10 soruda İliç’te geride kalan 882 gün: Ne tutuklu kaldı, ne kamu görevlisi var dosyada

GÜLSEVEN ÖZKAN | Dokuz işçinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 10 milyon metreküp liç yığınının kaydığı İliç Çöpler Altın Madeni faciasının ardından hazırlanan bilirkişi raporları; üst düzey yöneticilerin aldığı hatalı kararlardan çevre kirliliğine kadar ihmallere işaret etti. Ancak aradan 882 gün geçmesine rağmen davada tutuklu sanık kalmadı, kamu görevlileri ise hiç yargılanmadı. İşte İliç faciasında yaşananlar, dava süreci ve bugün gelinen nokta. 10 soruda İliç’te geriye kalan 882 gün…

GÜLSEVEN ÖZKAN

Dokuz işçinin yaşamını yitirdiği İliç faciası yalnızca bir iş cinayeti değil, çevre, denetim ve kamu sorumluluğu tartışmalarının da simgesi oldu. Facianın üzerinden geçen 882 günde dava dosyasında yaşananları 10 soruda derledik.

1- İliç Çöpler Altın Madeni'nde 13 Şubat 2024'te ne yaşandı?

Büyük ortağın Kanadalı şirket SSR Mining yanında Çalık'ın olduğu ve Anagold Madencilik'in 2010 yılı Aralık ayından itibaren altın üretimi yaptığı Çöpler Altın Madeni'nde 13 Şubat 2024 günü saat 14.28 sıralarında yığın liç sahasında 10 milyon metreküplük siyanürlü toprak kaydı. Hareket eden devasa kütle çalışma alanını saniyeler içinde kapladı. O sırada bölgede çalışan Adnan Keklik, Kenan Öz, Ramazan Çimen, Uğur Yıldız, Abdurrahman Şahin, Fahrettin Keklik, Mehmet Kazar, Şaban Yılmaz ve Hüseyin Kara toprak altında kalarak yaşamını yitirdi. Türkiye tarihinin en büyük çevre ve iş cinayetlerinden biri olarak kayıtlara geçen faciada toprak altında kalan işçilerden Uğur Yıldız'ın cenazesine faciadan 53 gün sonra 5 Nisan 2024'te ulaşıldı. İkinci cenaze 66 gün sonra Adnan Keklik'e ait olarak bulundu. Ramazan Çimen ve Kenan Öz'ün cenazeleri 3 Mayıs'ta çıkarıldı. Son beş işçinin naaşına ise Haziran ayının ilk haftasında ulaşıldı ve 9 Haziran 2024'te arama çalışmaları dokuz işçinin tamamına ulaşılmasıyla sona erdi.

2- Facia neden meydana geldi?

Çöpler Maden Sahası’na yönelik bilirkişi raporunda uzmanlarca yapılan analizde, yığının projeye uygunluğunun kontrol edilmediği, hareketliliği ölçecek cihazların bulunmadığı, dizaynın alana göre uygun yapılmadığı tespit edildi ve “hatalı proje, hatalı uygulama” notu yer aldı. Bilirkişi raporuna göre, İliç'teki maden faciası doğal bir heyelandan değil, “mühendislik ve işletme hatalarının birleşimi sonucu meydana geldi. Raporda, liç yığınının tasarım sınırlarının ötesinde büyütüldüğü, kapasite artışlarına rağmen yığının jeoteknik açıdan yeterince analiz edilmediği, sahada uzun süredir deformasyon ve çatlaklar gözlenmesine karşın üretimin durdurulmadığı belirtildi. Ayrıca drenaj sistemindeki yetersizlikler, aşırı sulama ve risk yönetimindeki eksikliklerin yığının dengesini bozarak kaymaya yol açtığı ifade edildi.

3- Resmi raporlar ve bilirkişi raporlarında hangi tespitler öne çıktı?

Raporda yığın liç alanına serilen toplam cevher miktarının yaklaşık 60 milyon ton olduğu bilgisine değinilirken, bilirkişi raporuna göre, yaklaşık 10 milyon metreküplük liç yığınının kaymasının ardından yapılan analizlerde çevresel kalite standartlarını aşan kirlenme tespit edildi. Yüzey ve yeraltı sularında bazı kirleticilerin yıllık ortalama (YO-ÇKS/ Yıllık ortalama çevresel kalite standardı) ve maksimum izin verilebilir (MAK-ÇKS/ Maksimum izin verilebilir çevresel kalite standardı) sınır değerleri aştığı, özellikle civa seviyelerinin çok sayıda su numunesinde çevresel kalite standardının üzerinde ölçüldüğü belirtildi. Raporda, yalnızca civa bulgularının bile su kaynaklarında kirlenme yaşandığını göstermeye yeterli olduğu değerlendirmesi yapıldı. Toprak analizlerinde ise toplam siyanürün yanı sıra arsenik, civa, kurşun, kadmiyum, nikel, bakır, çinko ve antimon gibi çok sayıda kirletici parametrede sınır değer aşımları belirlendi. Hava ölçümlerinde PM10 değerlerinin yasal sınırların üzerinde olduğu tespit edilirken, bilirkişi heyeti su, toprak ve hava analizlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda alıcı ortamlarda çevre kirliliğinin meydana geldiği kanaatine vardı. Raporda, “Bir veya birden den fazla numunede sınır değerleri geçen parametrelerin pH, Toplam Siyanür (TCN), Kükürt, Gümüş, Antimon, Arsenik, Bakır, Baryum, Civa, Çinko, Kadmiyum, Kobalt, Kurşun, Molibden, Nikel, Selenyum, Talyum, Titanyum, Vanadyum olduğu görülmüş, belirtilen bu parametrelerin çoğunun, Jenerik Kirleticiler tablosundaki 'kirleticilerin yeraltı suyuna taşınması ve yeraltı suyunun içilmesi' kriterinin üzerinde oldukları anlaşılmıştır” değerlendirmesi yapıldı. Raporlarda ana firma Anagold Madencilik’in, yığın liç sahasından kayan solüsyon içerikli toprak için hiçbir önlem almadığı ve kirletilmeye açık olan kuru dere yatağına akmasıyla toprağın kayması esnasında oluşan gaz ile hava kirliliğine yol açıldığı belirtildi. Sabırlı Deresi’ne akmasıyla toprak kirliliğine, yüzeysel ve yeraltı suyu kirliliğine yol açacak olması vurgulandı.

4- Olay ardından soruşturma kapsamında kimler gözaltına alındı ve tutuklandı?

Facia sonrası başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 şirket yetkilisinden 6’sı tutuklandı. Tutuklanan 6 kişi, baş mühendis Murat Bayraktar, mühendis Şenol Demir, vardiye amiri Soysal Doğan, saha sorumlusu Abdülkadir Cansız, saha yetkilisi Hüseyin Üstündağ ve şirket vekili Jain Ronald Guille olarak kayda geçti. İki kişi ise adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı. Faciadan 5 gün sonra, 18 Şubat'ta SSR Madenciliğin Başkan Yardımcısı ve Türkiye Ülke Müdürü Cengiz Demirci de gözaltına alındı. Demirci çıkarıldığı mahkemece aynı gün birkaç saat içinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olaydan 2 saat önce mail adresine çatlaklarla ilgili 3 fotoğraf gönderilen Demirci, “Ben saat farkı nedeniyle görmemişim. Olaydan 3 gün sonra maili gördüm” sözleriyle yurtdışında olduğunu belirterek kendisini savundu.

5-Şirket yöneticilere hangi suçlamalar yöneltildi?

Olaya yönelik hazırlanan iddianamede 5’i inen tutuklu 43 sanık hakkında “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak” ve “çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, 43 sanıktan 12’si asli, 31’i tali kusurlu bulundu. İddianamede tüm şüphelilerin, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak” suçundan 2 yıldan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Bu kişiler arasında, Demirci dışında Anagold’un büyük ortağı SSR Mining’in Global Projeler Başkan Yardımcısı John Harmse de yer aldı. Mayıs 2024’te hazırlanan bilirkişi raporunda Demirci de “asli kusurlu” bulurken, ”Olay günü olayın durum kendisine bildirilmiş olmasına rağmen ciddi bir iletişim ve yönetim mekanizmasının kurulmamış olması gereğince olayı yönetememiştir. Ayrıca risk durumunu yönetmeye çalıştığını ifadesinde de belirtmiştir. Durumu üst amiri Bill Mc Nevin’a iletmişse ve çeşitli kişilerle görüşmüşse de geç kalınmış, aksiyon alınamamıştır. Görev tanımında bulunan iletişim ve koordinasyon sağlanmasında yeterli mekanizmanın kurulmamış olmasından kaynaklı asli kusurlu addedilmiştir” ifadeleri kullanıldı. Ancak Demirci 800'ü aşkın gün boyunca duruşmaya bile hiç gelmedi. Ayrıca, şüphelilerden altın madenini o dönem işleten şirketin Kanadalı yöneticisi Iain Ronald Guille, Anagold Ülke Müdürü Cengiz Yalçın Demirci ve yurtdışından Türkiye’ye gelmeyen Anagold Operasyon Direktörü Kenan Özdemir hakkında “çevreyi taksirle kirletmek” suçundan adli para cezası talep edildi. Bu kişiler için toprak, su veya havada kalıcı etki bırakması halinde 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası da istendi.

6- İddianamede Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) onayı veren kamu görevlilerine yönelik neler yer aldı?

Mayıs 2024 tarihli bilirkişi raporunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 11 Mart 2024 tarihli yazısı ile Nihai Denetim Raporu’nun onaylandığı tespiti yapıldı. Öte yandan, 07 Ekim 2021 tarih ve 6421 kayıt sıra numaralı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararı veren yetkililerin “asli kusurlu” olduğu tespit edildi. İddianamede, ifadeler, dosyalar, ölçüm sonuçları ve adli tıp raporu gibi incelenen deliller sıralandı. Bunlar arasında bilirkişi raporları ve İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan “Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” da yer aldı. Bu kararda, 7 Ekim 2021 tarihli Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna onay veren ve imzası bulunanlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar alındığı belirtiliyordu. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, “07.10.2021 tarih ve 6421 kayıt sıra numaralı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda onay ve/veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri hakkında üzerlerine atılı suçların unsurları itibarıyla oluşmamış olması nedeniyle kamu adına ayrı ayrı kovuşturmaya yer olmadığına” deniyordu. Ayrıca, “ihbar dilekçelerinde şikâyetçi olunan ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında görevli kamu görevlileri ve diğer kişiler hakkında dosyadaki bilirkişi raporlarında herhangi bir kusur yüklenmediği belirtilerek kamu adına ayrı ayrı kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildiği ifade edildi.

7- ÇED ile gündeme gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum dosyanın neresinde? Kamu görevlileri dosyadan nasıl çıkarıldı?

Mahkeme heyetinin de değiştiği dava dosyasına yönelik şimdiye kadar önemli gelişmeler yaşandı. Bunlardan biri kamu görevlilerinin faciadaki sorumluluğuna dair oldu. Aralarında ODTÜ gibi yükseköğretim kurumlarındaki akademisyenlerin de olduğu 11 kişilik heyet tarafından 23 Mayıs 2024 tarihli 262 sayfalık bilirkişi raporu hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Raporda ihmaller sıralanırken kayan toprağın suya, toprağa ve çevreye zarar verdiği ifade edildi. Raporda, o dönem Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Murat Kurum’un imzası bulunan 7 Ekim 2021 tarih ve 6421 kayıt sıra numaralı “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararı” veren yetkililer “asli kusurlu” olarak görüldü. Ancak Ekim 2024'te Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlanan bilirkişi raporunu "kamu görevlilerinin sorumluluğun değerlendirilmesi" açısından yetersiz buldu ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verdi.

Bunun üzerine İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na 22 Kasım 2024’te Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarını kapsayan yeni bilirkişi raporu sunuldu. Raporda 9 kişinin hayatını yitirmesine neden olan olayın ÇED raporuyla ilişkilendirilemeyeceği savunularak "ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır" ifadeleri kullanıldı. Savcılık Aralık 2024’te, ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri hakkında, üzerlerine atılı suçların unsurları oluşmamış olması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verdi.

8- Bölge halkı ve çevreciler madene nasıl bakıyor?

İliç’te bir kesim ekonomik gerekçelerle madenin yeniden faaliyete geçmesini talep ederken, diğer kesim çevresel riskler konusunda endişe taşıyor. Bölgeki halkı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya. 31 Mart 2024’te görevini devreden Çöpler Köyü eski muhtarı Mahmut Öz, maden öncesinde geçim kaynağının tarım, hayvancılık ve arıcılık olduğunu, ancak köylülerin büyük bölümünün zamanla madende çalışmaya başladığını söyledi. Öz, madenin kapanmasıyla birlikte işsizliğin arttığını belirterek köyde 47 kişinin işsiz olduğunu, nüfusun 450’den 300’e düştüğünü ifade etti. İlçede yüzlerce evin kiralık ya da satılık olduğunu dile getiren Öz, esnafın da zor durumda olduğunu kaydetti. Öte yandan bazı bölge sakinleri ise maden faaliyetlerine karşı çıkıyor. Bazı çevreciler ise, resmi raporlara atıfta bulunarak madenin yeniden açılmasına karşı olduklarını dile getiriyor. Bu kesime göre en kritik sorun maden sahasının konumu. Çevreciler, atık depolama alanının Fırat Nehri havzası içinde yer aldığını ve sınır aşan uluslararası bir su sistemini etkileyebilecek bir noktada bulunduğunu belirterek olası bir riskin yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunuyor. Deprem ardından oluşacak risklere dikkat çekiyor. Alınan önlemleri yetersiz bulan bazı çevreciler madenin tekrar faaliyete geçmemesi gerektiğini savunuyor.

9-Anagold hangi önlemleri aldı?

Öte yandan Anagold, maden sahasında üretim modelinin değiştirileceğini açıkladı. Şirket, yığın liçi yönteminin terk edileceğini, yeni dönemde yalnızca kapalı devre sülfit tesisinde üretim yapılacağını bildirdi. Bu yöntemle çevresel ve iş güvenliği risklerinin en düşük seviyeye indirilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Şirket yetkililerinin Kısal Dalga'ya verdiği bilgiye göre, Sabırlı Deresi üzerindeki merkez kapatıldı ve iki baraj seddesi inşa edildi. Su kontrolü amacıyla yüksek yoğunluklu boru sistemleri ve drenaj hatları kuruldu, 4 kilometrelik altyapı hattı döşendi. Kayan siyanürlü toprağın geçirimsiz geçici depolama alanına taşındığı, kalıcı depolama için çalışmaların başlatıldığı belirtildi. Ayrıca Karasu Nehri ve çevresinden yaklaşık 5 bin su ve 400 toprak numunesi analiz edildiği, bölgede hava kalitesi izleme ağlarının kurulduğu ifade edildi.Anagold, 2010 yılından bu yana bölgeye 53 milyon dolar yatırım yapıldığını ve 2023 yılına kadar 93 ton altın üretildiğini bildirdi. Toprak kaymasının ardından geçen 21 ayda ise 10 ton altın üretilemediği belirtildi. Şirket, 370’i Anagold, 2 bin 200’ü taşeron firmalarda olmak üzere toplam 2 bin 570 kişinin işten çıkarıldığını açıkladı.

10- Duruşmalarda neler öne çıktı? Dosyada ve madende son durum ne?

Müşteki avukatlarının olay yerinde yeniden keşif yapılması ve Anagold A.Ş.’ye ait bazı kayıtlara el konulması yönündeki talepleri mahkeme tarafından kabul edilmezken Toprak kayması ardından yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi kamu görevlilerinin yargılanması için dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı, madeni işleten Anagold’un Ülke Müdürü Cengiz Yalçın Demirci dahil ihmalde sorumluluğu olanların yargılanmasını talep etti. Öte yandan madenin işletmesi de el değiştirdi. Çöpler Altın Madeni'nin yüzde 80'lik hissesi 1,5 milyar dolara Cengiz Holding'e satıldı. Kanadalı şirket imzaların atıldığını duyurdu. Holding yöneticileri madene giderek incelemelere başladı. SSR Mining’in hisselerini Cengiz Holding’e satmasının ardından geçtiğimiz aylarda Cengiz Holding Yönetim Kurulu Üyesi Şeref Cengiz, Anagold Madencilik Genel Müdür Vekili Ali Sert ve İliç Belediye Başkanı Mehmet Elçi madende bir araya geldi. Madenin açılması beklenirken şirketin ÇED için Bakanlığa başvuracağı öğrenildi. Öte yandan Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada duruşmalar boyunca tahliyeler oldu. 7 Temmuz'da görülen duruşma öncesi 2'si tutuklu 43 sanığın yargılandığı davada 2 tutuklu sanığın daha tahliyesine karar verildi. Böylece davada tutuklu sanık kalmadı. Mahkemenin ara kararıyla yeni bilirkişi heyeti oluşturulmasına hükmedildi. Bir sonraki duruşma 20 Ekim 2026 tarihine bırakıldı.

Özel Haber Haberleri