Başkanı Abdullah Yaşar ve ilçe başkanları tarafından karşılandı. Karşılamada bir vatandaş Özel için üzerlik otu yaktı. Kongre salonunda, "Yozgat seninle gurur duyuyor" sloganı atıldı.

CHP'nin 19 Nisan 2025 tarihinde Yozgat Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde otobüs üzerinden konuşan ve "Turpla, şalgamla devlet yönetilmez" sözleriyle Türkiye'nin gündemine oturan çiftçi Abdullah Ceylan da kongreyi salondan takip etti.

Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ardından İl Başkanı Yaşar, konuşmasını gerçekleştirdi. Divan Başkanlığına Ankara Milletvekili Umut Akdoğan seçildi.

"Ben bu tarihi adımın ilk adımını Yozgat'ta sizinle atmak isterim"

Özel, yaptığı konuşmada, Yeni Parti'de il başkanlarının, ilçe başkanlarının ve genel başkanın ön seçimle üyenin seçeceğini belirterek, "Ben bu tarihi adımın ilk adımını Yozgat'tan sizinle birlikte atmak istedim. Bugün milletimizin önüne koyduğumuz yeni siyasetin, yani üyenin söz, yetki, kararın gerçek sahibi olduğu yeni siyaset anlayışının ilk adımını Yozgat'ta hep birlikte atıyoruz" dedi.

Mutlak butlana eleştiri

Özel, Yeni Parti'nin normal şartlarda, güle oynaya, kendiliğinden kurulmadığını belirterek, Türkiye'nin kurucu partisi ve Türkiye'nin kurulduğu günün birinci partisinin, son seçimlerin birinci partisinin, 47 yıl sonra son yapılan seçimlerin birinci partisinin, AK Parti'yi kurulduğundan beri ilk kez yenen son seçimlerin partisinin iktidarın görevlendirdiği birtakım yargı mensuplarının hiçbir kurala, kanuna dayanmayan bir butlan kararıyla ellerinden alındığını, seçilmişlerin gönderilip, yerine seçilmemişlere, kazanmamışlara, yenilgiye alışmışlara teslim edilmeye kalktığını söyledi. Özel, şunları kaydetti:

"Yeni bir yol bulamadık belki ama yepyeni bir yol açtık"

"İlk önce partimiz için büyük bir mücadeleye giriştik. Yozgat'ta partimizin aldığı mütevazi oylardan, partimizin Yozgat'taki oy oranından, üye sayısından dolayı Türkiye'de zaman zaman da haksızlığa uğrayan, birilerinin uzaktan eleştirdiği ama benim potansiyelini bildiğim insanının sıcaklığını bildiğim, sizin emeğinizi, gayretinizi bildiğim Yozgat ilk günden beri AK Parti'nin, bir siyasi partinin önce Cumhurbaşkanı adayını, adaysızlaştırarak partiyi, sonra partiyi lidersizleştirmeye çalışarak, partiyi kurumsuzlaştırmaya çalışarak yaptığı darbe girişimine karşı yanımızda, arkamızda demiyorum, yanımızda dimdik durdunuz.

Hal böyle olunca, hal böyle olunca iki ay mücadele ettik ama baktık ki azmimiz çoktur ama onlarda da bitecek kötülük hesabı yoktur. Millet xnce 'Bu partiyi kimselere vermeyin' diyordu sokakta. Sonra attığımız her adımda şöyle demeye başladılar, 'Yeni bir parti kurun. Yürüyün, arkanızdayız' dediler. Milletin elindeki pusulayla, onun gösterdiği yöne, onun işaret ettiği yolda yürüdük. Yeni bir yol bulamadık belki ama yepyeni bir yol açtık ve talimatını milletin verdiği, adını bizzat meydanlarda milletin koyduğu, bütçesini milletin oluşturduğu ve bugün sokak sokak, meydan meydan milletimizle birlikte büyüttüğümüz YENİ Parti'yi sizlerle kurduk.

"Yozgat iki ay içinde iki bin 912 üye kazandırdı"

Yozgat artık kimsenin kalesi değildir. Yozgat milletin kalesidir. Bu heyecan, bu mücadele, bu azim Yozgat'ta Yeni Parti'ye kurulduğu günden bugüne, iki ay içinde iki bin 912 üye kazandırdı. Yeni Parti'nin il başkanlığına talip olan iki adayımızın arasında oturuyorum. Bir tarafımda Abdullah Yaşar başkanımız, hem geçmiş dönemlerde Osmanpaşa iki dönem belediye başkanımız hem son 10 yıl birlikte partimize ben grup başkanvekiliyken ve son üç yılında genel başkan olarak, o il başkanı olarak birlikte hizmet ettiğimiz ve hem butlan sürecinde hem parti kurulu sürecinde kurucu il başkanı olarak da görev yapan Abdullah Yaşar başkanım var. Diğer tarafta yanımda Berkay Apsalmış kardeşim geçen dönem Sarıkaya belediye başkan adayımız olan ve henüz 32 yaşında, Yeni Parti'nin mücadelesinde geçmişte birlikte yürüdüğümüz partimizden gelirken bir dakika tereddüt etmemiş gençlerden bir tanesi ve ikisi yarışacak.

"Eski bıraktığımız yerde 700'ün üzerinde minibüs, parti aracı vardı, bir tane yok şimdi"

Pek çok ilde yarışmalı seçimler yapılıyor. Buradan açıkça söylemem gerekir ki, 'Genel Başkan kimi işaret ediyor? Parti kimi işaret ediyor?'... Arkadaşlar, bizim partinin en önemli özelliği samimiyet, birbirine inanç, güven. Ben yolda yürürken veya şuradan geldim buraya gelene kadar birbirimize, akrabamıza sarılmaktan daha sıkı sarıldık. Birbirine sarılan, öpen, birbirini bulduğunda bırakmak istemeyen bu zor günlerin ne manaya geldiğini bilenleriz biz Yeni Partililer olarak. O yüzden biz diyeceğiz ki, 'Gel partiye üye ol, karar senin'. Diyeceğiz ki 'Hatta ver kredi kartını, her ay aidat çekilecek. Aidat ödeyeceksin'. Çünkü partiyi ayakta kim tutacak? Eski bıraktığımız yerde 700'ün üzerinde minibüs, parti aracı vardı, otobüs, minibüs. Bir tane yok şimdi. Sadece genel merkezin bir otobüsü, birkaç aracı. Belki 600'ün üzerinde bina. Bir tanesi yok, hepsi kira. Ama hepsinde emeğiniz var. Hepsinde sizin kıt kanaat o para kazanamadığınız pancardan aldığınız paradan bankaya ödediğiniz borcunuzdan ayırdığınız var. İnekten sağılan sütten Yeni Parti'nin payına düşen iki tasını gelip partiye bağışlıyor insanlar.

"Ya otokrasi ya demokrasi"

Yeni Parti'nin kurduğu yeni anlayış, tamamen sözü, yetkiyi size veren bir anlayıştır. Sizin kararınız, benim kararımdır. Türkiye'de siyaset yapma biçimi değişmeyince ülkenin kaderi değişmiyor. Sonra dönüp millet 'Siyaset kurumuna neden güvenmiyor' diyorlar. Niye güvensin? Oy isterken sadece hatırlanan, karar verilirken kapının dışında bırakılan insan neden siyasete, neden siyasetçiye güvensin? İşte biraz önce söylediğim samimiyet, inanç, gerçeklik başta Yeni Parti'ye ve Türkiye'de siyaset kurumuna dolaylı olarak da ilk adımda demokrasiye olan inancı güçlendirmek üzere inanarak attığımız bir adımdır.

Dedik ki, önce kendimiz değişeceğiz. Ülkeye demokrasi vadediyorsak, önce kendi evimizde kuracağız ve başladık. Partinin şimdi 770 bin üyesi var. 1 milyona doğru gidiyoruz, 'Kritik kararlarda size danışacağımız, görüşünüzü alacağımız, çok sıkıştık. Bu hafta sonu toplayın bütün üyeleri ilçelerde, 'Şu konuyu karara bağlayın' diyeceğimiz doğrudan sizinle birlikte yol yürüyeceğimiz bir anlayışın içindeyiz. Bunun en önemli adımı olabilen tüm mahallelerde mahalle meclisi. Mümkünse mahallenin şeyi. Biliyorum ki Yozgat'ın birçok mahallesi nüfus sorunu yaşar, üye sorunu yaşar ayrı. Ama her ilçede ilçe meclisi, her ilde il meclisinin kurulduğu, herkesin uzmanlığına göre bu işe katkı verdiği... Olsun olsun en çok 1 - 1,5 yıl sonra tarihin en kritik dönüm noktasında olacağız. Ya otokrasi ya demokrasi ya bir otokrat ya bütün demokratlar gelip ülkenin kaderine el koyacaklar. Ya bu ülkede AK Parti'nin kara düzeni yıkılıp Yeni Parti'nin, Atatürk'ün istediği gibi hem demokratik hem insana değer veren bir düzen kurulacak ya da bu felaket ilanihaye sürecek.

Bunun için genel başkan yetmez. İl başkanı, il yönetimi yetmez. İlçe başkanları yetmez. Bunun için topyekün bir mücadeleye, topyekün bir mücadeleyi kimseyi yalnız bırakmadan sürdürmeye, her kapıyı çalmaya, her tanıdıkla konuşmaya, mezun edilen her öğrenciyi emekli öğretmenlerin bir yoklamasına, her esnafın müşterisiyle özel konuşmasına, alışveriş yaptığınız her esnafa gidip paranızın nasip olduğu herkesle AK Parti'nin kara düzenini konuşup YENİ Parti'nin insana değer veren eşitlikçi, başta gelirde, vergide ve sosyal hayatta adalet getirecek olan düzenini anlatmak için her birinize ihtiyaç var. O yüzden bugün il kongresi Yozgat'ta bir mücadelenin günü değil. Yozgat'ta bir kuruluşun son günü de değil. Bu il kongresi yeni siyasetin bundan sonra sokak sokak, ev ev, kahve kahve, tarla tarla, dükkan dükkan yapılacağı iktidar yürüyüşünün ilk adımının atıldığı gündür. Böyle düşününüyoruz. Hepinizden bu sorumluluğu bekliyorum.

"Eski siyasette kararı verenler yukarıda, bedeli ödeyenler aşağıdaydı"

Eski siyasette kararı verenler yukarıda, bedeli ödeyenler aşağıdaydı. Yeni siyasette aşağıdakiler kararı alacak, yukarıdakiler hesabı verecek. Gerekirse millete hesap verecekler, gerekirse üyeye hesap verecekler. O yüzden Yeni Parti ile birlikte bugün Yozgat'ta sizinle birlikte öyle bir yol açıyoruz ki artık Türkiye siyasetinde hiçbir şey bugünden öncesi gibi olmayacak. Her şey yepyeni, her şey bambaşka olacak.

Eski siyasette kararları tepede oturanlar alır, denetlenmez. Liyakatin yerini sadakat alır. Kamu imkanları iktidarın malı gibi görülür. Devlet ile parti birbirine karışır. Böyle olunca siyasetçiler de kibrin esiri, kibrin sahibi olurlar. İşte bugün AK Parti'nin temsil ettiği kibirli siyaset bu anlayışın eseridir. Bugün Yozgat'ta, sokakta AK Parti'nin üyesi 'Ya 25 yıl önce bu parti bunun için kurulmadı' diyorsa, işte bu denetimsizlikten, bu eşitsizlikten, bu liyakatsizlikten en sonunda ortaya çıkmış bu kibirden bahsediyordur. Yeni Parti kibirlilerin yukarıda oturmadığı, kararın yukarıdan verilmediği, göz hizasında siyaset yapıldığı, elini uzatanın liderine dokunabildiği, herkesin milletin omzuna, koluna dokunarak siyaset yaptığı bir partidir.

Bugün yaşadığımız sorunların hiçbirisi gökten inmedi. Hayat pahalılığı, devlete olan güvenin aşınması, gençlerin gelecek kaygısı, torpil, kutuplaşma gökten inmedi. Bunların hepsi üst üste konulmuş yanlış tuğlaların eseridir. Yanlış tuğlayla doğru duvar örülmez. Yanlış tuğlayla doğru duvar öleceğini vadedenler en sonunda o duvarın altında milleti de bırakırlar, kendilerini de bırakırlar.

"Sorumlu Recep Tayyip Erdoğan"

Şimdi de hasarın etkilediği 10 milyondan fazla kişi canı yanmış şekilde tepki gösteriyor. Bir fon krizini gündüz gece konuşuyoruz. Bu krizin ekonomiye doğrudan maliyeti önce 20 milyar dolardı, sonra 90 milyar dolara çıktığını açıkladılar, şimdi uzmanlar 110 milyar dolara ulaştığından bahsediyorlar.

110 milyar şu demek. Hani 11 ilde hepimizin canını yakan 50 binin üzerinde vatandaşımızın hayatını kaybettiği o 6 Şubat depremi, asrın felaketi 100 milyar dolarlık kayba neden olmuştu. Fon vurgununun yarattığı hasar 110 milyar dolarla asrın felaketinden daha büyüktür. Asrın soygunu, asrın dolandırıcılığı, asrın vurgunu, asrın felaketi olan 6 Şubat depreminden daha büyük hasar yaratmıştır. Sorumlusu kim? Hiç sorumlu aramayın oradan, buradan. Sorumlu Recep Tayyip Erdoğan. Niye? Orada yönetenleri tek tek atayan birinin altında ne benim imzam var ne Devlet Bahçeli'nin ne herhangi bir partinin genel başkanının, hepsinin altında imzası var. Kimi büyükelçi, kimi kendi başdanışmanı, kimi istişare kurulu üyesi, kimi Varlık Fonu yöneticisi, hepsinin altında imzası var. İçerideki tutukluların hepsini de o atamış, dışarıda koruduklarının hepsini de o atamış durumda. Ey Tayyip Bey, atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Ama siz hepiniz oradaydınız.

Yeni Parti bu işin mağdur eden tarafında yok. Ama hakkını arama noktasında var. Yüzde 90'a yakını AK partiye oy vermiş kişiler. O uyanıklar esas zamanında kaldırıp kaldırıp parayı belli bir noktaya yükü getirmişler, yükü garibanların sırtına bindirmişler. Aradan kaçıp gitmişler. Şimdi o garibanların hakkını koruyacak birisi lazım. Karınca gibi görüyorlar onları. Onları AK Partililer, kendilerine neredeyse hepsi ya üyeler ya oy vermişler 'Ne yapalım almasaydı' diye görüp küçük görüyorlar. O küçük gördüğün karıncanın da bir kardeşi çıkar. Onun da adı YENİ Parti'dir be kardeşim.

"FATMA BETÜL SAYAN KAYA HANIMA VURGUNU DIŞ GÜÇLER Mİ YAPTIRDI"

Erdoğan bir aydır bu sorunu çözecek bir yöntemi ortaya koyamıyor. Bu kadar açık sorumluluğu varken 'Dış güçler bize sabotaj yaptı' diyor. Ya Sayın Erdoğan, fon şirketlerinin yönetimine o AK Partili isimleri dış güçler mi atadı? Fatma Betül Sayan Kaya Hanım'a 2,2 milyarlık vurgunu dış güçler mi yaptırdı? Türkiye Yüzyılı sloganını kullandınız. Türkiye vurgununu yapan kişi, yaptıran kişi dış güçlerin mi eseri? Partinin sözcüsünü fon vurguncularıyla tatile dış güçler mi yolladı? Ömer Çelik'i Bodrum'da fon vurguncusuyla dış güçler mi tatile yolladı? Hayati Bey'in oğlunun mal varlığındaki tedbiri dış güçler mi koydu? Bir saat sonra dış güçler mi kaldırdı? Siz bu dolapların içinde hep birliktesiniz.

Milletin parası çalınırken hepiniz oradaydınız. Beyefendi bu işleri küçümsüyor. 'Toplam fon sayısının yüzde 4,6'sında bir sorun çıktı. Büyütmeye gerek yok' diyor. Milletin 110 milyar doları gitmiş, hesap vereceği yerde milletle alay ediyor. Bu işin çözümü nettir. YENİ Parti'nin önerisi açıktır. Kanun teklifi Meclis'e bir ay önce verilmiştir. Vurgunu yapanların tam listesi açıklanacak. Haksız kazançlar tespit edilip AK Partililerden bu paralar alınacak ve mağdur ettiğiniz, karınca gibi gördüğünüz oy alırken baş tacı deyip, vurgundan sonra sırtını döndüğünüz o garibanlara paraları son kuruşuna kadar ödenecek. Fatma Hanım'ı kayırarak, bakanların ismini gizleyerek, saray bürokrasisini kollayarak bu krizi çözemezsiniz. Bu krizi çözmek için ya gereğini yapacaksınız ya millet ilk seçimde tokatı vuracak, biz geldiğimizde herkesin hakkını verecek, hepinizden o haksız kazançları tahsil edeceğiz.

"14 kere üst üste kaybedip milletin umutlarını kırandan millete fayda gelmez"

Yeni siyasetin üç ayağı var. Bunlardan birincisi siyaseti millete vermektir. Yani gönlümden geçenin değil, sandıktan çıkanın kazanması, herkesin buna saygı duyması, üyeye, seçmene, milletin kararına güvenip saygı duymaktır. Ve kimsenin milletin oturttuğu koltuğa kök salmamasıdır. Seçimle gelenin seçimle gitmesidir. Dönem kurallarının gerçekten hayata geçirilmesi ve mutlaka uygulanmasıdır. Yeni Parti'de katı dönem kuralları vardır. Ama bu kurallardan muaf bir kişi vardır. O da Genel Başkan'dır. Yani 'Genel Başkan kurala mı tabi olacak değil, onun kuralı kendisine özeldir. Genel Başkan bir seçime partisini soktu. Seçimi kazandı, ne aladır. Kaybederse dönem bitmiştir, evine gitmiştir. Ya kazanacaktır ya bırakacaktır. 14 kere üst üste kaybedip milletin umutlarını kırandan, kaybettiği seçimden ders almayıp millete kafa tutandan genel başkan olmaz. Bu millete fayda gelmez.

İkinci kural devletin kapılarını millete açmaktır. Bugün devletin kapısına parti rozeti asılmış, devletin kapısına ampullü bayrak takılmıştır. Adalet kapısına, gelir kapısına Bir partinin bayrağı asılmıştır. Devletin kapıları bir partiye açık, millete kapalıdır. Biz devletin kapılarını 87 milyona açmaya geliyoruz. Buradan, AK Parti'nin zaman zaman 12, 13 milyon diye duyurduğu üyelerine sesleniyorum. AK Parti'nin üyesi olmak, devletin kapısından girmeye yetmiyor. Torpil için yukarıda tanıdık bilmek lazım. Garibanın çocuğuna bir şey olmuyor. Zenginleşmek için tepede, sarayda, yanında olmak, aileden olmak, eş dost olmak lazım. Sana bir fayda olmuyor. Yozgat'ın AK Partililerine sesleniyorum. Sizin tepedekilerden değil, aşağıdakilerdensen, geçinemiyorsan, pancar parasından, süt parasından şikayet ediyorsan 100 liralık mazotla baş edemiyorsan, 23 bin liralık emekli maaşıyla geçiremiyorsan sen onlardan değilsin. Sen bizdensin. Gel yanımıza, ülkenin kaderini birlikte değiştirelim.

Üçüncü kuralımız ise hesap vermektir. Yeni siyasette yetkiyi kullanan herkes hesabı millete verecek. Siyaset şeffaf olacak. Yanlış yapan korunmayacaktır. Şimdi önümüzde iki Türkiye var. Birincisi, eski siyasetin devam ettirilmek istediği Türkiye. Zaten sıkışınca geride kalmış figürleri bile geri çağırıyorlar. 'Seninle iyiydik. Gel buraya seninle yapalım siyaseti karşı karşıya' diye. Yenilere tahammülleri yok. Kazananlara, 'Kaybedersem bırakıp giderim' diyenlere değil kaybetmeye alışıp onlar için elverişli olanlara özlem duyuyorlar. O yüzden geri çağırıyorlar. Ama diğer tarafta onların çağırdığı Türkiye'de yoksulluk var, krizler var, kayırmacılık var.

"Sofrayı büyütmeye, adaletle bölüşmeye geliyoruz"

Bizim Yozgatlı, AK Partiliyi, MHP'liyi davet ettiğimiz siyasette, siyasetin hakimi millet, Türkiye, halkın ta kendisi. Orada devletin bir avuç insana değil, millete ait olduğu bir Türkiye var. Biz geçmişin kavgasını sürdürmeye, bazı tartışmaları büyütmeye gelmiyoruz. Ortak geleceğin yolunu açmaya geliyoruz. Biz birilerinden intikam almaya değil, devleti adaletle buluşturmaya, parti üyesisin diye avutulanlara bir partinin üyesi olmanın değil, cumhuriyetin haysiyetli, korunan, kollanan, kıymet verilen vatandaşları olmanın tadını tattırmaya geliyoruz. Devleti adaletle buluşturmaya insanları birbirinden ayırmaya gelmiyoruz. Bu memleketin evlatlarıyla aynı sofrada oturmaya, sofrayı büyütmeye, adaletle bölüşmeye geliyoruz.

Bugün burada yan yana duruyorsak bir şeyi hiç unutmayalım. Biz buraya düz bir yoldan gelmedik. Önümüze kimse kırmızı halılar sermedi. Kapılar ardına kadar açılmadı. Tam tersine tümsekler, engebeler, kavşaklar, tuzaklar, kumpaslar kuruldu yolumuza. Önümüzdeki kapılara çifte sürgüler çekildi. Bir sivil darbenin okları üzerimize bolca atıldı. Bu oklarda vurulanlar oldu, yaralananlar oldu, düşenler, düştüğü yerden kalkanlar oldu. Bu karşıdan gelen oklardan korkup kaçanlar, teslim olanlar oldu. Bugün elimizde sınırsız imkanlar yok. Devlet gücü yok. Sermaye yok. Kapılar kapalı. Yarın bugünden de zor olabilir. Yeni bedeller ödenecekse ödeyeceğiz. Yeni ihanetler varsa onlarla yüzleşeceğiz. Unutmayın, bizim bir sermayemiz varsa, yılmamaktır, korkmamaktır, kötülüğe teslim olmamaktır. O yüzden biz birbirimize karşı sorumluyuz. Birimiz yorulsa, diğerimiz omuz verecek. Birimiz düştüğünde, öbürü düştüğü yerden devam edecek. Elindeki bayrağı yerde koymayacak. Ama düşeni de kimse yerde bırakmayacak. Ona elini uzatacak. Yoldaşlık hukuku budur. Bu salon kimseyi geriye bırakmayanlarla doludur. Bizi bugüne getiren hiç düşmememiz değildi. Bizi bugüne getiren, düştüğümüz yerden hep beraber ayağa kalkabilmemizdi. Ben size hiç düşmemeyi değil, ama kaç kez düşersek düşelim her seferinde ayağa daha kuvvetli kalkmayı vadediyorum.

"Tek yolumuz kazanmaktır, kazanacağız"

Eski siyaset Türkiye'nin dünüdür. Bu salon Türkiye'nin yarını. Dün bizi buraya kadar getirdi, bu zorluklara, bu sıkıntılara ve bu çaresizliğe büründürdü. Artık eski yolun nereye çıktığını Yozgat da, Türkiye de biliyor. O yüzden milleti yeni yola, Yeni Parti'ye, Yeni Parti'nin yeni iktidar yürüyüşüne davet ediyoruz. Yozgat hazırsa Türkiye hazırdır. Bu salon hazır, Yeni Parti hazır, Yozgat hazır, yolumuz açık, niyetimiz halis. Hedefimiz iktidardır. Hep beraber başarmak üzere yola çıkıyoruz. Türkiye'nin önünde iki yol vardır. Bir AK Parti'nin kara düzeni, ikincisi Yeni Parti'nin yeni düzeni, iyi düzeni, güzel düzeni, eşit düzeni. Ama Yeni Parti'nin önünde iki değil, tek yol vardır. Tek yolumuz kazanmaktır, kazanacağız. Hep birlikte kazanacağız. Yeni partinin yolu açık olsun. Yozgat'tan başlıyoruz."

Gündem Haberleri