Kılıçdaroğlu: İstanbul Sözleşmesi mutlaka yürürlüğe girecek

Kılıçdaroğlu: İstanbul Sözleşmesi mutlaka yürürlüğe girecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Mutlaka İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girecektir… ‘Yılın bir günü bütün kadınlar acaba bir araya gelip bir yürüyüş yapabilir miyiz, kendi haklarımızı topluma duyurmak için yürüyüş yapabilir miyiz’ diye düşünen kadınlara yasak getiren erkekler. Demokrasinin ne olduğunu bilmeyenler” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Mutlaka İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girecektir… ‘Yılın bir günü bütün kadınlar acaba bir araya gelip bir yürüyüş yapabilir miyiz, kendi haklarımızı topluma duyurmak için yürüyüş yapabilir miyiz’ diye düşünen kadınlara yasak getiren erkekler. Demokrasinin ne olduğunu bilmeyenler” dedi. Kılıçdaroğlu, ülkedeki ekonomik durumun sorumlusunun kim olduğunu sordu ve bu soruya; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP iktidarından önce mevcut hükümeti eleştirdiği ve “Halkın yüzde 25’i açlık sınırının altındaysa, yüzde 50’si yoksulluk sınırının altındaysa bu hale Türkiye’yi kim getirdi? Bu hükümet getirmedi mi?” açıklamalarının yer aldığı video ile yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “En yetkili isim, en tepedeki insan söylüyor. Fakir fukarayı açlığa kim mahkum etti? ‘Bu hükümet’ diyor. Konteynerlerden çöp toplayanlar var. Kim yaptı bunu? ‘Bu hükümet’ diyor. Hükümetin başındaki kim? Az önce konuşan zat. Bu itiraf son derece değerli bir itiraftır” diye konuştu.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de; partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YÜRÜRLÜĞE GİRECEKTİR: Bütün vatandaşlarımızı yürekten kucaklıyoruz. Onlara güzel bir Türkiye vadediyoruz. Tasada ve kıvançta beraber olacağımız, kadın erkek ayrımı olmayan, hiçbir kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz. Bunun sözünü veriyorum. Mutlaka Türkiye kucaklaşacaktır, mutlaka Türkiye helalleşecektir, mutlaka Türkiye büyüyecektir, mutlaka Türkiye'ye demokrasi gelecektir, mutlaka İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girecektir.

BOŞ KADRO BIRAKILMAYACAK: Aramızda atama bekleyen engelli öğretmen adayları var. Boş kadrolar var. Dışarıda atama bekleyen engelli öğretmenler var. Bu atamaların zamanında yapılması ve öğretmenle öğrencinin kucaklaşması lazım. Bunu umarım kısa süre içinde yaparlar, yapmazlarsa meraklanmayın, az kaldı. Sadece öğretmen değil, herkesin atamaları adalet içinde gerçekleşecek. Herkes görevinin başına. Boş kadro bırakılmayacak.

OYUNUZUN RENGİNİ DEĞİŞTİRECEKSİNİZ: Her ne kadar Covid biraz yumuşadı, biraz azaldı gibi, maske takmakta biraz daha esnek davranıyor olsak bile hepimizin dikkatli olması gerekir, ama milletvekili arkadaşlarımız Türkiye'yi gezmeye devam ediyor. 2-4 Mart arasında Erzurum, Bayburt, Gümüşhane ve Erzincan'a gittiler. Vatandaşlarla, esnafla buluştular, sohbet ettiler, dertlerini dinlediler. Uzun bir rapor hazırladılar. Birer esnafın görüşlerini okumak istiyorum. Erzurum'da manav esnafı, ‘elektrik 2 bin lira geliyordu, bu ay 7 bin 500 lira geldi, vatandaş 4 tane domates alabiliyor, artık kiloyla almak yok, 11 personel çalıştırıyordum, 7'ye düşürdüm, kalkamıyorum altından’ diyor. Doğru söylüyor. Esnaf arkadaşımıza diyoruz ‘Hiç meraklanma.’ Niçin? Geliyor gelmekte olan. Bayburtlu bir esnaf arkadaşımız, ‘avizeleri satmak için sergilememiz gerekiyor, tasarruf yapmamıza rağmen elektrik faturamız yüzde 50 arttı’ diyor. Bayburtlu kardeşlerim, milletvekili istiyorum sizden. Bayburt'un büyümesini, gelişmesini istiyorsanız; gerçek anlamda il olmasını istiyorsanız, işsizlik olmasın diye düşünüyorsanız oyunuzun rengini değiştireceksiniz. CHP'ye, halkın partisine, Millet İttifakı'nın bileşenlerine oy vereceksiniz. O zaman göreceksiniz, Bayburt tarihteki görkemli günlerine kavuşacaktır. Gümüşhane'de bir kasap, ‘İlk kez bu yıl ‘yarım tavuk alabilir miyim’ diyen müşterilerim var’ diyor. Sadece Gümüşhane’de değil Türkiye’nin her yerinde benzer tabloyu görmek mümkün. Erzincan'da terzi esnafı, ‘45 yıllık esnafım böyle bir yıl görmedim; iş, satış yok sizlerden umudum var’ diyor. Umudunu kaybetme terzi kardeşim, bunların tamamını düzelteceğiz.

‘PARAYI YİNE BAŞKALARINA MI KAPTIRDINIZ’ DİYE SORUN DEDİM: Bir siyasal iktidar halkın oylarıyla iktidar olursa, verdiği sözleri tutması lazım. En temel sorun verilen sözün tutulmaması. Hele hele bu sözü en tepedeki insan söylemişse, sözünün arkasında durması lazım. 19 Ocak 2022. Muhtar toplantısı yapılıyor. Bugün de var. Bizden iki-iki buçuk yıl gecikmeyle yapıyor. ‘Muhtar maaşlarının asgari ücretin altında kalmasına gönlümüz razı olmadı. Maaşları asgari ücret seviyesine getirme kararı aldık’ diyor. Ne zaman? 19 Ocak 2022. Halâ yok. Niye sözünü tutmuyor? Dün bazı muhtar arkadaşlar geldiler. ‘Saraya davetlisiniz, gideceksiniz oraya, gidin oraya, size söz verilirse sorun, bize asgari ücret sözü vermiştiniz bugüne kadar gerçekleşmedi bir yerde bir aksama mı var, unuttunuz mu, yoksa yine başkalarına mı verdiniz?’ diye sorun bakalım.

ANADOLU’NUN İÇİ BOŞALIYOR: Anadolu’nun içi boşalıyor. Yatırım büyük ölçüde batıya kayıyor. Eskiden Van diye görkemli ilimiz vardı. Maalesef biraz boynu bükük. Çünkü sınır ticaretinde ciddi kısıtlamalar gelmiş vaziyette. Kilis bunun çok tipik örneğidir. Hem Türkiye’deki insanların hem sınır komşusu olan diğer insanların zenginleşmeleri bizim açımızdan çok değerlidir. Van İlçe Başkanımız geldi. Buradan bütün Vanlı kardeşlerime sesleniyorum. Hiç meraklanmayın. Van’ı iyi bir noktaya taşıyacağız. Vanlı iş insanları komşularla ilişkilerini büyütecek. Dolayısıyla Van’ın kahvaltısını da her yabancının tatmasını isterim. Bunun altyapısını yapmaya, Van’ı gerçek anlamda büyütmeye, bu kürsüden söz veriyorum Vanlı kardeşim.

‘BİZ KANDIRILMAYA ALIŞTIK’ DİYORSANIZ DEVAM EDİN: Verilen sözlerin tutulması lazım. Muhtarların üzerine bir görev düşüyor. Sandığa gittikleri zaman ‘sözünde durmayan politikacıya asla oy vermem’ diyecek ve oyunu vermeyecek. ‘Bugün beni kandırdı, yarın toplumun çok daha geniş bir kesimini kandırabilir’ diyecek ve oyunu vermeyecek. Bir torba kanun gelmişti. Sayın Sağlık Bakanı aradı, ‘Genel Kurul’da görüşülecek, malum sağlıkçılar büyük özveride bulundular, günlerce çocuklarını göremediler, günün 24 saati çalıştılar, aylıklarına zam yapalım’ dediler. Güzel. Pratisyen doktorlara 2 bin 500, uzman doktorlara 5 bin lira, maaşlarına zam yapılacaktı. Biz ‘eksiklik var, bütün sağlık çalışanlarını kapsamamız lazım ama teklif gelirse destek vereceğiz.’ Geldi. Desteğimizi açıkladık. Fakat dediler ki ‘bunu görüşmemiz lazım.’ Komisyonlara gitti tekrar. ‘Bütün sağlık çalışanlarını kapsasın eyvallah’ dedik. ‘O zaman çok daha güzel tablo çıkar. Parlamentoda bütün sağlıkçılara karşı vefa borcunu yerine getirmiş olur.’ Komisyondan çıkmadı. Bir türlü gelmedi. Sağlıkçılar ile ilgili maddeler tümüyle çıkarıldı. Torba kanun geldi ve o şekliyle geçti. Aralık ayının 21’inde, sağlıkçılar olmaksızın, teklif geçti. Tam dört ay geçti. Sağlıkçılar ile ilgili verdikleri sözü tutmadılar. Tüm sağlıkçı kardeşlerime söylüyorum: Bir politikacı verdiği sözü tutmazsa o politikacının mensup olduğu partiye oy vermeyeceksiniz. Bu kadar açık, bu kadar net. ‘Kandırsın, biz kandırılmaya alıştık’ diyorsanız devam edin. O zaman ‘geçinemiyorum’ diye dert yanmayacaksınız. Kendi geleceğinizi, kendi iradenizle belirleyeceksiniz. Size yalan söyleyen, kandıran siyasetçiye izin vermeyeceksiniz.

RANT TATLI RANTİYE DE GÜÇLÜ: ‘Yönetemiyorlar’ dedik ya gerçekten enteresan. 1939 yılında zeytinlerle ilgili temel bir kanunumuz var, temel bir kanun. Fakat AK Parti iktidar olunca, zeytin ağaçlarına karşı bir alerjisi var, ‘ne yapacağım, bu zeytin alanlarını bir şekliyle ranta açacağım.’ İlk kanun 3 Temmuz 2009'da geldi. Görüşüldü. Fakat sonra Meclis'ten tepkiler geldi. AK Parti milletvekilleri de bölgelerine gidemediler. Geri çektiler. Aradan bir süre geçti. 21 Nisan 2010'da aynı kanun teklifi bir daha geldi. Tasarı değil, Bakanlar Kurulu’ndan geçen değil, araya bir önergeyle falan sokuyorlar. O da Meclis'te tartışıldı. O da geçmedi, bekletildi ve geri çekildi. Sonra 16 Haziran 2014’te bir daha geldi. 17 Mayıs 2017'de, bir daha geldi. 14 Şubat 2019'da bir daha geldi. En son 5 Ekim 2020'de bir daha geldi. Her seferinde TBMM'de görüşülürken vicdan sahibi AK Partili vekillerin itirazı üzerine Genel Kurul'da görüşülmeden geri çekildi. Rant tatlı. Rantiye de çok güçlü. En büyük gücünü Saray'da gösteriyor. Tuttular, kanunla yapamadıklarını bir yönetmelikle yaptılar ve ranta açtılar. İnsan bazen şaşırıyor. Nükleer enerji düzenlemesi vardı. Orada bizim yaptığımız ciddi itirazlar vardı. Nükleer Düzenleme Kurumu’nun liyakatli olması lazım. Bu işin uzmanı olması lazım. Bu konuda önergelerimiz verildi. Fakat reddedildi. Anayasa hukukçusu hocamız Kaboğlu, ‘ya bunlar bir düzenleme yapar, kendilerine göre kurum oluştururlarsa’ diye sorduğunda Özgür arkadaşımız, Özgür Özel, Sayın Özel ‘yapamazlar’ demiş, ‘hayır bunlar isteseler yaparlar, kanuna inanmıyorlar.’ Kanunun yayınlandığı gün Nükleer Enerji Kurumu ile ilgili de düzenleme de Resmi Gazete'de yayımlandı. Nükleer kelimesinin N'sini dahi bilmeyen, bir kişiyi oraya atamak mümkün. Eğitim düzeyi ne olursa olsun istediği kişiyi istediği yere Erdoğan atayabilecek. Devlette adalet, devlette liyakat… Anayasa Mahkemesi'ne itiraz dilekçemizi hazırlayacağız. Ne için? Devlette liyakat için. Siz bunların tamamını bir tarafa atıyorsunuz, ‘ben istediğimizi tayin ederim’ diyorsunuz, olmaz. Devlet akılla, bilgiyle, birikimle, adaletle yönetilir. Ama bunlar böyle yapıyorlar. Ama aşacağız, hiç kimse merak etmesin.

YÜRÜYÜŞ YAPABİLİR MİYİZ DİYE DÜŞÜNEN KADINLARA YASAK GETİREN ERKEKLER: Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Emekçi kadınlar, emeğiyle geçinen kadınlar, çalışanlar, hayatın kahrını çeken kadınlar. Evladı işsiz olduğu için iş arayan kadınlar, gece sokağa rahat çıkamayan kadınlar ve yılın bir günü ‘bütün kadınlar acaba bir araya gelip bir yürüyüş yapabilir miyiz, kendi haklarımızı topluma duyurmak için yürüyüş yapabilir miyiz’ diye düşünen kadınlara yasak getiren erkekler… Demokrasinin ne olduğunu bilmeyenler. Kadının haklarını ellerinden almaya çalışanlar. Anayasa’nın kadınlara verdiği hakları ellerinden almaya çalışanlar. Bunlar var. Ve Ukraynalı kadınlar.

O DRAMI DÜNYA HAK ETMİYOR: Televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde, sosyal medyada görüyorsunuz, kucaklarında küçük çocukları. O dramı dünya hak etmiyor. İnsanlık hak etmiyor. Ölen kadınlar ve acımasız bir şekilde öldürülüyorlar. Kadınlar hayatın kahrını çekiyorlar. Kadınlar pek çok sıkıntıya giriyorlar ama zorlukları aşmasını da biliyorlar.

SİZE SAĞLAMAK İSTEDİĞİMİZ BU TEKLİFİ AK PARTİ VE MHP MİLLETVEKİLLERİ REDDETTİ: Biz kadınların hayatının her alanında güçlü şekilde olmasını istedik. Kadınların siyasette de yer almalarını istedik. ‘Siyasi partiler yasasını değiştirelim, fermuar sistemini getirelim, parlamentonun yapısı nüfus yapımız olsun’ Genel Kurul’da indirdik, açık ve net kadın kardeşlerime ifade edeyim. Size sağlamak istediğimiz bu teklifi, AK Parti ve MHP’li milletvekilleri, kadın milletvekilleri de dahil reddettiler. Kadınlara şikayet ediyorum. Şiddeti önlemeye yönelik önlemler geldiğinde her türlü desteği vereceğiz.

KADINLAR BELEDİYELERİ YÖNETMEYE BAŞLADILAR: Size bir küçük not vereyim. 2019 yerel seçimlerinde AK Parti ve MHP’nin İstanbul, Ankara, Adana, Antalya ve Mersin büyükşehir belediyelerini ayrıca Ardahan, Artvin, Bolu, Bilecik ve Kırşehir il belediyelerini aldık. Aldık da ne oldu kadınlar açısından? Beş büyük il belediyesinde kadın sayısı 20 binden 26 bin 731’e çıktı. Aynı belediyelerimizin yönetim kadrolarında görev alan kadın sayısı da 390'dan 746'ya çıktı. Yönetim kadrolarına gelmelerindeki oran yüzde 91,2 artış gösterdi. Kadınlar belediyeleri yönetmeye başladılar. Kadınlar desteklediği sürece parlamentoda karşılaştıkları bütün sorunlarını çözmeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Hayat pahalılığını en çok yaşayan kadınlardır. Türkiye'nin bu acı tablodan süratle kurtulması lazım. Sandığın gelmesi lazım. Direniyorlar ama gün olacak mecburen sandığı getirecekler.

CHP’Lİ BELEDİYELER KARA KIŞ FONUNU KURDULAR: Hayat pahalılığı felaket bir şey. Aylardır ‘gıda krizi geliyor’ dedim. Ben görüyorum. Devlet bana bağlı değil ama ben gerçekleri görüyorum. 27 buçuk yılını kamuya vermiş kişi olarak. Devleti yönetenler devletten habersiz. Gıda krizinin geleceğini bilmiyorlar, görmüyorlar. Kış ayı geliyor, ‘bakın insanlar faturalarını ödeyemeyecek, insanlar ısınamayacak, çocuklar yatağa aç girmesin.’ Defalarca söyledim. Ama CHP’li belediyeler bunların tamamını yaptılar. Kara Kış Fonu’nu kurdular, faturasını ödeyemeyecek ailelerin faturalarını ödediler. Bir yardım gerekiyorsa, bir telefonla her türlü yardım ulaştırıldı. CHP’nin aldığı bu kararı uygulayan, hayata geçiren, kendi bulunduğu belediye sınırları içinde hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir tabloyu yaratan belediye başkanlarımıza hepinizin huzurunda teşekkür ederim.

ENFLASYON SOPASINI FAKİR FUKARANIN SIRTINDA KIRDILAR: Ne diyorlardı ‘sakın CHP’ye oy vermeyin.’ Şöyle olur, böyle olur. Bütün bu algının nasıl yıkıldığını, nasıl yok olduğunu hepimiz gördük. Ama bunlar tam tersini yaptılar. Zam üstüne zam yaptılar. Enflasyon sopasını fakir fukaranın sırtında kırdılar. Müthiş acı bir tablo. Geçinemeyen, geliri olmayan kişilerin, nasıl bu duruma getirdiklerini hepimiz üç aşağı beş yukarı yaşayarak öğrendik. TÜRK-İŞ rakamlarını açıklayayım. Açlık sınırı 4 bin 522 liraya çıktı. Asgari ücretin üstünde. Yoksulluk sınırı 15 bin 139 lira. Bütün asgari ücretliler açlık sınırı altında ücret alıyorlar. Geçen hafta söylemiştim. Rakamları yayınladılar. ‘Türkiye yüzde 11 büyüdü’ diye. Ve şu soruyu sormuştum, kim yüzde 11 büyüdü, kim? Kimse büyümedi. Kim büyüdü? ‘Beşli çete.’ Onlara en son ne dedik? ‘Oligarklar’ dedik. Rusya’da da var, bizim oligarklarımız da bu ‘beşli çete.’ Yüzde 300, bunlar büyüdüler. Milyonlar fakirleşirken maalesef, onlar büyüdü. Bütün bunların sorumlusu kim? Bir sorumlu olması lazım. Bu kadar zam yapan birisinin olması lazım. Kim yaptı bu zamları? Kim yaptı? Milyonlarca yüz binlerce esnafı kim perişan etti? Çiftçiyi toprağa kim küstürdü? Çiftçi neden ekmiyor? Çiftçi neden alın terinin karşılığını alamıyor? Milyonlarca insandan vergi topluyorsun bir avuç insana veriyorsun. Onlar yüzde 11 büyüyor, milyonlar fakirleşiyor. Kim yaptı bunu? Bunların cevabını ben vermeyeyim. Ben söylersem diyecek ki ‘Bay Kemal şunu yaptı.’ Onun için bunun cevabını ben vermeyeyim.”

ERDOĞAN’IN GEÇMİŞ AÇIKLAMALARINI İZLETTİ

Kılıçdaroğlu, konuşmasının bu bölümünde, “Bunun cevabını bakalım kim verecek?” dedi ve Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte, “Halkın yüzde 25’i açlık sınırının altındaysa, yüzde 50’si yoksulluk sınırının altındaysa bu hale Türkiye’yi kim getirdi? Bu hükümet getirmedi mi?” yönünde açıklamalarının olduğu bir videoyu izletti. Video gösteriminin ardından Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

BU İTİRAF SON DERECE DEĞERLİ BİR İTİRAFTIR: Demek ki bu memleketi bu hale hükümet getirdi. En yetkili isim, en tepedeki insan söylüyor. Fakir fukarayı açlığa kim mahkum etti? ‘Bu hükümet’ diyor. Konteynerlerden, aylardır söylüyorum, çöp toplayanlar var. Kim yaptı bunu? ‘Bu hükümet’ diyor. Hükümetin başındaki kim? Az önce konuşan zat. Bu itiraf son derece değerli bir itiraftır. Bunu özellikle AK Partiye oy veren kardeşlerimin dikkatle, birkaç kez dinlemelerini isterim. MHP’ye oy veren kardeşlerimin de dinlemesini isterim. Kim getiriyor ve bu işin sorumlusu kimdir? Bunlar. Oysa aylardır söylüyorum, ‘yanlış yapıyorsunuz’ diyorum. ‘Önlem alın’ diyorum. ‘Hangi önlemlerin alınması gerektiğini öğrenmek istiyorsanız, size tek tek sayıyorum, yaparsan sen karlı çıkacaksın’ diyorum. ‘Senin iraden var. Sen yönetiyorsun. Sen hükümetin başındaki kişisin. Yap bunları’ diyorum.

DENİZ BİTTİ KARA GÖRÜNDÜ: Şu soru akla gelebilir. ‘Efendim son zamanlarda böyle oldu, eskiden böyle değildi, ilk geldiklerinde çok iyi yönettiler.’ İlk geldiklerinde; satmadıkları fabrika bırakmadılar, paraları aldılar, ceplerini doldurdular, sattılar, milyarlarca dolar para aldılar. Yetti mi? Yetmedi. Milyarlarca, katrilyonlarca vergi topladılar. Merkez Bankası’nın 128 milyar doları var. Onu da hiç ettiler. O da gitti. İşin doğrusu ya da Türkçesi, deniz bitti kara göründü. Satacakları bir şey kalmadı. Milli Piyango’yu da en son sattılar. Şimdi arazileri de satıyorlar, nasıl yapacağız diye. Devleti yönetmesini bilmiyorlar. ‘Haydan gelen huya gider’ diye çok güzel atasözümüz var. Devleti yönetemediler. Demediler, ‘sattık ama şunu yaptık.’ Şimdi diyecekler ki ‘şehir hastaneleri, havaalanı, otobanlar yaptık.’ Onları sen yapmadın. Onları başkaları yaptı. Parasını hala biz ödeyeceğiz. Sadece biz değil torunlarımız da ödeyecek o parayı. Bu kadar sorumsuzca hareket ettiler. Ama bu kardeşinizin millete verilmiş bir sözü var. O haramzadelerden milletin hakkını hukukunu kesinlikle alacağım ve tamamını bu millete vereceğim.

BU İŞLER DENETİM VE SOPAYLA OLMAZ: İyi niyetle neler yapmaları gerektiğini anlatalım. Kim zam yaptı? ‘Denetleyelim.’ Bunlar tarih de bilmiyorlar. Bu işler denetim ve sopayla olmaz. İlk yapacağın iş bunların tamamını geri çekeceksin. Esnafa ‘suya niye zam yaptın’ diyorsun. Ne yapsın, zamlı alıyor. Elektriğe, doğal gaza, motorine, benzine zammı sen yapıyorsun. Dönüyorsun vatandaşa, ‘sen sakın zam yapma.’ Ne yapacak, bu adam. Bir, bu müfettiş tayfasını, zabıta tayfasını derhal geri çekeceksin. İki, Tarım Kanunu’nda çok açık hüküm var. ‘Her yıl milli gelirin en az yüzde 1 oranında çiftçiye destek verilir.’ Bunu vereceksin, gereğini yerine getireceksin. Çiftçinin bu hükümetten 229 milyar lira alacağı var. Yüzde 1 verilmediği için. Nasıl vereceksin? Bütçeye koyacaksın, Ziraat Odaları Birliği Başkanı’nı çağıracaksın, yüzde 1’i budur diyeceksin. Üç, çiftçinin çektiği krediler var. Çiftçi zor durumda. Ben zaten gırtlağıma kadar batmışım. Sen niye borç para veriyorsun? Çiftçinin Ziraat Bankası veya diğer bankalardan veya Tarım Kredi Kooperatifleri’nden aldığı kredilerin faizini sileceksin. Bunu nasıl sileceğim diyeceksen, 209 milyar lira çiftçinin alacağı var, oradan mahsup edersin. Aynı zamanda ona muhasebede nasıl yapması gerektiğini anlatıyorum. Belki bunu da bilmiyordur ki eskiden muhasebecilik yaptığını da söylüyor. Nasıl yaptıysa?





‘BEŞLİ ÇETE’ İZİN VERMEZ, İKTİDARIN ÜZERİNDEKİ EN BÜYÜK GÜÇ BEŞLİ ÇETEDİR: Ne diyorlardı? ‘Mazotu doldur, yarısı sizden yarısı bizden’ diyorlardı. Bu sözü seçim öncesi verdiniz. O zaman diyeceksin ki ben AK Parti’nin Genel Başkanı olarak verdiğim sözün arkasında dururum, mazotun yarısını sen ödeyeceksin yarısını da ben ödeyeceğim’ diyeceksin. O zaman helal olsun. Verdiğin sözü tutacaksın. Tutar mı?  Tutamaz efendim tutamaz. Beşli çete izin vermez. İktidarın üzerindeki en büyük güç, ‘beşli çetedir.’ Milyonlar bir tarafa, ‘beşli çete’ bir tarafa.

SENİ DE DAVET EDECEĞİM, BERABER AÇACAĞIZ: Tarımsal sulamada kullanılan elektrik... Elektriği de alma kardeşim ya. Elektriği bedava ver. Adam üretecek. Dışarıdan satın alacağına bu adam üretecek. Şanlıurfa’ya gittim söyledim. 2 milyon 300 binlik taşlık arazi var. ‘Buraya güneş santraller kuracağım’ dedim. Şimdi ‘proje bizim projemiz, sen yapamazsınız’ diyorlar. Aynı şeyi Diyarbakır’da da söyleyeceğiz. Güneş enerjisi üzerinden elektriği bedava vereceğiz. Açık ve net çağrı yapıyorum. Nasıl yaptığımı öğrenmek istiyorsan, Bakanlık engel olmasın, bütün taleplerimizi yerime getirsin, sen de gel, seni de davet edeceğim, beraber açacağız. Sen yönetmeyi bilmiyorsun. Yüzde 18 KDV’yi 8’e indirmişler. Arkasından da yüzde 102 zam yapmışlar. İnsaf ya. Bunlardan vazgeçeceğiz. Altı, devlet destekleme alanlarında yeni bir yöntem. Maliyet artı makul kar eşittir taban fiyat. Bu söylediklerimden hangisi akıl dışı? Devlet böyle yönetilir. Hangi sorun varsa önerimiz de vardır. Öneriler hayata geçtiğinde herkes kazanmış oluyor.

‘BEŞLİ ÇETEYE’ VAR ÇİFTÇİYE NEDEN YOK: ‘Beşli çeteye’ gelince para var, çiftçiye gelince neden yok? Kur Korumalı Mevduat sistemi getirdiler. Dolar hesabı olanlar kimler? Oraya gelince para var; çiftçiye gelince, esnafa gelince para yok. Hele Londra'daki tefecilere verdikleri para, müthiş. Diyorlar ya, ‘biz faize karşıyız.’ Kimin faizi düştü? Bankadan kredi alan kimin faizi düştü?

SENİN YAPTIĞINI NASIL GİDİP ANLATSIN? Öyle bir noktaya geldiler ki halkın arasına da çıkamıyorlar. 'Vatandaşlara yaptıklarımızı anlatın.' Böyle bir talimat vermiş. Senin yaptığını nasıl gidip anlatsın. 'Yüzde 102 zam yaptık, memnun musun?' mu diyecek şimdi? Çiftçiye gidecek, 'kardeşim sevin, gübreye zam yaptık' mı diyecek? Akıl da yok... Yönetim nedir onu da bilmiyorlar. O kadar akıllarını kiraya vermiş bir grup var ki… AK Partili milletvekilleri televizyonlara çıkamıyorlar. Ne diyecekler? Onların yerine kalemlerini saraya kiraya vermiş gazetecileri çıkarıyorlar. Onlar da ölümüne AK Parti’yi savunuyorlar, ölümüne. Kardeşim sen gazeteci misin, sen siyasetçi misin? Bir de altına yazıyorlar, ‘gazeteci.’ Sakın ha o ‘gazeteci’ yazanlara inanmayın. Onların altına ‘gazeteci’ yazıyorsa, bilin ki ‘tetikçidir.’ Yaptıkları iş doğruysa, halk da destek veriyorsa, çıkarsın televizyonlara, sonuna kadar yaptığını savunursun. Televizyona çıkmaktan, sokağa çıkmaktan korkuyor; onların yerine gazeteci tetikçiler bulmuşlar, televizyonlara çıkarıyorlar. Onlar da inadına ya da neyse, parasına savunuyorlar. Parayla düşünce ifade etmek doğru da ahlaki de değildir.” (ANKA)