Özgür Özel'den Mehmet Uçum'a seçim tarihi yanıtı: Böyle bir işin içinde yokuz

Özgür Özel, Mehmet Uçum'un 2028 seçimlerinin tarihine ilişkin açıklamasına yanıt vererek, "Mehmet Uçum bu tarihe kimle ulaşıyormuş? Millet DEM'e mi sorsun 'Sen bu sarayla gizli bir anlaşma mı yaptın' diye yoksa butlan CHP'sine mi sorsun? Yeni Parti olarak söylüyorum ki asla ve asla böyle bir işin içinde yokuz" dedi.

·

Kısa Dalga - Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, NOW TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul’da yaşanan sel felaketinde yaşamını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı dileyen Özel, şöyle konuştu:

"Murat Kurum dün çıkmış diyor ki 'Bundan sonra dere yataklarında yapılaşmaya mesafeli' olalım. Dere yataklarına yapılaşma izni veren siyasetin adı AK Parti'dir. Ayazağa dere yatağı olduğu gibi, AK Parti'nin İBB'deki görevi sırasında imara açılmıştır. Ölenlerin hesabı AK Parti'den sorulmalıdır. CHP'nin, şimdi Yeni Parti'nin geçtiğimiz yıllardaki bütün işleri bu dere yataklarındaki yapılaşmaya karşıdır. Ancak zaman zaman bu büyük projelerde Ankara'dan sayın Kurum'un başında olduğu bakanlıktan gelen izinlerle bu işler yapılmıştır. Hiçbir derenin hiçbir imara açılmasında biz yokuz.

AK Parti'nin geçmiş dönem İstanbul yönetimleri ve Şehircilik Bakanlığı var. Sayın Bakan'a şunu soruyorum: 'Sazlıbosna neresidir?' Bir barajı kurutup yerine evler yapılıyorsunuz. Oranın zemini de sorunludur, oraya yapılaşma da sorunludur. 'Dere yatağına yapılaşma yapmamalıyız' diyen Kurum, bütün bir proje dere yatağına yapılmaktadır. Bütün sorumluluk Murat Kurum'dadir. 'Ya Kanal Ya İstanbul diyen İmamoğlu' içerdedir. AK Parti İstanbul'u Murat Kurum yönetecek diye İstanbullulara teklif etmiştir. 1 milyon 150 bin farkla 'Çekin İstanbul'dan elinizi, ne Murat Kurum'u! Ekrem yönetecek' denmiştir."

"Yeni Parti ile Erdoğan arasında gibi görünse de esas mesele millet ile Erdoğan arasında"

Silivri’de devam eden İBB Davası’nda tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasında kullandığı, “Hedef ben değil, hedef bu ülkede iktidarın sandıkla değiştirilebileceği fikridir” sözlerinin sorulması üzerine Özel, şunları söyledi:

"Ekrem Başkan'ın sesini Türkiye'ye duyuracağım derken bir arkadaşımın, bir yol arkadaşımın ya da işte partimin bir belediye başkanının sesini duyurmanın dışında bunun ötesinde bir şeyden bahsediyorum. Ekrem Başkan herhangi biri değil. 25 yıldır ülkeyi bir iktidar yönetiyor. Bu iktidara itirazlar çok. Ama sonuçta rahatsız olan insanlar iktidarı değiştirmek istiyorlar. Bununla ilgili de zaten iki kere sesini duyurabiliyor insanlar. Bunun bir tanesi genel seçim, bir tanesi yerel seçim. Genel seçimde ilk turda Erdoğan'ı seçmemişler ama ikinci turda Erdoğan bir şekilde seçilmiş, devam ediyor. Ve bu, toplumun çok önemli bir kısmında büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk yaratmışken Cumhuriyet Halk Partisi, o dönem öz eleştiri yapalım demişiz. Partimiz değişirse Türkiye değişir demişiz. Partide seçimle gelmişiz, yönetimi değiştirmişiz. Ve millet bunu bir öz eleştiriye saymış. Demiş ki 'CHP'de bir değişiklik oluyor, bir şans verelim'. Ve göreve geldikten 4 ay sonra sandığa gitmişiz. 1 yıl önce 5 partiyle yüzde 25 almışken yüzde 38 almışız. Millet demiş ki 'Bu genç ekip, hadi bakalım' demiş. 'Bir de sizi görelim' demiş. Ve 47 yıl sonra bizi birinci parti yapmış. AK Parti'yi de ilk kez ikinci yapmış.

Buradan milletin sesini duymak lazım, önemli olan bu. 'Ben değiştireceğim' demiş ve iradesini söylemiş. O gün Erdoğan çıtayı bir yere koydu. Seçimden önce ‘İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder’ dedi. ‘İstanbul'u kazanan da Türkiye'yi kazanır’ dedi. Bu ne demek? Ekrem İmamoğlu'nu Türkiye'yi kazanacak rakip olarak konumlandırdı kafasına. İstanbul'u kaybettiği için de Türkiye'yi kaybetme riskini koydu önüne. Ve o günden itibaren milletin bu değişim arzusuna karşı direnmeye ve alışılmadık, makul olmayan, meşru olmayan bir mücadele veriyor. Ne yapıyor? Yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyor. Buna Esenyurt'tan Türkiye'nin en büyük ilçesinde pilot uygulayarak Ahmet Özer'i alıp yerine kayyum atayarak başladı. Beşiktaş ardından İstanbul Büyükşehir ve şimdi o duruşma sürüyor. Bugün duyurmaya çalıştığımız ses bir arkadaşımızın sesi değil. Milletin bir sonraki cumhurbaşkanı diye işaret ettiği kişinin sesi. Ve bugün kısılan ses, uğranan haksızlık. 'Sen mi benim karşıma çıktın? Sen mi İstanbul'u benim elimden aldın? Sen mi diplomanı, mazbatanı iptal etmeme rağmen daha büyük farkla kazandın? 5 yıl sonunda bir daha kazandın. Demek ki sen Türkiye'de iktidara yürüyorsun. Ben buna izin vermem' diyor.

Bu mesele aslında görünüşte Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan arasında. Dün CHP ile onun arasındaydı. CHP'yi elimizden aldı. Şimdi ana muhalefet partisi olan Yeni Parti ile Erdoğan arasında gibi görünse de esas mesele millet ile Erdoğan arasında. Millet 'Patron benim' diyor. 'İstediğimi getiririm. Seni getirdiğim gibi' diyor. 'İstediğimi götürürüm' diyor. O noktada diyor ki 'Getirmeye getirdin ama beni götüremezsin. Yerime kimseyi getiremezsin. Ben burada kalacağım. Yerime kimi koyuyorsan da onun canını okuyacağım' diyor. Bizim duyurmaya çalıştığımız ses milletin sandıkta iktidarı değiştirme kararına direnen ve 'Değiştiremezsin' diyen Erdoğan'ın yaklaşımı ve onun hedefe koyduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bugün Silivri'den 3 gündür yükselen feryadıdır."

ozgur-ozel-3

"Ekrem Başkan'ın veremeyeceği hesap olsa canlı yayın talep eder miyiz?"

İmamoğlu’nun savunmasında iddialara kanıtlarıyla yanıt verdiğini, savcılık makamının İmamoğlu'nun ifadeleri karşısında sessiz kaldığını söyleyen Özel, davanın özünün İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı olduğunu ifade etti. Davanın canlı yayınlaması gerektiğini bir kez daha dile getiren Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim ilk günden beri öz güvenimiz şuradan kaynaklanıyor. Düşünün. Bir korkumuz olsa, bir endişemiz olsa, Ekrem Başkan'ın veremeyeceği hesap, oradaki arkadaşlarımızın veremeyeceği hesap olsa, partimizin veremeyeceği bir hesap olsa, biz canlı yayın talep eder miyiz? Ya da ben İstanbul halkından bir jüri kurulsun, 1 kişi bile suçludur derse hapis yatalım der miyim? Ama gerçekten karşı karşıya olduğumuz durum şu. Yüzyılın iftirasıyla karşı karşıyayız ve bu mesele duyulmasın diye ben Halk TV'ye kayyım atanmasını da tam savunmanın başlayacağı sabah buraya bağlıyorum. Yani zaten kaç tane kanaldan Ekrem Başkan'ın yaptığı savunma duyurulabiliyor. İşte sizin ekranlarınız savunmaya açık. Sözcü, yeni kurulan Koza, bir de Halk TV vardı. Şimdi Halk TV, o haber kanalları içinde en çok izlenen kanalı bir kenara ayırdılar. Kaldı Sözcü'yle haber kanalı olarak Koza TV kaldı. Bir de sizin gibi işte sabah akşam bültenlerinde hakikate yer ayıran bir televizyon var. Öyle olunca milletin gerçekleri duymasına da engel oluyorlar. Hem kötülük yapıyorlar, iftira ediyorlar, hem de kendini savunacaksın, savunman duyulmasın diye her şeyi yapıyorlar. Ben dün baktım yüzde 90'ı muhalefetin sesine yer veren kanalların ya da gazeteciler olmak üzere, tek tük diğer gazetelerden televizyonlardan muhabiri arkadaşlar var. Dünkü savunma gerçekten gerçekleri ortaya koyan bir savunmaydı. Akşam bir baktım acaba bu televizyonlar muhabir yollamışlar oraya, bu savunmaya, kötü bir şey olsa yani birisi, bir iftiracı bir şey dese ortalığı ayağa kaldıracak olanlar dünkü o somut ve kimsenin gık diyemediği savcının kafasını kaldırıp Ekrem Başkan'ın gözünün içine bakamadığı savunmaya 1 dakika yer vermemişler, 1 dakika. Böyle bir şey var.

O yüzden milletimiz bilsin ki orada aslında zulmeden, zulüm gören, susturulan ya da sesi duyurulmayan kişi halkın bundan sonra beni yönetsin diye tercih edebileceği kişi olduğu için hedefte olan özgürce seçmek. 'Bir sandık gelecek' diyor ama 'Karşıma çıkacak rakibe ben izin verirsem çıkabilecek' diyor. 'Benim istemediğim bir rakiple ben bu sandıkta yarışmayacağım' diyor. Biz de hayır bunu sana yaptırmayacağız, senin karşına milletin özgürce oy verebileceği bir aday çıkaracağız diyoruz. Kavga bunun kavgası. Kavga Erdoğan'la millet arasında. Kavga demokratlarla otokratlar arasında. Tercih demokrasiyle mi gideceğiz, yani kimin yöneteceğine halk mı karar verecek, yoksa bir şekilde iktidara gelmiş birisi istediği müddetçe iktidarda kalacak ve kimse onu değiştiremeyecek mi? Demokrasi mi otokrasi mi? Bunun kavgası veriliyor şu anda Silivri'de."

"Bizde Silivri'den korkacak birinin zaten aday olması söz konusu değil"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın "Bizim bir adayımız var ama açıklayamıyoruz. Silivri'deki mevcut bir kişi daha artmasın diye söylemiyoruz" sözlerinin hatırlatılması üzerine Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Açıkça bir siyasi partinin lideri 'Adayım var, gizli tutuyorum yoksa Silivri'ye koyarlar onu' diyorsa aslında toplayalım tası tarağı gidelim buradan. Bu ülkede demokrasi mi var? Mahmut Bey fevkalade önemli bir siyasi hareketin lideri ve o 'Size söylersem Silivri'ye koyarlar adayımı' diyor. Bizim durum biraz daha farklı. Bizde Silivri'den korkacak birinin zaten aday olması söz konusu değil. Çünkü o korkuyla hareket eden, o kaygısı olan birisinin bu yükü taşıması mümkün değil. O yüzden biz her şeyi göze almışız. Her şeyi göze alanlarla yola çıkmışız. Her şeyi göze alanların desteğiyle de bu iktidarı değiştireceğiz diye düşünüyoruz. Onun dışında bir başka seçenek yok. Ben sürekli şunu söylemeye çalışıyorum. Her ne kadar ellerinde yargı gücü de olsa her ne kadar bütün valileri kaymakamları onlar da atasa her ne kadar olmaması gerekirken polisi kendinin polisi, orduyu kendinin ordusu gibi gören bir parti devleti olsa da bu kadar asimetrik bir güç de karşımızda olsa en büyük silah milleti umutsuzluğa sevk etmek. Ona uğraşıyorlar. Ona teslim olmadıktan sonra gerisiyle baş edilir. O yüzden bu insanların umudunu kırmamak, kırdırmamak, bu ülkede öyle veya böyle o sandığa varacağız, o seçimi alacağız diyoruz.

Ha şunu da söyleyeyim. 'Ya sandığı kaçırırlarsa' diyor bazen vatandaşlarımız. Ben de diyorum ki bu ülkede cumhuriyet nasıl kuruldu, nasıl kazanıldı? Ortada. Atatürk sevgisi bu ülkede bu topraklarda yaşayan insanlarda tartışmadan ayrı bir mevzu. Vatan sevgisi tartışmadan ayrı bir mevzu. Bu ülke insanları Atatürk'ü seviyorlar. Cumhuriyeti seviyorlar. Cumhuriyet'in en önemli kazanımı olan sandığı, seçme seçilme hakkını seviyorlar. Bu insanlardan bazen parasını alırsın sesini çıkarmaz. Canını alırsın, evladı askerde şehit olur vatan sağ olsun der. Sandığı almaya kalktığında o eli kırar bu millet. O yüzden kimse sandığa el uzatmaya kalkmasın. Bu millet o eli kırar. Buradan açıkça söylüyorum. Sandığa elini uzatıp kaçırmaya çalışanın elini bu milletle birlikte biz kıracağız. Bu kadar net söylüyoruz. Hiç kimse şu endişesi olmasın yani 'Efendim seçimler olmaz mı?' Olacak kardeşim. 'Ya yaptırmazlarsa', yapılacak kardeşim. Ya biri yaptırmamaya kalkarsa millet sel olur onu önüne katar denize döker kardeşim. Bu kadar net."

ozgur-ozel-000

"Mehmet Uçum bugün bunu açıklamak zorundadır"

Özel, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un "2028 seçimlerinin Mart ya da Nisan'da olabileceği artık büyük ölçüde netleşmiş durumda" sözlerinin sorulması üzerine, şu yanıtı verdi:

"Bu olmaz. Ne demek netleşmek? Bir tarih var. O tarihe karar vermişler. Ve netleşti bu tarih diyor. Anayasa ne diyor? Biz hukuk devletiyiz değil mi? Yani padişah yönetmiyor. Mehmet Uçum bunu normalde şöyle söyleyebilir. Dolmabahçe Sarayı'ndan Türkiye yönetiliyor olursa orada bir padişah olursa Mehmet Uçum da padişahın kapısındaki ya da yanındakilerden birisi olursa padişahın kafası netleşirse Mehmet Uçum bunu söyleyebilir. Bizim bir anayasamız var. Anayasa'da seçimlerin öne alınmasının şartı belli. 360 milletvekilinin oy vermesi. Öyle de yapsa kendi partisine büyük saygısızlık ama hadi 280 milletvekili AK Parti'nin, Mehmet Uçum diyor ki bunlar kurşun asker, cepte. Bu da her bir AK Parti milletvekiline hakarettir de hadi orayı geçtim. Veya o meseleyi Mehmet Uçum'la AK Partili vekillerin arasına bırakayım. Hadi 46 tane de MHP'li milletvekili var. Cumhur İttifakı birbirine sıkı sıkı yamalı. MHP de cepte. Bu da MHP milletvekillerine ve Sayın Bahçeli'ye hakarettir de hadi bunu da Mehmet Uçum'la Bahçeli arasına bırakayım. Yaptı 326. Hadi 3-4 tane de işte DSP'dir diğer ittifak ortaklarından falan. 330. Daha 30 milletvekili lazım değil mi buraya? Şimdi Mehmet Uçum bu konuyu netleştiriyor. Bu ne demek? Birincisi, Meclis’in iradesini yok saymak demek. Milletvekillerine hakaret demek.

Ben Yeni Parti olarak söylüyorum ki asla ve asla böyle bir işin içinde yokuz. Ben 91 milletvekilimi aldım çıkardım kenara. Mehmet Uçum bu tarihe kimle ulaşıyormuş? Kimle ulaşıyormuş onu söylesin bana. Yani ulaşılacağının netleştiğini söylemek Meclis’e haksızlık ve hakaret ama bu düzende Mehmet Uçum DEM Parti'nin kendileriyle bir gizli anlaşma yaptığını mı söylüyor? Yoksa butlan CHP'sinin zaten başa getirildiğini ve buradaki oylamada kendilerinden birlikte davranacağını mı söylüyor? Butlan CHP'sindeki 17 tane salt butlancı arkadaş var hani bildiğin butlancı onlar. Bir de partimizi bırakmayalım şimdilik burada duralım diyen o 17'nin üstüne 13-14 tane daha arkadaşın emir komuta zinciri içinde sarayın emrinde oy vereceğini mi söylüyor? Çıksın bunu söylesin ki bu millet kiminle hesaplaşacağını bilsin.

Bakın 3 ihtimal var. YENİ Parti, ben diyorum ki ben yokum kardeşim. Biz yokuz. Hiçbirimiz yokuz. Geriye DEM kalıyor. Millet DEM'e mi sorsun? 'Sen bu sarayla gizli bir anlaşma mı yaptın' diye yoksa butlan CHP'sine mi sorsun? Mehmet Uçum bugün çıkıp bunu açıklamak ya da AK Parti'nin grup başkanvekili bugün Meclis’te açıklamak ya da AK Parti'nin sözcüsü Ömer Çelik bugün bunu açıklamak zorundadır. Bunu yapmadan Türkiye siyasetine böyle bulanık suda balık avlarcasına bir de böyle bir küstahlık içinde konu netleşti. Bak şunu derse bir daha söylüyorum. Olabilir düşünüyorum, tahmin ediyorum demiyor adam tarih netleşti diyor ya. Hangi gizli pazarlığın haberi sende ki bilgin var ki Erdoğan'ın bir dönem daha aday olması için seçimlerin bir miktar öne alınmasına bugünden ve Meclis’te yapılacak bir oylamayı kesin olarak ifade edecek bir kirli anlaşmadan haberdarsın. Ben burada asla ve asla DEM Parti bunu yapmıştır veya bir başka şeydir demek değil. Bu laf izaha muhtaçtır. Bu laf siyasete yapılmış bir hakaret hepimize atılmış bir iftira ama bir yandan da bu kadar iddialıysa ya çıkacak düzeltecek diyecekler ki Mehmet Uçum haddini aşmıştır ya da Mehmet Uçum bu lafını hangi partiyle hangi anlaşmanın yapıldığından haberdarmış onu söyleyecek çıkacak karşımıza."

"İnsanların yüzüne bakacak halleri kalmadı"

Özgür Özel, siyasette yapılan transferlere ilişkin, dönemin AKP Milletvekili Hakan Şükür'ün partiden istifasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Partiden istifa ediyorsan, milletvekilliğinden de istifa etmen gerekir" dediğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Erdoğan, meydana çıkıp karşısında gördüğü gencecik bir belediye başkanına 'Kapılar açık, bize gelebilirsin' diye davette bulunacak. Ya da Murat Kurum, vatandaşın talepleri için bakanlığa gelen herkesi kahve içmek için arkaya alacak ve AK Parti'ye davet edecek. Gidecekler Erdoğan'la görüştürecekler, güvenceler, teklifler vererek onları AK Parti saflarına katıyorlar. Bunu da başarı öyküsü gibi... Hani bir partinin oylarıyla seçilip o partiden istifa etmek ahlaksızlıktı. Benim belediye başkanlarım benden izin alıp Murat Kurum ile görüşüyorlar, Murat Kurum transfer teklif ediyor belediye başkanlarıma. Bunun sana yapıldığını düşünün. Evli kadına evlenme teklif edilir mi? Bir partinin belediye başkanının karşısına çıkıp transfer teklif etmek hangi adaba sığar. Bu işler doğru işler değil. Hangi partiden olursa olsun Türkiye'nin yüzde 78'i bu transferleri doğru bulmuyor. Özlem Çerçioğlu denen kişi sokağa çıkamıyor Aydın'da. Burcu Köksal, sokakta yürüyemiyor Afyon'da. İnsanların yüzüne bakacak halleri kalmadı.

Bir siyasi partide siyaset yapıyorsundur, o siyasi partiyle yolların ayrılmak zorunda kalmıştır, bir süre bağımsız kalmışsındır, sonra aynı yöndeki bir siyasi partiye gidersin, bunun da nezaket kuralları vardır. Ama sen ben AK Parti'ye karşıyım diye bağıra çağıra oy isteyip, o oylarla AK Parti'ye katılırsan bu siyasi yankesiciliktir. İzmir'de Cemil Tugay'ın sözlerini duyduğumda midem bulanıyor, tüylerim diken diken oluyor. Şu iktidar değişimi olsun, ben biliyorum onun ne saikle oraya gittiğini, aynı saikle o hesabı ondan sorup burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum. Dünyanın en yalancı, iftiracı ekibi çıkmış, 'Öz eleştiri yapın' diyor. Ben öz eleştiri yaptım. Günün sonunda adayı belirledik, o aday tir tir titriyordu. İzmir'deki 30 ilçenin 25'inde miting yaptım. 31 belediyenin 29'unu kazandık. Orada emeğim, alın terim var. İzmirlilerin bize gösterdikleri sabır, bize verdikleri kredi var. O ahlaksız, aldı o krediyi götürdü AK Parti'ye sattı. İzmirlileri sattı AK Parti'ye, AK Parti de utanmadan bunu kabul etti. Gün sayıyorum resmen. Önce bu iktidarı değiştirip, sonra o Cemil Tugay'ın burnundan bunu fitil fitil getirip, İzmir'de yerel seçimler tarihinin rekorunu kırmak için, adayları İzmirlilere bizzat belirletmek için, İzmirlilerin sille tokat o büyükşehir belediyesini aldıkları günü görmek için. İzmir'de öyle bir rekor kıracağız ki devir teslime gelemeyecek Cemil Tugay, o seçimde karşımızda aday olamayacak. Hukuken de siyaseten de dünya siyaset tarihinin en büyük yüzleşmesiyle karşı karşıya kalacak. Hiçbir konuda bu kadar kararlı, azimli ve meseleyi kendi meselem yapmış değilim. Önce iktidarı değiştireceğiz, o topuklayan efesi de İzmirlisi de Afyonlusu da kaçacak delik arayacak."

"Ben artık savaştayım, ölümü de hapsi de göze almışız"

"Bir tarafta Silivri'de, Çorlu'da, Kocaeli'de yatanlar, Özgür Özel'in sağdıcı diye hapiste yatanlar, bir tarafta düne kadar ağzına gelen lafı söylediklerine teslim olup milleti satanlar. Bu işin şakası yok. Bu siyaset mi rekabet mi?" diyen Özel, şöyle devam etti:

"TBB'deki meclis üyelerinde CHP'nin 250 üyesi gözüküyor. Bunların çok önemli bir kısmı, biz 'Buraya gelin' demediğimiz için, İstanbul, Antalya, Muğla, Adana, Mersin büyükşehir belediyeleri riske girmesin diye cümle kötülükler bir yerde vücut bulup da yeni bir acı, yeni bir kayıp yaşanmasın diye orada duruyorlar. Çıkmış butlancılar bizimle pazarlık yapmaya çalışıyorlar, adaylık dayatıyorlar... Sen 250 değilsin. O 250 kişinin 200'ünün gönlü YENİ Parti'de. Biz, 'aman durun' dediğimiz için orada kalan insanlar. Dün 131 delegeyle seçim kazandık TBB'de. O butlancıların pazarlığına kapıyı kapattığımız için, AK Parti'yle kurdukları temasa yüz vermediğimiz için çatır çatır TBB'yi aldık. Yarın 50 kişiyi daha tutuklarlar, seçimi yenilerler, alırlar ama bu ayıbı tarihe kazırlar. Biz bunlarla pazarlık yapanlarla da, bunları yapanlarla da bir araya gelmek, oturmak, sanki her şey normalmiş gibi konuşmak... Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlar da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz. Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız, biz başka bir mücadelenin içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz. Bunun ikinci bir seçeneği yok. Hiç kimse herhangi bir dönemde belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği yapıyormuş gibi düşünmesin. Burası bir film seti değil, burası hayatın ta kendisi. Burada acı var, burada tutsaklık var, burada ölüm var, tehdit var, burada her şey var. Burada teslim olmak yok."

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.