CENGİZ ERDİNÇ
Suç “yönetişimi” ve mafya transplantasyonu 1
CENGİZ ERDİNÇ
MHP lideri Devlet Bahçeli Burhanettin Saral ve Sedat Şahin’i iki yanına alıp yıllar süren “çatışmayı” bitirdiğini ilan etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in Sedat Peker’in Türkiye’ye dönüşünü ima eden paylaşımı bunu izledi. Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz’ın “çakarlı” araçlarla yaptıkları memleket turu da bu tabloyu tamamladı. Bahçeli’nin bu hamlesi devletin yeni nesil çetelerle topyekün mücadelesini ima eden bir “set çekme” ya da “konsolidasyon çabası” olarak yorumlandı.
Sarallar-Şahinler çatışması 2004 yılında bir banka dolandırıcısına çöken Kamber Ocaklı’nın galerisinde ateşlenen silahlarla başladı. İki yıl sonra Sami Hoştan’ın araya girmesiyle sağlanan ateşkes 2014 yılında Vedat Şahin’in vurulmasıyla bozuldu. Bu ateşkesi bozan Yakup Kerem Saral’ın Sedat Şahin’e yönelik suikast hazırlığı da polis operasyonuyla önlenmişti.
Aynı günlerde Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü soruşturuluyor, Kozinoğlu’nun ölümü de dahil gerçekleşen kehanetleriyle tanınan Kurtlar Vadisi dizisinin yapımcı, senarist ve oyuncularının hem kamu görevlileri hem de organize suç figürleriyle ilişkisi tartışılıyordu. Kurtlar Vadisi gerçekte olmayan bir suç dünyası tasarlayıp, “konsey” gibi, “sefir” gibi varolmayan karikatürleri topluma gösterse de asıl olarak ima ettiği gerçek kişiler ve olaylar üzerinden organize suçun yapılanmasını, işleyişini, suç figürlerinin kamu görevlileriyle ilişkisini bir “yönetişim” becerisi olarak kamuoyunun zihnine yerleştirmesiydi.

“Yeni nesil” operasyonları
Yine aynı günlerde dizilerde boy veren Polat Alemdar, Çakır, Ramiz Dayı, İdris Koçovalı gibi hayali kahramanların repliklerini tekrarlayarak şiara dönüştüren, liderlerine “İstanbul’un Sefiri” gibi unvanlar yakıştıran yeni nesil çetelere karşı organize suç tarihinin belki en kapsamlı operasyonları yapıldı.
Operasyonlar, 22 Haziran’da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin savcılıklarına gönderdiği, suç örgütlerini hedef alan ve “sıfır tolerans” isteyen genelgeyle yoğunlaştı. Dalgalar halinde, 78 ile yayılan operasyonlar 3 bine yakın şüpheliyi kapsadı. İki binden fazla şüpheli tutuklandı, bir ay önce bu çetelerle bağlantısı olduğu ileri sürülen 818 kişinin varlıklarına tedbir konmuştu.
Şüpheli sayısı bakımından zengin bu operasyonların organize suça etkisi yıllara yayılan davalara sunulan deliller, bu delillerle mahkemelerde verilen kararlar ve daha önemlisi (kamuoyuna açıklanırsa) organize suça ait istatistiklerle anlaşılacak.
Operasyonların işe yarayıp yaramayacağını anlamanın yolu, mahalle çetelerinin ya da taraftar gruplarının üst üste operasyonlara rağmen nasıl bu noktaya geldiği üzerine düşünmek olabilir.
Bahis, uyuşturucu, silah
Yeni nesil çeteleşmenin ortaya çıkışı sadece dizilerle olmadı; bahis, kumar ve uyuşturucuyla gelen kara para, hızla yayılan silah kaçakçılığı, mahalleleri, çeperleri çevreleyen, sıkıştıran yoksulluk ve adaletsizlik, akran zorbalığı, bireysel silahlanma gibi çok fazla dinamik bu tabloyu yarattı. Gazi, Okmeydanı, Nurtepe gibi mahallelerde 15 Temmuz 2016’dan sonra ilan edilen ve 2018 yılına kadar yürürlükte kalan “Olağanüstü Hal” mahallelerde gayrimeşruya karşı -kimi zaman tartışmalı ilişkiler de olsa- bir baskı unsuru olan sol yapıları geriletti. Kimi iddianamelerde 15 Temmuz’da suç örgütlerine dağıtılan silahlardan söz edildi, bunun başka ilişkilere, kolaylıklara dönüşüp dönüşmediği meçhul kaldı.
Yeni nesil organize suç için ilk operasyon 2017 yılında Gazi Mahallesi'nde Volkan Reçber ve Arap Emrah arasındaki çatışmayla yapıldı. Aradan geçen dokuz yılın bilançosunda bir bölümü sınır ötesinde 200’den fazla cinayet, bunun iki katı saldırı, kurşunlama, bombalama, parçalanarak çoğalan ve ittifaklarla birleşen kırka yakın suç örgütü var. Hukuk cephesinde de en az 200 organize suç operasyonu, bu operasyonları izleyen birkaçı karara bağlanarak kesinleşmeyi bekleyen otuzdan fazla büyük dava bulunuyor.
Uzmanlaşma ve yayılma
İşte, organize suçun yeni nesil çetelere doğru evrilen kabuk değişimi de iddianamelerin satır aralarındaki bilgilerde yatıyor. Mahallelerdeki çete nüveleri ilk evrimini yasadışı bahis, uyuşturucu ve dönüştürülmüş silah ticareti gibi alanlara odaklanarak sağladı. Bu “uzmanlaşma” sayesinde pazarlar büyürken, ticaretin kaynakları değişti, daha ucuz mal temini için aracılar yerine sınır ötesinde ilişkiler kuruldu. Çeteler rekabet ve çatışma pahasına mahallelerin dışına taşıp diğer şehirlere doğru yayıldılar.
Bu işlerin asıl sahibi olan geleneksel organize suç figürleriyle bahis parası taşımak, gece kulüplerinde “kapı tutmakla” başlayan ilişkileri bedeli mukabili kurşunlama ve cinayete doğru ilerledi. Büyük grupların çatışmalarında taraf olup, vekalet savaşlarında karşı karşıya geldiler.
Taraftar grupları içinde şekillenen çete embriyoları benzer yoldaydı. Mahalle çetelerinden farklı olarak taraftar gruplarının alanı bizzat takımın kendisiydi. Tribün hakimiyeti ya da deplasmanlarda verilen düşük yoğunluklu savaşlarla uzun yıllardır birlikte davranmayı öğrenen bu gruplar ağ yapısının ilk nüvelerini oluşturdu. Bedava biletle gelen rantı, arkalarını geleneksel mafya figürlerine dayayarak paylaştılar, işlenen cinayetlerle şiddetin geçer akçe olduğu yapılara dönüştüler ve ayrıştılar. Ağlar taraftarlık üzerinden kolaylıkla başka şehirlere ve başka “sınıflara” uzandı. Yeni Bosna’nın Bağcıların çocukları burjuvazinin kaymak tabakasından kulüp yöneticileriyle aynı fotoğraf karesini paylaşıyor hatta aynı masada oturabiliyordu.
Cezaevinde suç ağı
Yeni nesil çetelerin dünyası cezaevlerinde kuruldu. Küçükçekmece’de Bayrolar-Eminanç gruplarına yönelik soruşturmada “Altay” kod adı verilen gizli tanık yeni neslin birbirlerini hırsızlık sanıklarının gönderildiği Silivri 5 Numaralı Cezaevi’nden tanıdığını anlattı: “O dönemde (2015-2018) tutuklanıp bu cezaevine gönderilen Polat Ay grubu, Can Dalton lakaplı Beratcan Gökdemir, Halil Ay, Uğurcan Gündoğmuş, Siirtli Naci, Tayfur Uçak, Kağıthane ve Sancaktepe grupları, Ayaz kardeşler grubunun tamamı birbirini Silivri 5 Nolu cezaevinden tanır. Şu anda ülke gündemine yansıyan tüm silahlı saldırı eylemlerini adını saydığım gruplar organize eder. Her grubun hakimiyet kurduğu ilçe ya da semtler vardır. Hiçbir grup diğerinin alanına karışmaz...” Gizli tanık bir tür suç akademisini ve daha önemlisi, hapiste kurulan/genişleyen ağları hırsızlıkla başlayıp organize suça evrilen yapıları tarif ediyordu. Bu “ilişki ağı” sayesinde işbirliğini de geliştirdiler. Barış Boyun’un 11 Temmuz 2019 gecesi Çıksalın’da Emrah Ayverdi’ye yönelik baskınını Gültepe ve Güngören’den katılan gruplarla birlikte yapmış, yine bir gece kulübünü beraberine aldığı iki ayrı gruptan yaklaşık yüz kişiyle basmıştı. İşbirliği ilerledikçe kimi cinayetlere birkaç örgüt birden katılacaktı.
YARIN: Karmaşıklaşma ve politikleşme
