Kılıçdaroğlu: Yeni bir tek adam aramıyoruz

Kılıçdaroğlu: Yeni bir tek adam aramıyoruz

Partisinin İstanbul’da düzenlediği “İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması”nda konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Yeni bir tek adam aramıyoruz. Bugün bizden bambaşka bir sistemin alt yapısını dinleyeceksiniz” dedi.

CHP, "İkinci Yüzyıla Çağrı" sloganıyla İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda toplantı düzenledi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

-Bugün burada halkımızdan ne için oy isteyeceğimizi öğreneceksiniz. Sadece bir adaya, başka bir tek adama, bir zümrenin çıkarına asla oy istemeyeceksiniz. Artık oyu herkes için daha iyi bir yaşama, yeni bir düzene, yeni bir Türkiye hayaline, yeni bir siyaset kültürüne ve yeni bir siyaset üstü anlayışa oy isteyeceksiniz.

- İşte bu yeni sistemi bugün açıklıyorum. Onun için bugün dinleyeceğiniz sadece bir krizden çıkma programı olmayacak. Krizden alnımızın akıyla hep birlikte çıkacağız.

-Asıl zor olan ülkenin yeniden yapısal bir krize girmesini kalıcı olarak engellemek. Çünkü bu ülke durmaksızın krizlere girdi, krizlerden çıktı.

chp08416.jpg

-Şimdi de derin bir krizin içindeyiz. Sürekli aynı girdaba düşen halkımız ekonomi ve sosyal olarak dayanılmaz acılar çekti.

-Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür. Bunun için yönetim anlayışımızı, yaklaşımımızı kökten değiştirmeliyiz ancak bunun çaresi mevcut tek adam gitsin başka bir tek adam gelsin değildir. Tek adam gitsin mi? Evet, gitsin. Tek adam rejimi bitsin mi? Evet, bitsin.

-Ancak yerine yeni bir sistem, çalışan yeni bir sistem gelsin. Yeni bir tek adam aramıyoruz. Bugün bizden bambaşka bir sistemin alt yapısını dinleyeceksiniz.

-Türkiye, cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir daha öyle acımasız, adaletsiz, kutuplaşmış dönemler yaşamayacak.

-Ülkemizin üzerine çöken kara bulutları dağıtıp Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırma ve aşma kararlılığına uygun bir adımı daha ileri taşıyoruz. Türkiye kurumları yeniden inşa edilmiş, sistemi yasal çerçeveye oturmuş, toplumsal güven ve huzurun hâkim olduğu, refah ve huzurun hâkim olduğu bir Türkiye inşa edeceğiz. Mesele sadece hükümeti devralma meselesi değil, mesela Atatürk’ün o büyük hayaline sahip çıkmaktır.

-Bugün yepyeni bir güç birliği ile tanışacaksınız. Siyaset üstü beyin takımından bazı isimleri burada göreceksiniz. Dünyadan ve Türkiye'den konusunda uzman 70 kişiden oluşan büyük bir güç birliğinden söz ediyorum.

-Ne istediğimi ve bu yolun nereye varacağını daha başlarken biliyordum. Hepiniz şuna inanın Bay Kemal çıktığı yoldan asla geri adım atmaz.

-Kısa bir süre sonra da Almanya'ya gideceğim. Orayı da yakından takip etmenizi özellikle rica ediyorum. Bahsettiğim bu 70 değerli isimle tek tek görüştüm. Onları siyaset üstü güç birliğine katılmaları için davet ettim.

-Üç büyük gücümüz var: 1 halkımız, 2 sizler yani siyasi gücümüz, 3. ise dostlarımızla kurduğumuz siyaset üstü güç birliğimiz.

-Bu 70 değerli isim ne bir kişi için ne bir parti için ne de iktidar için çalışacak. Onlar vatanları için çalışacaklar.

-Çünkü Bay Kemal olmak böyle bir şey. Çünkü benim işim birleştirmektir, sistemi kurmaktır. Benim işim sistemi çalıştırmaktır, kalıcı kılmaktır.

CHP lideri konuşmasının devamında ekonomide kendisine danışmanlık yapacak isimleri tanıttı ve sözü ABD’li yazar, ekonomi ve toplum kuramcısı Jeremy Rifkin'e bıraktı.

chp-2479-001.jpg

Rifkin: Akdeniz ülkeler daha hızlı ısınıyor

Rifkin, toplantıya video konferansla bağlandı.

“Sayın Kılıçdaroğlu ülkesini bir dönüşümden geçirecek. Bu bir sanayi dönüşümü” diyen Rifkin, son dönemdeki iklim çalışmalarına göre Akdeniz’deki ülkelerin dünyanın geri kalanına göre yüzde 20 daha hızlı ısındığını söyledi. Rifkin, “Bu şekilde devam ederse burası yaşanamaz hale gelecek. Her Akdeniz ülkesinin bu konuyu ele alması gerekiyor. Birlikte çalışırsak başarılı olabiliriz. Bütün Türk halkının dayanışma içerisinde olması gerekiyor bu yolculukta” dedi.

Öztrak: Temiz enerji, temiz üretim, temiz fon, temiz toplum

Ardından kürsüye çıkan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin vaatlerini sıraladı.

Dünyanın yeni bir sanayi devrimini yaşadığını söyleyen Öztrak, “Yaşadığımız Dördüncü Endüstri Devrimi’nin yakıtı ‘işlenmiş veri’, iletişim teknolojisi ise sanal ve gerçek dünyanın bütünleşmesi. Otonom robotlar ve karanlık fabrikalar, nesnelerin interneti ve bulut teknolojileri, üç boyutlu yazıcılar ve artırılmış gerçeklik; tüm iş yapış biçimlerini değiştiriyor. Yaşamın her alanını dönüştürüyor” dedi.

Öztrak’ın konuşmasındaki bazı başlıklar şöyle:

-Temiz enerjiyle, temiz üretimle, temiz fonlarla, temiz toplumla, tertemiz bir gelecek inşa edeceğiz…

-Zenginleşeceğiz. Milletimizi, orta gelir tuzağından kurtaracağız.

-Genç ve dinamik iş gücümüzü, en etkin şekilde kullanacağız.

-Merkez Bankası’nın başına tüm dünyanın saygı duyduğu bir ismi atayacağız. Merkez Bankası’nın hedefi enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirmek olacak.

-2023 Bütçesini yeniden yapacağız. Şatafata ve israfa son vereceğiz.

-Cumhurbaşkanlığı makamını Çankaya Köşküne taşıyacağız.

-Feraha kavuşmak için, iki önemli çapamız var. Güçlü Türkiye, güçlü Avrupa’dır. Türkiye’nin geleceği demokratik, kurallı dünyadadır. Avrupa Birliği üyelik müzakerelerini canlandıracağız.

-İkinci çapamız ise hızla hayata geçireceğimiz ‘Yeni Nesil Kalkınma Stratejimiz’ olacak.

-Kurumları ve kuralları güçlü Türkiye’de; ‘Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem’ olacak.

-Siyasi Ahlak Yasasını çıkaracağız, siyasetin itibarını koruyacağız.

-Türkiye’yi, Mali Eylem Görev Gücü’nün gri listesinden çıkaracağız.

-Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans göstereceğiz. İstanbul Sözleşmesini yeniden yürürlüğe sokacağız.

-Kaynaklarımızı GAP, DAP, KOP ve DOKAP başta olmak üzere bölgesel ekonomik gelişmişlik farklarını azaltacak yatırımlarda kullanacağız.

Foggo: Eşitsizlik hiç bu kadar yakıcı olmamıştı

Yoksulluk ve Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo da son 20 yıldır Türkiye'de gittikçe derinleşen yoksulluğun adaletsizliğe yol açtığını söyledi. Foggo, “Zenginin daha zengin yoksulun ise daha yoksul olduğu ve bunun doğal karşılandığı bir zamanın içindeyiz. Bu memlekette eşitsizlik hiç bu kadar derin ve yakıcı olmamıştı. Çünkü bu memleket bu kadar umursamaz bu kadar kötü bir yönetim anlayışıyla karşılaşmadı. Bu adaletsiz sisteme karşı CHP iktidarının ilk hedefi yoksulluğu kökten bitirmek olacak” ifadelerini kullandı.

Foggo, CHP iktidarında Aile Destekleri Sigortası Kurumu’nun kurulacağını, tüm sosyal yardımların tek bir çatı altında toplanacağını ve kimsenin sosyal yardım almak için kapı kapı dolaşmak zorunda kalmayacağını söyledi.

Prof. Kara: Sürdürülebilir büyüme, gelir artışı lazım

Merkez Bankası'nın eski Başekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, video konferans yoluyla konuştu.

Kara, "Yoksullukla mücadele için kaynak gerekiyor. Sürdürülebilir bir büyüme, gelir artışı lazım. Önümüzdeki dönemde bir makro istikrar programının ana bileşenleri, özellikle makro finansal taraftan bakılınca nasıl olmalı, teknik görüşlerimi dile getireceğim” dedi.

Selin Sayek Böke: Dünya yeni bir üretim devriminin eşiğinde; öncüsü olmaya geliyoruz

Türkiye'nin keskin bir yol ayrımında olduğunun altını çizen CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, vizyonlarının Türkiye'yi ikinci yüzyılında kalkındırmak olduğunu söyledi.

Böke'nin konuşmasından bazı satır başları şöyle:

"Bilim insanları konuştu dinledik öğrendik işte biz bilimle siyasetin köprüsünü kurmaya geliyoruz tüm bilim insanlarını bilimle siyasetin köprüsünü kurma iradesi gösteren tüm siyasi liderleri ve siyasetçileri, bizi izleyenleri tüm halkımızı aynı coşku ile selamlıyorum. Büyük bir değişimin eşiğindeyiz. 85 milyon ortak geleceğimizin ne olacağına dair keskin bir yol ayrımındayız. Ülkemizi dünyanın ucuz emek gücü deposuna dönüştüren, halkı yoksullaştıran, rantçı, bilimden uzak ekonomik anlayışla mı devam edeceğiz; yoksa hak temelli kalkınmayla emeğe ve üretime değer veren yeni bir anlayışla, çağı yakalayan bugün bizde varız diyen yeni kalkınma hikâyesi ile mi? Bizim tercihimiz, bizim vizyonumuz belli. Türkiye’yi cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında kalkındıracağız. Ve toplumun tüm kesimleri hep birlikte zenginleşeceğiz. Bugün yaşanıyor olan bu ağır yıkıcı kalıcı bir şekilde hep birlikte ortada kaldıracağız. Nasıl mı? Üretimi dönüştüreceğiz.

Bugün ekonomi ranta dayanıyor. Dönüştürdüğümüzde üretmen yatırımlara dayanacak. Bugün ekonomi ağır bir sömürü düzeni içerisinde yürüyor. Yarın kalkınma olacak. Bugün vergi yükü halkın omuzuna bırakılmış vaziyette. Yarın adaletli bir vergi düzeni olacak. Dönüşen üretimle istihdam yaratacağız, verimlilik yaratacağız, gelirleri artıracağız, hayat pahalılığına son vereceğiz. Kaliteli hayatları hep birlikte yaşayacağız. Bugün ü. Buçuk milyon insanımız işsiz. Yaklaşık üç milyon insanımız ara dahi bulayamayacağını düşündüğü için iş aramayı bile bırakmış. Ama umutsuzluğa yer yok. Üretimi dönüştürdüğümüzde herkes için iş herkes için istihdam olacak. Bugün çalışanların yüzde 65’i asgari ücret veya ona yakın ücret alıyorlar. Ama umutsuzluğa yer yok. Üretimde yapacağımız dönüşle verimlilik artacak ve ücretler herkes için yükselecek. Bugün dünyanın çalışanlar için en kötü çalışma koşullarına sahip 10 ülkesinden biri Türkiye. Ama üretimde yapacağımız dönüşümle güvenceli istihdamda sosyal adaleti mutlaka sağlayacağız. Bugünün rantçı zihniyeti, doğayı katlederek iklim krizinin en ağır koşullarıyla halkı baş başa bırakmış vaziyette. Ama üretimde yapacağımız yeşil ve mavi dönüşümle yani temiz üretimle nefes alacağız. Bu dönüş yarını beklemeyecek bu dönüşüm iktidar olduğumuz gün başlayacak.

Dünya yeni bir üretim devriminin eşiğinde. Bu devrim bilgiye veriye bilginin ürettiği yeşil ve yeni teknolojilere dayanıyor. Daha önceki üç büyük sanayi devrimini ıskaladık. Bu sefer ıskalamayacağız. Parçası olacağız. Hatta öncüsü olmaya geliyoruz.

Yeteneklere insanına üreticisinin kapasitesine yatırım yapan yeni bir kamucu anlayışla geliyoruz. Yani ülkemizi girişimci ve dinamik bir devlet anlayışı ile yönetmeye geliyoruz. Kamu üreticinin hem öncüsü hem destekçisi hatta kuralları birlikte belirleyeceği demokratik ortağı olacak. Biz üretimi dönüştürürken üç temel hedefimiz olacak. Güvenceli ve kaliteli işler yaratmak, dönüşümü sağlamak ve üretimi yeşil yapmak. Yani kimseyi geride bırakmayan adil bir dönüşüm için geliyoruz.

Kamunun kaynakları yandaşlık üzerinden değil kamu yararı yaratmak için kullanılıyor olacak. Bu kapsamda kamu ihale kanununu yeşil ekonomi politikaları ile uyumlu, teknoloji yoğun üretimi teşvik eden, belgesel kalkınmayı destekleyen, organize suç, yolsuzluk, kara para aklama sucularıyla mücadele eden bir yapı da hazırlıyor olacağız. Yani artık biz geldiğimizde kamuda temiz ihale dönemi başlayacak.

Kamunun kaynakları KÖİ projeleri adı altında yandaşa aktarılmayacak. Kamunun kaynakları yolsuzluk içeren ihalelerle dağıtılmayacak. Kanunun parası kamuda halkta kalacak. Ve biz o parayı halk için kullanıyor olacağız. Yani kaynak nerede derseniz vergide adalet reformuyla temiz fonların yatırım yamak isteyeceği bir ülkeyi ortaya çıkartarak kamunun kaynağını kamuda tutarak yeni istihdam alanları için, yeniş yatırımlar için, güvenceli işler için atılması gereken tüm adımları atıyor olacağız. İşsizlik böyle bitecek. Reçetesi elimizde var, hazırız.

Kamu yok olma tehdidi altındaki işleri belirleyecek. Bir planlama bir dönüşüm stratejisi ortaya koyacak. Ve biz una uygun eğitim programları açıyor olacağız. Ve tüm çalışanların kendi şahsına ait olacak kişisel eğitim hesapları olacak. Yani mesleği yok olma tehdidi altında olanlar veya mesleğini değiştirmek isteyenlerin hayallerinin güvencesi bu kişisel eğitim hesapları olacak. Herkesin kendi hayali gerçekleşebilecek bir ileri hedef olmuş olacak. Peki bu yetenek inşasının sonunda verimlilik artacak, ücretler artacak, asgari ücreti değil zenginleştirici ücreti konuşuyor olacağız.

Torpille değil yeteneklerimizle; hangi adreste doğduğumuzla değil inşa edebildiğimiz öğrendiklerimizle var olacağız. Yani hiçbir genç okusam da ne olur demeyecek. İşte bunu için İŞKUR’un MEB ile koordinasyonla yürüteceği danışmanını ara uygulamasını biz başlatacağız. Böylece her gen yetenekleri ve hayalleri doğrultusunda bir sosyal hizmet ve rehberlik danışmanı ile eşleşecek.

Mahallesinde kreş, bakım hizmetleri olmadığı için çalışamayan kadınlar. Bilgiye, teknolojiye erişemediği için bunlarla tanışamayan gençler, hepimizin hayatını dönüştürmeye geliyoruz. Bizim inşa edeceğimiz tolu konutlarda her 20 binadan bir tanesini ortak alan olarak inşa edeceğiz. O ortak alanda kreş olacak, bakım hizmetleri olacak, dijital kütüphane olacak, teknoloji laboratuvarları olacak.

Bilim insanları, ürettiğiniz bilimi destekleyecek, güçlü dinamik, ve çeşitlendirilmiş iş birliklerinden oluşan bir araştırma şirketi kuracağız. TÜBİTAK temel ve uygulamaları araştırma faaliyetlerine odaklanmak üzere yeniden kimlik kazanacak. Toplumsal sorunlara odaklı kamu ARGE enstitüleri kuracağız. Mesela emek dostu teknolojiler enstitüsünü.

Büyük coğrafyamızın yetenek havuzu olmak için bütün adımları atacağız. Okulunda bilim yapmak isteyen tüm bilim insanlarımız özgür üniversitelere kavuşacaklar. YÖK'ü kaldıracağız, Boğaziçi'ni ve tüm üniversiteleri hep birlikte özgürleştireceğiz. Barış imzacısı akademisyenleri yeniden öğrencileri ile yeniden üniversitelerle buluşturacağız.

Teknolojinin toplumsallaşması için her okulda her sınıfta mahallelerde bir bilgisayar olması için evrensel hizmet fonunu amacına uygun kullanır hale geleceğiz.

Hiç kimse hiçbir engelli hiçbir yaşlı hiçbir dezavantajlı grup bilgisayar ve teknoloji kullanamadığı için ihtiyaç duyduğu devlet hizmetlerine erişmekten mahrum kalmayacak."

Acemoğlu: İlk önemli şey faiz politikalarını düzelterek enflasyonu düşürmek

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) öğretim görevlisi olan Ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Selin Sayek Böke'den sonra video konferansla açıklamalarda bulundu.

Acemoğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Eğitim düzeyi ve eğitim kalitesi çok kötü durumda. Türkiye'den gelen öğrencilerin uluslararası sınavlardan aldığı notlar çok düşük. Ya da Türkiye'deki öğrencilerin üniversiteye gitme, liseden mezun olma oranları Avrupa'ya ya da Güney Amerika'ya oranla çok düşük.

Teknolojiye yatırım yapmamak, verimsiz büyüme, insan kaynaklarını doğru kullanmamak... Bunun çok net bir sonucu var; düşük verimli istihdam, düşük ücret düzeyi, yoksulluk... Bu yoksulluk problemini çözmek istiyorsak verimliliği artırmak lazım. Türkiye'deki problem bundan da derin. Çünkü olan gelir çok eşitsiz bir şekilde dağılıyor.

İlk önemli şey faiz politikalarını düzelterek enflasyonu düşürmek. Enflasyonun bu düzeyde olduğu bir ekonomide başka kaynakların doğru olarak dağılması mümkün değil. Enflasyonu düşürmek kolay değil. Bu süreç içinde mali politikaları doğru kullanıp yoksulluğu, tüketiciye olan baskıları azaltması lazım. Türkiye'de işsizlik zaten çok büyük bir problem, bunun çok daha büyük bir problem haline gelmesine izin vermemek lazım."(Kısa Dalga/ANKA/Duvar)