Kısa Dalga - Irak’ın işgali için Türkiye topraklarının ABD’ye kullandırılmasını öngören 1 Mart Tezkeresi, AKP tarafından 25 Şubat 2003'te TBMM'ye sunulmuş ve 1 Mart’ta TBMM Genel Kurulu’nda reddedilmişti.
Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt, 2 yıl önce "1 Mart tezkeresi için Gül kimi eleştirdi?" başlıklı yazısında, 11. Cumhurbaşkanı ve o dönemin Başbakanı olan Abdullah Gül'ün Tarih dergisinde bir yazı kaleme aldığını kaydetti.
Yazısında Abdullah Gül'ün "Batıcı bilinen birçok arkadaş tezkereye karşı çıktı ancak kendisini ‘geleneksel’ ve ‘yerli’ sayan birçok arkadaş ise tezkerenin geçmesi için çok çaba sarf etti" sözlerini anımsatan Bozkurt, Abdullah Gül'ün isim vermeden eleştirdiği kişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirtti.
Erdoğan birkaç yıl önce tezkerenin geçmesi gerektiğini savunurken, “Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. Birileri de gizli kulisler attılar. O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz” demişti.
Bozkurt, şu ifadeleri kullandı:
"Oysa o dönem Gül başta olmak üzere AKP’li Bakanlar, kendi aralarında yaptıkları toplantılarda niyetlerini açıkça ortaya koyuyorlardı. Bazı Bakanlar tezkereyi imzalamadılar. Gül devreye girdi, kendisinin de tezkerenin TBMM’ye sevki için imzalamak zorunda olduğunu, konuya ilişkin kesin kararın TBMM genel kurulunda verileceğini belirterek Bakanları ikna etti. TBMM Genel Kurulu’nda Bakanlar Ertuğrul Yalçınbayır, Hüseyin Çelik ve Mehmet Aydın tezkereye ret oyu verdiklerini açıkladılar. Açıklamayan Bakanlar da vardı. Erdoğan oylama öncesi AKP grup toplantısında konuşarak tezkerenin geçmesi için destek istedi hatta orada bir oylama da yaptırdı. TBMM’deki oylama öncesinde TBMM Genel Kurulu’nda gizli oturum yapıldı. AKP’li milletvekillerinin bazılarının, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın konuşmasından etkilenmesi sonucunda karar değiştirerek ret oyu verdikleri o dönem bizzat kendileri tarafından dillendirilmişti. Oturumu yöneten TBMM Başkanı Bülent Arınç da tezkerenin geçmemesi için çaba harcayanlardandı. Teknik olarak kabul oylarının çok olmasına karşın tezkerenin reddedilmesi kararını da memnuniyetle o açıklamıştı."
Gül, Erdoğan’ın tezkereye karşı olduğunu Bakanlara açıkladı
Tezkere için 24 Şubat 2003’de toplanan Bakanlar Kurulu'nda görevli olan tüm bürokratların dışarı çıkarıldığını, kayıt cihazlarının ve mikrofon sisteminin kapatıldığını anlatan Bozkurt, şöyle devam etti:
"Toplantıya Gül başkanlık yapıyordu ve o dönem AKP Genel Başkanı olan Erdoğan’ın tezkereye karşı olduğunu kendisinin de sıcak bakmadığını Bakanlara açıkladı. Bu açıklama Bakanları rahatlattı.
Bakanlar Kurulu’nun ardından 28 Şubat 2003’de MGK toplandı. MGK toplantısının ardından yapılan açıklamada tezkereden hiç söz edilmedi. Askerler de tezkerenin geçmesine taraf olmadıklarını bir biçimde böylece ortaya koymuş oldular. MGK toplantısının ardından tezkerenin geçmesini savunan 3 Bakan; Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu ve Vecdi Gönül (Bu isimler, ANAP’ın muhafazakarları, AKP’nin liberalleri olarak nitelendirilirlerdi) tezkerenin mutlak geçmesi gerektiğini Gül’ün yanına giderek tekrarladılar. Gül meseleyi görüşmek için Erdoğan’a ulaştı ve Erdoğan’ın fikir değiştirdiğini, tezkerenin geçmesi gerektiğini savunmaya başladığını o anda öğrendi. Erdoğan kararını değiştirdikten sonra Bakanlarla teke tek görüşerek tezkerenin geçmesi gerektiğini uzun uzun anlatmaya başladı. Burada kullandığı 2 argüman vardı. Birincisi 'önümüzdeki ay memur maaşlarını bile veremeyiz'di. Diğer argüman ise 'Doğu Perinçek ve CHP gibi düşünmeyin' idi. Maaş kısmı doğal olarak ekonomiden sorumlu isme Ali Babacan’a soruldu. Babacan bu açıklamanın doğru olmadığını söyledi."
"Erdoğan Başbakan olur olmaz, dinleme cihazı arattırdı"
"Babacan ile dönemin Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın tezkere için maddi kaynak sağlamak amacıyla yaptıkları ABD gezisi ve görüşmeleri bu yazının dışında tutulmuştur" diyen Bozkurt, Erdoğan’ın görüş değiştirmesine neyin veya kimin sebep olduğunun halen bilinmediğine dikkat çekti.
Bozkurt, "Ama Erdoğan Başbakan olur olmaz, eski Başbakanlık binasının zemin katında bulunan Bakanlar Kurulu toplantı odasını tamamen yıktırarak çok güvendiği bir isme özel olarak dinleme cihazı arattırdığını biliyoruz. Tezkereye karşı olduğuna ilişkin açıklamanın yapıldığı Bakanlar Kurulu toplantısının hemen ardından ve aniden karar değiştirmesi ve Başbakan olur olmaz Bakanlar Kurulu toplantı salonunda dinleme cihazı arattırması ve orayı yıkarak yeni baştan yaptırması yanında pek çok senaryoyu da getiriyor. Doğal olarak bu senaryolar dillendirilirken içinde aynen bu yazıda olduğu gibi bol miktarda ABD’nin adı geçiyordur…"