Türkiye’de evlilik değişiyor: Zorla evlendirme azalıyor, görücü usulü güçleniyor

SAMER’in Türkiye’de evlilik ve aile yaşamındaki değişimi inceleyen araştırmasına göre, görüşü alınmadan aile kararıyla evlendirilenlerin oranı 15 yılda yüzde 30,8’den yüzde 10,7’ye geriledi. Buna karşılık kişinin rızasıyla gerçekleşen görücü usulü evliliklerin oranı yüzde 46,1’e yükseldi. Kadınların yüzde 14,6’sı dayak ve kötü muameleyi boşanma nedeni olarak gösterirken erkeklerde bu oran yüzde 0,8’de kaldı.

Kısa Dalga - SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, Türkiye’de evlilik ve aile yaşamının son 20 yılda geçirdiği değişimi ortaya koyan bir araştırma yayımladı. TÜİK’in Türkiye Aile Yapısı Araştırması, Yaşam Memnuniyeti Araştırması ile Evlenme ve Boşanma İstatistiklerinin incelendiği çalışma, evlilik yaşından eş seçimine, çocuk sahibi olma beklentisinden yaşlılıkta bakım tercihlerine kadar aile yaşamındaki dönüşümü ele aldı.

2006-2025 dönemindeki verileri inceleyen araştırma, özellikle Güneydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgelerine odaklandı.

Bulgular, Türkiye’de evlilik kararlarında bireylerin söz hakkının arttığını ancak ailelerin belirleyici rolünün devam ettiğini gösterdi. Kadınlarla erkeklerin evlilikte karşılaştıkları sorunlar arasındaki farklılıklar da araştırmanın dikkat çekici sonuçları arasında yer aldı.

Her 10 kişiden biri görüşü sorulmadan evlendirilmiş

Türkiye genelinde görüşü alınmadan aile kararıyla evlendirildiğini söyleyenlerin oranı 2006 yılında yüzde 30,8 iken 2021’de yüzde 10,7’ye düştü. Böylece 15 yılda yaklaşık 20 puanlık gerileme yaşandı.

Buna karşılık, kendi rızasıyla görücü usulü evlendiğini belirtenlerin oranı aynı dönemde yüzde 29,8’den yüzde 46,1’e yükseldi. Kendi kararı ve ailesinin rızasıyla evlenenlerin oranı ise yüzde 31,2’den yüzde 34,9’a çıktı.

Görücü usulü evliliklerin özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaygınlığını koruduğu görüldü.

2021 verilerine göre rızaya dayalı görücü usulü evliliklerin oranı Güneydoğu Anadolu’da yüzde 62, Ortadoğu Anadolu’da yüzde 61,4 ve Kuzeydoğu Anadolu’da yüzde 62,4 oldu.

Görüşü alınmadan aile kararıyla evlendirilenlerin oranı ise Güneydoğu Anadolu’da 2006’daki yüzde 45,1 düzeyinden 2021’de yüzde 16,1’e geriledi. Ortadoğu Anadolu’da yüzde 34,6’dan yüzde 9,2’ye, Kuzeydoğu Anadolu’da yüzde 22,4’ten yüzde 10,9’a düştü.

SAMER, bu sonuçların eş seçiminde bireyin onayının güçlendiğini ancak aile aracılığının ortadan kalkmadığını gösterdiğini belirtti.

18 yaşından önce evlenenlerin oranı geriliyor

Araştırmaya göre ilk evliliğini 18 yaşından önce yaptığını belirtenlerin oranı Türkiye genelinde 2006’da yüzde 19,8 iken 2021’de yüzde 15’e geriledi.

Buna karşılık ilk evliliğini 25-29 yaşlarında yapanların oranı yüzde 17,5’ten yüzde 23,5’e, 30-34 yaşlarında yapanların oranı ise yüzde 3,1’den yüzde 6,1’e yükseldi.

18 yaşından önce yapılan evliliklerin payında en büyük düşüş Ortadoğu Anadolu’da kaydedildi. Bölgede bu oran 2006’da yüzde 28,9 iken 2021’de yüzde 21,1’e geriledi.

Ancak Ortadoğu Anadolu, incelenen üç bölge arasında erken yaşta evlilik oranının en yüksek olduğu bölge olmaya devam etti.

Güneydoğu Anadolu’da 18 yaşından önce evlendiğini belirtenlerin oranı yüzde 26,3’ten yüzde 18,8’e, Kuzeydoğu Anadolu’da ise yüzde 26,7’den yüzde 19,8’e düştü.

Araştırmada bu oranların, ilgili yıllarda ankete katılan kişilerin ilk evlenme yaşlarını gösterdiği, o yıllarda gerçekleşen yeni evliliklerin dağılımını ifade etmediği özellikle vurgulandı.

Kadınların yüzde 14,6’sı dayak ve kötü muameleyi boşanma nedeni olarak gösterdi

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, kadınlarla erkeklerin evlilik sorunlarına ilişkin verdiği yanıtlar arasındaki farklılık oldu.

2021 verilerine göre kadınların yüzde 14,6’sı dayak ve kötü muameleyi boşanma nedeni olarak bildirirken erkeklerde bu oran yalnızca yüzde 0,8 oldu.

Ekonomik sorunlarda da benzer bir farklılık görüldü.

Evlilikte harcamalar konusunda sorun yaşadığını belirten kadınların oranı yüzde 7 iken erkeklerde yüzde 0,6’da kaldı. Gelir yetersizliğini sorun olarak bildirenlerin oranı kadınlarda yüzde 6,9, erkeklerde yüzde 0,8 olarak kaydedildi.

Bu veriler, evlilik içindeki sorunların kadınlar ve erkekler tarafından farklı biçimlerde deneyimlendiğini ve ifade edildiğini gösterdi.

Araştırmaya göre Türkiye’de evliliğinden memnun olduğunu söyleyenlerin oranı ise oldukça yüksek.

2025 yılında evliliklerinden memnun veya çok memnun olduğunu belirtenlerin toplam oranı yüzde 92,49 oldu. Ancak memnuniyet oranı erkeklerde yüzde 94,82 iken kadınlarda yüzde 90,2’de kaldı.

SAMER, yüksek evlilik memnuniyetinin evliliklerde eşitsizliklerin ve sorunların bulunmadığı anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Yalnızca dini nikâhla evlilik büyük ölçüde azaldı

Araştırma, evliliklerin resmî kayıt altına alınmasında da önemli değişimler yaşandığını ortaya koydu.

Türkiye genelinde hem resmî hem dini nikâhın birlikte bulunduğu evliliklerin oranı 2006’da yüzde 85,9 iken 2016’da yüzde 97,1’e çıktı. Yalnızca dini nikâhla yapılan evliliklerin oranı ise yüzde 3,7’den yüzde 1,1’e geriledi.

En belirgin değişimlerden biri Güneydoğu Anadolu’da yaşandı.

Bölgede yalnızca dini nikâhla evliliklerin oranı yüzde 16,1’den yüzde 2,5’e düşerken hem resmî hem dini nikâhla yapılan evliliklerin oranı yüzde 74,8’den yüzde 97,2’ye yükseldi.

SAMER’e göre bu değişim, evliliklerin hukuki kayıt altına alınmasının güçlendiğini gösterse de eş seçimi, evlenme yaşı ve aile içindeki sorumluluklar bakımından eşitsizliklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Doğu ve Güneydoğu’da dört ve daha fazla çocuk isteyenlerin oranı yüksek

Araştırma, çocuk sahibi olmaya ilişkin beklentilerde de önemli bölgesel farklılıklar bulunduğunu gösterdi.

2016 verilerine göre dört veya daha fazla çocuk sahibi olmak isteyenlerin oranı Türkiye genelinde yüzde 32,9 iken Güneydoğu Anadolu’da yüzde 57,6’ya ulaştı.

Bu oran Ortadoğu Anadolu’da yüzde 46,9, Kuzeydoğu Anadolu’da ise yüzde 41 olarak belirlendi.

Böylece incelenen üç bölgenin tamamında dört ve daha fazla çocuk isteği Türkiye ortalamasının üzerinde kaldı.

Yaşlılıkta oğlunun yanında yaşamak isteyenler azalıyor

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de yaşlılıkta bakım ve birlikte yaşama tercihlerindeki değişim oldu.

Türkiye genelinde yaşlandığında oğlunun yanında yaşamak istediğini belirtenlerin oranı 2006 yılında yüzde 55 iken 2021’de yüzde 19,8’e geriledi.

Buna karşılık evde bakım hizmeti alma tercihi aynı dönemde yüzde 17,8’den yüzde 30,7’ye yükseldi.

Veriler, yaşlılıkta bakım sorumluluğunun geleneksel olarak erkek çocuklara yüklenmesine dayanan aile modelinin değiştiğine işaret etti.

Ancak SAMER, bu değişimin bütün bölgelerde aynı şekilde gerçekleşmediğini, aile içi dayanışma ve bakım beklentilerinin bölgesel farklılıklar göstermeyi sürdürdüğünü belirtti.

SAMER: Aile ortadan kalkmıyor, yeniden biçimleniyor

Araştırmanın sonuç bölümünde, Türkiye’de aile yaşamındaki değişimin yalnızca geleneksel aile yapısının zayıflaması veya aynı şekilde sürmesi üzerinden açıklanamayacağı vurgulandı.

SAMER’e göre eş seçiminde bireylerin karar alanı genişlerken ailelerin evlilik üzerindeki etkisi devam ediyor. Resmî nikâh yaygınlaşırken toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve bölgesel farklılıklar varlığını koruyor.

Araştırmada, Türkiye’de aile yaşamının geleneksel bağların tamamen ortadan kalktığı bir kopuştan çok, bireysel tercihlerin, aile ilişkilerinin ve bakım sorumluluklarının yeniden şekillendiği bir dönüşümden geçtiği sonucuna ulaşıldı.

Gündem Haberleri