Boğaziçi'den Lale Akarun: "Yeni üniversiteleri geliştirmek yerine, en iyileri aşağı çekiyor; herkesi vasatta eşitliyoruz"

Boğaziçi'den Lale Akarun: "Yeni üniversiteleri geliştirmek yerine, en iyileri aşağı çekiyor; herkesi vasatta eşitliyoruz"

Boğaziçi Üniversitesi'nden Lale Akarun "Eğitim kalitesi düşüyor; en iyi üniversitelerimiz can çekişiyor. Yetmiyor; en iyi üniversitelerimizdeki yetkin akademisyenleri görevden alıyor; yerlerine bu yeni kurulmuş üniversitelerden yöneticiler getiriyoruz. Sonuç: Yeni kurulmuş üniversiteleri geliştirmek yerine, en iyileri aşağı çekiyor; herkesi vasatta eşitliyoruz" dedi.

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Lale Akarun, "Herkesi üniversite mezunu yapmak, her ile üniversite açmak hedefi ile toplam pastayı büyütmeden gittikçe pastadan daha çok dilim çıkarmaya çalışıyoruz. Sonuç olarak, eğitim kalitesi düşüyor; en iyi üniversitelerimiz can çekişiyor. Yetmiyor; en iyi üniversitelerimizdeki yetkin akademisyenleri görevden alıyor; yerlerine bu yeni kurulmuş üniversitelerden yöneticiler getiriyoruz. Sonuç: Yeni kurulmuş üniversiteleri geliştirmek yerine, en iyileri aşağı çekiyor; herkesi vasatta eşitliyoruz" değerlendirmesini yaptı. 

Akarun, Yetkin Report'ta yer alan yazısında özetle şu ifadelere yer verdi:

Tsinghua Üniversitesi'nin bütçesi, Türkiye toplam üniversite bütçesi kadar

(...) Çin, 20. Yüzyılın sonlarına doğru, üniversitelerinin en iyilerini ayırıp, dünyanın en iyileri olmaları için özel programlarla desteklemeye karar vermiş. Bu üniversitelerin bütçelerini artırmışlar, onlara yeni araştırma merkezleri, altyapı destekleri vermişler, uluslararası konferanslar düzenlemeleri, yurtdışı konferanslara katılmaları, dünya çapında araştırmacıları çekmeleri için destekler vermişler.

Sonuç: Şu anda uluslararası sıralamalarda ilk 100’de 10-12 Çin üniversitesi var. En yukarıdaki Çin Üniversitesi olan Tsinghua Üniversitesi’nin bütçesi 4.5 milyar dolar. Türkiye’nin toplam üniversite bütçesi kadar. İlk 20 üniversitenin bütçeleri toplamı 36.6 milyar dolar. Ortalamada üniversite başına 1.8 milyar dolar.

Türkiye’deki üniversite bütçeleri en iyilerin 100’de biri

Türkiye’de en iyi üniversitelerin 2020 bütçelerine bakalım: Öğrenci sayısı görece çok olan Hacettepe Üniversitesine 150 milyon dolar, ODTÜ’ye 100 milyon dolar, Boğaziçi Üniversitesi’ne 50 milyon dolar. Elit Çin üniversiteleri ortalama 1.8 milyar dolar; elit Türk üniversiteleri ortalama 100 milyon dolar. 2020 bütçelerine bakmak da yanıltıcı: 2022 bütçeleri, bundan epey az: Hacettepe 1 milyar 661 milyon TL, ODTÜ 911 milyon TL, Boğaziçi 482 milyon TL. 2022 ortalama dolar kurunu büyük bir iyimserlikle 14 TL kabul etsek, sırasıyla 118, 65 ve 34 milyon dolar.

Türkiye’de çok iyi, köklü üniversiteler var. 100 kat az kaynaklarla dünya çapında işler yapıyorlar. Ancak bu ligde başarılı olmak için ayırmamız gereken kaynakları ayırmıyoruz. Böyle bir kaynağımız yok; var olanı da akılcı kullanmıyoruz. Bu üniversiteleri yönetme, iyiye götürme iddiasındaki YÖK’te bu üniversitelerden üye yok; yeni kurulmuş taşra üniversitelerinden, Kırıkkale Üniversitesi’nden, Karatay Üniversitesi’nden üyeler var.

Herkes vasatta eşitleniyor

Herkesi üniversite mezunu yapmak, her ile üniversite açmak hedefi ile toplam pastayı büyütmeden gittikçe pastadan daha çok dilim çıkarmaya çalışıyoruz. Sonuç olarak, eğitim kalitesi düşüyor; en iyi üniversitelerimiz can çekişiyor. Yetmiyor; en iyi üniversitelerimizdeki yetkin akademisyenleri görevden alıyor; yerlerine bu yeni kurulmuş üniversitelerden yöneticiler getiriyoruz. Sonuç: Yeni kurulmuş üniversiteleri geliştirmek yerine, en iyileri aşağı çekiyor; herkesi vasatta eşitliyoruz.

Kaynaklarımız az olduğu için mi eğitime kaynak ayıramıyoruz, eğitime kaynak ayırmadığımız için mi fakirleşiyoruz? Bunun cevabını Çin’e bakarak verebiliriz: Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi olup sonra bu kaynakları ayırmamış; nüfusunu eğitip elit üniversiteleri ile beraber sanayisini geliştirmiş. Bizim de herkesi vasatta eşitlemek yerine, araştırma üniversitelerimizi en iyiye ulaşmaları için kuvvetli bir şekilde desteklememiz lazım. Bunun için ilk adım, YÖK’ü kaldırıp araştırma üniversitelerimizi özerk bir şekilde gelişimlerini planlayacak şekilde özgür bırakmaktır.