Betonlaşmış vicdanlar ülkesinde 45 metre kare cinayeti - 1

Okan Karaten’i hatırlar mısınız? 8 ay önce İstanbul’un göbeği Harbiye’de, gündüz vakti çeteler çatışırken arada kalmış ve bebek arabasındaki kızını korumak isterken öldürülmüştü. Bu dizide sadece onun dramını değil, bu ülkede vicdanların nasıl betonlaştığını, çetelerin adaletsizlikle nasıl kurtulduğunu dinleyeceksiniz.

·



PODCASTİ DİNLEMEK PLAY'E TIKLAYINIZ







Şişli ve Beyoğlu, İstanbul’un göbeğinde, rantın gözdesi iki ilçe. Bu iki ilçenin sınırında, Harbiye’nin alt kısmında eski apartmanların arasından rezidanslar yükseliyor.

Müteahhitlerin gözü eski bina dolu adalarda, parsellerde. Bir arabanın zor geçtiği, betona boğulmuş, sıkış tıkış sokaklarda her metrekare altın değerinde.

İşte burada, dar, bakımsız bir sokak: Yeni Nalbant. Hem Taksim’e, hem de Harbiye’nin geniş caddesine çok yakın olduğu için kıymetli. Sokağın büyük kısmını yeni inşa edilmiş, gösterişli rezidans kaplıyor. Ön yüzü Taksim’e bakan binanın arka camekan cephesi Yeni Nalbant Sokak’taki eski apartmanların yansımalarıyla dolu. Sokakta eski binalarla kentsel dönüşümle yenilenen apartmanlar yan yana.

Lüks rezidansın hemen yanındaki 29 numaralı gri, dört katlı apartmanın bir dairesinde Karaten Ailesi yaşıyordu. Beton sokağa bakan pencerelerinin önünde saksıda çiçekler duruyordu.

Okan Karaten, İstanbul Bakırköy, 1973 doğumlu. Çok genç yaşlardan beri Fatih’teki bir kuyumculuk firmasında çalıştı. Yıllarca emek verdikten sonra firmada küçük hisse sahibi oldu.

Okan Karaten, müzik sektöründe çalışan Elanur Güngören, 2017 yılında evlendi.

Aşkı geç bulmuşlardı. Yuva kurduklarında Okan 44 yaşında, Elanur 38 yaşındaydı. İki yıl sonra kızları dünyaya geldi, ‘Ada’ ismini verdiler.

Ada sağlık sorunuyla doğmuştu, kafatasında ur vardı. Bu urun baskısı nedeniyle bebekliği çok zor geçiyordu, sürekli ağrı çekiyordu. Buna rağmen mutlu bir aileydiler. Ada biraz daha büyüyünce ameliyat olacak ve sağlığına kavuşacaktı.

Mutluluklarının fotoğrafları halen Okan Karaten’in sosyal medya hesabında duruyor.

Okan Karaten, 15 Eylül 2017’de Facebook hesabında düğün fotoğraflarını paylaşmış ve “Sevgili karımcım” yazmıştı.

Birlikte tatil, gezi fotoğraflarının ardından 7 Nisan 2019 tarihli albüm ise büyük mutluluklarını duyuruyordu. Elanur’un hamile olduğu fotoğrafları, kızları Ada’nın hastane odasındaki ilk görüntüleri takip ediyordu.

Bundan sonra Okan Karaten’in paylaşımlarının çoğu Ada’nın fotoğrafları. Birini ‘Kızım, anası ve ben gezmelerdeyiz” diyerek paylaşmış, bir diğerini “Ada tatilde” diye. Hepsinde kızına ve eşine sevgisini kalp emojileriyle anlatmış.

5 Nisan 2020 tarihli paylaşımda ise Ada ile fotoğraflarından bir video hazırlamıştı. Kocaman güldükleri fotoğraflarla dolu videoyu “Can kızım. Allah sana sağlıklı ve kocaman bir ömür versin. İyi ki varsın. Doğum günün kutlu olsun. Seni çok seviyorum babacım” notuyla paylaşmıştı.

Bu mutluluğun sona ereceği gün, 11 Haziran 2021’di.

O gün Okan Karaten işten izin almış, eşiyle birlikte kızları Ada’yı hastaneye götürmüşler ve ameliyat için gün almışlardı. 11 gün sonra Ada ameliyat olacaktı.

Hastaneden döndükten sonra Okan tıraş olmak için berbere gitti. 5 yıl önce tanışıp iyi arkadaş oldukları Burak Serkis Kibaryan’la buluştu. Ailece görüşürlerdi ve birlikte Karaten Ailesi’nin Yeni Nalbant Sokak’taki evine gittiler.

Birkaç saat önce, o sokaktaki Ap-Ay isimli emlakçıda silahların çekildiği gerilimden haberleri yoktu.

Evde biraz oturup sohbet ettiler. Ada hastalığı nedeniyle ağrı çekiyor, yemek yiyemiyordu. Biraz hava alması için onu parka götürmeye karar verdiler.

Saat 18.00, yani akşamüstü 6 sıralarıydı. Yaz sıcağının kendini hissettirdiği bir gündü.

29 Numaralı apartmanın, siyah demir kapısı açıldı. Ada annesinin kucağındaydı. Okan bir üst sokakta park ettiği otomobillerinden bebek arabasını almaya gitti.

Elanur Karaten, Burak ile konuşurken çöp konteynerinin yanında duran kirli sakallı adamı fark etti. Sıcak günde kalın mont giymesi dikkatini çekmiş ve tedirgin olmuştu. Adam etrafı kolaçan ediyordu. Bu sırada Okan getirdiği bebek arabasını açtı ve Ada’yı oturttular.

Dar kaldırımda bir kişi bile zor yürürdü, büyük kısmı apartman merdivenleri, dükkan girişleriyle kesilmişti. Okan Karaten, Harbiye’ye çıkan yokuş sokakta bebek arabasını iterken Elanur ve Burak yanında yürüyordu.

Yukarıda yolu kapatan otomobili fark ettiler. Mahallede mafyöz tipler olarak bildikleri emlakçıya iki kişinin silah doğrulttuğunu ise görmemişlerdi.

KOCAM VURULDU YARDIM EDİN

Sakince ilerleyen hayat ani silah sesleriyle bölündü, herkes irkildi. Her şey saniyeler içinde oluyordu; koşan insanların ayak sesleri, kırılan camların gürültüsü, bağırışlar, küfürler.

Elanur ile Burak, sağ taraflarındaki apartman girişine doğru kaçtı. Okan Karaten, bebek arabasının üzerine eğilmiş kızını korumaya çalışıyor, bir yandan sığınacak bir yer arıyordu. Sol taraftaki otoparkın girişine yöneldi. Elanur Karaten geriye doğru baktığında, biraz önce çöp konteynerinin yanında duran kirli sakallı adamın kendilerine doğru koştuğunu gördü. Elindeki otomatik silahla emlakçıya ateş ediyordu.

Okan, üzerine eğildiği bebek arabasını iterek otoparka sokmak üzereydi. Başına isabet eden kurşunla yere düştü. Silah sesleri arasında bebek arabasındaki Ada’nın ağlayışı duyuluyordu.

Elanur Karaten, çatışma devam ederken eşine koştu.

“Kocam vuruldu, yardım edin” diye bağırırken saldırganlar emlakçıyı çapraz ateşe almıştı. Emlakçının önündeki otomobillerin arasına mevzilenmiş bir adam da tabancasıyla karşılık veriyor, iki arabanın arasında yatan bir kişi “Vuruldum, vuruldum” diye bağırıyordu.

Sokaktan geçen kurye motosikletini yerde bırakıp kendini bir dükkana atmıştı.

Silah sesleri sustu.

Kaçan bir otomobilin ve motosikletin gürültüsü duyuldu. Emlakçıdan elinde tüfekle çıkan bir genç bu kez havaya ateş açtı.

Ortalık durulduktan sonra ‘Ambulans, yardım edin’ bağırışları arasında ürkek adımlarla insanlar sokağa iniyor, kalabalık toplanıyordu.

Herkes feryadın geldiği tarafa baktı. Okan Karaten, bebek arabasının yanında, yerde kanlar içinde yatıyordu. Dizlerinin üzerine çökmüş kadın, elini tutmuş, ölmemesi için yalvarıyordu.

Sadece oradan o sırada geçtiği için Okan Karaten çete çatışmasının kurbanı oldu. Hastaneye götürülürken ambulansta öldü.

Onun serseri bir kurşunla katledildiği çatışmanın nedeni; bir sokak ötedeki sadece 45 metrekarelik boş arsaydı.

45 metrekarelik arsa, Harbiye’den Taksim’e uzanan geniş ve güzel caddenin bir paralelindeki dar sokakta. 9 yıl önce üzerinde eski bir apartman vardı. Yanındaki büyük binayla birlikte 2013 yılında yıkıldı. Büyük bina yerine 9 katlı, 35 odalı otel inşa edildi, Nupelda Otel 2018 yılında açıldı. 45 metrekarelik alana ise yeni bina yapılmadı ve boş kaldı. Otelin giriş kapısının hemen yanındaki bu arsaya yıllardır süren husumet sığmıştı. Arsa otopark olarak kullanılmaması için demir çitle çevrilmişti.

Nupelda Otel’in sahibi kısa süre öncesine kadar Haldun Erdavran’dı. 60 yaşındaki Haldun Erdavran 1980 Askeri Darbesi öncesinde İçişleri Bakanı olan Adalet Partili Orhan Eren’in damadıydı. 2004 yılındaki Neşter 2 operasyonuyla gündeme gelmişti. Halen süren davada Haldun Erdavran, yargı mensuplarına rüşvet vererek mahkeme kararlarını değiştirdiği iddiasıyla yargılanıyor.

YILLAR SÜREN İNATLAŞMA

Haldun Erdavran, resmi belgelerde Nupelda Oteli, boşandığı eşine devretmiş görünüyor ama işletmesini halen o yapıyordu. Çok sayıda icra davasına muhatap olan Haldun Erdavran’ın boşanmasının hileli olduğu konuşuluyordu. Haldun Erdavran, otelin girişinin hemen yanındaki 45 metrekarelik alanı otopark yapmak için uzun süredir uğraşıyordu. Aslında arsada eski eşinin, bir akrabasının da hissesi vardı ama diğer üç hissedar otopark için kiralama teklifini kabul etmiyordu. Bu üç hissedarın bu alana yeni bina inşa etme teklifine de o karşı çıkıyordu. Pazarlıklar kilitlenmişti. İnatlaşma yıllardır sürüyordu.

45 metrekarelik arsanın yüzde 20 hissedarlarından biri otelin bir sokak aşağısındaki Ap-Ay isimli emlakçının sahibi Ahmet Aydemir’di. Birlikte hareket ettiği diğer iki hissedarla arsaya araç park eden otele hak tecavüzü iddiasıyla dava açmış ve araçların park etmemesi için demir çiti onlar örmüştü.

Silahların çekilmesinden 10 gün önce otelde çalışan bir tanıdıkları Ahmet Aydemir’e oteli başkalarının kiraladığını ve arsayı da kiralamak için görüşmek istediklerini söyledi. Ahmet Aydemir, “Gelsinler” dedi.

11 Haziran 2021, yani olay günü. Saat 16.00 sıralarında Yeni Nalbant Sokak’taki zemin katta bulunan Ap-Ay Oto Kiralama ve İnşaat’ın demir kapısı açıldı ve içeri iki adam girdi. Birinin adı İlmettin Aytekin’di. 30 yaşındaki sakallı adam, Nupelda Otel’in yeni işletmecisi olduğunu söyledi. Yanındaki Deniz Sarihan ise otel işletmesinin gayri resmi ortağı olduğunu anlattı.

Bu noktada emlakçıda yaşananlarla ilgili tarafların ifadeleri farklı.

Ahmet Aydemir ve yanında çalışanların ifadesine göre; İlmettin Aytekin ve Deniz Sarihan, “Arsayı kiralamak istemiyoruz” yanıtını alınca sinirlendi. “Düşmanlarımızın kim olduğunu bilelim. Biz buraya inşaat yaptırmayız hem de girip kullanırız” dediler. Ahmet Aydemir’in ifadesine göre; iki adam onu tehdit etmişti.

İlmettin Aytekin ve Deniz Sarihan ise o görüşmeyi çok farklı anlatacaktı. Deniz Sarihan şöyle dedi:

“Arsayı kiralamayacaklarını, buraya inşaat yapmak istediklerini söylediler. Biz de inşaat yapılıncaya kadar kiralamak istediğimizi söyledik. İlmettin ‘Bugün bize yardımcı olmazsanız yarın inşaat izni için bize geldiğinizde biz de yardımcı olmayız’ dedi. Ahmet Aydemir bunun üzerine küfür edip bizi kovdu. Hatta silah çekti, arkasındaki daha genç şahıs da pompalı tüfeği bize doğrulttu. Biz dükkandan çıktığımızda arkamızdan gelip silah doğrultmaya devam ettiler.”

İşte bu gerilimden iki saat sonra içinde şoför dahil üç kişi bulunan kırmızı panelvan araç, Yeni Nalbant Sokak’a girdi.

Öndeki plakası sökülmüştü, arka plakası siyah poşet ile kapatılmıştı.

Bu aracı üzerinde iki kişi olan ve plakası kapatılmış motosiklet takip ediyordu.

Motosikleti kullanan 21 yaşındaki İslam Aytekin’di. Nupelda Otel’in işletmecisi İlmettin Aytekin’in yeğeni ve otel çalışanı olarak görünüyordu. Şapka ve cerrahi maske ile yüzünü gizlemişti.

Motosikleti durdurdu ve arkasındaki kirli sakallı adam inip çöp konteynerinin arkasında mevzilendi. Sıcak günde üzerinde mont vardı. Onun adı; Yunus Aksak’tı. 24 yaşındaydı, uyuşturucu kullanmaktan sabıkalıydı. Uyuşturucu satıcılığından 6 ay tutuklu yargılanmış ama beraat etmişti. 8 ay önce Batman’dan İstanbul’a çalışmak için gelmişti.

İşte o an; 29 numaralı apartmandan kucağında Ada ile çıkan Elanur Karaten, Yunus Aksak’ı çöp konteynerinin arkasında görmüş ve tedirgin olmuştu.

100 metre uzaktaki Ap-Ay isimli emlakçıdan Ahmet Aydemir, oğlu ve üç çalışanı çıktı.

Kırmızı panelvan tekrar girdiği sokağın ortasında durup yolu kapattı.

Direksiyonda 36 yaşındaki Cem İşişler vardı. Kurtuluş’ta oto tamirciliği yapan Cem İşişler, yaralama suçundan 11 ay hapis yatmış ve yeni tahliye olmuştu. O araçtan çıkmadı, şapka takan ve yüzleri cerrahi maske ile kapalı iki kişi ise bellerinde silahlarla indi.

Biri; 35 yaşındaki Deniz Sarihan’dı. İki saat önce emlakçıda Ahmet Aydemir ile tartışan Nupelda Otel’in gayri resmi ortağı…

Silahlı diğer kişi ise 28 yaşındaki Osman Turan’dı. İddiasına göre; 7 aydır Nupelda Otel’de vale olarak çalışıyordu. Hırsızlık ve yaralamadan 6 kez hapse düşmüştü ve son olarak 8 ay önce tahliye olmuştu.

Deniz Sarihan ve Osman Turan silahlarını bellerinden çekti ve emlakçının önündekilere doğrultup ateş açtılar.

Ahmet Aydemir’in yanında olan Halis Yalazı bacağından vuruldu ve iki aracın arasına düştü. Ahmet Aydemir otomobilin arkasına saklanıp silahını çekerek tetiğe defalarca bastı.

Sokağın aşağısındaki çöp konteynerinin arkasında gizlenen Yunus Aksak demir dipçikli Uzi otomatik silahı montunun içinden çıkardı ve ateş ederek koşmaya başladı.

Başından vurulup yere düşen Okan Karaten’in yanından geçerken halen kurşun saçıyordu. Elanur Karaten’in çığlığına dönüp bakmadı bile.

Sokaktan geçen kurye Mazlum Titiz de çatışmanın ortasında kalmıştı. Bacağından vuruldu ve motosikletten atlayıp bir dükkana sığındı.

Saldırganlar kırmızı panelvan ve motosikletle kaçarken Okan Karaten yerde hareketsiz yatıyor, eşinin feryadı sokakta yankılanıyordu. Kurye Mazlum Titiz ve Halis Yalazı bacaklarından vurulmuştu.

Bu cinayet işlendiği sırada Sedat Peker Youtube’ta devlet-mafya-siyaset bağlantılarını ifşa ediyor, mafyanın devletleştiğini ortaya koyuyordu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ekranlarda sorulardan kaçıp ne kadar başarılı olduğunu anlatırken çeteler sokaklarda kol geziyordu.

Okan Karaten’in öldürüldüğü, iki kişinin yaralandığı olayın bir çete çatışması olduğu ilk bakışta anlaşılıyordu. Peki, gündüz vakti, İstanbul’un göbeğinde, onlarca mermi sıkan, dehşet saçanların suç örgütü açığa çıkarılacak mıydı?

Okan Karaten için adaleti sağlayacak bir vicdan kalmış mıydı bu ülkede?

İkinci bölümde 45 metrakare cinayetini anlatmaya devam edeceğim. Okan Karaten’in ölümü üzerine inşa edilen rantı, adaletsizliği dinleyeceksiniz.


Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.