GÜLSEVEN ÖZKAN
Marmara Denizi’nde geçen hafta yaşanan 170’i aşkın mikrodeprem yeniden gözleri Ana Marmara Fayı’na çevirdi. Avrupa Yerbilimleri Birliği’nin (European Geosciences Union – EGU) 2026 Genel Kurulu’nda sunulan yeni denizaltı akustik ölçümleri ise Kumburgaz Havzası’nın batısında yılda 10-15 milimetrelik sağ yanal sürünme olduğunu ortaya koydu. Çalışmada ana Marmara Fayı’nın batı yarısının kısmen süründüğü, doğu yarısının ise kilitli olduğu değerlendirilirken fayın M7’nin üzerinde deprem üretme potansiyelinin sürdüğü ifade edildi.
"Deprem büyüklüğü azalabilir"
Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş, EGU 2026’da sunulan denizaltı akustik ölçümlere göre Kumburgaz Havzası’nın batısındaki fayın yılda yaklaşık 15 milimetre yavaşça kaydığını belirtti. Yaklaşık 8 kilometrelik yumuşak sediman tabakasının bu hareketi emmesi nedeniyle derindeki sürünme oranının daha yüksek olabileceğini ifade eden Bektaş, “İstanbul batısındaki derin sürünme devasa bir deprem enerjisi (sismik moment) birikimini engelleyeceği için deprem büyüklüğü de azalabilir (M6+)” dedi.
Bektaş ayrıca, 1766 İstanbul depreminin yerinin tartışmalı olduğuna dikkat çekerek, “Fay kilitli değil, yılda 15 mm kayarak deprem enerjisini harcıyor. M<7” ifadelerini kullandı.
Bu veriler ardından bu sürünmenin fayda biriken deprem enerjisini ne ölçüde boşalttığı yeni tartışma konusu oldu.
40 yıldır deprem üzerine çalışan paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, bu hareketin Marmara’daki büyük deprem potansiyelini ortadan kaldırdığı yönündeki Prof. Dr. Bektaş'ın görüşüme ve benzer değerlendirmelere katılmadığını söyledi.
“Krip büyük depremi engelleyemez”
Dr. Ramazan Demirtaş, fayın bazı kesimlerinde sürünme görülmesinin büyük deprem potansiyelinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirtti.
Demirtaş’a göre krip, fayın jeolojik yapısına bağlı olarak belirli ve lokal kesimlerde meydana gelebilen yavaş bir hareket. Bu nedenle fayın bir bölümündeki sürünmeden hareketle fayın tamamında biriken gerilimin boşaldığı sonucuna varılamaz. Demirtaş, “Krip büyük depremi engelleyemez” dedi.
1766’daki iki büyük depremi hatırlattı
Demirtaş, sürünmenin büyük depremi engelleyebileceği yönündeki değerlendirmelere karşı Marmara’nın tarihsel deprem kayıtlarını örnek olarak verdi.
Marmara’da yaklaşık 260 yıl önce, 22 Mayıs 1766 ve 5 Ağustos 1766 tarihlerinde yaklaşık üç ay arayla iki büyük deprem meydana geldiğini belirten Demirtaş, her iki depremin de 7’nin üzerinde olduğunu vurguladı.
“260 yıl önce Orta Marmara ve Batı Marmara parçasında üç ay aralıklarla 22 Mayıs 1766 ve 5 Ağustos 1766 olmak üzere iki tane 7.0 üzerinde deprem oldu” diyen Demirtaş, bu tarihsel depremlerin sürünme tartışması açısından önemli olduğunu söyledi.
Demirtaş’a göre fayın belirli kesimlerinde sürünme bulunması aynı fay sistemi üzerinde 7 ve üzerindeki depremlerin meydana gelmesini engelleyen bir mekanizma olarak değerlendirilemez.
“15 mm/yıl’dan daha derinde daha fazla sürünme olabilir” iddiası
Demirtaş, Marmara Fayı’nın batı bölümünde yüzeyde ölçülen yaklaşık 15 milimetrelik hareketin daha derinde bundan daha büyük bir sürünmenin göstergesi olabileceği, derin sürünmenin gerilimin bir bölümünü boşaltabileceği ve bunun da oluşabilecek depremin sismik momentini azaltabileceği ve 6 şiddeti seviyesinde kalacağı yönündeki yoruma katılmadığını dile getirdi.
Demirtaş: “Bu sonuç çıkarılamaz”
Demirtaş ise ölçülen sürünme verilerinden böyle bir sonuç çıkarılamayacağını söyledi. Ana Marmara Fayı’nın batı yarısında, 10 kilometreden daha derinde 15 mm/yıl’dan daha yüksek bir sürünme olduğu varsayımının bu bölümün 7 ve üzerindeki deprem üretme potansiyelini ortadan kaldırdığının kanıtı olmadığını belirtti.
Demirtaş’a göre burada kritik mesele sürünmenin fayın hangi bölümünde ve hangi derinlikte gerçekleştiği. Demirtaş, “Krip, fayın sismik momentini düşürür, dolayısıyla M6+ deprem üretir” şeklindeki yaklaşımın Marmara’nın tarihsel deprem geçmişi dikkate alınmadan kesin bir sonuç olarak ortaya konulamayacağını savundu.
İsmetpaşa örneğini verdi
Demirtaş, sürünmenin büyük depremi engellemediğini anlatırken Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Bolu-Gerede kesimindeki İsmetpaşa örneğine dikkat çekti.
İsmetpaşa’da fay boyunca yüzey sürünmesi ölçüldüğü, ancak aynı segmentte 1 Şubat 1944 tarihinde M7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldiği bilgine değindi.
Demirtaş, bu örneğin sürünme ile büyük deprem arasında doğrudan bir “büyük deprem olmaz” ilişkisi kurulamayacağını gösterdiğini anlattı. Demirtaş, “Krip genellikle büyük deprem sonrası segmentlerin yüzey kırığı-yerdeğiştirme gelişmeyen çok lokal kesimlerinde gerçekleşir. Krip büyük depremi engelleyemez” dedi.
“Marmara’da M6+ dışında deprem olmaz” yorumuna karşı argüman
Demirtaş’a göre Marmara’nın bazı kesimlerinde sürünme ölçülmesi önemli bir bilimsel bulgu ancak bu bulgudan hareketle fayın büyük deprem üretme kapasitesinin ortadan kalktığı sonucu çıkarılamaz. Demirtaş ise özellikle 1766 yılında meydana gelen iki büyük depremi hatırlatarak, Marmara’daki güncel ölçümlerin tarihsel deprem kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Deprem tekrarlanma aralığı dolduğu an Marmara’da beklenen büyük deprem gerçekleşecektir” diyen Demirtaş, sürünme verilerinden hareketle Marmara’da yalnızca M6+ büyüklüğünde deprem beklenmesi gerektiği yönündeki yaklaşımın çok büyük bir yanılgı olduğunu savundu.
Marmara’daki son hareketlilikte ne olmuştu?
Tartışma, Marmara’da geçen hafta yaşanan mikrodeprem hareketliliğinin ardından yeniden gündeme geldi. AFAD verilerine göre Adalar açıklarında 170’in üzerinde mikrodeprem kaydedildi. Kandilli Rasathanesi ise 18 Ağustos saat 06.00 ile 20 Ağustos saat 13.00 arasında yaklaşık 20 kilometre yarıçaplı alanda 117 deprem çözümlendiğini açıklamıştı.