AKP ve MHP'lilerden Hasan Ali Yücel ismine itiraz: Siyasi bir kimlik!

AKP ve MHP'lilerden Hasan Ali Yücel ismine itiraz: Siyasi bir kimlik!

Samsun'da Gençlik Bilim ve Sanat Merkezi’nin bulunduğu binaya ‘Hasan Ali Yücel’ isminin verilmesine AKP ve MHP’li üyeler 'siyasi bir kimlik’ diyerek karşı çıktı.

Samsun Atakum Belediyesi tarafından Gençlik Bilim ve Sanat Merkezi’nin bulunduğu binaya “Hasan Ali Yücel” adı verilmesi gündeme geldi. Cumhuriyet'ten Cemil Ciğerim'in haberine göre AKP ve MHP’li Meclis üyeleri, Köy Enstitüleri kurucusu Hasan Ali Yücel için “Siyasi bir kimlik” diyerek ‘hayır’ oyu verirken, teklif CHP ve İYİ Partili meclis üyelerinin ‘evet’ oyları ile oy çokluğu ile kabul edildi.

Bu arada AKP’li meclis üyeleri kültür merkezine Vedat Türkali isminin verilmesi ile ilgili meclis karar bulunmadığı gerekçesiyle tabelanın kaldırılması için önerge verdiler. AKP’li meclis üyelerinin önergesi oy çokluğu ile kabul edildi. Sosyal tesisteki tabela söküldü, salon isimsiz kaldı. Haziran ayında yapılacak meclis toplantısında sosyal tesise “Atakum Belediyesi 19 Mayıs Çok Amaçlı Salon” adı verilmesi gündeme gelecek.

HASAN ALİ YÜCEL KİMDİR?

Hasan Âli Yücel, 17 Aralık 1897'de İstanbul'da doğdu. Baba tarafından posta nazırı Göreleli Hasan Ali Efendi'nin, anne tarafından ise Japon sularında batan Ertuğrul fırkateyni süvarisi deniz albay Ali Bey'in torunuydu. Babası Ali Rıza Bey, annesi Neyyire Hanım'dı.

Eğitim hayatı sırasıyla Mekteb-i Osmani, Vefa İdadisi, Cağaloğlu Darülmuallimin-i Aliye (Yüksek Öğretmen Okulu) okullarında geçer. 19 Aralık 1922 yılında öğretmenliğe başladı.

Bir grup meslektaşıyla Muallimler Birliği ve Türk Ocağını kurdu. 1924 yılında Kuleli Askeri Lisesine tayin edilen Yücel, burada edebiyat öğretmenliği yaptı. Ve hemen arkasından da İstanbul Erkek lisesi’ne felsefe öğretmeni olarak atandı. 1926'dan itibaren İstanbul Erkek Lisesi'nde felsefe ve içtimaiyat (Sosyoloji) öğretmenliği ile Galatasaray Lisesi malumat-ı vataniye öğretmenliği yaptı. 1927'de sona eren öğretmenlik yıllarında, "Felsefe Elifbası", "Süri ve Tatbikî Mantık", Hıfzı Tevfik ve Hamamizade İhsan ile birlikte yazdığı "Türk Edebiyatı Numuneleri" adlı eserlerini yayınladı.

1927 başında, Hasan-Âli, Reşat Şemsettin (Sirer) ile birlikte "Mıntıka Müfettişleri" unvanıyla İstanbul Maarif Emirliğine verildi. Hasan-Âli, 1929 sonunda İkinci Sınıf Maarif Müfettiş Umumiliğine yükseldi ve Maarif Emirlikleri kaldırılınca Maarif Vekaleti Teftiş Kurulu Üyesi oldu. 1930'da Maarif Vekili Cemal Hüsnü (Toray), kendisini araştırma ve inceleme göreviyle Paris'e gönderdi. 1930'un sonunda, geniş bir inceleme ve araştırma dosyasıyla Türkiye'ye döndü.

ANKARA GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ’NÜN MÜDÜRÜ OLDU

1936'da bu incelemesini "Fransa'da Kültür İşleri" adıyla yayındı. 1931 yılında bazı inceleme ve denetleme yapmak için Atatürk ile birlikte 3 ay sürecek bir yurt gezisine çıktılar. Söz konusuu denetleme gezisinden bir yıl sonra, dil devrimim doğru temeller üzerinde geliştirmek düşüncesiyle, 12 Temmuz 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Hasan-Âli, Cemiyet’in Etimoloji Kolu Başkanlığına getirildi. 1932 yılında, Hasan-Âli, batıdaki benzerleri örnek alınarak kurulan, öğretim üyeleri yurtdışında okumuş kişilerden oluşan Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ne müdür olarak atandı.

UNESCO TOPLANTISINDA TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETTİ

Hasan-Âli, 1933 yılı sonunda Maarif Vekaleti Orta Tedrisat Umum Müdürlüğü'ne atandı. Bu dönemde, üniversiteye geçişteki önemi nedeniyle liselerde reform düşüncesi üzerine yoğunlaştı. 1934'te Cumhuriyet Halk Partisi'ne dilekçe verdi ve Milletvekili adayı olarak önerildi; İzmir Milletvekili olarak Meclise girdi. 28 Aralık 1938'de, Hasan-Âli Yücel, 41 yaşında iken, Celal Bayar kabinesinde Maarif Vekili oldu. Özellikle Cumhurbaşkanı l.İnönü'nün desteğiyle, yakın çalışma ve dost grubunun katılımıyla büyük bir reform hareketi başlattı ve gerçekleştirdi. Hasan-Âli Yücel, 1945'te, 4-20 Kasım arasında Londra'da toplanan ve 43 ülkenin katıldığı UNESCO toplantısında Türkiye’yi temsil etti.

Yücel'in döneminde, Ankara Fen Fakültesi (1943), İstanbul Teknik Üniversitesi (1944.) ve Ankara Tıp Fakültesi (1945) kuruldu. Dört yıl gibi bir hazırlıktan sonra, 15 Haziran 1946'da 4936 sayılı Üniversiteler Yasası çıkarıldı. Hasan-Âli Yücel, 5 Ağustos 1946'da 7 yıl ve 7 ay sürdürdüğü Millî Eğitim Bakanlığı görevinden istifa etti. İstifasından sonra gazetecilik görevine dönen Yücel, dönemin etkin gazetelerinden Ulus’ta yazılar yayımladı. 1950 yılında hem Ulus gazetesinden hem de CHP’den ayrıldı.

1950-1960 arası bu son dönemde, Cumhuriyet'te "Köşemden" başlığı altında yazılar yazdı, yurtdışı gezilerine çıktı; Kıbrıs ve İngiltere gezilerinden sonra izlenimlerini, düşüncelerini "Kıbrıs Mektupları" ve "İngiltere Mektupları" adıyla yayımladı.

Bir süre (1956'dan itibaren) İş Bankası Yayın İşlerini yönetti, 1960'ta bıraktı. Bu dönemde sağlığı iyice bozulan Yücel 26 Şubat 1961 sabahı, İstanbul'da misafir olarak kaldığı Prof.Dr. Tevfik Sağlam'ın evinde enfarktüs (bir organın kan sızıntısıyla dolması) sebebiyle vefat etti. 2 Mart 1961 tarihinde Cebeci Asrî Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Hasan Âli Yücel, şair Can Yücel'in babasıdır. Oğlu şâir Can Yücel, babası için "Hayatta ben en çok babamı sevdim" başlıklı bir şiir yazmıştır.

Üniversite reformu (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nin kurulması, Yüksek Mühendis Okulu'nun İTÜ'ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi'nin kurulması), Köy Enstitüleri'nin kurulması, dünya klasiklerinin Türkçeye tercüme edilmesi ve ilk resmî ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi'nin ön çalışmaları, hep onun bakanlığı döneminde gerçekleşmiştir. Devlet Konservatuvarının kurulması (20 Mayıs 1940), Türkiye'nin UNESCO'ya girişi onun çabaları sonucunda olmuştur.