İliç’te neler oluyor? Adalet arayışı, geçim sıkıntısı ve şirketin madeni yeniden açma telaşı

İliç’te neler oluyor? Adalet arayışı, geçim sıkıntısı ve şirketin madeni yeniden açma telaşı
İliç Çöpler Altın Madeni faciasında duruşma günü. Bir yanda hayatını kaybeden işçiler için adalet mücadelesi verilirken diğer yanda köylerde halkın ne yaşadığını, çevrecilerin endişelerini, maden şirketinin çalışmalarını ve hukuki süreci araştırdık.

Gülseven ÖZKAN

Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş.’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te 10 milyon metreküp siyanürlü toprak kaydı. Faciada dokuz işçi hayatını kaybetti. Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Mart’ta başlayan davada bugün 5’incı duruşma görülecek. Davada 3’ü tutuklu 43 sanık, “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin adalet mücadelesi devam ederken madenin tekrar açılıp açılmayacağı konusundaki tartışmalar da sürüyor. Toprak kayması ardından yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi para tekliflerini geri çevirip kamu görevlileri ve Anagold Ülke Müdürü Cengiz Yalçın Demirci dahil ihmalde sorumluluğu olanların yargılanmasını talep ediyor. İliç merkez ile birlikte madenin bulunduğu Çöpler Köyü’nde ise halkın büyük bölümünün gündemi farklı.

15 yıllık maden işçisi hayvancılık yapmaya başladı

İliç’teki facia ardından madenin tekrar faaliyeti başlayıp başlamayacağı belirsizliğini korurken bölgedeki halkın gündeminde geçim derdi var. Maden açılmadan önce tarım, hayvancılık ve arıcılığın geçim kaynağı olduğu ilçede bazı aileler ilçeden ayrılırken bazıları başka işlere yöneldi. Onlardan biri de madende 15 yıl tesis operatörü olarak çalışan ve olaydan yaklaşık 8 ay sonra işten çıkarılan Sıddık Gün. Toprak kaymasının ardından işsiz kaldığı için zor günler geçirdiğini anlatan Gün hayvancılığa yönelmiş.

Maden şirketinin çıkardığı işçileri yeniden işe almadığını belirten Gün, verilen tazminatın yeteri kadar hayvan satın almaya yetmediğini ifade ederek borçla küçükbaş hayvan satın aldığını söyledi. Gün, “15 yıl madende çalıştım, gençliğim gitti, yeteri kadar koyuna para yetmedi, borçla 120 koyun aldım. Aldığım koyunların yarısı doğum yapmadı ama geçimimi daha iyi sağlıyorum” diye konuştu.

“Bölgede hayvan otlatacak mera kalmadı"

Bölgede hayvanları otlatacak meraların kalmadığını dile getiren Gün şöyle devam etti: “Maden açıldıktan sonra hayvanları otlatacak yerleri şirket tellerle çevirdi, aşağı tarafta nehir var, adım atamıyorsunuz, hayvanları suya götüremiyorsunuz, ortak kullanım alanları tellerin arasında kaldı. İliç merasında adım atacak yer yok, bizi baraja sıkıştırdılar. Maden açıldığında hayvancılığı bıraktığımız için önceden ilgilenmiyorduk, şimdi gördük bir şey kalmamış. Kendi yanlışımız da var.

“Çevre halkı madene bağımlı olmuş..."

İnsanların şirketin gözü önünde ölmesi firma için önemli değil. Doğru şekilde işimizi yapmaya çalıştık, yanlışları söylediğimiz için işsiz kaldık. Biz mal gibi değiliz, onlar piyade insan arıyor. İşten çıkan kişiler zor durumdalar ama hak ediyorlar, zamanında tepki verilmedi. Ben de zor günler geçirdim. İşten çıkanlar, bölge halkı da çözüm arıyor. Çevre halkı madene bağımlı olmuş ve rızık oradan geldiği düşüncesindeler. Geçmişte araba alamamış insan madenle birlikte para kazanınca mecbur açılmasını istiyor. Yönlendiriliyorlar. İnsanlar üzgün. Çevre için, insan sağlığı için, köylüler için madenin açılmasını istemiyorum. Burası topraklarımız. Yabancı sermayenin gelir yeri olmamalı. Ama benim gibi düşünlerin sayısı az. Bazı kişilerin tarım, hayvancılık düşüncesi var ama mera, arazi yok."

Gün, dedesinden kalan tarlayı babasının maden şirketine satmadığını ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı eliyle kamulaştırıldığını dile getirdi. Tarla için yaklaşık 10 yıldır mücadele ettiklerini anlatan Gün, açılan davayı yakın tarihte kazandıklarını belirterek gerekli ödemenin yapıldığını söyledi. Gün, “Mücadeleyi kazandık, Türkiye’yi bana verdiler gibi hissettim” dedi.

“İnsanlar sudan çıkmış balığa döndü"

31 Mart 2024’te görevi yeni isme devreden Çöpler Köyü Eski Muhtarı Mahmut Öz bölgedeki son gelişmelerle ilgili şu bilgileri verdi: "Maden açılmadan önce tarım, hayvancılık, arıcılık halkın geçim kaynağıydı. Köylülerin yüzde 90’ı şöförlükten işçiliğe kadar birçok alanda madene geçti. İnsanlar mesleklerini kaybetti, maden kapanınca sudan çıkmış balığa döndüler. Esnaf zor durumda. Eskiden kiralık ev bulunamazken şimdi dışarıdan gelip madende çalışanlar gitti. İlçe göç vermeye başladı. Sabırlı, Elmacık gibi yerlerde, yani bölgede 270 küsür ev kiralık veya satılık. Köyümüzde 47 kişi işsiz. Nüfus 450’den 300'e düştü. İnsanların başka ümidi kalmadı. İşsizlikten dolayı gençlerin, yöre halkının psikoloji bozuldu.”

"Anagold işten çıkardığı işçileri geri almıyor”

Öz, madenin yeniden faaliyete başlayacağına inandıklarını anlatarak, Anagold yetkililerinin işten çıkardığı işçileri geri alacağını söylemesine rağmen verilen sözün yerine getirilmediğini anlattı: "Çevre açısından maden köyümüz için ciddi risk taşımıyor, madene 300 metre uzağız. Sağlığı tehdit eden bir durum ortaya çıkmadı. Anagold okul, yol yaptı, halka sosyal destek verdi. Şu an kendi derdine düştü. İş alımında mülakat isteniyor. Şirket işten çıkardığı işçileri geri almıyor, oysa faaliyeti durduğunda tekrar alınacağına dair söz vermişlerdi. Halk onlara güvendi ama şimdi tepkili. Muhatap yok. Anagold gerekçeyi de tam söylemiyor.”

“Madende yaşanacak daha büyük felaket 10 ülkeyi etkiler”

Tartışmalar sürerken bazı çevreciler ise resmi raporları dayanak göstererek madenin tekrar faaliyete geçmesine karşı çıkıyor. Çevreci Sedat Cezayirlioğlu, madene ilişkin en büyük tehlikenin yer seçimi olduğunu belirtirken, atık barajının Fırat Nehri havzasını etkileyen, sınır aşan uluslararası bir su sistemi üzerinde yer aldığını söyledi.

“Burada yaşanacak daha büyük bir felaket yalnızca Türkiye’yi değil, Türkiye dahil 10 ülkeyi etkileyecek. Bu uluslararası bir çevre felaketine dönüşür” diyen Cezayirlioğlu, Meclis komisyonu raporuna göre İliç merkezli bölgede 11 diri fay hattı bulunduğunu, bunların 7 şiddetinin deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu, siyanürlü atık barajının ise aktif bir fay hattı üzerine kurulduğunu dile getirdi.

ilic-catlak-kisa-dalga-1280-001.png

Madende kullanılan kimyasallara da dikkat çeken Cezayirlioğlu, ortakları arasında Kanadalı şirketin bulunduğu maden sahasında Kanada’da yasaklı olan birçok kimyasalın kullanıldığını öne sürdü. Anagold Madencilik’in ait madende bugüne kadar yaklaşık 94 ton altın üretildiği vurgulayan Cezayirlioğlu, bu miktarın milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe denk geldiğini ve bunun yurtdışına aktarıldığını ifade etti. Cezayirlioğlu, “9 kişi hayatını kaybetti, sular kalıcı olarak zehirlendi ama asıl sorumlular ortada yok. Bu bir tiyatro” diye konuştu.

“Adalet istiyoruz, umut etmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz”

Faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın hukuk mücadelesi veren ablası Duygu Yıldız yaşanan sürece tepki gösterdi. Kamu görevlilerinin yargılanmadığını vurgulayan Yıldız, facianın Türkiye gündeminden düştüğünü anlatarak adalet arayışının artık sosyal medya üzerinden yürütülmek zorunda kalındığını vurguladı. Yargı sürecinde büyük bir adaletsizlik yaşandığını dile getiren Yıldız, “Başta Anadolu’nun genel müdürü Cengiz Yalçın Demirci bir gün içeride yatmadı. Ne duruşmaya geldi ne savunma yaptı. Yurt dışı yasağı vardı, o da kaldırıldı. Madenin genel müdürünün bu katliamda nasıl bir sorumluluğu olmaz, bunu ailece idrak edemiyoruz” diye konuştu. Bilirkişi raporlarında yaşanan değişikliklerin dikkat çekici olduğunu söyleyen Yıldız, “Bir oyun var orada, önceden karar verilmiş, nasıl ilerleneceği belirlenmiş. Bu benim şahsi fikrim ama o şekilde ilerleniyor” ifadelerini kullandı.

Yıldız, “Bu ülkede suç işleniyor. Suçu işleyen hayatına devam ediyor ama o suçtan etkilenen aileler bu acıyla yaşamaya devam ediyor. Biz adalet istiyoruz. Umut etmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Duruşma önce Yıldız ailesi, sivil toplum örgütleri, vatandaşlar, çevreciler, siyasi parti temsilcileri ile birlikte yürüyüş düzenleyerek adliye önünde basın açıklaması yaptı. Aile faciada ihmali bulunan üst düzey isimlerin yargılanmasını ve adaletin sağlanmasını istedi.

adliye-onunde-eylem-son-ilic.png

Kamu görevlileri için dosya AYM’ye taşındı

Akçay Taşçı ise, kamu görevlilerinin yeni oluşturulan bilirkişi heyetinin raporuyla takipsizlik kararıyla doyadan çıkarıldığını anlatarak, “Yapılmak istenenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerini temize çıkarmak olduğu açık. Bu nedenle tarafımızca bu takipsizlik kararına karşı Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz ettik. Bu itirazımız gerekçesiz olarak reddedildi. Anayasa Mahkemesi’ne ( AYM) başvurduk. Davada geldiğimiz aşama ise koca bir utanç” dedi.

“Tutuklu sanıkların ikisi son celsede tahliye edildi. Diğer sanıkların tahliyesi ise an meselesi” diyen Taşçı, sanıkların 8’inin Erzincan’da mahkeme huzurunda dinlediğini, önemli isimlerin başka mahkemeler aracılığıyla dinlendiğini belirtti. Taşçı, “Şimdiye kadar tek bir talebimizi dahi kabul etmeyen, hatta bazı taleplerimiz konusunda karar dahi vermeyen bir mahkeme var” diye konuştu. Madenin yeniden açılması yönündeki taleplerine değinen Taşçı, ilçede başka geçim kaynaklarının tüketildiğini vurgulayarak sorunun devlet politikasında olduğunu dile getirdi.

Anagold: 2 bin 570 kişi işsiz kaldı, yeni üretim modeline geçilecek

Yüzde 80’inin Kanadalı SSR Mining’e ait olan Anagold şirketi ise Kısa Dalga’ya verdiği bilgide, yeni dönemde yığın hiç yöntemi terk edilerek yalnızca kapalı devre sülfit tesisinde üretim yapılacağını açıkladı. Şirket yetkilileri, bu yöntemle çevresel ve iş güvenliği riskleri en düşük seviyeye inmesini hedeflediklerini belirtti. Yetkililerin verdiği bilgiye göre şimdiye kadar yapılan çalışmalar özetle şöyle:

" Sabırlı Deresi üzerindeki merkez kapatıldı.2 adet baraj seddesi inşa edildi.Su alma yapıları yüksek yoğunluklu boru sistemleri kuruldu.

Ani yağış ve akım artışına karşı drenaj hatları koruma altına alındı. 4 km uzuğnunda altyapı hattı döşendi. Kuruçeşme Havzası ile Bağıştaş Barajı’na yönelik boru sistemleriyle baz akım kontrolü sağlandı.

Kayan siyanürlü toprak jeoteknik olarak geçirimsiz özelliği olan geçici depolama alanına taşındı.

Toprağın uzun vadeli bertarafı için kalıcı depolama alınına taşınması çalışmalara başlandı. Bölgede toprak kaymasının çevreye etkisini gidermek için mühendislik çalışması yapıldı ve su kaynakları için benzer önlem alındı.

Facia ardından Karasu Nehri ve çevreden 5 bine yakın su, yaklaşık 400 toprak numunesi analiz edildi. Köyler de dahil bölgede hava kalitesini ölçmek için izleme ağları kuruldu. Kapalı sisteme geçiş için teknolojiye dayalı 3 milyar dolar maliyetli “sülfitli cevher zenginleştirme tesisi” kuruldu.

Yeniden üretime geçiş dönemine yönelik iş güvenliği ve sağlığı için yeni risk değerlendirme programı , yeni acil durum eylem planları hazırlandı, iş sağlığı ve güvenliği personeli sayısı yüzde 40 artırıldı, yeni eğitim programları uygulandı. Madende kritik noktalara otomatik kapatma sistemler, akıllı güvenlik izleme sistemi kuruldu. Yetkililer madene yönelik yapılan çalışmalar için SSR Mining tarafından 250 milyon dolar harcandığını söyledi.

2010 yılından bu yana il ve bölgeye 53 milyon dolar yatırım yapıldığını vurgulayan yetkililer 2023 yılına kadar madende 93 milyon ton altın üretimi yapıldığını belirtti.

Toprağın kayması ardından 21 ayda 10 ton altın üretilmediğini dile getiren yetkililer işten çıkarılan personel sayının 2 bin 570 olduğunu, bunların 370'inin Anagold, 2 bin 200’ünün taşeron şirketler bünyesinde olduğunu açıkladı. Madenin bölgedeki 50 bin kişiyi olumsuz etkilediğini ifade eden yetkililer, üretim hazır olduklarını belirterek Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) için Bakanlığa başvuracaklarını ifade etti.

ilic-kisa-dalga-2.png

Hukuki süreçte hangi önemli gelişmeler yaşandı?

Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Mart’ta başlayan davada bugün 5’incı duruşma görülecek. Davada 3’i tutuklu 43 sanık “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Bu kişiler arasında 23 Mayıs 2024 tarihli bilirkişi raporunda “asli kusurlu” olarak görülen ancak tutuksuz olarak yargılanan Anagold Ülke Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yalçın Demirci ve Anagold’un büyük ortağı SSR Mining Global Projeler Başkan Yardımcısı John Harmse de yer aldı.

Mahkeme heyetinin de değiştiği dava dosyasına yönelik şimdiye kadar önemli gelişmeler yaşandı. Bunlardan biri kamu görevlilerinin faciadaki sorumluluğuna dair oldu.

Aralarında ODTÜ gibi yükseköğretim kurumlarındaki akademisyenlerin de olduğu 11 kişilik heyet tarafından 23 Mayıs 2024 tarihli 262 sayfalık bilirkişi raporu hazırlanarak mahkemeye sunuldu. Raporda ihmaller sıralanırken kayan toprağın suya, toprağa ve çevreye zarar verdiği ifade edildi.

Raporda, o dönem Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Murat Kurum’un imzası bulunan 7 Ekim 2021 tarih ve 6421 kayıt sıra numaralı “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararı” veren yetkililer “asli kusurlu” olarak görüldü. Ancak Ekim 2024'te Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlanan bilirkişi raporunu "kamu görevlilerinin sorumluluğun değerlendirilmesi" açısından yetersiz buldu ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verdi.

Bunun üzerine İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na 22 Kasım 2024’te Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarını kapsayan yeni bilirkişi raporu sunuldu. Raporda 9 kişinin hayatını yitirmesine neden olan olayın ÇED raporuyla ilişkilendirilemeyeceği savunularak "ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır" ifadeleri kullanıldı.

Savcılık Aralık 2024’te, ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri hakkında, üzerlerine atılı suçların unsurları oluşmamış olması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verdi.

Bu karar ardından faciada hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın ailesi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu ancak itiraz reddedildi. Bunun üzerine aile kamu görevlileri hakkında verilen “kovuşturmaya yer olmadığına dair" kararı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.

“ÇED Olumlu” kararı Danıştay’dan döndü

Yargı süreci devam ederken 13 Şubat’taki facia öncesinde açılan davadan karar çıktı. Çöpler Altın Madeni için 7 Ekim 2021’de verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı” yargıdan döndü. Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un görevde olduğu süreçte verilen karara karşı çevrecilerin açtığı davada Danıytaş kararıyla Çöpler Altın Madeni’ne verilen “ÇED Olumlu Kararı” ve ruhsatlar iptal edildi.

Mahkemeye sunulan 508 sayfalık son bilirkişi raporunda neler var?

9’u profesör olmak üzere 13 kişilik heyetten oluşan ve Mahkeme’ye Kasım 2024’te sunulan 508 sayfalık son bilirkişi raporunda ise önemli bilgiler yer aldı. Buna göre, madende 12 Şubat akşamı başlayan deformasyon artışı 13 Şubat sabahı saat 08:00’da kritik eşiğe ulaştı. Alandaki operasyonun saat 10:50’de gönderilen bir e-posta ile “ikinci bildirime kadar durdurulması” kararı alındı.

Ancak solüsyon akışı saat 13:00’a kadar devam etti. Bu süreçte başmühendis Murat Bayrakdar tarafından alanın kapatılması talimatı verildi. İş Sağlığı ve Güvenliği ile Çevre birimi bilgilendirilerek jeoteknik brimden değerlendirme talep edildi. Ancak erişim kontrolünün tam uygulanamaması sonucu sabah saatlerinde bölgeden uzaklaşan personel çatlağın durumunu kontrol etmek, gözlemlemek, fotoğraf çekimi için yeniden alana giriş yaptı.

Böylece kazanın meydana geldiği saat olan 14:28 itibarıyla alan fiilen kapalı olsa da insan ve araç hareketi tam olarak durdurulamadı ve güvenlik zincirinde ciddi bir boşluk oluştu.

Raporda olayın meydana gelmesine neden olan unsurların uzun süreli birikim sonucu geliştiği açıkça görüldüğü, hazırlanan diğer bilirkişi raporlarında vurgulanan “öngörülebilirlik” ve “önleyici müdahale eksikliği” tespitinin olayın rastlantısal değil, teknik olarak tahmin edilebilir bir sürecin sonucu olduğunu gösterildiği belirtildi.

Zemin özelliği, tasarım, solüsyon, izleme sistemi ihmale yol açtı

Raporda, jeoteknik ekip tarafından da eksiklikler bildirilmiş olmasına rağmen gerekli ekipman ve teçhizatın zamanında sağlanmaması ve var olan ekipmanların efektif bir biçimde yığın izleminde kullanılamaması da bir eksiklik olarak görüldü. Raporda, “Olay, zemin özellikleri, tasarım parametreleri, solüsyon yönetimi, izleme sistemleri ve operasyonel karar zinciri arasındaki dengesizliklerin bir sonucu olarak meydana gelmiştir” ifadeleri yer aldı.

Çalışmada, “Özellikle toplanma alanındaki konteynerlerin şev-topuk hattına tehlikeli derecede yakın konumlandırılmış olması, kaymanın doğrudan can kaybına dönüşmesine yol açmıştır. Faz 4B projesi tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra toplanma alanı yerinin revize edilmediği anlaşılmaktadır” değerlendirmesi yapıldı.

Tasarımın hatalı olduğu belirtilen raporda,"Jeoteknik açıdan değerlendirmenin doğru ve zamanında yapılmayarak gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle ölümlü kazanın meydana geldiği düşünülmektedir” denildi. Bilirkişi heyeti, tasarım, inşaat, işletme ve dış tetikleyiciler başlıklarında ihmaller yaşandığını savundu.

Kusur durumu tespiti yapıldı

Heyet raporunda, “Tasarım firmasının deprem potansiyeli gibi daha büyük ölçekli yükleme söz konusundaki hesaplama ve değerlendirmelerinde bir sorun olduğu anlaşılmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Raporda, yeraltı ve yüzey suyu riskine yönelik, "Sızmalar, kaçaklar veya heyelan durumunda kirleticiler su kaynaklarına geçebilir” tespiti yapıldı. Zemin geçirimsizliği yönünden ise, "Yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) geomembranlar geçirimsizlik sağlar. Membranlarda oluşacak yırtılma veya delinmeler, siyanür ve ağır metallerin yeraltı sularına sızmasına neden olabilir” denildi.

Heyet, sanıkların kusur durumuna ilişkin de değerlendirmede bulundu. Ülke Müdürü Cengiz Yalçın Demirci için, “Kendisinin bu göreve olaydan yaklaşık bir hafta önce getirildiği, olaya kadar da yurt dışında bulunduğu, kendisinin bu tarihe kadar şirketin finansal sorumluluğunu üstlenmiş olduğu, bu bağlamda projenin sahada uygulanmasına ilişkin olarak bilgi sahibi olduğundan bahsedilemeyeceği, kendisinin herhangi bir yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla 'özene aykırı davranışının bulunmadığı’ ifade edilebilir” değerlendirilmesi yapıldı.

Raporda Operasyon Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Iain Ronald Guille, Anagold şirketinde kıdemli Geoteknik Müdendisi olan Ali Rıza Kalender'in "ağır derecede özene aykırı hareket ettiği", Operasyon direktörü Kenan Özdemir’in "özen yükümlülüğünü ağır derecede ihlal etttiği" tespiti yapıldı. GRE firmasında tasarım mühendisi olan Luis Quirindongo, Vinh LUU LE ve GRE firmasında kontrol mühendisi Kevin Gunesch, Anagold A.Ş. kapsamında proje departmanında alt yapı çalışmaları müdürü olarak 2024 yılı başlarına kadar görev yapan Kevin Joseph Regan için "ağır derecede özene aykırı davrandıkları” yönünde görüş bildirildi. Raporda Operasyon Direktörü olan Kenan Özdemir için de “özür yükümlüğünü ağır derecede ihlal etmiş olduğu” değerlendirilmesine yer verildi.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.