Kabil’den Van’a uzanan  yönetmen ve öğretmen çiftin hikayesi: Taliban bizi bir çiçek gibi soldurdu

Kabil’den Van’a uzanan yönetmen ve öğretmen çiftin hikayesi: Taliban bizi bir çiçek gibi soldurdu

Taliban’ın geçtiğimiz yıl ülkedeki kontrolü sağlamasından sonra Afganistan’da süre gelen göçler daha kitlesel bir hal aldı. Şiddet, ekonomik ve sosyal istikrarsızlık ile baskılar her sınıf ve etnisiteden binlerce Afganistanlıyı göç yollarına savurdu. Uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Türkiye’ye varan sinema yönetmeni Sayed Noor Hussainian ile öğretmen eşi Zeynep Hussainian, ülkelerindeki durumu, göç yollarını ve yerleştikleri Van’daki yaşamlarını Kısa Dalga’ya anlattı.

ŞENOL BALI / VAN


Göç, 40 yıldan fazla bir süredir 40 milyonluk nüfusu olan Afganistan’ın sonu gelmeyen bir gerçeği. Süren savaş ve çatışma ortamı, siyasi ve ekonomik açıdan süregiden istikrarsızlık ve Taliban’ın baskıları; Afganları, yollara düşmeye mecbur ediyor. Son yarım asırda ülkeden göçler devam ediyorken 2021 yazı, göçün yeniden artışa geçtiği bir dönem oldu.


ABD ve NATO’nun işgal ettiği Afganistan’dan 20 yıl sonra çekilmesi ve Taliban’ın ülkedeki hakimiyeti her anlamda sağlaması göçü arttıran en temel neden. Ülkelerini terk eden Afganların en çok tercih ettiği ülkeler ise Pakistan, İran ve Türkiye. 2018 ve 2019 yıllarında da yoğun göç alan Türkiye , Avrupa’nın mülteci politikalarında yöneldiği değişiklik nedeniyle artık hedef ülke. Dünyanın en zayıf pasaportlarından birine sahip olan Afganlar, kaçak olarak giriş yaptıkları ülkede yine kaçak olarak çalışıyor ve böylelikle hem hayatta kalmanın hem de geride kalan ailesine para göndermenin gayretinde. İnşaat, tarım ve fabrikalarda iş bulanların çoğu güvencesiz ve halihazırda kölelik şartlarında çalışıyor.

Öte yandan birkaç ülkeyi kapsayan kaçakçı organizasyonu ile umut yolculuğuna çıkan Afganların başına gelmeyen kalmıyor. Van’ın İran ile olan 294 km uzunluğundaki sınır hattı, sahip olduğu iklim koşulları ve sarp dağlarıyla özellikle kış şartlarında bir ölüm tarlasına dönüşüyor. Yolculuk boyunca donma, işkence , tecavüz ve soyulma gibi ihlaller de karşı karşıya kalan Afganlar , bazen transfer sırasında da kaza sonucu hayatını kaybedebiliyor.
Öyle ki Van’da bulunan ve Afgan göçmenlerin defnedildiği Seyrantepe Mezarlığı her geçen gün sessizce büyüyor. Göçmenlerin , ölüm tarihleri ve sıra numaralarıyla defnedildiği mezarlık, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kimsesizler mezarlığı konumunda.

Ölümden ve deport edilmekten kurtulan Afganların büyük bir çoğunluğu üç ana rotadan kenti transit geçiyor. Kentte kalanlar ise hayat mücadelesine buradan devam ediyor. Barınma, ekonomi, dil, eğitim, sağlık ve entegrasyon kentte kalan göçmenlerin en çok sorun yaşadığı alanlar.


Son dönemlerde ülkeden göç edenler arasında her sınıf ve etnisiteden insan var. Ülkenin orta sınıfı da ülkeyi terk etmeye başladı. Daha önce çoğunlukla ekonomi temelli olan göçler, bu yönüyle karakter değiştirdi.


Ülkesini terk eden yönetmen ve öğretmen çift: Sayed Noor ve Zeynep Hussainian

Geçtiğimiz yıl Taliban’ın kontrolü ele geçirmesiyle ülkeden çıkmak zorunda kalan sinema yönetmeni ve oyuncusu Sayed Noor Hussainian ile okul öncesi öğretmeni olan eşi Zeynep Hussainian Taliban’ın tehditleri karşısında ülkesini terk etmek zorunda kalanlardan.

42 yaşında olan Sayed Noor, ülkesinin Taliban’dan sonraki hali için ‘’ Can güvenliğimiz yoktu. Şu an orada kalanların da can güvenliği yok. Kalsaydım beni de tutuklayabilirlerdi. Yaşamımdan korktum , başımıza ne geleceğinden... ‘’ sözlerini kullanıyor. Eşi Zeynep ise , ‘’ Akrabalarımız hala orada. Ama artık güvenlik ve huzur yok orada, kadınların okuma şansı da .’’ diyor.

Sayed Noor ve Zeynep çifti , ülkeden çıkarken her Afganın kullandığı yol ve yöntemleri denemiş. Yaşadıkları Kabil’de bir kaçakçıyla anlaşan çift; kızları Elham, Zehra, Munire ve Meryem ile beraber yola koyulmuş ve önce İran’a oradan Van’ın Çaldıran ilçesi sınırından Türkiye’ye geçmiş. Bitlis’in Tatvan ilçesine vardıktan sonra yakalanan çift , güvenlik güçleri tarafından sınır dışı edilerek İran’a sınırına itilmiş.

ekran-resmi-2022-09-20-15-02-34.png

Sayed Noor, eşi Zeynep ve çocukları Elham, Zehra, Munire ve Meryem.

Taliban korkusu: İdam ya da cezaevi

Sayed Noor, iki defa sınırı geçmek zorunda kaldıkları yolculuklarını şu sözlerle anlatıyor; ‘’ Taliban hakimiyeti ele alınca İran’a sonra kaçak olarak Türkiye’ye geldik. Normal yollardan çıkamadık, kaçak olarak çıktık. Herat’a geldik önce , devamında Meşhed, oradan da Tahran’a. Tahran’da bir süre kaldık, sonra başka kaçakçılar aldı ve bir ay boyunca yolculuk yaptık. Eziyet gördük, çocuklar çok zorlandı. Çok kötü şartlarda Türkiye’ye vardık. Van’ı geçtikten sonra güvenlik güçleri yakaladı ve tekrar deport ettiler. On gün daha sınırda kaldık, gelip havaya silah sıkıyorlardı. Geçemiyorduk. Tekrar geri kaçıyorduk. 10 gün sonra tekrar sınırdan geçtik Van’a yetiştik. 15 güne yakın otelde kaldık . Sonra zar zor bir ev bulduk hala burada kalıyoruz.’’

Aile, uzun uğraşlar sonucu kent merkezinde buldukları evden geçici koruma kimlik belgesi alamadıkları için aylarca dışarı çıkamamış. İki ay önce izin belgesi alabilen aile, ekonomik olarak da oldukça zorlanıyor. ‘’ Aylarca korkudan dışarı çıkamıyorduk , yakalanıp deport edilme korkusundan. Burada deport edilsek ve Taliban’ın eline düşseydik kötü şeyler olabilirdi. Bizim idam mı edecekti cezaevine mi atacaktı bilemiyorduk. ‘’ sözlerini kullanıyor Sayed Noor.

ekran-resmi-2022-09-20-15-03-25.png

Sayed Noor’un yönetmenliğini yaptığı Kırmızı Gül isimli film setinden

Zeynep, geçici kimlik aldıktan sonra bir dernekte temizlik işi bulmuş ve oradan kazandığı para, şimdilik ailenin tek gelir kaynağı. Sayed Noor ise birçok yerde iş aradığını ve hala bulamadığı söylüyor.

Ayrıca kimliği geç almaları 14, 12, 9 ve 7 yaşlarında olan çocuklarının eğitim sürecini de aksatmış. Sayed Noor, çocukları bu yıl okula göndereceklerini söylüyor. Ekonominin yanı sıra aileyi zorlayan bir başka şey ise dil bariyeri.

20 yıldır sinemada çalışan Sayed Noor, birçok filmde oynamış birkaçının da yönetmenliğini yapmış

Sinema oyuncusu ve aynı zamanda yönetmen olan Sayed Noor, 20 yıldır bu sektörde çalıştığını söylüyor. ‘’ Oyunculuk ve yönetmenlik yapıyordum. İki üç tane film yaptım , dizi filmiydi bunlar. Kanal 1 diye bir Afgan televizyonunda yayınlanıyordu genelde. Kanada , Almanya ve Amerika’ dan ekonomik destek alıyordum sinema işimi yapmak için. Onlar sponsor oluyordu ben çekimlerini yapıyordum. Son olarak Kırmızı Çiçek adında bir film yaptım. Onu da Kabil’de çektim. Kızım da oyunculuk yaptı o filmde . 7 yaşındaydı o zaman. Hem yazdım hem oynadım hem de çekimini yaptım.’’ Sayed Noor, Taliban’dan sonra ülkede sinema yapmanın hayati riskler taşıdığını belirtiyor.

ekran-resmi-2022-09-20-15-04-10.png

Sayed Noor, senaryo yazmaya devam ettiğini söylüyor.

Sayed Noor: Taliban beni bir çiçek gibi soldurdu

Sinema sanatında kendini yetiştirmek için çok emek verdiğini söylüyor ve şu benzetmeyi kullanıyor; ‘’ Bir çiçek nasıl yetişirse öyle yetiştirdim kendimi, çok emek verdim . Ama Taliban’la gelişen süreç beni çiçek gibi soldurdu. ‘’

Sayed Noor, ABD’nin çekilmesinden sonra Taliban’la yüz yüze kaldıklarını belirtiyor ve Taliban’ın sinema ve diğer sanat dallarında çalışan ve üretim yapan insanları sevmediğini ekliyor.

Buradaki günlerinde sık sık sokağa çıkarak fotoğraf ve video çekimleri yapıyor Sayed Noor. Ancak aktaracağı bilgisayarı olmadığı için kayda aldığı görüntüleri silmek zorunda kalıyor. ‘’ Burada sinema çalışmalarımı bırakmak istemiyorum. Geldiğimden beri sokağa çıkamıyor, çekim yapamıyordum. Kimlik belgesi aldıktan sonra rahatça dolaşabiliyorum. Ailemin geçimini sağlamak ve işimi sürdürmek için sinema alanında üretim yapmak istiyorum. ‘’ ifadelerine yer veren Sayed Noor, bunlar için güvenli bir yaşamın gerektiğine inanıyor.

ekran-resmi-2022-09-20-15-05-48.png

Sayed Noor, Batılıların Afganistan’da çektiği birçok sinema filminde rol aldığı bilgisini veriyor

Öğretmen Zeynep: Taliban, kadınlara evde kalın çocuk yapın diyordu

Onun gibi eşi Zeynep için de en belirleyici şeyler güvenlik ve özgürlük. Zeynep, burada kimsesiz olmalarına rağmen güven içinde hissettiklerini söylüyor ve şöyle devam ediyor; ‘’ Afganistan bizim ülkemiz ve şu an gurbetteyiz, Emniyet olsa elbette insanın ülkesi daha iyi . Burada kimsemiz yok, yalnız başımızayız ama yine de emniyet var. ‘’

Zeynep, ‘’ Taliban’dan önce büyük küçük herkes okula gidiyordu. Onlar geldikten sonra kimse gidemez hale geldi. Şuan ülkemizde bir işgal var, güvenliğimiz olmazdı . Özellikle kız çocukları okula gidemiyor. Devlet hakimiyeti varken kadınlar için daha iyiydi.’’ sözleriyle Taliban’dan sonra yaşanan değişimi kadın gözüyle anlatıyor.

‘’ Sen evde kal çocuk yap diyorlar, kadınların çalışmasına izin vermiyorlar . Ama burada çalışabiliyorsun , özgürsün . ‘’ diyen Zeynep, işten döner dönmez çocuklarıyla ilgileniyor. Sadece çalıştığı dernekteki Afgan kadınlarla iletişim kurabildiğini söylüyor ve Türkçe’yi hala öğrenemediğinden yakınıyor.

Hangi şartlar değişirse ülkene dönmek istersin diye sorduğumuzda özgürlük ve güvenlik isteğini tekrar ediyor. Zeynep ,‘’ Afganistan’dan can güvenliğimiz için çıktık. Burası veya Avrupa nerede güvenliğimiz olacaksa orada yaşamak isteriz. ‘’ ifadelerine yer veriyor ve eşiyle işlerine devam edememesinin kendisini oldukça üzdüğünü ekliyor.

ekran-resmi-2022-09-20-15-06-22.png

Afganistan’da okul öncesi öğretmenliği yapan 36 yaşındaki Zeynep Hussainian