Seçme ve seçilme hakkı rafta... Kayyım dosyası: 2016’dan 2024’e kayyımlar ne yaptı, ne yapmadı?

Seçme ve seçilme hakkı rafta... Kayyım dosyası: 2016’dan 2024’e kayyımlar ne yaptı, ne yapmadı?
15 Mart 2024'te yayımladığımız bu haberi, Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden alınarak yerine kayyım atanması üstüne tekrar yayımlıyoruz...

.

İNANÇ YILDIZ


HDP'nin seçimde kazandığı belediyeler 2016 yılından bu yana kayyımlar tarafından yönetiliyor. 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde AKP’nin ilk defa tek başına iktidar olamaması ile başlayan, akabinde Kürt sorununda çözüm sürecinin bitirilmesi ile artan gerilim, kentlerde çatışmalara neden oldu.

7 Haziran’da AKP yüzde 40,8 oy alırken HDP oyları 13,1'e yükseldi ve 80 milletvekili çıkardı. Parlamentodaki aritmetik koalisyon hükümetini zorunlu kılıyordu. AKP MHP ve CHP’nin kapsın çaldı ancak hükümet kurulamadı.

1 Kasım 2015 tarihinde seçimler tekrarlandı ve bu sefer AKP tek başına iktidar oldu.

7 Haziran seçimleri sonrasındaki en önemli gelişmelerden birisi Dolmabahçe Sarayında yapılan görüşmelerin, yani "çözüm süreci"nin noktalanmasıydı.

2015-2016 yıllarında Kürt bölgelerinde öz yönetim ilanlarından dolayı gerginlik tavan yaparken, diğer yandan Gülenci askerlerin 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi ile birlikte AKP iktidarı tarafından ilan edilen olağanüstü hâl (OHAL) ile yeni bir sürece girildi. Binlerce kamu emekçisi Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilirken, bunun Kürtlere etkisi ise belediyelerine kayyım atamaları olarak döndü.

1552647200593-kayyim.jpg

1552647200593-kayyim.jpg

2016’dan 2019’a kayyımlar tutuklamalar…

İçişleri Bakanlığı tarafından 11 Eylül 2016 tarihinde itibaren Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) kazandığı 95 belediyeye kayyım atandı ve 93 belediye eş başkanı ile yüzlerce belediye meclis üyesi tutuklandı, 15 bine yakın işçi ve memur, 300’e yakın muhtar ihraç edildi.

31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerden sonra da tablo değişmedi. HDP’nin kazandığı 48 belediyeye tekrar kayyım atandı, 6 belediye eş başkanına “KHK’li oldukları gerekçesiyle mazbatası verilmedi. Aynı şekilde 48 belediye meclis üyesine de mazbatası verilmedi. Kayyım atanan belediye meclisleri çalıştırılmazken, 807’si HDP’li toplam 1.139 meclis üyesinin üyeliği fiilen feshedildi. HDP’li 84 belediye eş başkanı gözaltına alına alındı, 39’u tutuklandı. 19 belediye eş başkanına toplam 140 yılı aşan hapis cezaları verildi.

122 belediye meclis üyesi gözaltına alınırken, 22’si tutuklandı. İl genel meclis üyelerinden 11’i gözaltına alınırken, 4’ü tutuklandı. 88 belediye meclis üyesi, 17 il genel meclis üyesi görevden uzaklaştırıldı.

147381.jpg
HDP’nin kazandığı belediyelere kayyım atanınca yoğun protestolar yapıldı

Kayyım atamaları için gerekçeler

2016 Raporu: Özerklik ve örgüte finans sağlama: İçişleri Bakanlığının 2016 yılında atanan kayyımlarla ilgili “özerklik ve örgüte finans sağlama” gibi nedenler gerekçe gösterilmişti.

2019 Raporu: 2019 yılındaki ikinci kayyım atamalarının gerekçe ise belediye eş başkanları haklarında geçmiş yıllarda “Silahlı Terör Örgütü̈ Kurma veya Yönetme”, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma”, "Terör Örgütü̈ Propagandası Yapma” suçlarından soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi gösterilmişti.

Türkiye şimdi 31 Mart Yerel seçimlerine gidiyor… 2024 yerel seçimi arifesinde Halkların Eşitlik ve Demokrasi’nin (DEM Parti) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki İçişleri Bakanlığında yer alan iddiaları ve iktidarın kayyım politikasını Kısa Dalga’ya değerlendirdi.

772683image1.jpg

Tiryaki: "Rapordaki gerekçeler soruşturma dosyalarında yok"

Kayyım atamalarıyla halkın seçme ve seçilme hakkının açıkça elinden alındığını söyleyen Tiryaki, anayasaya aykırı biçimde OHAL KHK'siyle görevden uzaklaştırılmalarının yapıldığını belirtti. 2016 yılındaki kayyım atamalarında söylendiği gibi görevden uzaklaştırılan belediye eş başkanlarının soruşturma dosyalarında bu anlamda doğrudan bir soru olmadığını söyledi.

2019 yılında ise 31 Mart seçimlerinin ertesi günü, henüz belediye eş başkanları mazbatalarını almadan Valiliklerce İçişleri Bakanlığına görevden uzaklaştırılmaları istenen bir yazı gönderildiğini dile getiren Tiryaki, dolayısıyla görevden uzaklaştırmanın bir soruşturmayla ilgisinin bulunmadığını belirtti.

AKP’ye oy veren seçmenlerinde içinde olduğu toplumun büyük bir bölümünün bu durumun hukuksuz olduğuna inandığını söyleyen Tiryaki, “Dolayısıyla kayyımlar meşruiyet açısından da desteklenmedi” dedi.

“Bakanlık başka, Sayıştay başka diyor"

İçişleri Bakanlığın raporunda kayyımların, belediyeleri borç batağında aldığı ve yatırımlar yaparak, halka hizmet edilmeye başlanıldığı ifade ediliyor.

Ancak Sayıştay raporlarına yansıyanlara göre de belediyelerin belirtilen milyarlarca borcuyla ilgili “manipülasyon” yapıldığı iddia ediliyor. Sayıştay raporlarında yer alan birçok maddenin muhasebe usullerinin farklı yorumlanmasından kaynaklanan şekli hatalar olup, muhasebe usul ve esasları çerçevesinde düzeltilebilir nitelikte olduğu belirtiliyor.

Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ise belediyelerin kayyımlar tarafından borçlandırıldığını ifade ediyor.

Tiryaki şöyle anlatıyor: “Bir ilçe belediyesinin şu anda borcu bakın bir milyon demiyorum, bir milyara yakın. Şu anda büyükşehir belediyelerinin ne kadar borçlandırıldığını bilmiyoruz. Ama tahmini olarak Diyarbakır için de Mardin için de Van için de söyleyebilirim. Her birinin üç milyarın üzerinde borçları var. Yani aylarca yıllarca ödeyemeyecekleri kadar borçlandırılmış durumda belediyelerimiz.

Kayyıma kayyım atandı

Ayrıca yolsuzluğun kaynağı durumuna geldi kayyımlar. Çok sayıda kayyım görevden uzaklaştırıldı. Haklarında soruşturma başlatıldı. Yani dolayısıyla hukuka aykırı, gayrimeşru olduğu kadar hizmet açısından da söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Gezildiğinde tek bir tane belediyede elle tutulur bir hizmetlerinin olmadığını, küçücük bir fark yaratacak bir işe bile imza atmadıklarını herkes görür” dedi.

“Kadın değil hanım lokali”

Bakanlığın raporuna göre 8 yıllık kayyımlar döneminin 2016-2019 yılları arasında 39 kadın kültür merkezinin 172’ye çıkarıldığı ve 83 gençlik merkezi oluşturulduğu belirtiliyor. 2019 sonrasındaki dönemde ise, mevcut koşulları iyileştirilen ya da yeni yapılan toplam 22 kadın kültür merkezinin faaliyete geçirildiği ve 10 gençlik merkezinin yapıldığı ifade ediliyor.

HDP’nin kayyım raporuna göre ise, var olan bu merkezlerin ya başkaca kurumlara devredildiği ya kapatıldığı ya da işlevsizleştirildiği belirtiliyor. Sivil toplum örgütlerinin izlenimlerinde de işlevi değişen bu merkezlerin sorunları katmerleştirdiği yönde.

Tiryaki, kadın merkezlerine ilişkin de şu bilgileri anlatıyor:
“Kadın daire başkanlıklarını, Şube müdürlüklerini kapattılar. Kadın çalışmalarının yüzde doksanını durdurdular. Bu kurumların başına erkekleri getirdiler. Hiçbir yerde bir kadın çalışması yok. Kadın çalışmasından anladıkları şey ben size açıkça söyleyeyim. Bölge için söylemiyorum ama ülke geneli için hanımlar lokalidir. Yani kadın bile demiyorlar. Kadın çalışmasından anladıkları şey bu. Ama gerçekten kadınların güçlendirilmesi, siyasal yaşama aktif biçimde katılmaları konusunda hiçbir çalışmaları yok.

Kadının eli değmişti bizim belediyelerimize. Belediyelerimize eş başkanlık sistemiyle yönetiliyordu. Meclis üyeliklerimiz fermuar sistemiyle belirleniyordu. Ve çalışmalarımızın önemli bir bölümünü gerçekten kadın merkezi çalışmaları yürütüyordu. Buna da kaldığımız yerden devam edeceğiz.”

“Her metrekare gayrimenkul satışa çıkarıldı”

İçişleri Bakanlığın 2020 yılında yayımlanan “Terörden arındırılmış belediyeler ve hizmetleri” raporunda taşınmazların devriyle ilgili örneklerde mevcut. Bu taşınmazın âtıl kalması yerine amacına uygun hizmet etmesi için başkaca kurumlara geçici olarak devir edildiği anlatılmış.

Bu durumun büyük bir yalan olduğunu dile getiren Tiryaki, “Âtıl kurumları başka kurumlara devrediyorlarmış. Neden aktif hale getirmiyorlar? Âtıl ise aktif hale getirsinler ama öyle değil. Belediyenin kurumlarını, gayrimenkullerini diğer kamu kurumlarına peşkeş çekilmesi veya özel şahıslara peşkeş çekilmesi anlamına geliyor. Neredeyse her metrekare gayrimenkulünü satışa çıkarmış durumda kayyımlar. Yani bakın emin olun kentte direnç olmasa şu anda hiçbir belediyenin elinde belki bir metrekarelik gayrimenkul olmayacaktı. O kadar talan edilmiş durumda belediyeler. Sadece Mardin'de bu bir ay içerisinde onlarca gayrimenkulü diğer kurumlara devredildi. Belediyeleri halkın desteğiyle geri alacağımızı biliyorlar. Ama belediyeleri işlevsiz hale getirmek istiyorlar. Belediyeleri halk için yatırım yapamaz hale getirmek istiyorlar. Yani kaybettiklerinde, onlara bir cevap vermeyelim istiyorlar. Ama emin olun sınırlı olanaklarla bile toplumcu, demokratik belediyecilik nasıl yapılır hepsine göstereceğiz” dedi.

“İş insanları bile yerel yönetime aç olduklarını söylüyorlar”

Yaklaşan yerel seçimlere dair de konuşan Tiryaki, “Ben çok kısa bir süre önce, birkaç gün önce Diyarbakır'da iş insanları ile bir araya geldim. İş insanları bile yerel yönetime artık aç olduklarını söylüyorlar. Bir valinin, bir kaymakamın, atanmış bir kişinin belediyenin başına getirilmesi, seçilmiş kişilerin görevden uzaklaştırılmasına saygı duyulmuyor. Her bir belediye bugün askeri kışla, karakol haline getirilmiş durumda. X-ray cihazlarından, bariyerlerden, yüzlerce askeri polisin arasından geçerek belediyeye giriyorsunuz. Belediye dediğiniz yerde ne yapacaksınız? Ya su faturası yatıracaksınız ya emlak verginizi yatıracaksınız ya da yaşadığınız evin bir sorununu anlatacaksınız. Bunun için belediyeye giderken bile bu kadar büyük bir şüphelerle karşılaşıyorsunuz. Kendisine ait olanın geri verilmesini istiyor halk. Kayyım siyasetine büyük bir öfke var ve bu öfkenin dindirilmesi gerekir. Bu öfke de sadece kayyım siyasetine son verilerek dindirilebilir. Biz kendi çapımızda parti olarak kayyımları göndermek için her şeyi yapacağız ve halkın kendine ait olan belediyelere bugünkünden çok daha fazla sahip çıkacağını düşünüyoruz. Bizler de kayyım siyasetine direneceğiz, asla kabul etmeyeceğiz. Halkın olan belediyelerin halkta kalması için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız” dedi.

Satılan ya da devir edilen bazı taşınmazlar

  • Silopi’de belediyeye ait piyasa değeri 1 milyon TL olan imara açık arsanın 26 bin TL’ye; 500 bin TL’lik arsanın 11 bin 500 TL’ye; 250 bin TL’lik arsanın 6 bin 250 TL’ye şahıslara verildiği belgeleriyle ortaya konuldu.
  • Dersim’de belediye mülkiyetindeki iki daire Türk Kızılay’ı Tunceli Şubesi ile İlim Yayma Cemiyeti Tunceli Şubesi’ne tahsis edildi.
  • Mardin’de 30 taşınmaz satılığa çıkarıldı. TMMOB Mardin İKK, kayyımın satılığa çıkardığı taşınmazlar arasında okul, sağlık tesisi ve parklar için ayrılan alanların olduğunu açıkladı.
  • Derik’de belediyenin 16 taşınmazını ihaleyle satışa çıkarıldı.
  • Cizre’de 10 adet bina ve 2 parkı bedelsiz olarak diğer kurumlara devredildi.
  • Belediyeye ait Nusaybin Gençlik Merkezi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne 25 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edildi.
  • Van Büyükşehir Belediyesi’ne ait Edremit ilçesindeki 420 hektarlık 42 arsa satılığa çıkarıldı.
  • Diyarbakır Kayapınar’da 15 adet taşınmaz, Yenişehir Belediyesine ait Fabrika (İplik-Dokuzçeltik) Mahallesi, Yenişehir Belediyesinin Dökmetaş mahallesinde bulunan 3 arsası, Ergani Belediyesine ait 3 arsa, Büyükşehir Belediyesinin Sur’daki 2 ayrı taşınması satılığa çıkarıldı. Lice’de belediyeye ait 1400 m2 taşınmaz (arsa) Lice İlçe Emniyet Müdürlüğüne devredildi.
  • Bismil’de Belediye Hizmet binası Bismil Emniyet Müdürlüğüne hibe edildi.
  • Kayapınar’da belediyeye ait 19 taşınmaz diğer kamu kurumlara devir veya tahsis edildi.
  • Cegerxwin Kültür Merkezi Kayapınar Halk Eğitim Müdürlüğüne tahsis edildi. *Eski belediye hizmet binası Kayapınar Kaymakamlığına kaymakamlık hizmet binası olarak kullanılmak üzere devredildi.
  • Yenişehir Belediyesine ait olan yas evleri müftülüğe ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne 5 ila 25 yıl arasında tahsis edildi. Yine belediyeye ait birçok taşınmaz kaymakamlık, müftülük ve çeşitli vakıflara bedelsiz olarak tahsis edildi.

Sakık: Herhangi bir suçlama yokken kayyım atandı

DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, 2014 yerel seçimlerinde BDP’den Ağrı belediye eş başkanı seçilmişti ve 2017 yılında yerine kayyım atanmıştı. Kayyım politikasını Kısa Dalga’ya değerlendiren Sakık, halkla birlikte şeffaf bir belediyecilik yaparken, haklarında herhangi bir suçlama yokken yerlerine kayyım atandığını söyledi.

Sakık, 2019 yerel seçimlerinde de HDP’nin Muş belediye eş başkan adayı oluyor ve az bir farklı AKP’li adaya kaybediyor. Sakık, o zaman yaşananları ise şöyle anlatıyor: “Muş'ta belediye başkan adayıyken sabahleyin onlarca uçak geldi. Onlarca güvenlik güçleri geldiler. O kentte oy kullandılar. Sonra gittiler, Malazgirt'te oy kullandılar. Malazgirt'i iki oyla elimizden aldılar. Muş'u iki yüz oyla. Halkın iradesini silahlı güçler gasp ederek aldılar.”

2019 yılındaki gibi benzer durum bu seçimlerde de gündemde. Kürt coğrafyasında seçimlerin bıçak sırtı gittiği yerlerde ciddi bir seçmen kaydırması olduğunu dile getiren Sakık, “Şu an Ağrı'dayım. 7 bin 500 civarında seçmen buraya kaydırılmış. Ağrı'yla hiçbir bağ olmayan asker ve polislerin bu dönemde gelip oy kullanacağı bir seçim sürecini yaşıyoruz. Aynı şey Hakkâri’de de yaşandı. Şimdi bunları yapıyorlar. Eğer buradan da sonuç alınmayınca bu sefer kayyım atıyorlar. Bunun adı demokrasi değil” dedi.

552549image1.jpg

“Eğer demokratik bir seçim olacaksa kayyıma ihtiyaç yok”

Mevcut siyasal iktidarın üç aşamalı bir seçim sistemini hayata geçirdiği söyleyen Sakık, “İlk aşamada YSK üzerinden birçok operasyonlar yapmaya çalışıyor. İkinci aşama seçimler gasp ediliyor. Üçüncü aşaması da siz seçiliyorsunuz ondan sonra hükümet yerinize kayyımlar atıyor. O zaman seçim yapmanızın hiçbir esprisi yok. Yani bugün de aynı sorular, sualler bize soruluyor. Eğer demokratik bir seçim olacaksa kayyıma ihtiyaç yok. Ama kayyım atacaksanız neden seçim yapıyorsunuz? Bunu da kendilerine sormak lazım” dedi

“AKP adayları bile hukuksuzluğu dile getiriyor”

Kayyımlarla ilgili yolsuzluk iddialarına dikkat çeken Sakık, bunlarla ilgili herhangi bir işlemin yapılmadığını belirtti. Sakık, “Demokratik siyaseti önemseyen halkımız nasıl 2019 yılında kayyımları yolcu ettiyse bugün de aynı şeyi yapacaktır. Yani bizim olanları alacağız. Ama iktidar ne yapar onu bilmiyorum. Bu coğrafyada hukukun olmadığı bir coğrafyadan bahsediyoruz. Yani hukuk dışı uygulamaların her gün kapımıza nasıl dayandırıldığını görüyoruz. Onun için ne olabileceğini bilmiyoruz. Eğer bu topraklarda bir uzlaşı diyalogu ve bir uzlaşma hukuku oluşturacaksa ilk önce bundan vazgeçmeleri lazım. Zaten bu politikalarının nasıl iflas ettiğini bölgede AKP adayı olan birçok aday bile bunların hukuksuz bir uygulama olduğunu söylüyorlar” dedi. (Kısa Dalga)

Özel Haber