Fatma Nur öğretmenin ardından okul müdürleri ve uzmanlar okullardaki şiddeti anlatıyor

Fatma Nur öğretmenin ardından okul müdürleri ve uzmanlar okullardaki şiddeti anlatıyor
İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik'in öğrencisi tarafından öldürülmesiyle yeniden gündeme gelen okullarda güvenlik ve disiplin tartışmaları sürüyor. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan okul müdürleri Kısa Dalga'ya mevcut disiplin sisteminin etkisiz kaldığını, okullarda ciddi güvenlik açıkları bulunduğunu, yaşanan sorunları anlattı.

GÜLSEVEN ÖZKAN

İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 17 yaşındaki bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırıda biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı.

Eğitim camiasında büyük tepki yaratan olayın ardından okullarda güvenlik ve disiplin uygulamaları yeniden tartışılmaya başlandı. İstanbul'dan Hakkari'ye, İzmir'den Ağrı'ya Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan okul müdürleri, disiplin yönetmeliklerinin kâğıt üzerinde bulunduğunu ancak uygulamada bürokrasi, yetki sınırlamaları ve velilerin tutumu nedeniyle yaptırımların çoğu zaman etkisiz kaldığını belirtiyor. Müdürlere göre güvenlik görevlisi eksikliği ve caydırıcı olmayan cezalar, okullarda yaşanan şiddet ve akran zorbalığı gibi sorunların büyümesine neden oluyor.

İstanbul Büyükçekmece’deki bir Anadolu lisesinde görev yapan ve kamu görevlisi olduğu için adının açıklanmasını istemeyen bir okul müdürü, okullarda disiplin uygulamalarının pratikte birçok engelle karşılaştığını söyledi. Müdüre göre sistemde kurallar bulunmasına rağmen uygulama aşamasında ciddi boşluklar var.

“Pratikte yaptırım, uygulamak çok zor”

Okul müdürü, disiplin yönetmeliğinin kâğıt üzerinde var olduğunu ancak uygulamada birçok sınırlama bulunduğunu, “Disiplin yönetmeliği var ama pratikte yaptırım uygulamak çok zor. Kurallar var fakat uygulamada birçok engelle karşılaşıyoruz. Riskli durumlarda bile süreçler çok yavaş ilerleyebiliyor" sözleriyle anlattı.

Disiplin sorunlarında ilk adımın çoğu zaman rehberlik servisi olduğunu söyleyen müdür, rehber öğretmenlerin öğrenciyi ve ailesini sürece dahil etmeye çalıştığını söyledi. Müdür, “Bir sorun olduğunda rehber öğretmen devreye giriyor. Aile çağrılıyor, öğrenciyle görüşülüyor ve gerekiyorsa hastaneye sevk edilmesi öneriliyor" dedi.

Eğitimci, bazı durumlarda ailelerin bu sürece yeterince dahil olmadığını belirterek, “Rehber öğretmen hastaneye sevk edilmesini önerse bile bazen veliler öğrenciyi götürmüyor" sözleriyle dile getirdi.

“Okullarda güvenlik görevlisi eksik”

Müdür, birçok okulda güvenlik görevlisinin bulunmadığını ve güvenliğin büyük ölçüde öğretmenlerin sorumluluğunda kaldığını anlatarak, “Okulların önemli bir kısmında güvenlik görevlisi yok. Okul düzenini nöbetçi öğretmenler sağlamaya çalışıyor" dedi.

Disiplin cezası verilmesi gerektiğinde sürecin uzun ve bürokratik olduğunu ifade eden müdür bunun da caydırıcılığını azalttığını dile getirdi. Müdür, “Bir öğrenciye ceza verilmesi gerektiğinde çok sayıda belge hazırlanıyor ve süreç uzuyor. Bu da caydırıcılığı azaltıyor" diye konuştu.

“Veliler çoğu zaman öğrenciyi savunuyor”

Okul müdürü disiplin sorunlarında velilerin tutumunun da önemli bir etken olduğunu anlattı. “Çoğu zaman veliler öğrenciyi savunuyor. Hatta bazen veliler okuldan çeşitli belgeler talep ederek süreci zorlaştırabiliyor" diyen eğitimci, öğrencilerde görülen davranış problemlerinin önemli bir bölümünün aile ortamıyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Eğitimci, “Birçok davranış sorununun temelinde aile yapısı var. Aile içinde yaşanan sorunlar doğrudan okula yansıyor" dedi.

“Cezalar yeterince caydırıcı değil”

Son yıllarda okullarda yaşanan olayların öğretmenlerde tedirginlik yarattığını belirten müdür disiplin yaptırımlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Okullarda yaşanan bazı olaylar öğretmenleri de tedirgin ediyor. Mevcut cezalar çoğu zaman caydırıcı değil" sözleriyle savundu.

Müdür, disiplin sorunlarının çözümünün yalnızca okul yönetimiyle sınırlı olmadığını belirterek, “Okul, aile ve toplum birlikte hareket etmeden bu sorunların çözülmesi mümkün değil” dedi.

"Ruhsal ve psikolojik sorunu, sağlık sorunu olan çocuk takip edilemiyor"

Okul müdürü, disiplin süreçlerinde özellikle psikolojik ve sağlık temelli vakalarda okul yönetiminin yetkisinin çok sınırlı olduğunu söyledi. Müdüre göre rehberlik servisi bazı durumlarda öğrencinin hastaneye yönlendirilmesini önerse de, süreç çoğu zaman aileye bağlı ilerliyor. Müdür, “Rehber öğretmen öğrenciyi hastaneye sevk edilmesi gerektiğini düşündüğünde bunu aileye bildiriyor. Ancak öğrenci hastaneye gitmek istemezse ya da aile götürmezse okulun yapabileceği çok fazla bir şey kalmıyor” dedi.

Okul yönetiminin sağlık sürecini takip edebilmesi için de etkili bir mekanizma bulunmadığını belirten müdür, bu durumun önemli bir boşluk yarattığını şöyle ifade etti.

“Öğrenci hastaneye sevk edilse bile sürecin gerçekten takip edilip edilmediğini kontrol edebileceğimiz bir sistem yok. Bu konuda net bir talep ya da denetim mekanizması da bulunmuyor.”

Eğitimci, bu tür durumlarda okulun çoğu zaman yalnız kaldığını ve disiplin süreçlerinin etkili şekilde ilerleyemediğini söyledi. Eğitimciye göre, özellikle psikolojik destek gerektiren vakalarda okul, aile ve sağlık sistemi arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulması gerekiyor.

İzmir'de durum ne ?

İzmir’in Karabağlar ilçesinde görev yapan başka bir okul müdürü de benzer biçimde Türkiye’de okullarda disiplin süreçlerinin giderek etkisizleştiğini ve okul yöneticilerinin ciddi güvenlik ve otorite sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Müdüre göre özellikle akran zorbalığı, velilerin okula müdahalesi ve yaptırımların caydırıcı olmaması okullardaki sorunların büyümesine neden oluyor. Müdür, öğrenciler arasındaki zorbalığın artık birçok okulda neredeyse “normalleşmiş” bir davranış gibi görülmeye başladığını belirtti.

Eğitimci, “Öğrencinin hatasını kabul etmemesi en büyük sorunlardan biri. Hata yaptığını kabul etmiyor, öğretmeni suçluyor, öğretmenin verdiği kararı sürekli sorguluyor. Bu da disiplin sürecini zora sokuyor” ifadelerini kullandı.

“Akran zorbalığı artık çok yaygın”

Okul müdürü, özellikle ortaokul ve lise çağındaki öğrenciler arasında akran zorbalığının ciddi bir sorun haline geldiğini söyledi. Eğitimciye göre zorbalık sadece mağdur öğrenciyi değil, tüm sınıf ortamını da etkiliyor. Müdür şöyle konuştu:

“Okulda zorbalık olduğunda dersin düzeni bozuluyor. Sınıftaki diğer öğrenciler de bundan etkileniyor. Bir öğrencinin davranışı bütün sınıfın eğitimini sekteye uğratabiliyor.”

Eğitimci, disiplin yönetmeliğinde uyarma, kınama ve okuldan uzaklaştırma gibi yaptırımlar bulunduğunu, ancak bunların çoğu zaman yeterince caydırıcı olmadığını şöyle ifade etti.

“Disiplin sürecinde uyarma, kınama, kısa süreli uzaklaştırma gibi cezalar var. Ama bu yaptırımlar çoğu zaman davranışı değiştirmeye yetmiyor. Özellikle ciddi zorbalık durumlarında daha caydırıcı yaptırımlar olması gerekiyor.”

“En büyük sorunlardan biri velilerin baskısı”

Müdürün dikkat çektiği bir başka sorun ise velilerin okullara müdahalesi. Velilerin çoğu zaman çocuklarının hatasını kabul etmediğini ve öğretmenleri hedef aldığını, “Veliler çoğu zaman çocuğu tehdit eden değil, çocuğa laf söyleyen öğretmeni sorguluyor. ‘Öğretmen kim ki benim çocuğuma böyle konuşuyor?’ diyebiliyorlar. Öğretmen de bu yüzden artık çok dikkatli konuşmak zorunda kalıyor" sözleriyle özetledi.

Bazı velilerin doğrudan okula gelip öğretmenlerle tartışabildiğini belirten müdür, bunun eğitim ortamını zorlaştırdığını, “Veli okula geliyor, öğretmenin sınıfta söylediği bir söz nedeniyle hesap sorabiliyor. Bu durum öğretmenin otoritesini zayıflatıyor" sözleriyle dile getirdi.

Müdür, okullarda görülen birçok davranış sorununun temelinde aile içi sorunların bulunduğunu, “Çocuk çoğu zaman kendisine sorulmadan, dinlenmeden büyüyor. Kendini ifade edemeyen çocuk okulda bunu başka şekilde gösteriyor. Biz okulda disiplin sorunları görüyoruz ama bunun kökeni çoğu zaman ailede" ifadeleriyle anlattı.

“Okul değiştirmek de kolay değil”

Okul müdürü İzmir'de de güvenlik konusunda da ciddi eksikler bulunduğunu şöyle özetledi:

“Her okulda güvenlik görevlisi yok. Okul ile aile arasında güçlü bir iletişim mekanizması da çoğu zaman kurulmuş değil. Bu da sorunların büyümesine neden oluyor. Disiplin sorunlarında öğrencinin başka bir okula yönlendirilmesi de her zaman mümkün olmuyor. Bir öğrencinin okul değiştirmesi için ilçe millî eğitim müdürlüğünün onayı gerekiyor. Bu süreç kolay işlemiyor. Özellikle bazı durumlarda öğrencinin başka bir okula yönlendirilmesi zor oluyor. Yasalar daha caydırıcı olmalı.”

Okul müdürüne göre disiplin sisteminin güçlendirilmesi ve yaptırımların daha caydırıcı hale getirilmesi gerekiyor. Eğitimci, “Okula zarar veren bir öğrenci varsa, maddi sorumluluk da doğmalı. Caydırıcı cezalar olması lazım. Mevcut yaptırımlar birçok durumda yetersiz kalıyor" ifadelerini kullandı.

"Sosyal medya da etkili”

Müdür, öğrencilerin davranışlarını etkileyen bir diğer unsurun da sosyal medya olduğunu, "Sosyal medya çok etkili. Öğrenciler orada gördükleri davranışları normal kabul edebiliyor. Bu da okul içindeki ilişkileri etkiliyor" sözleriyle ifade etti.

Son yıllarda artan şiddet olaylarının ardından okullarda güvenlik ve disiplin tartışmaları yeniden gündeme gelirken, okul yöneticileri sorunun yalnızca okul içinde çözülemeyeceğini vurguladılar. İzmir'de görev yapan okul müdürü, “Okul tek başına çözemez. Aile, okul ve toplum birlikte hareket etmezse bu sorunlar büyüyerek devam eder” diyerek uyarıda bulundu.

Hakkari'de de güvenlik ve disiplin sorunları artıyor

Hakkari’de görev yapan bir ortaokul müdürü de okullarda disiplin ve güvenlik sorunlarının giderek büyüdüğünü söyledi. Müdüre göre en büyük sorunlardan biri, mevcut sistemde caydırıcı yaptırımların bulunmaması.

“Bugün okullarda ciddi bir yaptırım yok. Caydırıcı bir ceza olmadığı için sorunlu davranışların önüne geçmek çok zor oluyor. Bir öğrenci sürekli sorun çıkarıyorsa, öğretmen de bir süre sonra o öğrenciyle uğraşmak istemiyor,” diyen eğitimci, akran zorbalığının kendi bölgesinde de yaygın olduğunu savundu.

"Herkes kolay para kazanmanın peşinde, çocuk da etkileniyor"

"Ortaokullarda güvenlik ve disiplin sorunları çok sık yaşanıyor. Akran zorbalığı ciddi bir problem. Çocuklar birbirlerinden etkileniyor, sosyal medyadan etkileniyor. Orada gördükleri davranışları okulda uygulamaya çalışıyorlar" diyen müdür, öğrencilerin kullandığı dilin de değiştiğini ve bunun okul ortamını etkilediğini şöyle anlattı:

“Öğrenciler artık farklı kelimeler kullanıyor. Birbirleriyle konuşma biçimleri bile değişti. Öğrencilerin gelecek algısı da değişmiş durumda. Çocukların önemli bir kısmı artık uzun vadeli bir eğitim hedefi kurmuyor. Herkes kolay para kazanmanın peşinde. Bu da eğitime bakışı değiştiriyor."

"Kimse çocuğun kusurunu kabul etmiyor”

Okullarda yaşanan sorunlarda velilerin tutumunun da önemli rol oynadığını söyleyen müdür ailelerin çoğu zaman çocuklarının hatasını kabul etmediğini ifade etti. Eğitimci şöyle dedi:

"Bugün en büyük sıkıntılardan biri şu: Kimse çocuğunun kusurunu kabul etmiyor. Herkes sorunu başka yerde arıyor. Okullarda ciddi disiplin olayları yaşandığında sürecin çoğu zaman bürokrasi içinde ilerliyor. Ciddi bir olay yaşandığında ilçe devreye giriyor ama hızlı işleyen, etkili bir sistem yok. Akran zorbalığı gibi durumlarda acil bir mekanizma olması gerekiyor. Bir öğrenciyi eğitim sisteminin dışına çıkarmak çok zor. Çocuk açık liseye geçse bile süreç devam ediyor. Sistem içinde kalmaya devam ediyor."

Okullarda yaşanan ağır disiplin olaylarında dosyanın ilçe disiplin kuruluna gönderildiğini belirten müdür, ancak bu sürecin her zaman sorunu çözmeye yetmediğini ifade etti. Eğitimci, "Ağır olaylarda dosya ilçe disiplin kuruluna gidiyor. Ama bu süreç her zaman sorunun kökten çözülmesini sağlamıyor" dedi.

“Ağır şiddet olayları giderek artıyor”

Müdür, son yıllarda okullarda daha ağır disiplin olaylarının yaşanmaya başladığını, "Eskiden daha sınırlı olaylar olurdu. Şimdi daha ağır vakalar görüyoruz. Bu olaylarda öğrenci kadar ailelerin tutumu da etkili oluyor" diyerek anlattı.

Hakkari'de okul müdürüne göre okullarda disiplin sorunlarının çözümü yalnızca okul yönetiminin sorumluluğunda değil. Müdür, “Okul, aile ve toplum birlikte hareket etmeden bu sorunların çözülmesi zor” diyerek eğitim sisteminde daha güçlü ve caydırıcı mekanizmalara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Ağrı'da neler yaşanıyor?

Ağrı’da görev yapan başka bir Anadolu lisesi müdürü de okullarda yaşanan disiplin sorunlarının önemli bir bölümünün sosyal ve ekonomik koşullarla bağlantılı olduğunu dile getirdi.

Müdüre göre özellikle aile yapısı ve öğrencilerin yaşadığı çevre, okul içindeki davranışlara doğrudan yansıyor. Okul müdürü, öğrencilerin davranışlarında aile içindeki sorunların belirleyici olduğunu, "Birçok öğrencinin yaşadığı sorunların temelinde aile var. Aile içindeki problemler doğrudan okula yansıyor. Bu da öğrencinin davranışlarına ve okul içindeki ilişkilerine etki ediyor" sözleriyle dile getirdi.

”Öğretmenler bazı bölgelerde daha fazla zorlanıyor”

Müdüre göre bazı bölgelerde öğretmenler disiplin konusunda daha büyük zorluklarla karşılaşıyor. "Bazı yerlerde öğretmenler öğrenciler üzerinde daha fazla etki kurabiliyor. Ancak bazı bölgelerde öğrenciler çok daha sert tepki verebiliyor, fiziksel olarak da daha agresif davranabiliyorlar" diyen eğitimci, yoksulluğa vurgu yaptı.

“Ekonomik koşullar öğrenciyi etkiliyor”

Ağrı’daki okul müdürü, öğrencilerin önemli bir kısmının ekonomik olarak zor koşullarda büyüdüğünü ifade etti. "Birçok öğrencinin ailesi ekonomik olarak zor durumda. Bu durum öğrencinin psikolojisini ve okula bakışını da etkiliyor" dedi.

“Aile içindeki kavgalar okula taşınıyor”

Müdüre göre aile içinde yaşanan çatışmalar öğrencilerin davranışlarına doğrudan etkili. Eğitimci, “Bazen aile içindeki kavgalar bile öğrencinin davranışlarına yansıyor. Öğrenci bu gerilimi okula taşıyabiliyor" diye konuştu.

"Birçok öğrencinin üniversite hedefi yok"

Okul müdürü, Anadolu liselerinde bile öğrencilerin önemli bir bölümünün üniversite hedefi kurmadığını söyledi. "Bazı öğrenciler üniversiteyi hedefliyor ama birçok öğrenci sadece lise diploması almayı yeterli görüyor. Bu da öğrencinin motivasyonunu ve disiplinini etkileyebiliyor" diyen eğitimci, Ağrı'da da disiplin cezalarının uygulanmasının da çoğu zaman kolay olmadığını ifade etti.

“Disiplin cezası verildiğinde hem öğrenci hem de aile tepki gösterebiliyor. Bu da süreci zorlaştırabiliyor" diyen müdür, okullardaki rehberlik servislerine şöyle dikkat çekti.

"Okul içinde çözülemeyen olaylar ilçe ya da il disiplin kuruluna sevk ediliyor. Ama bu süreçler de hızlı işlemeyebiliyor. Rehberlik servisi devreye giriyor. Rehberlik servisi öğrencilerle görüşmeler yapıyor, ailelerle iletişim kuruyor ve gerekirse öğrenciyi sağlık kurumlarına yönlendiriyor. Bazı aileler çocuğun sorun yaşadığını kabul etmiyor. Bu da çözüm sürecini zorlaştırıyor."

Ağrı'daki okul müdürü, disiplin sorunlarının yalnızca okulların çözebileceği bir mesele olmadığını belirterek, “Aile, okul ve toplum birlikte hareket etmeden bu sorunların çözülmesi mümkün değil” dedi.

Suç ve şiddet konusunda alanın uzmanı ne diyor?

Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddet Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Oğuz Polat, Türkiye’de şiddetin yalnızca sayısal olarak değil doz olarak da arttığını söyledi.

Prof. Dr. Polat, yaşanan olayların tekil vakalar olmadığını belirterek, “Her geçen gün Türkiye’de şiddetin artışına tanık oluyoruz ama bu şiddetin artışı sadece sayısal olarak bir artış değil, dozunda da çok büyük bir artıştan bahseder olduk” dedi.

“İki temel neden var: Silahlanma ve değer erozyonu”

Prof. Dr. Polat’a göre bu tabloyu ortaya çıkaran iki temel unsur öne çıkıyor. Bunlardan ilki bireysel silahlanmanın hızla artması. Prof. Dr. Polat, “Bireysel silahlanma inanılmaz düzeye çıktı. Hem ateşli silahtan bahsediyorum hem de kesici delici aletlerden, falçata gibi aletlerden bahsediyorum. Herkes üzerinde bir şey taşımayı kişiliğin bir sembolü olarak görmeye başladı" diye konuştu.

Prof. Dr. Polat, bunun okul ortamına da yansıdığını belirterek öğrenciler arasındaki şiddetin daha tehlikeli bir hal aldığını söyledi. “Eskiden akranlar arası şiddet vardı ama elinizde silah yoktu. Şimdi silah olunca yaralanmalı ve ölümlü olaylar artıyor" sözlerini kullandı.

“8 yaşındaki çocuk falçatayla tehdit edebiliyor”

Akran zorbalığının hem dünyada hem Türkiye’de yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Polat, ancak son yıllarda bu zorbalığın daha tehlikeli araçlarla yapılmaya başladığını vurguladı. Prof. Dr. Polat şöyle dedi:

“Artık 8 yaşındaki çocuk falçatayı kartondan kendi yapıp sınıf arkadaşını tuvalete çekip tehdit edebiliyor. Geçen gün bana gelen bir olay. Bu durum yalnızca çocukların sorunu olarak görülmemesi gerekiyor. Çocuklar belki buradaki en son suçlanacak kişiler. Bunu özellikle vurgulamak lazım."

Çocuklar neden şiddete yöneliyor?

Prof. Dr. Polat’a göre çocukları bu noktaya getiren iki tür neden var. Makro ve mikro nedenler. Makro nedenlerin başında ekonomik sorunlar geliyor. Yoksulluk, işsizlik… Prof. Dr. Poolat şu bilgileri verdi:

"Dünyanın her yerinde ekonomik durum kötüye gittiğinde şiddet olayları artar. Türkiye şu anda bunu yaşıyor. Mikro nedenler ise toplumdaki değer değişimi.Gücün tek değer haline gelmesi var. Şu anda güçlü olanın dediği olur anlayışı hakim. Saygı kayboldu, hiyerarşi kayboldu. Eskiden öğretmen saygı duyulan kişiydi. O kavramı tamamen kaybettik."

"Toplumda silah çok yaygın”

Türkiye’de silahlanmanın uzun yıllardır artarak devam ettiğini belirten Prof. Dr. Polat, “Ateşli silah edinmenin kolaylaştırılmasıyla başlayan bir süreç var. Bugün geldiğimiz noktada kayıt dışı silah sayısı inanılmaz yüksek. Silah üreten fabrikalar dört yıl sonrasına sipariş kabul ediyor. Artık sorunlar konuşarak değil, ‘kim daha güçlüyse onun dediği olur’ anlayışıyla çözülmeye çalışılıyor" dedi. Bu durumun günlük tartışmaları bile şiddet olayına dönüştürdüğünü söyledi.

"Okullarda dedektör bile tartışılıyor"

Şiddetin önlenmesi için dünya genelinde farklı yöntemler uygulandığını belirten Prof. Dr. Polat, Polat, bazı ülkelerde okullarda güvenlik önlemlerinin çok ileri düzeye çıktığını şöyle dile getirdi:

“Amerika’daki okullarda artık dedektörler var. Çünkü kesici delici alet ya da silah okula sokulmasın diye Ama asıl mesele sadece güvenlik önlemleri değil.Akranlar arası şiddetin normal olmadığını öğretmemiz lazım. Okullarda yaşanan şiddetin en önemli boyutlarından birinin akran zorbalığı. Bir çocuk başka bir çocuğu arka tarafa çağırıyor, yarım saat dövüyor. Çevresinde 50 kişi film izler gibi seyrediyor. Biz önce akranlar arası şiddetin yapılmaması gereken bir şey olduğunu öğretmek zorundayız.”

Prof. Dr. Polat’a göre toplum çok temel bir kavramı unuttu. “İnsanın vücudu kendisine aittir. İstemediği hiçbir şeyi başkasından görmek zorunda değildir. Ama biz bunu unuttuk" diyen Prof. Dr. Polat, şiddetin artmasının temel nedenlerinden birinin kuralların ve caydırıcılığın zayıflaması olduğunu söyledi.

“Toplumlar kurallarla yaşar. Biz kurallarımızı kaybettik"

”Cezaların caydırıcı olması gerektiğini" belirten Prof. Dr. Polat, mevcut sistemin bu etkiyi yaratmadığını ifade etti. “Şiddet niye cezalandırılır? Caydırıcı olsun diye. Ama siz suça ceza verip ardından af çıkarırsanız ya da denetimli serbestlik derseniz, o zaman insanlar ‘yaparım, bir süre sonra çıkarım’ diye düşünür" diye konuştu.

“Çocuklar ailede gördüğünü okula taşıyor”

Prof. Dr. Polat’a göre lise çağındaki gençlerin şiddete yönelmesinin en önemli nedenlerinden biri de aile ortamı.“Çocuk ailesinde gördüğü atmosferi yaşıyor. Okulda görüyor, çevresinde görüyor. Sonra da ‘demek ki hayat böyle yürür’ diyor. Bu nedenle yalnızca okullara yüklenmenin sorunu çözemez" diyen uzman, okulların sosyalleşmenin merkezi olduğunu ifade etti.

Çözüm ne?

Prof. Dr. Polat, çözümün önemli bir kısmının da okul ortamının güçlendirilmesinden geçtiğini dile getirdi. Prof. Dr. Polat, "Çocuğun sosyalleştiği ortam okuldur. Okulu güçlendirmek zorundayız. Okullarda disiplin açısından okul polisi kavramını yeniden düşünmek gerekiyor" diye konuştu.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.