CENGİZ ERDİNÇ
İkinci evrim uzmanlaşmayla gelen parayı takip etti; teknoloji kullanımı, karmaşıklaşma ve politikleşme olarak belirdi. Yurt dışı hatların ötesine geçip, portatif wi-fi cihazlarıyla haberleşiyor, kurbanlarını araçlarına taktıkları GPS cihazlarıyla izliyorlardı.
Motosiklet de bu evrime uydu; başlangıçta bahis parasının “kasalar” arasında hızla aktarımı, uyuşturucu, silah teslimi ya da hırsızlık malının hızla kaçırılması gibi işlerde kullanıldı. Kameraları kör bırakan "çalıntı motor ve kask” formülüyle silahlı saldırı, yaralama ve cinayetlere terfi etti. Takibi çok güç olan yurt dışı hatlar ve sosyal medya üzerinden sağlanan devşirilen yeni elemanlar sayesinde faaliyetler, kolaylıkla İstanbul ve Adana gibi “merkez üslerden” farklı şehirlere yayıldı.
Sofistike eylemler yapıyorlardı. Örneğin, 2023 yılı başındaki Haliç saldırısı bir motosiklet, üç otomobil ve yaklaşık yirmi kişiyle istihbarat, takip, lojistik, silah, kaçış ve gizlenme gibi iç içe geçmiş karmaşık sekiz ayrı operasyondan oluşmuştu.
Teknoloji kapasitesi
Barış Boyun’un kelepçesine takılan mikrofon grubun Bulgaristan’da sahte uyuşturucu ya da dönüştürülmüş silah üretebilecek kapasiteye ulaştığını, Ambarlı’ya konteynere gizlenerek gelen kokaini kolayca dışarı çıkarabildiklerini göstermişti. Saralların fabrikasına dron ve ağır silahlarla yapılacak saldırı planları da son anda önlendi.
Casperlar, Europol’ün 2023 yılından itibaren Türk polisiyle paylaşmaya başladığı Sky ECC’nin şifresi çözülmüş mesajlarını 2024 yılından itibaren polisten para karşılığı edinecek kadar ileri gitti.
Daha önemlisi, sosyal medyada yaptıkları propagandada gayrimeşruyu açıkça savunarak silahları, araçları, hatta eylemleri açıkça göstererek bildiğimiz anlamda olmasa da suç dünyası içinde “politikleştiler”.
İsimleriyle adeta franchising verir gibi başka şehirlere atladılar, korku yayarken kolayca eleman devşirebildiler. Organize suçun etkili bir iletişim zincirinde hiyerarşik olarak yapılanmış, şiddet kaynaklarına yatırım yapan ve net üyelik sınırları çizen düzeninden, yani geleneksel yapısından ayrışıyorlardı. İletişim ve şiddet araçlarına yatırım vardı, ancak hiyerarşiyle değil ağ öbekleri biçiminde örgütlenmişlerdi, bir üyelik sınırı yoktu. Tıpkı yasal bir “girişim” gibi, kurşunlama ya da cinayet ihalelerini Telegram gruplarında en iyi teklife veriyorlardı.
Sınır ötesi
Yeni nesil çeteler sınır ötesiyle Gürcistan ya da Karadağ gibi ülkelerde bahis yazılımlarını işleten, sunucuları barındıran organizasyonlar sayesinde tanıştı. 2020-2021 yıllarında artan soruşturmalardan da bu ilişkilerle ve bu ülkelere kaçarak kurtuldular. Yasadışı göçmen trafiği Yunanistan’ı da bir atlama taşı olarak kullanmalarını sağladı. Avrupa’ya uzanan illegal koridorlar oluşturdular. Türkiye’ye yerleşen Rus suç ağlarıyla da ilişkileri vardı. İşte üçüncü evrim aşamasında sınır ötesine uzanırken, suçu bizzat işlemenin ötesinde bir hizmet olarak“yönetmeye” başladılar.
Hizmet olarak suç
Gürcistan’dan Karadağ’a geçen ve 4 Temmuz 2023 günü Karadağ’da yakalanan Binali Camgöz, sadece altı hafta sonra, ağustos ayının ortalarında adamlarını İzmir’den kiraladığı araçlarla İstanbul’a getirmiş, Türkiye’de gizlenen Vukotiç’i iki hafta boyunca aracına yerleştirilen cihazla takip etmiş, bu bilgilerle ihale ettiği cinayeti de Barış Boyun’un iki tetikçisi işlemişti. Camgöz, Vukotiç’i öldürmek için ant içmiş ve istihbaratçılarla içli dışlı Kavaçki klanının ileri gelenleriyle aynı hücreyi paylaşıyordu. Bu en az üç suç klanının dahil olduğu bir “suç hizmeti”ydi”.
Mahallelerde başlayan çatışmalar sınır ötesine atlamıştı, aynı mahallede, hatta aynı sokaklarda büyüyenler birbirlerini Avrupa şehirlerinde kovalıyordu. Yöneticilerin bir kısmı kaçtıkları ülkelerde polis soruşturmasına uğradı, yakalandı, ev hapsi ya da hapis cezası aldı, bir bölümü iade edildi. Buna rağmen faaliyetlerini hız kesmeden sürdürdüler; haraç, tehdit, kurşunlama ve cinayetlere devam edebildiler. Adeta başı, gövdesi olmadan kollarıyla her yere uzanan bir organize suç manzarası oluşmuştu. Öte yandan, ev hapsinde ya da hapishanelerde, iş birliği yaptıkları suç organizasyonları nedeniyle ya da doğrudan istihbarat servislerinin radarına girdiler.
Gen Z mafyası
Üçüncü evrimin geldiği noktayı Alman Federal Kriminal Dairesi (BKA-Bundeskriminalamt) Federal Organize Suç Durum Raporu 2025 gösterdi. Rapora göre Almanya’da geçen yıl 668 organize suç vakasına karışan 5 bin 266 şüphelinin 664’ü Türk vatandaşı ya da Türk kökenliydi. Raporda ilk kez Rus Avrasya organize suçları, Arnavutça konuşanlarla birlikte Türkiye doğumlu şüpheliler ayrı bir kategori olarak yer aldı. Ve şüphelilerin yüzde 13’ünü oluşturan göçmenler içinde Suriyelilerden sonra ikinci sırada yine Almanya’da doğmayan Türk vatandaşları var. 18 organize suç grubunda 139 Türkiye doğumlu şüpheli! BKA’ya göre “Gen Z Mafyası” olarak tanımlanan yeni nesil çatışma, şantaj ve cinayet girişimleriyle dikkat çekiyor, en önemlisi de ücret karşılığı “suç hizmeti” sunuyor.
Organize suç konusundaki araştırmalarıyla tanınan akademisyen Federico Varese 2020 yılında yayınlanan makalesinde buna “mafya transplantasyonu” diyor. Bir organize suç grubunun, ait olduğu topraklardan çıkıp başka bir ülkeye “yönetişim” dediği suç organize etme kapasitesini kullanacak kadar yerleşmesi.
Alman Federal Kriminal Dairesi’nin raporundaki “suç hizmeti” tam da bunu, yeni nesil çetelerin evriminde üçüncü aşamanın tamamlanması sayılabilecek transplantasyonu ima ediyor. Türkiye’den organize suç grupları daha önce de İngiltere, Hollanda gibi ülkelere “yerleştikleri ülkede suç hizmeti verecek kadar” yerleştiler. Aralarındaki rekabet yüzünden Pasaj Cinayetleri ya da bir yanında Baybaşinlerin olduğu Huckney Bombers-Tottenham Boysgibi Türkiye’ye de uzanan çatışma zincirlerine dahil oldular. Gelinen noktada ayrışarak çoğalan ve ittifaklar geliştiren yeni nesil çetelerin, çatıştığı Belçika, İspanya, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerde para, silah ve eleman sağlıyor olması, bu transplantasyonun Schengen bölgesine, Türk diasporasının bulunduğu ülkelere yayılabileceğini gösteriyor.
Türkiye açısından bakıldığında, çok sayıda üyesi operasyonlarla cezaevine konan çetelerin, dünyanın başka ülkelerinde, özellikle Güney Amerika’da olduğu gibi, cezaevlerini kontrol edebilme ve ilişkilerini, en önemlisi “yönetişimini” sürdürebilme riski.
Böyle bakıldığında, Devlet Bahçeli’nin önayak olduğu geleneksel yapının barış ve konsolidasyonu, yeni nesil çetelerin önünü açabilecek çatışmaları engellemeyi öngörüyor. Bunun ötesinde, Avrupa’daki yayılma da dikkate alındığında, yeni nesil çetelerin artık bir “milli güvenlik” sorunu olarak görüldüğünü söyleyebiliriz.
Böyle olduğunda da topyekûn bir savaş bataklığa değil, sineklere yönelecek. Oysa organize suçun kabuk değiştirmesini sağlayan etkenleri, akran zorbalığından başlayarak suça sürüklenen çocuklara, tribün şiddetine, silahlanmaya, yasadışı bahis ve kumar gibi faktörlere, yoksulluk, adaletsizlik ve cezasızlıktan beslenen suç iklimine kadar incelemek gerek.