3 profesörden “hayati” İstanbul depremi uyarısı: Dün yapılmalıydı, yarın çok geç olacak

3 profesörden “hayati” İstanbul depremi uyarısı: Dün yapılmalıydı, yarın çok geç olacak

Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Derin Orhon ve Prof. Dr. Seval Sözen, "Dün yapılmalıydı, yarın çok geç olacak" diyerek İstanbul depremi için acil yapılması gerekenleri sıraladı ve hayati uyarılarda bulundu: "Temel vizyon değiştirilmeli ve başta sadece can kaybına yol açacak yıkılma riski taşıyan yapıların yenilenmesine odaklanılmalı.”

Deprem konusunda önde gelen üç akademisyen, Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Derin Orhon ve Prof. Dr. Seval Sözen, yayınladıkları bir makale ile olası İstanbul depremi ile ilgili hayati uyarılarda bulundu.
Yapı stokunun depreme dayanıklı hale getirilmesi konusunda çok geç kalındığı belirtilen yazıda “Dolayısıyla, temel vizyon değiştirilmeli ve başta sadece can kaybına yol açacak yıkılma riski taşıyan yapıların yenilenmesine odaklanılmalıdır” denildi.

Üç profesörün imzası ile Cumhuriyet’te yayınlanan makalede, 1999 depreminin üzerinden geçen uzun süre içerisinde “elle tutulan, gözle görülen bir eylem planının hayata geçirilemediği” vurgulanarak “Yapılan tüm çalışmalar üstyapıya yönelik olup, binaların sağlamlığının sorgulanması, durum tespiti çabasından öteye geçememiştir” denildi.

DÜN YAPILMALIYDI, YARIN ÇOK GEÇ OLACAK

“Beklenmekte olan büyük İstanbul depremi için en önemli unsur olan zaman büyük ölçüde boşuna harcanmıştır” denilen yazıda “Deprem sonrası dönemin bir felakete dönüşmemesi için gerekli planlamanın yapılıp derhal uygulamaya konmasının zorunlu olduğu gerçeği artık gündeme alınmalıdır. Bu işler dün yapılmalıydı, yarın çok geç olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

2019 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” kapsamında 7.5 büyüklüğünde bir depremin İstanbul’daki binalar üzerinde yaratacağı hasarın tartışmalı da olsa modellendiği belirtilen makalede şöyle denildi:

“Deprem acil eylem planlarının sadece üstyapı ile sınırlı kalmayıp, depremden sonra hayatın devam edebilmesi için yaşam hatları ve altyapıya da yönelik olması gerekir.

Bu çerçevede aşağıda belirtilen hususları dikkate alan bir deprem acil eylem planı ivedilikle oluşturulmalı ve uygulamaya konmalıdır:

ÖNCELİK YIKILMA RİSKİ TAŞIYAN BİNALARDA OLMALI

İstanbul’da yapı stokunun depreme dayanıklı hale getirilmesi konusunda çok geç kalınmıştır. Bu konudaki ısrarın bir sonuç vermeyeceği aşikârdır. Dolayısıyla, temel vizyon değiştirilmeli ve başta sadece can kaybına yol açacak yüksek riskli -yıkılma riski taşıyan- yapıların yenilenmesine odaklanılmalıdır; bu eyleme, zemin koşulları itibarıyla öncelikli alanlardan başlanmalıdır.

Zemin koşulları iskâna müsait olmayan bölgelerdeki parseller yıkım sonrası boş bırakılmalı ve her mahalle bazında toplanma alanlarına dönüştürülmelidir. Bu mahallelerde park alanları oluşturularak “her mahalleye bir park alanı” hedefi doğrultusunda kullanılmalıdır. İstanbul’da kişi başına düşen aktif yeşil alan 3 m2 değerinin altındadır. Önerilen yaklaşım bu değerin süratle artmasını sağlayacaktır.

DEPREMDEN ETKİLENMEYECEK MALZEME İLE ALTYAPI

Deprem ile ilgili acil önlemler tartışıldığında sadece zemin ve üstyapı günleme gelmektedir. Oysa, depremden etkilenen bölgelerde yaşamın sağlıklı bir düzende devam edebilmesi için altyapının hasardan etkilenmeden hizmet verebilmesi esastır.

Acil önlem gereken bölgelere, depremden etkilenmeyecek malzemeler kullanılmak suretiyle, acil ihtiyaçlara yetecek ölçüde -30-40 L/kişi.gün- ilave borulama ve depolama tesisleri, imkân ölçüsünde cazibe ile çalışabilecek şekilde oluşturulmalıdır. Su temininin yanı sıra oluşan atıksuların da bölgede herhangi bir sağlık sorunu yaratmaması için güvenli hatlar ile toplanması ve uzaklaştırılmasına imkân sağlanmalıdır.

Bu amaçla değişik bölgelere yıkıntı atıklarının toplanması, depolanması ve işlenerek geri kazanılmasını sağlayacak atık toplama ve geri kazanma tesisleri oluşturulmalıdır. Bu tesisler, normal koşullarda da inşaat atıklarını işleyecek düzende tasarlanmalıdır.