Akşam Köşesi - 11 Şubat 2021

Akşam Köşesi - 11 Şubat 2021

Kısa Dalga, gazetelerin köşe yazılarını gün boyu tarayarak gün sonunda size bir "Akşam köşesi" okuması getiriyor. Her fikirden köşe yazılarından önemli yerleri sunmaktaki amacımız, olan biteni daha iyi anlayabilmek için çeşitli bakış açılarını sunabilmek. Yazının tamamını okumak için başlığa tıklayın.


 



Fatih Altaylı (Habertürk) 

Bu, ilk uzay macerası değil

 Ak Parti iktidarı açısından da bu ilk “Uzay macerası” değil.
İktidar partisi epey bir zamandır gözünü uzaya dikmiş vaziyette.
İktidarın ilk yallarından beri uzay söylemi var.
AK Parti’nin ilk iktidar döneminde de bir uzay programı açıklanmıştı.
Bu programa göre;
- 2008’de Türk yüksek irtifa uçağı geliştirilmiş olacaktı.
- 2008’de Türk astronot yetiştirme programı başlayacaktı.
- 2009’da ulusal fırlatma sistemi geliştirilmiş olacak ve düşük maliyetli roketlerin geliştirilmesine başlanacaktı.
- 2013’te kuyruklu yıldız taramalarına başlanacaktı.
- 2014’te kuyruklu yıldız bulunacaktı.
- 2014’te yerli bir roketle milli araştırma uydusu Dünya’ya en yakın gezegenlerden birine, Ay veya Mars’a gönderilecekti.
- 2015’te Türk bir astronotun uzaya gönderilmesi sağlanacaktı.
- 2020’de yerli ve milli uzay gemisi tasarımı ve imalatına yönelik çalışmalara start verilecekti.

Bunların hiçbiri gerçekleşmedi bildiğiniz üzere.
Doğu Anadolu Gözlemevi projesi ise sürüyor.

 


Nagehan Alçı (Habertürk)

" Geniş katılımlı anayasa ihtimali yüzde sıfır"

"Bu kadar kutuplaşmış, kutuplar arası diyalog kanallarını bu kadar kapatmış bir siyaset tablosunda üzerinde farklı kesimlerin uzlaştığı, siyasi olarak geniş bir katılımın sonucu ortaya çıkacak bir anayasa mümkün olabilir mi?
İmkansıza yakın bile diyemiyorum, bu ihtimal yüzde 0."






Yalçın Bayer (Hürriyet)

“İşsizlik verilerinin gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi yok"

TÜİK’in rakamlarına baktığınızda “Oh ne güzel, işsizlik azalıyor” diyebilirsiniz. Ancak enflasyonda olduğu gibi işsizlik verilerinin de günlük yaşamdaki gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi yok!
Bu nasıl azalmadır ki hâlâ üniversite mezunu her üç gençten biri iş kapıları yüzlerine kapandığından umutsuzca evde oturuyor... Hâlâ işsizler ordusu İŞKUR’un önünde başvuru kuyruğu azalmıyor... Bu nasıl azalmadır ki hâlâ salgından ötürü kapanan işyerlerinde işlerine son verilenlerin sayısı çığ gibi büyüyor... Bu nasıl azalmadır ki hâlâ işlerini yitirenlere ödenen kısa çalışma ve ücretsiz izin ödeneği alanların sayısı yükseliyor... Belediyelerin önü iş arayanlarla dolu...
Resmi verilerin dışında gerçek işsiz sayısı salgınla birlikte 10 milyonu aştı…

Abdülkadir Selvi (Hürriyet)

 AK Parti bir süredir kitleleri heyecanlandıracak hikaye 

AK Parti reformlarla büyüyen bir parti. Reformlarla hem Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken vesayet odaklarını temizlemiş, hem de oy oranını yüzde 50’lere taşımayı başarmıştı. Ama bir süredir kitleleri heyecanlandıracak yeni bir hikâye yazamıyordu. Yeni anayasa ve reformlarla birlikte buna kavuştu… 



Mehmet Barlas (Sabah) 

Uzay yolcusuna isin önerisi: Kemal Füzeoğlu 

Ben size söyleyeyim. Ay'a da gideceğiz, daha ötesine de... Elon Musk adında bir kişi Mars'a koloni kurmayı planlarken, koca Türkiye Ay'a gitmeyi hayal bile edemez mi yani? Bırakın uzaya çıkmayı, yeni bir anayasa yapmaktan bile aciz mi bu millet? İşleri güçleri "Demokrasi" ve Özgürlük" demek olan kesimin, bunları yeni bir anayasa yerine Boğaziçi'nin Gezi heveslisi kesimlerinde aramaları normal mi yani?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk Türk uzay yolcuları için Türkçe isim bulmamızı önerdi... Bazı isim adaylarını sıralayalım:
- Ay adamcağızı... Kemal füzeoğlu... Gök oğlanı... Zillet uçmağı. 


Bülent Orakoğlu (Yeni Şafak)

Kavala’nın cezaevinde olması Gezicileri başsız bıraktı

Son hafta içinde Boğaziçi Üniversitesi üzerinden yeni bir Gezi dalgası yaratmak isteyenlere karşı Türkiye devlet olarak bu kez hazırlıklıydı. Osman Kavala Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma çerçevesinde ‘’anayasal düzeni bozmaya teşebbüs’’ ‘’siyasal veya askeri casusluk” suçundan tutuklanmıştı. Bir iki gün önce yapılan yargılamasında yargılandığı mahkemede tutukluğunun devamına karar verilmişti. Osman Kavala’nın bu yeni kalkışma teşebbüsünde cezaevine olması yeni Gezicileri başsız bırakmış ve hata yapmalarına neden olmuştu…

 Ali Erkan Kavaklı (Yeni Akit) 

Türkiye’de neden İngilizce eğitim veren üniversite, lise ve ilkokullar var? 

Boğaziçi Üniversitesine Cumhurbaşkanımızın rektör atamasıyla başlayan protestolar Gezi olaylarına evriliyor, rektör ataması üzerinden muhalefet yapılıyor. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce eğitim yapıyor.
Amerika’da Türkçe eğitim veren üniversite var mı?
Yok, elbette.
Türkiye’de neden İngilizce eğitim veren üniversite, lise ve ilkokullar var?
Türkiye sömürge ülkesi mi? 

Fuat Uğur (Türkiye) 

Uzay programıyla alay ediyorlar 

Muhalefetin kıtipiyoz yazarları ve vekilleri, katıldıkları CHP yandaşı kanallarda ve sosyal medyada “Millî Uzay Programı” ile bol bol alay ettiler, gülüp eğlendiler.
Bu ülkeye yakıştıramıyorlar büyük ülke olmayı.
Hele de 90 yıl boyunca aşağılayıp ezdikleri bir sosyal ve kültürel sınıftan gelen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Millî Savunma Sanayii’ni lokomotif güç olarak kullanarak bilim ve teknolojide katedilen aşamalara imza atması onları çıldırtıyor. Bu yüzden de atılan her büyük adımı itibarsızlaştırmaya ve milletin gözünde değersizleştirmeye çalışıyorlar zavallıca. 







Kemal Belgin (Türkiye)
 

Eski Kadıköy’de bu manzaralar olmazdı, ne emniyet izin verirdi ne Kadıköylü 

Şu Boğaziçi meselesi geçtiğimiz hafta sonuna doğru bizim Kadıköy'e de sıçradı. Yaygaralar, sloganlar falan filan... Bizim evin önünden sık sık geçit yaptılar. Şöyle bir baktım da, pek öyle hakiki üniversiteli göremedim... Ama şunu hemen ifade edeyim, eski Kadıköy'de böyle bir manzara asla olamazdı. Ne emniyet izin verirdi, ne Kadıköylü... Yüzde yüzlük değişime uğramış Türkiye onun koca ili İstanbul ve bence en değerli semti maalesef şimdilerde böyle... Allah bize bunların hakikilerini sunmuştur zamanında... Hiç unutmam Kuşdili Karakolu Komiseri Palaska Rıza, maç öncesi atletizm pistinde tur attığında, tribünler ölüm sessizliğine bürünürdü. Hele tribünde bir hareket görsün, anında karakolda bulurdu kendini o zat. Sonra mı? Allah düşürmesin... 

Hüseyin Gülerce (Star) 

Bolu'da 10 metrelik bozayı heykeli dikeceğinize yukarı bakın da Ay'ı görün... 

Malûm bir çevre Erdoğan hazımsızlığından dolayı "Türkiye'nin ne işi var uzayda?" mavrası döndürmeye başladı. Bunlar, Boğaziçi provokasyonu sırasında "aşağı bakmayacağız" diyenler.
Bolu'da 10 metrelik bozayı heykeli dikeceğinize yukarı bakın da Ay'ı görün...
Bu uzay programını –olmaz ya- CHP açıklasaydı, yer yerinden oynardı.
O bir tarafa, CHP ve diğerleri gelirse, uzay programını iptal edeceklerini adımız gibi biliyoruz… 

Fadime Özkan (Star) 

HDP “sahaya” iniyor 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçen hafta katıldığı bir TV yayında Boğaziçi Üniversitesinde rektör ataması bahanesiyle başlayan protestoların terör örgütlerinin iştahını nasıl kabarttığını anlatırken şunu söyledi:
"PKK'nın ne yaptığını, örneğin Cemil Bayık'ın üç gün önce HDP'ye ne talimat verdiğini biliyor musunuz?"
Ve cevabı:
'Gerillaya çok yük getiriyorsun. Sahaya girin ve gerillanın yükünü alın, eylemlere başlayın" diyor. Kime diyor, HDP'ye diyor. Cezaevlerine talimat veriyor". Ve... Aylardır pısan, susan, cılız çıkışlar yapan HDP "sahaya giriyor".
Buyrulduğu gibi.
Önce Boğaziçi olaylarında boy gösteriyor HDP'li vekiller. Kampüste, Kadıköy'de, sokaklarda, her yerde.
Araziye, ortama, dokuya kolay uyum sağlıyorlar. 



Nedim Odabaş (Milli Gazete) 

Devletin arpalıklarına liyakatsiz asalaklar atanıyor,  dört beş maaş 

"Zihinlerimizi dönüştüren iktidar hiçbir eleştiriyi kabul etmiyor; yanlışlara yanlış dediğimizde bizi linç etmeye kalkışıyorlar. Söylediğiniz haklı şeylerin hepsi buhar olup uçuyor. Tepeden gelen buyruklara eyvallah çeken, iktidarın her dediğine biat eden, konuşmayan, düşünmeyen, analiz etmeyen, hesap sormayan, algıları yönlendirilmiş apolitik bir toplum kıvamına getirildik. Toplumun direnç kolonlarıyla ilgili şeyler söyleniyor. İnsan haklarında, hukukta, demokraside, ekonomide reform yapılacak deniliyor;  hiç kimse, “19 yıldır iktidardasınız, bunları yapmak aklınıza yeni mi geldi?” diye sormuyor. Yanlışlar söylenmiyor, haksızlıklar eleştirilmiyor, yolsuzluklar sümen altı ediliyor. Demokrasi, hukuk, insan hakları yaralı. Ekonomide tüm parametreler berbat… İnsanımız aç, alım gücü yok, fukara, sofrasına kuru ekmek dahi koyamıyor. Sefalet ücreti reva görülen çalışanlarımız kirasını ödeyemiyor, çocuğuna hanımına harçlık veremiyor, faturalarını ödeyemiyor, elzem masraflarını karşılayamıyor. Fakat devletin arpalıklarına liyakatsiz asalaklar atanıyor,  dört beş maaş veriliyor…  


İ
İbrahim Kaboğlu (BirGün) 

“Yeni anayasa vakti” sözü, “yürürlükteki Anayasayı askıya alma” eyleminin itirafı 

“Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz” (md.137/2).
“Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” (md.34/1).
Gözaltı ve yakalama ve tutuklama koşulları da Anayasa’da sayılmakta (md.19).
Boğaziçi Üniversitesi (BOÜN) rektör atamasını protesto eden öğrencilerin ne kadarı, md.34’ü ihlal etti?
Buna karşılık, kolluk güçlerinin kullanılmasında, “konusu suç teşkil eden emir” sayısı ve bunu yerine getirme oranı nedir?
Anayasal hakkı kullanan kaç öğrenci, md. 19 koşullarına uyularak gözaltına alındı ve tutuklandı?
Bu sorular, kamusal yetkilerin makamlar ve normlar hiyerarşisi içerisinde kullanıldığı varsayımı ile soruldu. Ne var ki olaylar, daha çok Ankara’nın yönlendirmesi ile tırmandı: görev yetki sorumluluk zinciri bakımından İst. Emniyet Müdürlüğü ve Valiliği yerine İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı ortağı öne çıktı.
Kısacası, kamusal gücü kullananlar, Anayasa ve yasa ihlallerini alışkanlık haline getirdi.
Böyle bir ortamda, “şimdi yeni anayasa vakti” sözü, “yürürlükteki Anayasayı askıya alma” eyleminin itirafı gibi.
“Anayasa suçu”, 2017 Anayasa değişikliği gerekçesi idi. Şimdi ise, aynı eylemde birlikte davrananlar, bir adım daha atarak Anayasa yapımını öneriyor… 


Erdal Sağlam (Cumhuriyet)


Genç işsizlerde durum vahim 

Resmi işsizlik oranları, ekonomideki büyük sıkıntıya rağmen düşmeye devam ediyor. 2020’nin kasım ayında işsiz sayısının son bir yılda 303 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişiye düştüğü, işsizlik oranının da 0.4 puanlık azalışla yüzde 12.9’a indiği açıklandı.
İşin garip tarafı, işsizlik oranında düşüş açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) aynı kapsamda çalışan sayısının da azaldığını açıklaması. Kasım ayında istihdam edilen kişi sayısı son yılda 1 milyon 103 bin kişi azalarak 27 milyon 66 bin kişiye, istihdam oranı da 2.7 puanlık düşüşle yüzde 42.9’a indi.
Bunu, istihdam edilmek için gereken şartlara uygun kişilerin ancak yüzde 43’ünün çalışabildiği şeklinde yorumlayabiliriz. Genç işsizlerde durum çok daha vahim, çalışma yaşına gelmiş gençlerin kabaca dörtte biri, yani dört gençten biri iş bulabiliyor. 


Yazgülü Aldoğan (Cumhuriyet)

Cumhurbaşkanının bir cinsi aşağılama takıntısı var 

Bir ülke cumhurbaşkanı, elbette siyasi görüşleri vardır, ama bütün toplumu kucaklamak, herkesin cumhurbaşkanı olmak ve kimseyi ayrıştırmamak için yemin etti; dil, din, ırk, cins ayrımı yapmadan herkesi kucaklamalıdır. Ama bizimkinin bir cinsi aşağılama takıntısı var; kadın erkek eşitliğine inanmıyor, kadınları ikinci sınıf kabul ediyor ve bunu o kadar içselleştirmiş ki elinde değil, her ağzını açtığında bunu belli ediyor! Siyasi gerekçelerle elbette bir iki kadın bulunduruyor yanında, ama onun da konu mankeni olduğunu söyleyiveriyor! Boğaziçi Üniversitesi, toplumun gündeminde fazla yer işgal edip ters tepince rahatsız oldu, ortaya bir “Ay macerası” attı. Damat söylemişti ya, Ay’a üç şerit otoyol “belki bayanlardan bile gitmek isteyen olur!” İnanırlar! Bayanlar uzaya gideli çok oldu da kadınlar cepte para yok diye pazara gidemiyor!  


Mustafa Karaalioğlu (Karar)

Amaç demokrasiyi genişletmek mi daraltmak mı? 

Cumhur ittifakının yeni anayasa veya anayasayı bir kez daha yenileme girişimi adı sanı belli bir temaya bağlı olarak açıklanmıyor. Neden bir anayasa hamlesi düşünüldü anlaşılamıyor. Hukuktaki aksaklıklar için mi, temel hak ve özgürlükler adına mı ya da ekonomide serbest girişimi genişletmek maksadıyla mı? Daha genel ifadeyle, amaç demokrasiyi genişletmek mi daraltmak mı, bilinmiyor. 
Bugüne kadar tek bir şikayette bulunmayan ittifak birden bire Türkiye’nin nerede tıkandığını düşünüyor da anayasayı yenilemek istiyor? Yapılan duyuruların içeriği bir hayli belirsiz ve böyle olduğu için de derinlikli olmaktan ziyade taktiksel bir görüntü veriyor. Muhalefeti zora sokmak ve en başta da Millet ittifakından bir parça koparmak… Hedef bu olmalı. 

 

Etiketler :