Fatma Nur öğretmenin ardından okul müdürleri ve uzmanlar okullardaki şiddeti anlatıyor

İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik'in öğrencisi tarafından öldürülmesiyle yeniden gündeme gelen okullarda güvenlik ve disiplin tartışmaları sürüyor. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan okul müdürleri Kısa Dalga'ya mevcut disiplin sisteminin etkisiz kaldığını, okullarda ciddi güvenlik açıkları bulunduğunu, yaşanan sorunları anlattı.

GÜLSEVEN ÖZKAN

İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 17 yaşındaki bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırıda biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı.

Eğitim camiasında büyük tepki yaratan olayın ardından okullarda güvenlik ve disiplin uygulamaları yeniden tartışılmaya başlandı. İstanbul'dan Hakkari'ye, İzmir'den Ağrı'ya Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan okul müdürleri, disiplin yönetmeliklerinin kâğıt üzerinde bulunduğunu ancak uygulamada bürokrasi, yetki sınırlamaları ve velilerin tutumu nedeniyle yaptırımların çoğu zaman etkisiz kaldığını belirtiyor. Müdürlere göre güvenlik görevlisi eksikliği ve caydırıcı olmayan cezalar, okullarda yaşanan şiddet ve akran zorbalığı gibi sorunların büyümesine neden oluyor.

Rehberlik sürecinden yoksulluğa

Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan okul yöneticileri, okullarda yaşanan disiplin, güvenlik ve iletişim sorunlarının tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu söyledi. İstanbul, İzmir, Hakkari ve Ağrı’da konuştuğumuz okul müdürleri; akran zorbalığından velilerin okula müdahalesine, rehberlik süreçlerindeki boşluklardan ekonomik koşullara kadar birçok başlığın okullardaki sorunları derinleştirdiğini dile getirdi.

İstanbul Büyükçekmece’de bir Anadolu lisesinde görev yapan ve kamu görevlisi olduğu için adının açıklanmasını istemeyen bir okul müdürü, disiplin kurallarının kâğıt üzerinde var olduğunu ancak uygulamada ciddi engellerle karşılaşıldığını söyledi. Müdüre göre disiplin yönetmeliği bulunsa da yaptırım süreçleri hem uzun hem de sınırlı. “Disiplin yönetmeliği var ama pratikte yaptırım uygulamak çok zor. Kurallar var fakat uygulamada birçok engelle karşılaşıyoruz. Riskli durumlarda bile süreçler çok yavaş ilerleyebiliyor” diyen eğitimci disiplin cezası verilmesi gerektiğinde bürokratik işlemlerin uzamasının caydırıcılığı azalttığını belirtti. Müdür, öğrenci hakkında okul değişiliği yönünde karar verildiğinde çoğu zaman çocuğun gideceği okulun da bu karara sıcak bakmadığını dile getirdi.

"Hastanelerin raporları her zaman okula ulaşamıyor"

İstanbul’daki müdür okullarda güvenliğin de çoğu zaman öğretmenlerin sorumluluğunda kaldığını anlatarak birçok okulda güvenlik görevlisi bulunmadığını söyledi. “Okulların önemli bir kısmında güvenlik görevlisi yok. Okul düzenini nöbetçi öğretmenler, öğrenciler sağlamaya çalışıyor” diyen müdür, rehberlik servislerinin önemli bir rol üstlendiğini ancak bu sürecin ailelerin tutumuna bağlı ilerlediğini ifade etti. Eğitimci, rehber öğretmenlerin sorun yaşayan öğrenciler için aileyi sürece dahil etmeye çalıştığını ancak her zaman sonuç alınamadığını belirterek şöyle konuştu: “Rehber öğretmen öğrencinin hastaneye sevk edilmesini önerebiliyor ama aile götürmezse okulun yapabileceği çok fazla bir şey kalmıyor. Hastaneden verilen rapor da çoğu zaman okula bildirilmiyor. Bu konuda takip edebileceğimiz bir mekanizma yok.”

İzmir'de de benzer sorunlar var

Benzer sorunların İzmir’de de yaşandığını söyleyen Karabağlar’da görev yapan başka bir okul müdürü, özellikle akran zorbalığı ve velilerin tutumunun disiplin süreçlerini zorlaştırdığını dile getirdi. Müdüre göre öğrenciler arasındaki zorbalık birçok okulda ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. “Öğrencinin hatasını kabul etmemesi en büyük sorunlardan biri. Hata yaptığını kabul etmiyor, öğretmeni suçluyor. Bu da disiplin sürecini zora sokuyor” diyen eğitimci, zorbalığın sadece mağdur öğrenciyi değil tüm sınıf ortamını etkilediğini söyledi. Ancak okul müdürü sorunun kaynağının sadece veli ve öğrenciye yüklemenin doğru olmadığını vurguladı. Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunların varlığına değindi.

İzmir’de görev yapan müdür, disiplin yaptırımlarının çoğu zaman davranışı değiştirmeye yetmediğini ifade ederken, “Veliler çoğu zaman çocuğu değil öğretmeni sorguluyor. ‘Öğretmen kim ki benim çocuğuma böyle konuşuyor?’ diyebiliyorlar. Öğretmen de bu yüzden çok dikkatli davranmak zorunda kalıyor” diyen müdür, velilerin doğrudan okula gelip öğretmenlerle tartışabildiğini ve bunun eğitim ortamını zorlaştırdığını belirtti. Müdüre göre sosyal medya da öğrencilerin davranışlarını etkileyen önemli faktörlerden biri.

Müdür, öğrencilerin davranışlarını etkileyen bir diğer unsurun da sosyal medya olduğunu, "Sosyal medya çok etkili. Öğrenciler orada gördükleri davranışları normal kabul edebiliyor. Bu da okul içindeki ilişkileri etkiliyor" sözleriyle ifade etti.

Doğu illerinde görev yapan okul yöneticileri ise disiplin sorunlarının sosyal ve ekonomik koşullarla daha doğrudan bağlantılı olduğunu söylüyor. Hakkari’de görev yapan bir ortaokul müdürü, özellikle akran zorbalığı ve şiddet olaylarının son yıllarda daha ağır vakalarla görülmeye başladığını ifade etti. Müdüre göre en büyük sorunlardan biri caydırıcı yaptırımların olmaması. “Bugün okullarda ciddi bir yaptırım yok. Caydırıcı bir ceza olmadığı için sorunlu davranışların önüne geçmek çok zor oluyor” diyen eğitimci, öğrencilerin davranışlarını sosyal medya ve çevresel etkilerin de şekillendirdiğini söyledi.

"Öğrencilerin gelecek kaygısı var"

Hakkari’de görev yapan okul müdürü ise, öğrencilerin gelecek algısının da değiştiğini belirtti. "Ortaokullarda güvenlik ve disiplin sorunları çok sık yaşanıyor. Akran zorbalığı ciddi bir problem. Çocuklar birbirlerinden etkileniyor, sosyal medyadan etkileniyor. Orada gördükleri davranışları okulda uygulamaya çalışıyorlar" diyen müdür, öğrencilerin kullandığı dilin de değiştiğini ve bunun okul ortamını etkilediğini şöyle anlattı:

“Öğrenciler artık farklı kelimeler kullanıyor. Birbirleriyle konuşma biçimleri bile değişti. Öğrencilerin gelecek algısı da değişmiş durumda. Çocukların önemli bir kısmı artık uzun vadeli bir eğitim hedefi kurmuyor. Herkes kolay para kazanmanın peşinde. Bu da eğitime bakışı değiştiriyor."

Sistem etkili işlemiyor

"Ciddi bir olay yaşandığında ilçe devreye giriyor ama hızlı işleyen, etkili bir sistem yok. Akran zorbalığı gibi durumlarda acil bir mekanizma olması gerekiyor" diyen müdür, okullarda yaşanan ağır disiplin olaylarında dosyanın ilçe disiplin kuruluna gönderildiğini, ancak bu sürecin her zaman sorunu çözmeye yetmediğini ifade etti. Müdür sorunların çözümünde aile ve okul arasında doğru iletişimin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Yoksulluk, ailedeki sorunlar çocuğa yansıyor

Ağrı’da görev yapan bir Anadolu lisesi müdürü ise disiplin sorunlarının önemli bir bölümünün yoksulluk ve aile içi sorunlarla bağlantılı olduğunu ifade etti. Müdüre göre öğrencilerin yaşadığı ekonomik ve sosyal koşullar okul içindeki davranışlara doğrudan yansıyor. Müdür, "Birçok öğrencinin ailesi ekonomik olarak zor durumda. Bu durum öğrencinin psikolojisini ve okula bakışını da etkiliyor" dedi.

“Aile içindeki problemler doğrudan okula yansıyor” diyen eğitimci, bazı bölgelerde öğretmenlerin öğrenciler üzerinde otorite kurmakta daha fazla zorlandığını söyledi.

Ağrı’daki müdür, öğrencilerin motivasyonunun da giderek azaldığını belirterek birçok öğrencinin üniversite hedefi kurmadığını ifade etti. “Bazı öğrenciler üniversiteyi hedefliyor ama birçok öğrenci için lise diploması yeterli görülüyor. Bu da öğrencinin disiplinini ve okula bağlılığını etkiliyor” diyen müdür, disiplin süreçlerinde rehberlik servislerinin devreye girdiğini ancak ailelerin her zaman iş birliği yapmadığını söyledi.

Farklı illerde görev yapan okul yöneticilerinin anlattıkları, okullarda yaşanan sorunların yalnızca güvenlik meselesi olmadığını gösteriyor. Müdürlere göre disiplin ve şiddet olaylarının arkasında aile içi sorunlar, ekonomik koşullar, velilerin tutumu, öğrencilerin gelecek beklentilerindeki değişim ve okul-aile iletişimindeki kopukluk gibi birçok faktör var. Eğitimciler bu nedenle çözümün yalnızca okul yönetimlerinin çabasıyla değil, eğitim sistemindeki açıkların kapatılması, aile, okul ve toplumun birlikte hareket etmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

Suç ve şiddet konusunda alanın uzmanı ne diyor?

Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddet Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Oğuz Polat, Türkiye’de şiddetin yalnızca sayısal olarak değil doz olarak da arttığını söyledi.

Prof. Dr. Polat, yaşanan olayların tekil vakalar olmadığını belirterek, “Her geçen gün Türkiye’de şiddetin artışına tanık oluyoruz ama bu şiddetin artışı sadece sayısal olarak bir artış değil, dozunda da çok büyük bir artıştan bahseder olduk” dedi.

“İki temel neden var: Silahlanma ve değer erozyonu”

Prof. Dr. Polat’a göre bu tabloyu ortaya çıkaran iki temel unsur öne çıkıyor. Bunlardan ilki bireysel silahlanmanın hızla artması. Prof. Dr. Polat, “Bireysel silahlanma inanılmaz düzeye çıktı. Hem ateşli silahtan bahsediyorum hem de kesici delici aletlerden, falçata gibi aletlerden bahsediyorum. Herkes üzerinde bir şey taşımayı kişiliğin bir sembolü olarak görmeye başladı" diye konuştu.

Prof. Dr. Polat, bunun okul ortamına da yansıdığını belirterek öğrenciler arasındaki şiddetin daha tehlikeli bir hal aldığını söyledi. “Eskiden akranlar arası şiddet vardı ama elinizde silah yoktu. Şimdi silah olunca yaralanmalı ve ölümlü olaylar artıyor" sözlerini kullandı.

“8 yaşındaki çocuk falçatayla tehdit edebiliyor”

Akran zorbalığının hem dünyada hem Türkiye’de yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Polat, ancak son yıllarda bu zorbalığın daha tehlikeli araçlarla yapılmaya başladığını vurguladı. Prof. Dr. Polat şöyle dedi:

“Artık 8 yaşındaki çocuk falçatayı kartondan kendi yapıp sınıf arkadaşını tuvalete çekip tehdit edebiliyor. Geçen gün bana gelen bir olay. Bu durum yalnızca çocukların sorunu olarak görülmemesi gerekiyor. Çocuklar belki buradaki en son suçlanacak kişiler. Bunu özellikle vurgulamak lazım."

Çocuklar neden şiddete yöneliyor?

Prof. Dr. Polat’a göre çocukları bu noktaya getiren iki tür neden var. Makro ve mikro nedenler. Makro nedenlerin başında yoksulluk, işsizlik gibi ekonomik sorunlar geliyor. Prof. Dr. Polat şu bilgileri verdi:

"Dünyanın her yerinde ekonomik durum kötüye gittiğinde şiddet olayları artar. Türkiye şu anda bunu yaşıyor. Mikro nedenler ise toplumdaki değer değişimi.Gücün tek değer haline gelmesi var. Şu anda güçlü olanın dediği olur anlayışı hakim. Saygı kayboldu, hiyerarşi kayboldu. Eskiden öğretmen saygı duyulan kişiydi. O kavramı tamamen kaybettik."

"Toplumda silah çok yaygın”

Türkiye’de silahlanmanın uzun yıllardır artarak devam ettiğini belirten Prof. Dr. Polat, “Ateşli silah edinmenin kolaylaştırılmasıyla başlayan bir süreç var. Bugün geldiğimiz noktada kayıt dışı silah sayısı inanılmaz yüksek. Silah üreten fabrikalar dört yıl sonrasına sipariş kabul ediyor. Artık sorunlar konuşarak değil, ‘kim daha güçlüyse onun dediği olur’ anlayışıyla çözülmeye çalışılıyor" dedi. Bu durumun günlük tartışmaları bile şiddet olayına dönüştürdüğünü söyledi.

"Okullarda dedektör bile tartışılıyor"

Şiddetin önlenmesi için dünya genelinde farklı yöntemler uygulandığını belirten Prof. Dr. Polat, Polat, bazı ülkelerde okullarda güvenlik önlemlerinin çok ileri düzeye çıktığını şöyle dile getirdi:

“Amerika’daki okullarda artık dedektörler var. Çünkü kesici delici alet ya da silah okula sokulmasın diye. Ama asıl mesele sadece güvenlik önlemleri değil.Akranlar arası şiddetin normal olmadığını öğretmemiz lazım. Okullarda yaşanan şiddetin en önemli boyutlarından birinin akran zorbalığı. Bir çocuk başka bir çocuğu arka tarafa çağırıyor, yarım saat dövüyor. Çevresinde 50 kişi film izler gibi seyrediyor. Biz önce akranlar arası şiddetin yapılmaması gereken bir şey olduğunu öğretmek zorundayız.”

“Toplumlar kurallarla yaşar. Biz kurallarımızı kaybettik"

”Cezaların caydırıcı olması gerektiğini" belirten Prof. Dr. Polat, mevcut sistemin bu etkiyi yaratmadığını ifade etti. “Şiddet niye cezalandırılır? Caydırıcı olsun diye. Ama siz suça ceza verip ardından af çıkarırsanız ya da denetimli serbestlik derseniz, o zaman insanlar ‘yaparım, bir süre sonra çıkarım’ diye düşünür" diye konuştu.

“Çocuklar ailede gördüğünü okula taşıyor”

Prof. Dr. Polat’a göre lise çağındaki gençlerin şiddete yönelmesinin en önemli nedenlerinden biri de aile ortamı.“Çocuk ailesinde gördüğü atmosferi yaşıyor. Okulda görüyor, çevresinde görüyor. Sonra da ‘demek ki hayat böyle yürür’ diyor. Bu nedenle yalnızca okullara yüklenmenin sorunu çözemez" diyen uzman, okulların sosyalleşmenin merkezi olduğunu ifade etti.

Çözüm ne?

Prof. Dr. Polat, çözümün önemli bir kısmının da okul ortamının güçlendirilmesinden geçtiğini dile getirdi. Prof. Dr. Polat, "Çocuğun sosyalleştiği ortam okuldur. Okulu güçlendirmek zorundayız. Okullarda disiplin açısından okul polisi kavramını yeniden düşünmek gerekiyor" diye konuştu.

Özel Haber Haberleri