Akşam Köşesi /  “Her gün polemikle geçen günler yaşayacağız”

Akşam Köşesi / “Her gün polemikle geçen günler yaşayacağız”

Kısa Dalga, gazetelerin köşe yazılarını gün boyu tarayarak gün sonunda size bir "Akşam köşesi" okuması getiriyor. Her fikirden köşe yazılarından önemli yerleri aktarmaktaki amacımız, olan biteni daha iyi anlayabilmek için çeşitli bakış açılarını sunabilmek. Köşe yazılarının tamamını okumak için başlıklarına tıklayın.

Ahmet Hakan (Hürriyet)

“Kendine gel ve aklını başına topla”

 (…) HDP’ye oy vermiş vatandaşlarımızı... Kazanmaya çalışmak yerine...  - Ötelersen... - Dışlarsan... - İtersen... - Mahkûm edersen... - Yargılarsan... - PKK’dan ayırmazsan... - Yaftalarsan... Sadece ve sadece... PKK’nın ve PKK’nın terör baronlarının yüzlerini güldürmüş olursun. Kendine gel ve aklını başına topla.

Abdulkadir Selvi (Hürriyet)

“Soylu’nun Karayılan iddiasını araştırdım doğru çıkmadı”

(…) Soylu’nun Gara operasyonuyla ilgili konuşmalarında Murat Karayılan’ı hedef göstermesi, “Murat Karayılan Gara’daymış. Operasyondan kısa süre önce orayı terk etmiş” söylentisinin yayılmasına neden oldu. Önemli bir iddia olduğu için araştırdım. Ama doğru çıkmadı. Karayılan ve Cemil Bayık bir süredir Kandil’den başlarını çıkaramıyorlarmış. Daha çok Kandil’in İran kontrolündeki bölgesinde kalmayı tercih ediyorlarmış. İran’ın Gara’ya yaptığımız operasyonu kınaması beni şaşırtmamıştı. Çünkü İran, Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ı Türkiye’ye karşı koruyor.

 

Nedim Şener (Hürriyet)

“Sözlerimi çarpıtıp “Kürt düşmanı” ilan etmeye kalktılar”

(…) CNN Türk’te ‘Tarafsız Bölge’ programında HDP’nin, Türk-Kürt ayırmadan masum insanları katleden ve on binlerce insanın canına kıymış PKK’nın siyasi sözcüsü olduğunu bile bile oy vermeyi, “askerimize sıkılan kalaşnikof kurşunu”na benzetmemi çarpıtan ve kızanlar oldu.

Çarpıtma şuydu: Sadece terör örgütü PKK ve onun siyasi ayağı HDP ile oy verenlerinden söz etmeme rağmen, küçük beyinleriyle sözlerimi çarpıtıp “Kürt düşmanı” ilan etmeye kalktılar. 

Sevilay Yılman (Habertürk)

“Kanal İstanbul güzergahında ahırların tahliye edilmesine karar verilmiş”

(…) Kanal İstanbul konusunda ısrar ve inat hala devam ediyormuş meğer. Haber aldık ki, projenin yapılacağı güzergahta bulunan tüm hayvan ahırlarının ivedi bir şekilde tahliye edilmesine karar verilmiş.

Arnavutköy İlçe Umumi Hıfzıssıhha Meclisi'nin Ekim 2020'de çıkardığı 58 numaralı kararla, bölgede hayvancılık ve çiftçilik yapanların bulundukları arazileri en geç Nisan 2021'e kadar boşaltmaları gerekiyormuş.

(…) Efendim İstanbul’un değerine değer katacakmış da, Türkiye’nin jeopolitik olarak üste çıkmasını sağlayacakmış da falan filan.

Yahu önce İstanbul’un, İstanbullunun depreme karşı can güvenliğini sağlayacak şu dönüşümü bir adam akıllı hayata geçirin de...

Jeopolitik gücünü şusunu busunu da sonra düşünün.

 

Çiğdem Toker (Sözcü)

F35 meselesi

(…) Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye'nin “ortağı olduğu F-35 programına dönmek istediğini” açıkladı.

Euronews'un duyurduğu haberle gördük ki, Türkiye bu amaç için bir lobi firmasıyla anlaşmış. Anlaşmayı yapan SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri A.Ş., Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı'nın yüzde 100 iştiraki bir şirket.

 

Deniz Zeyrek (Sözcü)

“Özhaseki Ankara’ya geldikten sonra bir hal oldu kendisine”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki'yi çok uzun zamandır tanıyorum. Belediye Başkanlığı yaptığı sırada Kayseri'ye çok gitmişliğim, uzun uzun sohbet etmişliğim var. Kayseri'de bir dönem sadece AK Partililerin değil, başka partilerden insanların sevgisini, saygısını kazandığını bizzat yerinde gözlemlemişliğim var.

Ancak Ankara'ya geldikten sonra bir hal oldu kendisine. Dili sertleşti, yüzündeki gülümseme yerini nedensiz bir öfkeye bıraktı.

“Lanet olsun onların (HDP'nin) oylarına, onların oylarının Allah belasını versin” dediğini duyunca bir kez daha şaşırdım.

(…) Kendisini aradığımda ilk cümlem yine “Bu Ankara siyaseti size yaramadı” oldu. Milliyetçi bir siyasetçi için konuşmanın ilk bölümü anlaşılabilir. Ancak milletin iradesine, seçmenin oyuna “lanet olsun” denilir mi hiç?

İlk yanıtı “Evet ‘lanet olsun' kısmı aşırıya gitmiş olabilir” oldu.

 

Güven Gürkan Öztan (BirGün)

“Muhalefet bu tuzağa düşmediğinde ise Saray rejiminin ayarları bozulmaktadır”

(…) İktidarın devlet – rejim hattında yaptığı taktiksel hamleler, CB’nin “çift şapkalı” konumundan güç almaktadır. Erdoğan “başarıların” tümünü Cumhur İttifakı’na, özelde AKP Genel Başkanı olarak partisine tahvil etmekte, bir başka deyişle şahsında ve siyasetinde somutlamaktadır. Başarısızlıklar karşısında ise CB şapkasıyla var olan durumun sorumluluğunu anonimleştirmekte ve soyut bir düzleme çekmektedir. Muhalefet bu tuzağa düşmediğinde ise Saray rejiminin ayarları bozulmaktadır. Gare operasyonu sonrasında muhalefetin hesap sorması sonrasında iktidar cenahındaki kontrolsüz hırçınlık bu türden bir örnektir. 

Timur Soykan (BirGün)

“Siyasal İslam’ın T-Rex’leri, Transformers robotları, Cumhuriyet değerlerine saldırıyordu”

(…) Bir zübük başkan seçildi.

Başkent cahilin çocuk odası oldu.

“Böyle sanatın içine tükürürüm” diyen cahil, milyonlarca liralık dev dinozor, robot oyuncaklarını istediği yere koyuyordu.

Siyasal İslam’ın T-Rex’leri, Transformers robotları, Cumhuriyet değerlerine saldırıyordu.

Zübük, kol saati heykeliyle kendi zamanının keyfini sürüyor, başkenti hapsettiği kazulet kapıların arkasında dolaplar çeviriyordu.

Kelimenin tam anlamıyla fantastik bir soygundu.

Türkiye’nin ve Ankara’nın bu delilik dönemini elbette tarihçiler ile siyaset bilimciler analiz edecek.

Onların temel kaynaklarından biri Gazeteci Murat Ağırel’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan ‘Parsel Parsel’ kitabı olacak.

 

İhsan Çaralan (Evrensel)

“Saray erkanının, Godot’yu bekler gibi telefonunu bekledikleri kişi Joe Biden!”

(…) Koltuğa oturalı 1 ay geride kaldı, ama hâlâ o telefon gelmedi.

Danışmanlar, her telefon çalışında "müjdeyi ben vereyim" diye telaşla ahizeyi kaldırıyorlar, ama nafile! Telefondaki o değil!

Saray erkanı, “BAE Emiri ile, Suudi Prensi’yle, Mısır’ın Sisi’si ile, adını bile duymadığımız bir çok ülkenin liderleriyle konuştu, ama bizim gibi 70 yıllık stratejik müttefikini aramış değil” diye yakınıyorlar.

Saray erkanının, Godot’yu bekler gibi telefonunu bekledikleri kişi, ABD’nin 20 Ocak’ta koltuğuna oturan Yeni Başkanı Joe Biden!

Göreve resmen başladıktan sonra “dost ülkeler”in liderlerini arayan Biden’ın Erdoğan’ı aramamış olması, bir protokol nezaketsizliği gibi gösterilmeye çalışılsa da gerçekte Biden yönetiminin Türkiye politikasıyla bağlantılı olduğu tartışılmazdır.

 Hilal Kaplan (Sabah)

Boğaziçi Hukuk Fakültesi dekanı

(…) Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selami Kuran'ın "liyakatli" olmadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yargıç olarak kabul edilmediği özellikle yabancı fonlu besleme medya tarafından iddia edilmişti.

Açıkçası lisans, yüksek lisans ve doktora eğitiminin tamamını Avrupa hukuk öğrenim merkezlerinden Zürih Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamlamış bir profesörün liyakat sahibi olmadığına inanmamıştım. Ancak Milliyet'e verdiği röportajdan öğreniyoruz ki, hem mülakat sürecinden kendisi çekilmiş hem de komisyonun ondan beklentisi yargıçlığa uygunluk değil, teröre sempati eksikliğiymiş! 

Kurtuluş Tayiz (Akşam)

“ABD "terör devleti" kurana kadar yanı başımızda kalmayı sürdürecek”

(…) Biden'ın seçilmesinden sonra "Amerika geri döndü" değerlendirmelerine yol açan gelişmelere bir yenisi eklendi. Terör örgütü YPG'ye yönelik TIR'lar dolusu malzeme desteği gönderen ABD, bölgeye yeni bir askeri üs kurmak için harekete geçti.

NATO'nun Irak'taki misyonunun sayısını 500'den 4 bine çıkarılması kararı da bu çerçevede okunmalı. ABD "terör devleti" kurana kadar yanı başımızda kalmayı sürdürecek. Açık ki, bu durum aynı zamanda ABD'nin terör örgütü PKK'yı Suriye ve Irak'ta korumaya devam edeceği anlamına geliyor. Kimden? Elbette Türkiye'den!

 

Halime Kökçe (Star)

“CHP PKK'nın nesidir?”

(…) CHP'lilerin yüzde 52'si HDP'nin kapatılması gerektiğini düşünüyor. Fakat Kılıçdaroğlu, bu kirli ittifaktan vazgeçmiyor. Çünkü bu ittifak, Türkiye dışında kurulmuştur. Çünkü bu ittifakta Brüksel'in, Washington'un, Berlin'in, Pensilvanya'nın söz hakkı vardır.

Bu öyle bir ittifaktır ki, Kılıçdaroğlu, iki bakanı iki saat dinleyip ve onlara tek soru sormayıp sonra çıkıp kürsüye PKK'nın adını bile anmadan Gara katliamından Cumhurbaşkanı'nı sorumlu tutabilmektedir.

HDP, PKK'nın emrindedir. Bunda kimsenin şüphesi zaten yok.

Fakat meselemiz daha ciddi; CHP PKK'nın nesidir? 

Yusuf Kaplan (Yeni Şafak)

“Para, libido ve imaj şeytan üçgeni”

(…) Kapitalist küresel sistem, para, libido ve imaj ağlarının kapanına kıstırdı insanlığı. Kapitalist küresel sistemin, insanın geleceği, dünyanın geleceği ya da hakikatin geleceği gibi bir sorunu ve sorusu yok. Tek sorunu var: İktidarını yitirmemek. Bunun yolu da para, libido ve imaj şeytan üçgeninden oluşan düzenini pekiştirmek, tahkim etmek.

Bunun mümkün olabilmesiyse, insanın, insanlığın geleceği, dünyanın geleceği ve hakikatin geleceği gibi sorular sorma imkânlarını yok etmekten geçiyor... İnsanlığın sürüleştirilmesi, hız ve haz, ayartı ve tüketimin kölesine dönüştürülmesinden yani...

Ali Karahasanoğlu (Yeni Akit)

“İstifa etti, daha ne istiyorsunuz?”

(…) Kara propagandanın mimarı CHP, bakın ne diyor:

“Berat Albayrak neden istifa etti? Bakan Albayrak’ı kimler susturuyor?”

Utanmazlara bakın..

Düne kadar, “Damat istifa” diye ter ter tepinenler..

Şimdi kalkmışlar, “Niye istifa etti” diye soruyorlar.. Hatta bununla da yetinmiyorlar, “Albayrak niye konuşmuyor” diye algı oluşturuyorlar..

İstifayı isteyen siz değil miydiniz?

Sizdiniz.

İstifa etti, daha ne istiyorsunuz?

 

Yaşar Baş (Yeni Akit)

“Vaka sayılarının çok yüksek olduğu yerlerde mülki amirler hesabı versinler” 

(…) Sağlık Bakanlığı çok doğru bir iş yaptı. İl il corona vakalarının listesini yayınladı. En yüksek olan ilimiz ile en düşük olan ilimizin corona vakalarının nüfusa oranı arasında yirmi dokuz katından daha fazla fark var.

Bu oranları eğlenmek için yayınlanmıyor. Corona mücadelesi mülki amirlerin başkanlık ettiği hıfzıssıhha kurulları tarafından yönetilmiyor mu? İllerde salgın yönetimi için ihtiyaç duyulan tedbirleri belirlemek ve almak bu kurulların görevi değil mi? Bu kurulların çalışmalarını mülki amirler koordine etmiyor mu?

Öyleyse corona vakalarının nüfusa oranı en düşük olan yerin yirmi dokuz katından daha fazla artmasına seyirci kalan mülki amirler başta olmak üzere hıfzıssıhha kurullarında görev yapanlardan hesap sormak gerekir.

Vaka sayılarının çok yüksek olduğu yerlerde mutlaka mülki amirler kusurludur demiyorum. Çıksınlar hesabı versinler.

 

Yıldıray Çiçek (Türkgün) 

“Kılıçdaroğlu son beş yıldır PKK’yı CHP’nin içine almış”

(…) CHP’nin sahip çıktığı ve sürekli reklamını yaptığı PYD-YPG terör örgütünün sözde bu tüzüğüne baktığımızda “Terör örgütünün reklamını ve propagandasını yapmamak adına PKK ismini kullanmıyoruz” açıklamaları sadece bir aldatma ve ikiyüzlülüktür.

Terör örgütü PKK’nın alçaklığına, şerefsizliğine vurgu yaparak kınama yapmıyorlar ki, önümüzdeki süreçte siyasi projeler için HDP’nin oylarına ihtiyaçları vardır. HDP’yi küstürmek, üzmek, kızdırmak istememektedirler.

Kemal Kılıçdaroğlu son beş yıldır PKK’yı CHP’nin içine almış, CHP’nin tıpasını da kapatmıştır. İçinden ne HD(P)KK çıkabiliyor, ne de CHP HD(P)KK’yı içinden çıkması için bırakıyor.

 

Murat Ağırel (Yeniçağ)

“Bartın Üniversitesi ve akçeli işler”

(…) Bugünkü konumuz Bartın Üniversitesi...Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun... Görevi, 2017 yılında Kurucu Rektör Prof. Dr. Ramazan Kaplan'dan devraldı.Okul, Orhan Uzun nedeniyle sık sık gündeme geliyor.Daha önce de KDV ve yakıt hariç 334 bin 800 liraya kiraladığı Audi A6 marka araç ile adından söz ettirmişti.Ayrıca üniversitede görev yaparken odasından atlayarak intihar eden akademisyen Güneş Günay Sezer'in ailesi Rektör Orhan Uzun hakkında mobbing uyguladığı iddiasıyla şikayetçi de olmuştu. Bu konular yazıldı, çizildi, tartışıldı. Benim anlatacağım ise başka bir şey...Akçeli işler... 

Mustafa Karaalioğlu (Karar)

“Her gün polemikle geçen günler yaşayacağız”

(…) Cumhurbaşkanı şartların erken seçimi, tahminlerden erken dönemde zorlayabilme ihtimalini herkesken fazla ciddiye alıyor. Ve özelikle son dönem konuşmalarına bakın; bütün liderlerden daha sık parti tabanını seçim çalışmaları içini motive ediyor. Bir ön önce seçim isteyen muhalefet bile en azından söylemde Erdoğan kadar “erken seçim” lafını dile getirmiyor.  

Şimdiden sonra, herhangi bir sahada kalıcı çözüm girişimleri iktidar açısından risk oluşturacağı için durumu idare eden ve neredeyse her gün polemikle geçen günler yaşayacağız. Eğer iktidar bu denklemi değiştiremezse, boş geçen zamanları kısaltmak adına erken seçime gitmek en iyi seçenektir. 

Yıldıray Oğur (Karar)

“Anadolu Ajansı’nın yaptığı ne oluyor acaba?” 

(…) Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşmesine neden olabilecek cezanın gerekçesi 2016 yılındaki bir PKK açıklamasını haber yapan T24’ün linkini paylaşmak. Haber hala sitede ve hakkında herhangi bir dava da açılmamış. 

Üstelik açıklama devlete bir barış çağrısı, içeriğinde şiddeti teşvik eden ya da öven bir ifade de yok.

Eğer bu linki paylaşmak terör propagandasıysa, Karayılan’ın Kandil’deki geri çekilme basın toplantısını canlı yayınlamak, ana haberlerde uzun uzun göstermek, Öcalan’ın Nevruz mitinglerindeki mektuplarını canlı olarak vermek, TRT dahil bütün kanalların canlı yayınladığı Dolmabahçe Zirvesi’nde yine Öcalan’ın çağrısının okunması ve son olarak 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesinde Öcalan’ın HDP’ye tarafsız kalma mektubunu gece yarısı son dakika gelişmesi olarak haber yapıp, sosyal medyasından duyuran Anadolu Ajansı’nın yaptığı ne oluyor acaba? 

 

Etiketler :