Kısa Dalga - Maten Tetkik Arama'nın diri fay haritasını güncellemesi ve geçen hafta Venezuela'da 39 saniye arayla meydana gelen büyük sarsıntılar depremi yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından olası İstanbul depremine ilişkin paylaşımlarda bulundu. Bektaş, Alman ve Japon bilim insanlarının Marmara Denizi'nde yaptığı çalışmalara dayanarak yaptığı açıklamada İstanbul depreminin savunulduğu gibi 7,4 büyüklüğünde olmayacağını söyledi.
'Creep' etkisi
'İstanbul'un kaderi 7.4 değil' diyen Prof. Dr. Osman Bektaş'ın açıklamalarının temelini, 2019 ile 2023 yılları arasında Alman ve Japon bilim insanları tarafından bölgede yürütülen araştırmalar oluşturdu. Bektaş, bu çalışmalarda odaklanılan ve fayın sürünerek deprem enerjisini harcaması anlamına gelen "creep" durumunun beklenen tehlikenin boyutunu değiştirdiğini vurguladı. Prof. Dr. Bektaş'ın paylaşımları şöyle:
Beklenen İstanbul depremi 7'den küçük olmalı
"Alman ve Japon bilim insanlarının 2019-2023 yıllarında yaptıkları creep ( fayın sürünerek deprem enerjisi harcaması ) çalışmalarına gòre Kumburgaz segmenti sanıldığı gibi "tamamen kilitli" değildir. Yani beklendiği gibi büyük deprem üretemez.
Bunu kanıtlayan en somut veri Tekirdağ’dan Kumburgaz’a doğru gidildikçe fayın tam sürünme (creep) derinliği ile deprem odak derinliklerinin (deprem üreten zon) aşırı sığlaşmasıdır. Uluslararası bu çalışmalar Marmara'nın boydan boya tek bir mega-kırılma üretemeyeceğini, riskin daha küçük segmentlerin bağımsız ve daha düşük ölçekli sarsıntılarıyla sınırlı kalacağını bilimsel olarak ortaya koyuyor. Sonuç: Beklenen İstanbul depremi 7'den büyük değil, 7'den küçük olmalıdır.
Avcılar segmenti üretir mi?
Ana Marmara Fayı boyunca batıdan doğuya 2011, 2012, 2019 ve 2025 yıllarında meydana gelen M5–6+ depremler, beklenen M7+'lık tek parça bir kırılmayı başlatmadı ve kırılmalar Avcılar açıklarına kadar ilerledi. Benzer şekilde, 1963'te Adalar segmentinde meydana gelen M6.3 depremi de büyük bir zincirleme kırılmaya dönüşmedi. Bu nedenle, Ana Marmara Fayı'nın sürünmenin (creep) en belirgin olduğu ve deprem odak derinliklerinin en sığlaştığı Avcılar–Kumburgaz arasındaki 15-20 km'lik kesimde M7+ büyüklüğünde bir deprem üretebilecek kadar yüksek gerilim birikimi oldukça düşük bir olasılıktır. Bu nedenle, İstanbul'un batısında ve doğusunda gelecekte de 20. ve 21. yüzyılda görülen M7'nin altındaki orta büyüklükte depremler baskın olabilir."
'Bölge sürekli ve gerçek zamanlı izlenmeli'
Prof. Dr. Bektaş bu detaylı paylaşımından sonra yaptığı yeni mesajında da şöyle dedi: "Beklenen İstanbul depremine ilişkin en güncel ve kapsamlı çalışmalardan biri, Alman araştırma grubu tarafından hazırlanmış ve 2025 yılında dünyanın en saygın bilim dergilerinden Science'ta yayımlanmıştır. Bu çalışmada, 2011 yılından bu yana Ana Marmara Fayı'nın batıdan doğuya doğru orta büyüklükte depremlerle aşamalı olarak kırıldığı ve İstanbul'un M7'den büyük bir deprem tehdidi altında bulunduğu değerlendirilmiştir.
Bu yoruma karşılık, güncel jeolojik ve jeofizik bulgulara dayanan "İstanbul'da beklenen depremin M7'den küçük olabileceği" yönündeki bilimsel görüşümüz, dergi editörü tarafından uygun bulunmuş ve ilgili makalenin altında yayımlanmıştır. Alman araştırma grubuyla ortaklaştığımız temel nokta; Ana Marmara Fayı'nın kilitli, sürünen (creep) ve geçiş özellikleri gösteren bölümlerden oluştuğu ve bu nedenle bölgenin gerçek zamanlı, sürekli ve çok disiplinli yöntemlerle izlenmesinin büyük önem taşıdığıdır."